WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/3168 E.  ,  2024/5588 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/483 Esas, 2023/574 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2022/26 E., 2023/1 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ile davacı ...'ın iki adet dükkanın 10.500.000,00 TL'ye satışı hususunda anlaşarak sözleşme imzaladıklarını, sözleşme tarihinde 17.11.2018 düzenleme tarihli, 10.500.000,00 TL bedelli, keşidecisi ..., aval vereni ... ve lehtarı davalı olan bono düzenlendiğini, bonoda herhangi bir vade tarihi bulunmadığını ve bononun esasen teminat amaçlı düzenlendiğini, satışa konu dükkanların ise 26.12.2018 tarihinde tapuda devrinin yapıldığını, her ne kadar bonoda vade tarihi boş bırakılmış ise de sözleşmede ödeme tarihinin 30.07.2020 olarak belirlendiğini, daha sonra bu tarihin tarafların anlaşması üzerine 31.12.2020 tarihine ertelendiğini, ilerleyen süreçte davacı ...'ın davalıya toplamda 5.560.000,00 TL ödeme yaptığını fakat davalı tarafça sanki hiç ödeme yapılmamışcasına hareket edilerek, her iki davacı aleyhinde söz konusu bonoya dayalı olarak takip başlatıldığını, takip talebinde bono bedelinin tamamı ile bu bedele işletilen faizin tahsili istenildiğini, bu anlamda davalının kötü niyetle hareket ettiğini ve davacı ... tarafından yapılan ödemelerin yok sayıldığını ileri sürerek davacıların davalıya takipten önce ödenen 5.560.000,00 TL tutar oranında borçlu olmadığının tespitini ve davalının tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yapmış olduğu ödemelerin taşınmaz satış işlemine yönelik olduğunu fakat davacı tarafça her ne kadar takip konusu bononun bir teminat senedi olduğu ileri sürülse de yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre teminat senetlerinde, hangi hukuki ilişkiye teminat olduğunun açıkça yazılması gerektiğinin belirtildiğini, takibe konu senette ise böyle bir ibare bulunmadığını, ayrıca söz konusu senedin nakden verilmiş bir borca ilişkin olduğunu, bononun davacı tarafın bahsettiği satış sözleşmesine dayanmadığını, zira kıymetli evraklardan bononun hukuki ilişkiden bağımsız bir şekilde yalnızca borç ikrarını içerdiğini ve herhangi bir illete bağlı olması gerekmediğini, şayet davacı tarafça bono bedelinin ödendiği ileri sürülüyor ise bunun ispatının da yine davacı üzerinde olduğunu, ispat aracının ise ancak yazılı deliller olabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bonoda sözleşmenin teminatı olduğuna yönelik herhangi yazılı emare bulunmadığı, bu anlamda bononun teminat senedi olmadığı, davacı tarafça davalıya yapılan birtakım ödemelerin 17.11.2018 tarihli satış sözleşmesine istinaden yapıldığı, takibin dayanağı bonoya ilişkin yapıldığı hususunun davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine ve davacı aleyhine tazminata karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bononun hukuki temeline ve bedelsizliğine dair mevcut deliller ihtilafı aydınlatma için yeterli olduğunu, sundukları belgelerin hukuki temele dair yazılı delil olduğu gibi dava konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren davalının eli ürünü imza ve yazı içerdiklerinden yazılı delil başlangıcı kabul edilmeleri konusunda tereddüt bulunmadığını, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararları ile hayatın olağan akışına aykırı savunmada bulunan taraf bu savunmasını ispat ile mükellef olduğunu, hayatın olağan akışına yönelik değerlendirmeler dava ekinde sunduğu deliller dışında senetle ispat kuralının bir diğer istisnasını teşkil ettiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Daireler kambiyo senetlerinin mücerretliği konusunda hayatın olağan akışı kavramını ve ispat külfetini değerlendirme suretiyle maddi gerçeğe ulaşmaya çalıştığını, dolayısıyla bononun alım satım ilişkisi nedeniyle düzenlendiği çok sarih biçimde ortada olduğundan davanın kabulüne karar verilmesini, toplanan delillerin maddi gerçeği ortaya çıkarmada yeterli olmadığı düşünülür ise, borçlu eli ürünü imza içeren, hukuki ilişkinin varlığını muhtemel gösteren ve satım sözleşmesi yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğundan bononun düzenlenmesine yönelik tanıkların dinlenilmesini, tarafların isticvabını, İlk Derece Mahkemesince bu aşamada ihtiyati tedbirin karar kesinleşmeden kaldırılmasının da hatalı olduğunu, tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmesini, davacının takip başlatmada kötü niyetli olmadığını, buna karşın müvekkilinin %20 oranda tazminata mahkum edilmesinin de hatalı olduğunu, bu nedenle müvekkili aleyhine hükmolunan tazminatın kaldırılmasını, kabule göre de, davalının cevabı ile sabit olan ödünç para vermek hukuki işlemi nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ödünç para verme müessesi uyarınca faiz istenemeyeceği dikkate alınarak faizin tümden kaldırılmasını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda takip konusu bononun teminat senedi olduğu, davalıya verilmesine karşın anlaşmaya aykırı olarak düzenlendiği yönündeki iddialar yönünden davacı tarafça dosyaya herhangi bir yazılı belge sunulamadığı, dükkan satış sözleşmesinde bonoya atıf olmadığı, davalının bu yönde bir kabulünün bulunmadığı, davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmış ise de üçüncü celsede yemin teklifinden vazgeçildiği, bu durumda senede karşı senetle ispat yükümlülüğü altında bulunan davacı tarafça senedin teminat amacıyla verildiği veya anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu hususunun kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bonodan dolayı kısmi borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Davacı ... bonoda aval veren konumundadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 702 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdünün geçerli olup, aval veren lehine aval verdiği kişiye ait şahsi defileri ileri süremeyecektir.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.