11. Hukuk Dairesi 2023/3271 E. , 2024/5130 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1269 Esas, 2023/527 Karar
HÜKÜM : Yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Lüleburgaz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2018/631 E., 2021/153 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin eski ortağı ve müdürü olan davalının hissesinin tamamını diğer ortağa devrettiğini, şirketteki müdürlük görevinin sona erdiğini, davalının şirketin tek hissedarı ...'dan 100.000,00 euro alacaklı olduğunu ileri sürdüğünü ve bu parayı tahsil etmek maksadıyla müvekkili şirketi borçlu gösteren üç adet sahte bono düzenlediğini, icra takibine giriştiğini, müvekkilinin davalıya bir borcunun olmadığını, davalının, ...'dan 100.000,00 euro alacaklı ise bu alacağını şirketten değil ...'dan talep edebileceğini, davalının şirket hesabına yaptığı havalenin bir borcun ödenmesi anlamına geldiğini, alacaklı olunduğunu göstermediğini ileri sürerek 155.000,00 TL'lik 24.08.2018 düzenleme tarihli ve 09.11.2018 ödeme tarihli sahte bono ile 19.000,00 TL'lik 24.08.2018 tarihli ve 12.11.2018 ödeme tarihli bonodan dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra takiplerinin iptaline ve ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı şirketin sahip, hissedar ve müdürünün iki kişi olduğunu, birinin dava dışı ... diğerinin müvekkili olduğunu, her ikisinin de ayrı ayrı münferiden müdür olduklarını ve tek imza ile şirketi borçlandırdıklarını, dava dışı ... tarafından şirkete verilip iade alınan parada olduğu gibi müvekkili tarafından davacı şirkete borç verildiğini, dava konusu senetler karşılığı paranın müvekkili tarafından davacı şirketin banka hesabına gönderildiğini, şirket kayıtlarında ve banka hesabında müvekkilinin bu parayı gönderdiğinin kayıtlı olduğunu savunarak davanın reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin ... ve ... tarafından %50'şer hisse ile kurulduğu, her birinin münferiden imza yetkisinin olduğu, ortak ...'nin 17.09.2018 devir temlik sözleşmesi ile şirketteki hissesini diğer ortak ...'a devrettiği, bonoların düzenleme tarihinin 24.08.2018 olduğu, takip konusu bonoların davacının şirket ortağı olduğu dönemde, hisse devri gerçekleşmeden önce davalı tarafından şirket kaşesi ve kendi imzası ile kendi adına düzenlendiği, davacı şirket ticari defterler ve banka kayıtları üzerinde yapılan incelemeye göre, üç adet bononun şirket kayıtlarında yer almadığı, davalı tarafından şirketin banka hesabına ortaklıktan ayrılma tarihine kadar 629.352,00 TL para yatırıldığı, 52.009,00 TL para çekildiği ve 47.000,00 euro karşılığı 219.574,00 TL para çekildiği, yatırılan tutarın 250.000,00 TL'nin şirket hesabına sermaye ödemesi olarak yazıldığı, bu nedenle davalının şirketten 107.769,00 TL alacağının olduğunun belirtildiği, ATM'den kredi kartı ile çekilen tutarların davalının şahsına çektiği tutarlar olması durumunda 187.951,00 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, şirketin banka hesabından kredi kartı ile ATM'den çekilen paraların davalı tarafından şahsına çekilen tutarlar olduğu dosya kapsamı ile ispatlı olmadığından, davalının davacı şirketten 107.769,00 TL alacaklı olduğu, mücerret bir borç ilişkisi doğuran kambiyo senedinin deftere kaydedilme zorunluluğunun bulunmadığı, vadesi önce gelen bonodan dolayı borcun ödendiği, 05.11.2018 vade tarihli 95.000,00 TL tutarlı bono nedeniyle davalının alacağının kalmadığı, davalının 09.11.2018 vade tarihli 155.000,00 TL bono nedeniyle 88.769,00 TL alacaklı, 12.11.2018 vade tarihli 19.000,00TL bono nedeniyle alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalının ATM'den çektiği tutarlardan dolayı sorumlu olmadığı belirtilmişse de çekilen 295.720,00 TL'nin şirket için harcandığını ispat yükünün davalıda olduğunu, şirket kayıtlarında bu tutarın şirket için harcandığına dair delil ve emare bulunmadığını, davalının müdür olduğu tarihte çekilen paraların kendisi tarafından ya da nezaretinde tutulduğunu, mahkemenin ispat yükünü çevirerek tersini kabul ettiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kambiyo senetleri illetten mücerret olduğundan kambiyo senetleri nedeniyle borçlu bulunmadığının ispat yükünün davacıda olduğunu, davacı tarafın ticari defterlerinin davacı lehine delil olarak değerlendirilemeyeceğini, davacı defterlerinin kapanış tasdiki yapılmadığından davacı lehine delil teşkil edemeyeceğini, müvekkili lehine delil olacağını, senetlerin karar defterine kaydının şart olmadığını, her iki ortağın da borç olarak gönderdiği ödemeleri şahsi hesaplarından şirket hesabına yaptıklarını, davacının "havale mevcut borcun ödendiğini gösterir" şeklindeki beyanının, sanki müvekkilinin şirkete borcu varmış ve ödenmiş gibi gösterilmeye çalışılmasının mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, şirket kayıtlarında ve hesaplarında müvekkiline borç verildiğinin kayıtlı olmadığını, müvekkilinin şirkete ilişkin kartla bankamatikte işlem yapmadığını, gözüken işlem tarihlerinde yurt dışında bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı şirketin ortağı ... ile davalı ... arasında 16.09.2018 tarihli "Ortaklıktan Ayrılma Protokolü" düzenlendiği, ...'nin