WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/3210 E.  ,  2024/5389 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI :2020/739 Esas, 2023/443 Karar
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2019/609 E., 2020/59 K.

Taraflar arasındaki şirket genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette %17 oranında hissedarlığının bulunduğu, müvekkilinin, şirketin 08.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen 2018 yılı olağan genel kurulu toplantısında alınan 6 ve 9 nolu kararlara muhalefet şerhi verdiğini, bu kararların iptal edilmesi gerektiğini, 9 uncu gündem maddesi ile yönetim kurulu üyelerine aylık 20.000,00 TL net huzur hakkı ödemesine karar verildiğini, 2017 yılını kâr ile kapatan, 2018 yılındaki sermaye arttırımına rağmen 27.770.613,00 TL zarar eden ve kötü yönetilen şirkette bu miktar huzur hakkı ödemesinin fahiş olduğunu, yönetici ortakların başka şirketlerde de yönetici ve ortak olduklarını, davacının da ortak olduğu bu şirketleri bildiğini, bu şirketlerden de huzur hakkı aldıklarını, yönetim kurulu üyesi ... ...'nın İstanbul ili dışında yaşadığını, tüm mesaisini davalı şirkette harcamadığını, keza diğerlerinin de aynı durumda olduğunu, örtülü kar dağıtımı yapıldığını, denetçilerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı Kanun) ayrı bir statüye kavuşturulduğunu, organ olmaktan çıkarıldığını, görevlerinin sadece şirketi denetlemek değil korumak da olduğunu, anılan Kanun'un 378 inci maddesine göre kendisine riskin erken saptanması ve yönetim komitesi kurulmasını isteme görevinin verildiğini, denetçilerin bu görevlerini yerine getirmediklerini, birden çok grup şirketi denetleyen denetçinin, kardeş şirket ... .. Paz. A.Ş. ile diğer kardeş şirket ... ...... Otomotiv A.Ş.'de satış iskonto oranlarının farklı olması konusunda hiç bir görüş bildirmediğini, bunun denetçilik görevinin ifası olmadığını, bu nedenle denetim raporunun ibrasına yönelik toplantıda alınan 6 ncı maddenin de iptal edilmesi gerektiğini ileri sürerek, 08.05.2019 tarihli genel kurul toplantısında huzur hakkı ödenmesine ve denetçinin ibra edilmesine ilişkin 6 ve 9 no’lu kararların iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, şirketin % 17 oranında hissedarlığının bulunmadığını, huzur hakkı ödemesinin 6102 sayılı Kanun'un 20 nci ve 394 üncü maddesi uyarınca kanundan doğan bir hak olup şirketin kar elde etmesi şartına bağlı olmadığını, miktarın fahiş olmadığını, 2012 yılı genel kurul toplantısına davacının da asaleten katıldığını, yine 20.000,00 TL huzur hakkı ve ayrıca 200.000,00 TL ikramiye ödenmesine karar verildiğini, bu kararın da oy birliği ile alındığını, davacının o zaman alınan karara karşı bir itirazının bulunmadığını, gündemin 3 üncü, 4 üncü ve 5 inci maddelerinde yer alan faaliyet raporuna, bağımsız denetçi raporuna karşı da iptal davası açılmadığını, yine yönetim kurulu ibrasının da dava konusu yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ödenmesi kararlaştırılan huzur hakkı bedelinin kâr dağıtımı niteliği taşımaması, dürüstlük kuralını çiğnememesi ve şirketin mali durumu ile uyumlu olması gerektiğini, şirket ve diğer şirketlerin 9-10 yıldır kar payı dağıtmadığını, huzur hakkı aldıklarını, oysa 2012 yılında sadece 2-3 yıldır kar payı dağıtmadıklarını, yöneticilerin sadece birer şirketten huzur hakkı aldıklarını, oysa 2019 yılı itibariyle aynı yöneticilerin 7 şirketten huzur hakkı aldıklarını, bu yöntemle de hem kar transferi yapıldığı hem de kar dağıtımının yaratacağı vergi yükünden kurtulunduğunu, her davanın kendi dönemi itibari ile değerlendirilmesinin gerektiğini, mahkemenin bu ilkeyi atladığını, şirketin 2017 yılını 2.391.982,00 TL kar ile kapatmış iken sermaye artırımına rağmen 2018 yılını 27.470.613,00 TL zarar ile kapattığını, ödemelerin kar dağıtımı amaçlı olduğunu, ortaklar arasında adaletsizlik yaratıp, dürüstlük kuralına uyulmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, bu dosyaya çok benzeyen dosyalara ilişkin sundukları raporların