11. Hukuk Dairesi 2023/3252 E. , 2024/5375 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1370 Esas, 2023/604 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/74 E., 2021/233 K.
Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı alacaklı tarafından dava dışı asıl borçlu aleyhine takip başlatılmış olup bu takip dosyası ile takip dışı 3. kişi konumundaki davacı müvekkilinin işyeri adresinde müvekkil firmaya ait malların haksız ve kötü niyetli olarak haczedildiğini, firma yetkilisi ... ...'ın istihkak iddiasında bulunduğunu, daha sonrasında dosyanın icra mahkemesine tevdi edildiğini ve İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/1316 E., 2019/1206 K. sayılı kararıyla istihkak iddiasının reddi ile takibin devamına karar verildiğini, bu kararın icra müdürlüğü tarafından müvekkiline tebliğ edilmediğinden istihkak davası açma hazırlığı yapılamadığını, 19.12.2019 tarihinde alacaklı bankanın vekilleri tarafından yeniden aynı adrese haciz için gelindiğini ve haczedilen menkul malların muhafazası yapılacakken davalı alacaklı vekili ile telefonda vekil olarak yapılan görüşmede işlemin hukuka aykırı olduğunun belirtildiğini, alacaklı vekilinin ise bu durumda en azından anaparanın yatırılması, sonrasının ile görüşülebileceğinin bildirildiğini, bu görüşme sonunda müvekkilinin icra ve haciz tehdidi ile dosya kapak hesabında yer alan anaparanın 240.000,00 TL'sini vekilin hesabına ödeme yapmak zorunda bırakıldığını, işbu ödeme sonrasında icra dosyasına bakıldığında alacaklı vekili tarafından dosyanın haricen tahsil yöntemi ile kapatıldığını öğrendiklerini, bu durum karşısında istihkak davası açma yolu kapandığından konu yapılan ödemenin geri alınması için istirdada dönüştüğünü, takip dışı 3. kişi konumundaki müvekkili ile borçlu firmaların yetkilisi ve ortaklarının aynı olmayıp, birbirlerini hiçbir şekilde tanımayan iki firma konumunda olduğunu, iki firmanın da vergi numaraları ayrı olmakla beraber birbirleri ile organik bağı bulunmadığını, haciz mahallinde borçlu firmaya ait hiçbir fatura, vergi levhası, fiş döküman vb kayıt bulunmaması karşısında ısrarla haciz işlemi yapılması hukuka aykırı olduğunu, haciz mahallinin Vodafone mülkiyetinde olan ve sadece Vodafone abonelerinin fatura tahsilatlarının gerçekleştirildiğini, müvekkilinin Vodafone A.Ş.'ye ilettiği 12.02.2019 tarihli e mail ile talep etmesine rağmen unvan değişikliği yapılmamış olan pos cihazından çıkarılan sliplerde borçlu firmanın isminin geçmesi ile iki şirket arasında organik bağ kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, Vodafone ile müvekkili şirket arasında bayilik sözleşmesi kapsamında ticari faaliyetin devam ettiğini, kiracısı Vodafone A.Ş olan işyerinin Vodafone cep merkezi statüsünde asıl borçlu firmanın Vodafone A.Ş. ile olan sözleşmesi çerçevesinde kullanımının sona erdiğini, 30.11.2018 tarihinden itibaren belirtilen adreste Vodafona A.Ş tarafından verilen yetki ile müvekkil firmanın kullanmaya başladığını, cep merkezinde bulunan ve mülkiyeti Vodafona A.Ş'ye ait olan pos cihazının 30.11.2018 tarih itibari ile asıl borçlu tarafından kullanılmasının mümkün olmadığını, durumun Vodafona A.Ş. tarafından da teyit ettirildiğini, bu nedenle pos cihazından çıkan sliplerde asıl borçlu isminin çıkmasının tamamen Vodafone A.Ş'nin pos cihazındaki mülkiyetine nazaran yapması gereken değişiklikle ilgili olduğunu, davalı alacaklının kendi kusurundan kaynaklanan sebeplerle haciz işlemi yaptığını, müvekkilin icra tehdidi altında davalı alacaklı vekiline ödeme yapmak zorunda bırakıldığını, bu nedenlerle Vodafone A.Ş. tarafından müvekkili şirket ile asıl borçlu şirket arasında herhangi bir organik bağın bulunmadığı, iki ayrı şirketler olduğu, haciz mahallinde elde edilen sliplerin aslında Vodafone A.Ş tarafından fatura tahsilatı için konulan ve mülkiyeti Vodafone A.Ş. hesaplarına geçtiği iş yerindeki işletmecinin bu tahsilatlardan hiçbir şekilde gelir elde etmediği pos cihazındaki şirket unvanı değişikliğinin yapılmamasından kaynaklı bir durum oluştuğu da birlikte gözetildiğinde yapılan haciz işleminin hukuka aykırı olduğunu, istirdat iddialarının ve davanın kabulü ile; müvekkili tarafından borçlu olmadığı halde icra ve haciz tehdidi altında 19.12.2019 tarihinde yapılan ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte beraber müvekkilinin istirdadına iade edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla borçlular ... Eğitim Bilişim Ürünleri Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve ... aleyhine İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün 2019/30750 E. dosyası ile takibe geçildiğini, borçluların menkul, gayrimenkul malları ile hak ve alacaklarının haczi ve muhafazası için 15.10.2019 tarihinde Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2019/176 Talimat sayılı dosyası ile Ankamall Avm No:B1/12 Akköprü Yenimahalle Ankara adresinde haciz işlemi gerçekleştirildiğini, gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında davacının istihkak iddiasında bulunduğunu, taraflarınca istihkak iddiasına itiraz edildiğini icra müdürlüğünce dosyanın İİK m.97. mucibinde İcra Hukuk Mahkemesine gönderildiğini, İstanbul 16.İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/ 1316 E., 2019/1206 K. sayılı kararı ile takibin devamına karar verildiğini, takibin devamı kararı ile haczedilen malların muhafazası için 19.12.2019 tarihinde aynı adrese hacze gidildiğini, haciz mahallinde 3.kişi davacının dosya borcuna mahsuben ödeme yaptığını, davacının dosya borcuna istinaden ödeme yapmış olmakla borçlu ile birlikte hareket ettiğini açıkça gösterdiğini, davacı tarafından açılan iş bu davanın haksız ve hukuka aykırı olduğundan reddinin gerektiğini, davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin de karşı tarafa tahmiline karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında mevcut ticaret sicil kayıtlarından ve Vodafone tarafından gönderilen bilgi ve belgelerden; dava dışı şirket ile davacı şirketin ortaklarının farklı olduğu, ticaret sicilinde kayıtlı adreslerin hiçbir dönemde aynı olmadığı, davacının Vodafone bayisi olduğu ve haciz yapılan iş yerinde Vodafone bayisi olarak bulunduğu, iş yerinin kiracısının Vodafone olduğu, bu iş yerinde asıl borçlu şirketin kullanımının sona erdiği, iş yerinin borcun doğumundan sonra 30.11.2018 tarihinden itibaren davacının kullanımında olduğu, iş yerindeki pos cihazının Vodafone'a ait olduğu,Vodafone faturalarının tahsili için kullanıldığı, 30.11.2018 tarihi itibari ile asıl borçlu şirketin kullanımının söz konusu olmadığı, bu bağlamda; borçlu ile davacı şirket arasında organik bağ bulunmadığı, davacının alacaklıya borcu bulunmadığı halde haciz baskısı altında ihtirazi kayıtla ödeme yaptığı, davalının sebepsiz zenginleştiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı adresinde gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında davacının