şirketteki %50 ortaklık hissesini ...'a devrettiği, şirketin ve çiftliğin mülkiyetinin toplam değerinin 700.000,00 euro olarak belirlendiği, alıcının 350.000,00 euro ödeyerek satıcının hisselerini devraldığı, noterden devir esnasında 125.000,00 euronun satıcının hesabına yatırılacağı, satıcı adına kayıtlı çiftlik mülkü tapudan devir yapılırken 125.000,00 euronun bankaya yatırılacağı, Romanya'dan hayvanların gelmesinden sonra (Kapıkule'den gümrüklemesi yapıldıktan sonra geri kalan 100.000,00 euronun satıcıya alıcı tarafından ödeneceğinin, satıcının Ela Farm adına Ziraat Bankası'ndan kullanılan 5.600.000 TL kullanılan kredide bulunan şahsi kefaletinin 31.12.2018 tarihine kadar kaldırılacağının kararlaştırıldığı, davalı alacaklı tarafından davacı şirket ve ... aleyhine 24.10.2018 tarihli noter ihtarnamesi ile vadesi gelmesine rağmen ödenmeyen 100.000,00 euronun ödenmesi ve kredideki şahsi kefaletinin kaldırılmasının talep edildiği, davaya konu üç adet senedin, unsurları tamam kambiyo vasfında bulunduğu, keşidecinin davacı şirket, lehtarının davalı alacaklı ... olduğu, tanzim tarihlerinin şirket hissesinin devrinden önce 24.08.2018 tarihli olduğu, bonoların tanzim tarihinde, davalı ...'nin münferiden şirketi temsil yetkisinin bulunduğu ve davalının senetleri şirketi temsilen imzaladığını kabul ve beyan ettiği, uyuşmazlığın, bonoların tanzim tarihi itibarıyla davacı şirketin ortağı ve yetkilisi olan davalının, davacı şirketi borçlu göstererek, şirketi temsilen kendi lehine düzenlediği senetlerden dolayı davacı şirketin davalıya borçlu olup olmadığının tespitinden kaynaklandığı, davacı vekili şirketin davalıya borçlu bulunmadığını, davalı vekilinin ise kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu, ispat yükünün davacıda olduğunu ileri sürdüğü, ilk derece mahkemesince davacı defterleri incelenerek, davalı ve dava dışı diğer ortak tarafından şirkete havale edilen paralar ve çekilen paralar hesaplanarak sonuca gidilmesinin yerinde olmadığı, bilirkişi tarafından yapılan incelemede, davacı defterlerinde davaya konu senetlere ilişkin herhangi bir borçlanma kaydının bulunmadığı, senedin düzenlendiği tarih itibariyle davalının müdürü bulunduğu dönemleri kapsar şekilde bir kaydın olmadığı, davalı ...'nin iki ödemesi dışında diğer ödemelerinin şirkete borç olarak verildiğine dair şirket kayıtlarında bir açıklık bulunmadığı gibi, 16.09.2018 tarihinde davalı ile şirketin diğer ortağı ... arasında yapılan ortaklıktan ayrılma protokolünde de davalının şirketten bu senetlere dayalı olarak alacağı bulunduğuna dair bir kaydın bulunmadığının anlaşıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) Limited Şirketlerde "... ve bağlılık yükümlülüğü, rekabet yasağı başlıklı" 626 ncı maddenin birinci fıkrasında "Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler. 202 ila 205'inci madde hükümleri saklıdır." hükmüne yer verildiği, madde gerekçesinde "Şirketin menfaatinin gözetilmesinin" şirketin menfaatinin kişisel menfaatlere ve başkalarının menfaatlerine feda edilmemesi, diğer menfaatlerin arkasına konulmaması anlamına geldiği, şirket menfaatinin gözetilmesinin, müdürlük görevinin yapılışına ilişkin doğal bir gereklilik olduğu, bağlılık yükümü içinde de değerlendirilemeyeceği, şirket menfaatlerinin gözetilmesinin ölçüsünün dürüstlük kuralı olduğunun belirtildiği, davalının şirketi temsil yetkisinin bulunduğu dönemde, kendi lehine üç adet borç senedi düzenlediği, senetlerin davalının temsilci olduğu dönemde şirket defterlerinde kayıtlı olmadığı, bu durumda temsilcinin, kendi lehine ve temsil ettiği şirket aleyhine/zararına yaptığı işlemlerin, 6102 sayılı Kanun'un mezkur 626 ncı maddesi gereği şirket temsilcisinin ... ve bağlılık yükümlülüğü ile bağdaşmadığı, yetkinin kötüye kullanılması ve temsil yetkisinin aşılması suretiyle yapılmış olduğunun kabulü gerektiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulü gerekirken, yazılı gerekçelerle kısmen kabul kararı verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararda davalının yetkisini kötüye kullandığı gerekçesine yer verildiği halde lehlerine kötü niyet tazminatına hükmedilmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu yönü ile bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kambiyo senedine dayalı menfi tespit davasında ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, davacı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin davacı lehine delil olarak değerlendirilemeyeceğini, kapanış tasdiki yapılmamış defterlerin sahibi lehine delil olamayacağını, bilirkişi raporuna göre müvekkilin alacağının sabit olduğunu, davacının dava dilekçesinde müvekkilinin şirketten alacağı olduğu hususunda beyanda bulunduğunu, bu beyan ile senetlerde malen kaydının bulunmaması dikkate alındığında bononun bağımsız borç ikrarını içeren bir senet oluşu ve bedelsizlik iddiasının davacı tarafça ispatı gerektiği, bu ispatın da dosya kapsamında mevcut olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo senetlerinde dolayı başlatılan takip ve bu takip dayanağı bonolardan dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3.6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!