nazara alınmadığını, uzun yıllar kar dağıtmayan şirketin, huzur hakkı ödemesi adı altında bazı ortaklara örtülü olarak ve eşitliği çiğneyecek şekilde kaynak transfer ettiğini, 6102 sayılı Kanun'un 394 üncü maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesinin mümkün olduğunu, ancak bunun piyasa ortalaması doğrultusunda fiili emek karşılığı olması, şirketin mali durumu, ekonomik yapısı ile uyumlu olması, kar dağıtımı niteliği taşımaması, şirketin finansal yapısını olumsuz etkilememesi gerektiğini ancak somut olayın bu şartları taşıyan şirketin zarar ettiğini, kötü yönetildiğini, yöneticilerin şehir dışında olduklarını, mesailerini veya mesailerinin büyük kısmını şirkette geçirmelerinin fiilen imkansız olduğunu, emek bulunmadığını, diğer ortak şirketlerden de huzur hakkı aldıklarını, ... ... ... Turizm Ltd. Şti'.nin de yöneticisi olup bu kadar çok şirkette çalışan üyelerin sadece davalı şirkette mesai harcamalarının imkansız olduğunu, bağımsız denetçinin basit bir tasdik organı olmadığını, görevinin sadece kendisine sunulan defterleri denetlemek olmadığını, yemini gereği şirketi korumakla görevi olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 378 inci maddesinde yükletilmiş olan “Riskin erken saptanması ve yönetimi komitesi kurulması isteme” yetkisi ile koruma görevinin somutlaştırıldığını, denetçinin tüm grup şirketlerini aynı şekilde denetlemekle görevli olduğunu, kardeş şirket ... Otomotiv Yatırım Pazarlama AŞ'de satış iskontoları %42.75 iken davalı şirkette %6.65, diğer kardeş şirket olan ... Otomotiv Ticaret A.Ş.'de % 8 olmasına hiç görüş bildirmediğini, düz evrak memurluğu yaptığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirketin 6 ortağı bulunduğu, davacının %0,26 (64.196) oranında hissedar olduğu, 08.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen ve tüm ortakların hazır olduğu 2018 yılı olağan genel kurul toplantısına davacının asaleten katıldığı, 6 ve 9 numaralı kararlardan sonra muhalefet şerhini tutanağa geçirttiği, gündemin 6 ncı maddesi ile; denetçilerin davacının ret oyuna karşılık oy çokluğu ile ibra edildiği, davacının, 6102 sayılı Kanun ile denetçilerin basit bir tasdik organı vasfından çıkarıldığını, görevlerinin sadece şirketleri denetlemek değil, niteliği ve yeminleri gereği şirketi korumak olduğunu, yasanın emrettiği müdahaleleri yapmadıklarından bahisle ibra edilmelerine ilişkin kararın iptalini talep ettiği, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, şirketin bağlı ortaklıklara borç verdiği, bu nedenle zararın doğduğunun belirtildiği, davacıdan zararın gizlenmesi ya da denetim yapılmaması suretiyle zararın kaynağının ortaya çıkarılamaması gibi bir zafiyetin bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiş olup söz konusu genel kurul toplantısında eski yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçildiği, davacının bu seçime itiraz etmediği, kararın oy birliği ile alındığı, şirketin zararından öncelikle sorumluğu olan yönetim kurulu üyelerinin faaliyet raporlarını onaylayıp ibralarına karşı da iptal talebinde bulunmayan davacının ileri sürdüğü sebeplerin yasada yer alan iptal sebeplerinden olmadığı, dolayısıyla bu madde yönünden mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda şirketin mali yapısı da incelenmiş olup, raporda da belirtildiği gibi 2012 yılında davalı şirket genel kuruluna davacının asaleten katıldığı, aynı genel kurulda aynı yönetim kurulu üyelerine 20.000,00 TL huzur hakkı ve 200.000,00 TL ikramiye ödenmesine karar verildiği, aradan geçen 8 yıllık süreye rağmen aynı ücretin kararlaştırılmış olması ve şirketin aktif büyüklüğü nazara alındığında huzur hakkının yapılan işle uyumlu olduğu ve örtülü kar dağıtımı anlamına gelmeyeceği kanaati ile mahkemece 9 uncu madde yönünden de davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmayıp, yöneticilerin diğer şirketlerden huzur hakkı alması davalı şirketten de huzur hakkı almasına engel olmayacağı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.