WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/3270 E.  ,  2024/5439 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1324 Esas, 2023/472 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/298 E., 2021/305 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine sahte bonoya dayalı olarak Bakırköy 7. İcra Müdürlüğünün 2016/17559 takip sayılı dosyası ile 600.000,00 TL alacak üzerinden icra takibi yaptığını, icra takibine konu bononun müvekkiline ait başka bir belgedeki imzanın taşınarak sahte olarak üretildiğini, sahte bonoyla ilgili davalı aleyhine Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/77 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu nedenlerle sahte bono nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, sahteliği iddia edilen bonodaki imzanın davacıya ait olduğunu, bononun sahte olarak üretilmesinin söz konusu olmadığını, bonodaki imzanın davacıya ait olması nedeniyle açığa atılan imza kapsamında davacı tarafın sorumlu tutulması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından davacı aleyhine yapılan Bakırköy 7. İcra Müdürlüğünün 2016/17559 takip sayılı dosyasına konu edilen 21.07.2015 düzenleme tarihli 25.09.2015 ödeme tarihli 600.000,00 TL'lik bononun sahte olduğu, sahte bonoya dayalı olarak davacı tarafın borçlu olduğunun kabul edilemeyeceği, bu nedenle davacı tarafından açılan menfi tespit davasının kabulü gerektiği, davalının Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinde vermiş olduğu ifadede bononun kendisinin yanında imzalandığını beyan etmesi karşısında ve bononun da sahte olduğu belirlendiğine göre davalı tarafın kötü niyetli olarak sahte bonoya dayalı icra takibi yaptığı dikkate alınarak davacı lehine 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince %20 kötü niyet tazminatına karar vermek gerektiği gerekçesiyle sabit görülen davacının davasının kabulüne, davacının, Bakırköy 7. İcra Müdürlüğünün 2016/17559 takip sayılı dosyasında borçlu olunmadığının tespitine, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince menfi tespite konu bono bedelinin %20'si üzerinden hesaplanan 120.000,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın dosya kapsamına ve hukuka aykırı olduğunu, delillerinin toplanmadığını, itirazlarının incelenmeden ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verildiğini,mahkemenin sadece Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin dosyasını incelediğini, hukuk mahkemelerinin ceza mahkemeleri kararı ile bağlı olmadığını, dava konusu bononun gerçek bir bono borcun da gerçek bir borç olduğunu, bononun aslı üzerinde inceleme yapılmadığını, bonodaki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunu, bono üzerindeki imzanın açığa atılan imza niteliğinde olup mahkemece bu hususun değerlendirilmediğini, senedin anlaşmaya aykırı olduğunun ispat külfetinin davacıda olduğunu, ancak mahkemenin bu yönde değerlendirme ve inceleme yapmadığını, gerek ceza dosyasında gerekse işbu dava dosyasında takibe konu bononun aslı üzerinde inceleme yapılmadığını, ceza dosyasında gerekli ve yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, ceza dosyasında hükme esas alınan 16.08.2017 tarihli raporda üst kenarı forma kesim olmayan renkli fotokopi olan kağıt parçasına bilgisayar ve ekipmanlarınca yazılmış olduğunun belirtildiğini, ayrıca Nevzat İlhan'a ait mukayese imzalar arasında yapılan değerlendirmede imzanın Nevzat İlhan'ın eli ürünü olduğunu, yazıların ...'un eli ürünü olmadığının kabulünün gerektiğini bildirdiğini, görüldüğü üzere bono aslı üzerinde değil renkli fotokopi üzerinde inceleme yapıldığını, aynı şekilde 10.09.2018 tarihli bilirkişi raporunda da inceleme yapılmaksızın doğrudan sonuç belirtilerek belgenin iğfal kabiliyetini haiz bulunduğunun belirtildiğini, oysaki dava konusu senedin sahte olmadığını, raporda sahtelik yönünden inceleme yapılmadan sahte kabul edilerek iğfal kabiliyetinin bulunduğunun belirtildiğini, belge aslı üzerinde yapılmayan incelemelerin kabul edilemeyeceğini, bononun renkli fotokopiden ibaret olmadığını, davacı yetkilisinin ıslak imzasının yer aldığını, konu ile ilgili olarak uzman mütaalası sundukları ve Adli Tıp Kurumundan (ATK) rapor alınmasını istediklerini, ancak mahkemenin bu hususu dikkate almadığını, yine kötü niyet tazminatının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, senedin hem icra dairesince hem de ihtiyati haciz kararı veren mahkememce incelendiğini, dolayısıyla müvekkilinin kötü niyetli olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın şikayeti üzerine başlatılan hazırlık soruşturması sonunda davalı aleyhine kamu davası açıldığı ve davalının dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 34. Ceza Dairesince davalı sanığın istinaf başvurusunun kesin olarak esastan reddine karar verildiği, böylelikle ceza mahkemesi kararının kesinleştiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi uyarınca ceza mahkemesindeki maddi vakıanın sübutuna ilişkin hükmün hukuk mahkemesi hakimini de bağlayacağı, buna göre davalının takip ve dava konusu senedi sahte olarak oluşturduğu ve takibe koyduğu, bu hususun kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı ile sübuta erdiği, bu hususun isabetli bir şekilde hukuk mahkemesince de verilen hükümde dikkate alındığı, ayrıca davacının senette keşideci, davalının da lehtar olduğu hususları gözetildiğinde davalı aleyhine tazminata hükmedilmesinde usule aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, takibe konu bonodaki keşideci imzasının sahte olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin beşinci fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi