WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/3145 E.  ,  2024/5373 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/607 Esas, 2023/440 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/32 E., 2021/581 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya öncelikle Kocaeli 8. İcra Dairesi'nin 2019/1313 E. sayılı dosyasından kambiyo senedine mahsus yolla takip yapıldığını, ödeme emri gönderildiğini, akabinde Kocaeli 8. İcra Dairesinin 2019/1860 E. sayılı davaya da konu iptoteğe ilişkin takip yapıldığını ve ödeme emri gönderildiğini, alacaklı tarafından takibe konu olan borcun kaynağını teşkil eden ipotek yerine teminat olarak alınan 01.04.2015 tarihli tanzim ve 02.10.2018 vade tarihli ve 2.000.000 TL bedelli bonoyu da icraya koyduğunu, davalının öncelikle Kocaeli İli Kartepe Maşukiye Mahallesi olan 3878, 3876 ve 3874 parsellerde bulunan taşınmazlar üzerinde ipotek bulunduğundan ipotekli tapuların satışı ile alacağını tahsil etmesi gerekirken teminat senedini icraya koyduğunu, daha sonra ipotek takibi açıldığını ve davacının borcu bulunmayan tapusu üzerindeki hissesinin satışa çıkarıldığını, takip alacağına ilişkin senedin banka ile ilk kullandırılan kredi zamanında teminat olarak alındığını, bankadan buna ilişkin kayıtlar istendiğinde iş bu senedin tanzim ve vade tarihinin de sonradan yazıldığını ve senet üzerinde oynandığının görüleceğini, tanzim tarihi itibari ile de 3 yıllık zamanaşımına uğradığının görüleceğini, davacının davaya konu takipteipotek borçlusu olarak değil dosya borçlusu olarak eklendiğini, banka kredi sözleşmesinde müvekkilinin borçlu olmamasına rağmen hissesinin ihale yolu ile satıldığını, buna ilişkin ihalenin feshi davası açıldığını, davacının dosya borçlusu olan şirketin ortağı olmadığını, davacının tapusunun ipotek ettirilirken eşinin de rızasının alınmadığını, bu sebeple de davacının hissesine düşen ipoteğin gereçsiz durumda olduğunu, geçersiz ipoteğe ilişkin davacının tapusunun satıldığını ve davacının hak kaybına uğradığını, davacının üzerinde de bu taşınmaz dışında başkaca herhangi bir tapu bulunmadığını, davaya konu takibin diğer kambiyo senedi takibinden sonra açıldığı için mükerrer takip de söz konusu olduğunu, bankanın ya kambiyo takibini ya da ipotek takibini açması gerektiğini, ayrıca davalının tarafından önce açmış olduğu takip yolu ile satış yapabileceği ortadayken davalı kötü niyetli davacının hissesini de satabilmek adına takibi ipotek takibinden gerçekleştirdiğini belirterek davacının dosya borçlusu olmadığının tespitine, hakkında açılan icra takibinin davacı yönünden iptaline, davalının iptotek takibi bedelinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının icra takiplerinde zorunlu takip arkadaşlığı kuralı gereğince sadece taşınmaz maliki sıfatı ile muhatap bulunduğunu, öncelikle davacı borçlunun tarafı olmadığı icra takibi ile ilgili iddialarının mesmu olmadığını, huzurdaki davada ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, haksız ve hukuka aykırı iddialarının bulunduğunu, davanın süreci sebepsiz sürüncemede bırakmak adına tamamen kötü niyetli açıldığını, alacak rehinle teminat altına alınmış olsa bile borçlu aleyhine kambiyo senedine mahsus haciz yolu ile takip yapılabileceğinin İİK'nın 167 nci maddesinin istisna, açık ve amir hükmü gereğince tartışmasız olduğunu, TTK'nın 776 ncı maddesinde yazılı tüm unsurları taşıyan mezkur bononun kredi borçlarının ödenmesi amacı ile verildiğini, teminat senedi niteliği olmadığını, takip dayanağı bononun teminat senedi olarak verilmiş olduğu iddiasının soyut ve asılsız olduğu gibi yerleşik Yargıtay kararları gereğince de yazılı ispata mecbur olduğunu, bononun teminat seneni olduğuna dair asılsız iddialarının yanı sıra bononun üzerinde oynama yapıldığı iddiasının da dayanıksız ve asılsız olduğunu, ipotek konusu taşınmazın mesken niteliğinde olmadığını TMK'nın 194 üncü maddesi gereğince aile konutu kavramına dahil edilemeyeceğinden eş rızasının aranmasına gerek olmadığını, takdir dilen teminat miktarının