WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/3177 E.  ,  2024/5778 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/341 Esas, 2023/177 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 4. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2019/253 E., 2020/223 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı adına tescilli "Aqua Bra" ve "Aqua Form" ibareli markaların bulunduğunu, davalı gerçek kişinin ise 2018/46607 sayılı "Aqua Walks" ibareli marka başvurusunu yaptığını, bu başvuruya yapılan itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığı, sonrasında ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markalarının yazılış ve seslendiriliş bakımından son derece benzer olduklarını, bu benzerliğin, her iki markanın tüketicilerin zihninde bıraktıkları genel intiba açısından iltibasa neden olacağını, hem davacı markalarının hem de dava konusu başvurunun asli unsurunun "Aqua" kelimesinden oluştuğunu, "Aqua" ibaresinin davacı tarafından 23.03.1999 tarihinde marka olarak tescil ettirildiğini ve yaklaşık 21 yıldır aktif olarak kullanıldığını, bu kullanım sonucu kendi sektörünün en büyük firmaları arasında yer alan müvekkili şirketin markasının tanınmış marka haline geldiğini, başvuru sahibinin "Aquawalks" ibaresini müvekkili ile aynı ve benzer mallar için marka başvurusuna konu ederek davacıya ait markayı taklit ettiğini ve buna bağlı olarak haksız kazanç elde etme yoluna gittiğini, dava konusu marka başvurusunun tescil edilmesi halinde bu markanın müvekkili şirketin ve tescilli markalarının kazanmış olduğu tanınmışlıktan haksız bir biçimde faydalanması sonucunu doğuracağını ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-3730 sayılı kararının, 25 inci sınıfta yer alan “koruyucu amaçlar olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar” malları yönünden iptaline, marka tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; , davacıya ait olan “Aqua Form” ve “Aqua Bra” markaları ile müvekkiline ait “Aquawalks” markalarının tek ortak noktasının başlarındaki “Aqua” ibaresi olduğunu, “Su” anlamına gelen “Aqua” kelimesinin genel bir ifade niteliği taşıdığını, eldeki uyuşmazlığa konu markaların kapsamlarındaki ürünlerin hitap ettiği kitlenin farklı olduğunu, hem markaların yazılışı ve okunuşu bakımından benzerlik bulunmaması hem de üretilen ürünlerin arasındaki farklılıklar olması göz önüne alındığında markalar arasında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "AquaWalks" ibareli marka başvurusu ile davacının "AQUA BRA" ve "AQUA FORM" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, "AQUA" ibaresinin baskın ses olarak taraf markalarında yer aldığı, emtia benzerliğinin de oluştuğu, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmeler tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı oluşabileceği, yani markaların karıştırılabileceği, bu açıdan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 nci maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, TÜRKPATENT'İN 2019-M-3730 sayılı YİDK kararının, dava konusu edilen 2018/46607 sayılı markanın kapsamında yer alan 25 inci sınıftaki ''koruyucu amaçlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar'' malları yönünden iptaline, dava konusu marka tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2. Diğer davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili markası ile davacı markalarının farklı olduğunu, marka kapsamlarının da farklı bulunduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, taraf markalarında ortak olarak yer alan "AQUA" ibaresinin "SU" anlamına geldiğini ve Latince dilinden gelmekte olan bu kelimenin, latin kökenli dillerin bir çoğunda günümüzde de varlığını olduğu gibi sürdürdüğünü, ayrıca müvekkili markasında yer alan "AQUA" ibaresinin, müvekkilince üretilen ürünlerin suda kullanılması nedeniyle ürünle doğrudan bağlantılı olduğunu, bu nedenlerle markaların karıştırılmayacağını, dosyada mevcut bilirkişi raporunun da bu yönde olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "Aqua Walk" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "Aqua Form" ve "Aqua Bra" ibareli markalar arasında, dava konusu edilen 25 inci sınıftaki "koruyucu amaçlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar" malları yönünden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira taraf markalarının asli unsurunun "AQUA" kelimesinden oluştuğunu ve bu kelimenin, dava konusu edilen 25 inci sınıftaki mallar yönünden ayırt ediciliğinin zayıf olmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/1686 E., 2022/6029 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, İlk Derece Mahkemesince bu yönden dosyadaki bilirkişi raporuna itibar edilmemesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Diğer davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili markası ile davacı markalarının farklı olduğunu, marka kapsamlarının da farklı bulunduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, taraf markalarında ortak olarak yer alan "AQUA" ibaresinin "SU" anlamına geldiğini ve Latince dilinden gelmekte olan bu kelimenin, latin kökenli dillerin bir çoğunda günümüzde de varlığını olduğu gibi sürdürdüğünü, ayrıca müvekkili markasında yer alan "AQUA" ibaresinin, müvekkilince üretilen ürünlerin suda kullanılması nedeniyle ürünle doğrudan bağlantılı olduğunu, bu nedenlerle markaların karıştırılmayacağını, dosyada mevcut bilirkişi raporunun da bu yönde olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.