istihkak iddiasında bulunduğunu, tarafımızca istihkak iddiasına itiraz edildiğinden icra müdürlüğünce dosya İİK m.97. mucibinde İcra Hukuk Mahkemesine gönderilmiş ve İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/ 1316 E. 2019/1206 K. sayılı kararı ile takibin devamına karar verildiğini, takibin devamı kararı ile haczedilen malların muhafazası için tekrar aynı adrese hacze gidilmiş, haciz mahallinde 3.kişi davacının dosya borcuna mahsuben ödeme yaptığını, davacının dosya borcuna istinaden ödeme yapmış olmakla, borçlu ile birlikte hareket ettiğini açıkça gösterdiğini, davacının yaptığı ödemenin istirdatını talep etmişse de, takipte borçlu olmadığı için kendisine karşı haciz baskısı yapılmasının söz konusu olmadığını, diğer taraftan usul açısından da davacının aktif dava ehliyeti ve taraf sıfatının bulunmadığını, ayrıca takibin devamı kararının hacizli malların borçluların elinde bulunduğunu gösterdiğini, borçlu ile 3. kişi arasında açık bir şekilde organik bağ bulunduğunu, kaldı ki TBK.78. maddesindeki borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir.' hükmü gereği davacının yapmış olduğu ödemeyi geri isteyemeyeceğini, haciz işleminin gerçekleştirildiği adres borçlunun takibe dayanak senette ve genel kredi sözleşmesinde yer alan kaşe adresi olduğunu, borçlunun takibe dayanak senet ve sözleşmeye bu adresi yazmasının borcun ödenmemesi halinde haczin bu adreste gerçekleştirileceğinin kabulü anlamına geldiğini, gelinen adresin borçlu şirketin eski faaliyet adresi olduğunu, borçlu şirketin borcun doğumundan sonra muvazaalı adres değişikliği yapmış olup bu adres değişikliği yalnızca kayden yapıldığını, hali hazırda borçlu şirket gelinen adreste aynı iştigal konusunda faaliyet göstermeye devam ettiğini, haciz mahallinde borçluya ait güncel tarihli ticari ve muhasebesel evrak bulunduğunu, evraklar arsında 15.03.2019 tarihli fişler, 14.04.2019 tarihli fişler, 21.05.2019 tarihli fişler, 12.03.2019 tarihli gün sonu raporunun yer aldığını, borçlu ile sözde 3. kişinin iştigal konularının aynı olduğunu, her ikisinin teknoloji ve bilişim alanında faaliyet gösterdiğini, istihkak iddiasını ispata elverişli hiçbir belge sunulamadığını, Yerleşik Yargıtay içtihatları gereği; fatura kira sözleşmesi gibi her zaman herkes tarafından düzenlenebilen adi nitelikli işbu belgelerin istihkak iddiasını ispata haiz olmadığını, kaldı ki işbu adi nitelikli belgelerin dahi sunulamadığını, neticede 3. kişinin istihkak iddiası soyut ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile haciz mahallinde yapılan araştırmada dava dışı asıl borçlu şirkete ait pos fişlerinin tespit edildiği, bu durumun da davacı ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında organik bağ olduğu davalı tarafından ileri sürülmüş ise de; dosyada mevcut Garanti Bankası A.Ş. ile Vodafone A.Ş. yazı cevapları ile POS cihazının Vodafone adına kayıtlı olduğu ve cihaz ile yapılan tahsilatların doğrudan Vodafone A.Ş. hesabına geçtiği, cihaz ile fatura tahsilatı dışında başkaca bir işlem yapılmasının ve kazanç sağlanmasının mümkün olmadığı dikkate alındığında; Vodafone A.Ş.'nin cihazda güncelleme yapmamasından kaynaklı olarak dava dışı borçlu şirket adının görünmesinin organik bağ anlamına gelmeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, borçlu olunmadığı halde haciz baskısıyla icra dosyasına yapılan ödemenin davalıdan tahsiliistemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!