İİK'nın 72/3 maddesine aykırı olduğunu, icra takibinden sonra %115 oranında teminat alınması gerektiğini, davacı ve beraberindeki diğer kişilerce açılan ihalenin feshi davasının reddedildiğini, haksız ve kötü niyetle açılan davada tarafın adli teşkilatı kötü niyetle meşgul etmesi nedeni ile cezalandırılması gerektiğini, davacının ipotek maliki sıfatı ile ipotekli taşınmazla sınırlı olarak borçlu olduğunun tartışması olması nedeni ile de haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle; haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, tedbire ilişkin tensiben verilen kararın kaldırılmasına yahut teminat miktarının değiştirilmesine, davacının HMK'nın 329 maddesi kapsamında disiplin ve tazminata hükmedilmesine, davacılar aleyhine harca esas değer üzerinden en az %20 oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Albaraka ile dava dışı Mertcan Metal Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. arasında 01.04.2015 tarihli ve 2.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, kredi sözleşmesine davalı haricinde ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ve ... ...'in kefil olduğu, davacının da aralarında bulunduğu kefillerin ayrıca genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı banka lehine Kocaeli ili, Kartepe İlçesi, Maşukiye Mahallesinde kain 254 ada 87, 88 ve 89 parsel numaralı taşınmazlar üzerinde (yenileme kadastro çalışması öncesi parsel numaraları 3874, 3876 ve 3878'dir) 4.500.000,00 TL bedelli ipotek tesis ettirdikleri, davacının söz konusu taşınmazlar üzerinde hisseleri oranında malik bulunduğu kredi sözleşmesi ve tapu kayıtlarından anlaşılmıştır. Genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan finansmanın asıl borçlu tarafından taksitlerinin ödenmediği, yeniden yapılandırmaya da riayet edilmediği, bunun üzerine 14.11.2017 tarihinde davalı banka tarafından hesabın kat edildiği, hesap katıyla birlikte kredi borcunun muaccel hale geldiği, kat ihtarnamesinin davacının da aralarında bulunduğu muhataplara 15.11.2017 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede verilen 24 saatlik sürenin Yargıtay kararlarına göre asgari makul süre olarak belirlendiği ve bu sürenin bitiminde sorumluların temerrüde düştükleri, ipotek verenler yönünden ipotekli taşınmazların paraya çevrilmesi yoluyla Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2019/1860 E. sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığı, takip tarihi itibarıyla davalı bankanın toplam 491.779,11 TL alacağının bulunduğu, borca uygulanan faiz tür ve oranlarının sözleşmede usul ve yasalara uygun olarak belirlendiğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği, ipotek tesisi kurulan taşınmazların tarla vasfında oldukları ve aile konutu mahiyetinde olmadıkları anlaşıldığından ve TBK'nın 603 üncü maddesinin şahsi teminatlara ilişkin olması nedeniyle ayni teminat olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, davaya konu ipotek tesis işleminin Medeni Kanunun 881 inci ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, Türk Medeni Kanunu'nda ipotek işlemi sırasında eş rızasının alınacağına ilişkin herhangi bir düzenlemenin mevcut olmadığı (Ankara BAM 21.H.D nin E:2018/2217 K: 2018/1269 sayılı ilamı) bilindiğinden eş rızası alınmadan ipotek tesis edilmesinde usule aykırı bir durum bulunmadığı, her ne kadar davacının iddialarını Kocaeli 8. İcra Dairesi 2019/1313 E. sayılı dosyasına dayandırsa da davacının söz konusu takipte borçlular arasında yer almadığı, takibe konu bononun da davanın konusu arasında yer almadığı, bu yönüyle bononun sıhhati yönünden araştırma yapmanın maddi vakıanın tespitine faydası bulunmadığı, ayrıca aynı alacaktan kaynaklı olarak kambiyo senedine dayalı takip yanında ipotekli takip yapılmasına engel bir yasal düzenleme olmadığı, tahsilde tekerrür ihtimalinin infaz aşamasında değerlendirilebileceği, Kocaeli 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/330 E. sayılı dosyasında görülen, davacının aleyhine karar verilen ve istinaf