11. Hukuk Dairesi 2023/3199 E. , 2024/5715 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1446 E., 2023/239 K.
HÜKÜM : Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.07.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre kabul edilen ve davalı tarafından temyize konu edilen toplam miktar 22.250,82 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kalmaktadır.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı satıcının taraflar arasındaki piliç eti ve ürünleri satış sözleşmesine aykırı davrandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak açtıkları bu davada 200.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiş; bedel artırım dilekçesi ile talebini 671.020,93 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 2012 yılından beri mal almadığını, sözleşmenin ayakta olmadığını savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.11.2017 tarih ve 2014/252 E., 2017/1018 K. sayılı kararı tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 192.039,38 TL kar kaybının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.07.2020 tarih, 2018/905 E. ve 020/617 K. sayılı kararıyla; taraflar arasındaki "piliç eti ve ürünleri satış sözleşmesi"nin incelenmesinde, 3.1. maddesinde alıcının satıcı tarafından kesilen günlük kesimi yapılan piliç pençelerinden kontrol sonrasında üst kısımları yoğun ve derin nasırlı ve amonyak yanığı olanlarını almama hakkına sahip olduğu, bu durumda olanlarının kasalara konulmamaya özen gösterileceğinin düzenlendiği, 5.1. maddesinde ise piliç pençelerinden bahsedildiği, taraflar arasında fireli olanlarının hariç teslimi şeklinde sözleşmenin anlaşılması gerektiği sonucuna varılarak, buna göre taraflar arasındaki kazanç kaybının fire oranı hariç teslim olarak değerlendirildiğinde kazanç kaybının 671.020,93 TL olduğu gerekçesiyle, davacı tarafın kazanç kaybına ilişkin istinaf isteminin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davacının açtığı belirsiz alacak davasının tamamlanan harçlar ile birlikte bedeli arttırılmış hali ile kabulüne, davalının ise açıklanan gerekçeler ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 02.06.2022 tarih, 2020/7048 E. ve 2022/4376 K. sayılı kararıyla taraflar arasında akdedilen 15.12.2011 tarihli sözleşmenin "DİĞER HUSUSLAR VE SÜRE’’ başlıklı 9. maddesinde, ‘’İşbu sözleşme 15.12.2011 tarihinde başlar ve 31.08.2012 tarihinde sona erer. İşbu sözleşme, sözleşme bitim tarihinden 30 gün önce taraflarca noter kanalıyla yapılacak ihtarname ile sona erdirilmediği takdirde kendiliğinden süresi kadar uzamış sayılacaktır." düzenlemesinin yer almakta olduğu, davalı satıcı tarafından davacı alıcıya gönderilen 06.08.2012 tarihli ihtarname sözleşmede belirlenen bu usule uygun şekilde 30 gün önce gönderilmediğinden geçerli olmayıp, sözleşmenin feshi sonucunu doğurmayacağından sözleşmenin aynı süre ile bir dönem daha uzadığının kabulü gerektiği, ancak, bu uzama halinin 15.12.2011-31.08.2012 tarihleri arasındaki sürenin (260 gün) kadar ve bir dönem için olduğu, sözleşmenin bu dönem sonrasında yeniden aynı sürelerle uzadığının söylenemeyeceği, bir başka deyişle, sözleşmenin 31.08.2012 tarihi sonrasındaki 260 gün için geçerli olacağı ve bu sürenin bitimi ile taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin de son bulacağı, sözleşme sona erdikten sonraki dönemde ise, taraflar arasındaki ilişkinin münferit alım satım sözleşmesi niteliğinde olduğu, tarafların edimsel yükümlülüklerinin bu sözleşme ilişkisi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin tabii olduğu, bu durumda, mahkemece yanılgılı değerlendirme ile taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin halen devam etmekte olduğu kabul edilerek, sözleşme hükümleri esas alınarak yapılan değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerektiği, bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin 31.08.2012 tarihi sonrasındaki 260 gün için geçerli olduğu ve bu sürenin bitimi ile taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin de son bulacağı, sözleşme sona erdikten sonraki dönemde ise, taraflar arasındaki ilişkinin münferit alım satım sözleşmesi niteliğinde olduğu, tarafların edimsel yükümlülüklerinin bu sözleşme ilişkisi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, alınan bilirkişi raporuna göre de belirtilen döneme ilişkin olarak 22.250,82 TL kâr kaybı olacağından bu bedel üzerinden davanın kısmen kabulüne, 22.250,82 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece taleple bağlılık ilkesi ve bozma ilamı görmezden gelinerek karar verildiğini, maktu vekâlet ücreti tayininin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi tarafından farazi hesaplama yapılmasının yanlış olduğunu, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, kararın gerekçeli olmadığını, hesaplamanın hatalı yapıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sözleşmeye aykırılık iddiasına dayalı kâr kaybı, dava dışı kişilere yapılan cezai şart ödemelerinin ve sözleşmenin ifa edileceğine duyulan güvenle yapılan muhtelif masrafların davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Mahkeme kararının davalı vekiline tebliği üzerine temyiz dilekçesi sunulmuş olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin davalıya tebliği üzerine davalı vekili tarafından bu kez katılma yolu ile temyiz dilekçesi ibraz edilmiş ise de tarafça müstakilen temyiz dilekçesi sunulduktan sonra katılma yolu ile sunulan temyiz dilekçesi nazara alınamaz. Bu durumda davalı vekili tarafından sunulan ilk temyiz dilekçesine konu miktar (Mahkemece kabul edilen tutar) temyiz sınırının altında kaldığından davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.
3.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!