aşamasında bulunan ihalenin feshi davasının beklenmesine gerek olmadığı değerlendirilmiş, neticeten davalı banka aleyhine açılan menfi tespit davasında davacının haksız olduğu ve ipotek veren olarak kredi sözleşmesinden dolayı ipotek veren sıfatıyla borçlu olduğu sabit görülerek davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının satış yapılan ilgili icra dosyasında dosya borçlusu olan şirketin ortağı olmayıp davacının tapusu ipotek ettirilirken davacının eşinin rızası alınmadığını, bu sebeple de davacının hissesine düşen ipoteğin geçersiz durumda olduğunu, geçersiz ipoteğe ilişkin davacının tapusunun satıldığını ve davacı ve eşinin hak kaybına uğradığını, davacının üzerinde de bu taşınmaz dışında başkaca herhangi bir tapu bulunmadığını, işbu sebeple icra dosyasında izaleyi şuyu yolu ile satış yapılması gerekirken ihale yolu ile icradan satış yapılarak davacının ve eşinin de hissesinin satıldığını, dava konusu satılan taşınmazın davacı ile eşinin evlilik birliği içerisinde elbirliği halinde ortaklık söz konusu olan ve davacının eşinin de taşınmazın her türlü tasarrufu konusunda hak ve söz sahibi olduğu bir mal olduğunu, bu sebeple de davacının eşinin de hukuka ve usule aykırı satışı yapılan taşınmaz üzerinde hakkı bulunmakta olup ipoteğe ilişkin bir onayı bulunmadığını, ayrıca birleşen dosyalar konusunda hüküm kurulacak ise de davanın sonunda yargılama bittikten sonra hüküm kurulması gerekirken bu şekilde verilen mahkeme kararının usule aykırı olduğunu, davacının dosyadaki borç kadar borçlu olmadığını, davacının dosyadaki tüm borçtan da sorumlu olmadığını, davacının hissesine göre borçlu olmakla 175.000,00 TL'ye kadar ipotekle sorumlu olduğunu, her ne kadar borcu kabul etmese de borçlu kabul edildiği durumda davacının icra dosyasındaki ipoteğe ilişkin borçtan hissesi oranında yani 175.000,00 TL'ye kadar sorumlu olduğunu, bununla birlikte davacı ... Kocaeli 8. İcra Dairesi'nin 2019/1860 E. sayılı takip dosyası dolayısıyla da borçlu olmadığını, dosya borçlusu olmayan davacının da el birliğiyle malik olduğu taşınmazın satışının yapılmış olup iş bu konuda Kocaeli 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/330 E. sayılı dosya bulunmakla, dosyanın istinaf aşamasında olduğunu, işbu davanın kesinleşmesinin beklenilmesini talep ettiklerini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ipotek resmi senetleri, kredi sözleşmeleri, ihtarname ve tebliğ örnekleri, denetime elverişli bilirkişi raporu, taraflarca sunulan sair deliller ile dosyada mevcut sair deliller ve tarafların iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve dava dışı Mertcan Metal san.ve Tic. Ltd.Şti.nin tarafı olduğu genel kredi sözleşmesine ipotekten dolayı davacının dava açmasında hukuki yararının ve aktif husumet ehliyetinin bulunmasına, kefalet ve ipotek farklı farklı hukuki kurumlar olup, geçerli olmaları için gerekli şekil şartları ve sağladıkları teminatın niteliğinin farklılık arzetmesine, taraflar arasında ipotek sözleşmesi bulunduğu hususlarının sabit olup, davacının hissedarı olduğu ipotek tesisi kurulan taşınmazların tarla vasfında oldukları ve aile konutu mahiyetinde olmadığından, eş rızasının aranmayacağının, tapuda resmi ipotek senedi ile kurulan ipoteğin ve ipoteğin paraya çevrilmesine dayalı icra takibi üzerine ipoteğin geçerli olduğunun anlaşılmasına, asıl borçlu ve davacının ihtarname ile temerrüde düşürülmesi karşısında davalı alacaklı bankanın ipoteğin paraya çevrilmesine dayalı icra takibi başlatmasında ve ipotek borcunun davacı tarafından ödenmesinde bir usulsüzlük olmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı banka tarafından davacı aleyhine yürütülen ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi kapsamında davacının davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ile ipoteğin fekki istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.Yine gerekli görülmesi halinde emsal var ise yargısal içtihatlara yer verilecektir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.