WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/3049 E.  ,  2024/5796 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1777 Esas, 2023/524 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bodrum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2019/7 E., 2019/285 K.

Taraflar arasındaki anonim şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacılar ile davalının, ... Turizm Yatırımcılık Seyahat ve Ticaret A.Ş.'nin ortakları olduğunu, şirket idaresinin usulsüz işlemlerle 30.04.2009 tarihinde davalı tarafından ele geçirildiğini ve 24.03.2014 tarihine kadar tek başına temsil ile borçlandırma yetkisine haiz olarak şirketi idare ettiğini, 24.03.2014 tarihli genel kurulda davalının temsil yetkisine son verildiğini ve davalının da ibra edilmediğini, ... A.Ş.'nin Muğla ili Bodrum ilçesi ... köyü Gündönümü mevkiİ 1326 parselde kayıtlı arsa niteliğindeki taşınmazın maliki olup, davalı tarafından kat karşılığı inşaat sözleşmesini imzalandığını, sözleşmeye göre şirkete 29 adet bağımsız bölüm ve bir adet dükkan kaldığını, şirkete düşen dairelerin davalı tarafından 3. kişilere satıldığını ancak bedellerin şirket hesabına aktarılmadığını, taşınmazların gerçek değerlerinin tapu değerleri üzerinde olduğunu, davalının kendi menfaatlerini dikkate alarak şirketi idare ettiğini, şirket malvarlığını haksız ve hukuka aykırı olarak kendi uhdesine geçirdiğini, yükümlülüklerini ihlal ettiğini, davalının kendi tuttuğu defterlerde şirkete satış bedellerinin ödenmediğinin görüldüğünü belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalının sebep olduğu zarardan şimdilik 1.370.000,00 TL nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsili ile davalıların ortak oldukları ... A.Ş. şirketine ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 5.693.500,00 TL dava değeri üzerinden harç tamamlanmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 560 ıncı maddesine göre davada uygulanması gereken zamanaşımı süresinin iki yıl olduğunu, kat karşılığı sözleşmenin 2007 yılında yapılması, şirket idaresinin 2009 yılında alınması, satış sözleşmelerinin 2011 tarihli olmasına göre, davanın zamanaşımına uğradığını, gayrimenkullerin değerinin belirlenebilir olması nedeniyle belirsiz alacak davası açılamayacağını, davacılardan ...’nun 2010 yılına kadar şirket yönetiminde yer aldığını ve tüm icraatlara müdahale etme erkinin bulunduğunu, davaya konu gayrımenkullerin inşaatlarının ... A.Ş. tarafından bitirildiğini, şirketin 750.000,00 TL harcama yaptığını, 2010-2013 tarihleri arasında inşaatların bitirilmesi için bir kısım imalatlar yapıldığını, davacıların bu giderleri yok sayarak talepte bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; uyuşmazlığın anonim şirket ortağı tarafından şirkete verilen zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişilerin, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altında oldukları, yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin sorumluluğunun düzenlendiği, buna göre yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete, hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zararlardan sorumlu oldukları, davalı ortağın, davacı şirkete ait 26 adet taşınmazı, satış tarihlerindeki piyasa rayiç bedellerinin çok altında bedellerle dava dışı 3 üncü kişilere sattığı ve satış bedellerini şirket hesaplarına aktarmadığı, ... Tur. ... Tic. A.Ş.'nin 2010-2011-2012 ve 2013 yılı "Kurumlar Vergisi Beyannamesi" ekinde yer alan gelir tablolarında da herhangi bir gelir/satış/hasılat tutarı bulunamadığı, davalı tarafın satış bedellerinin şirkete ödendiği hususunu ispatlayamadığı, davalının bu şekilde 26 adet taşınmazın satış tarihi itibariyle rayiç değeri olan 3.710.400,00 TL şirketi zarara uğrattığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın şirket yetkilileri olan davacılar ..., ... ve ... yönünden kısmen kabulü ile, 3.710.400,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalından alınarak ... Tur. .. Tic. A.Ş.'ye ödenmesine, şirket yetkilisi olmaması nedeniyle iş bu davayı açmakta aktif dava ehliyeti bulunmayan davacı ... ... Otomotiv Sanayi Pazarlama A.Ş. yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kısmen reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, Mahkemenin 27.09.2015 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazların değerinin 5.693.500,00 TL olduğu yönündeki görüşünün kesinleşmesini beklemeden, taraflarına bu değer üzerinden harcı tamamlamak üzere kesin süre verilerek, aksi halde davanın red edileceğinin ihtar edilmesi nedeniyle mecburen harcın tamamlandığını, Mahkemenin belirlediği değer üzerinden harcı yatırtıp, sonrasında kısmen red kararı verilmesinin usule aykırı olduğunu, fazla harcı iade etmesi gerektiğini, bu yöndeki talep ve açıklamalarını dikkate almadığını, faize dava tarihinden itibaren hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalının eyleminin şirketler hukuku anlamında haksız fiil teşkil ettiğini, bu sebeple taşınmazların satış tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, faiz borcunun doğması için ayrıca bir ihtara gerek olmadığını, bilirkişi raporlarında taşınmaz değerlerinin eksik hesaplandığını, bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, ipoteklerin taşınmazların satış bedeline bir etkisi bulunmadığını, davacı ... ... Otomotiv Sanayi Pazarlama A.Ş.'nin şirket ortağı olması nedeniyle aktif husumet ehliyetinin bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uygulanması gereken zamanaşımı süresinin iki yıl olduğunu, kat karşılığı sözleşmenin 2007 yılında yapılması, şirket idaresinin 2009 yılında alınması, satış sözleşmelerinin 2011 tarihli olmasına göre, davanın zamanaşımına uğradığını, tüzel kişilik adına, tüzel kişi organının dava açması gerektiğini, şirket ortağı olan davacıların dava açma ehliyetlerinin bulunmadığını, şirket ortağı olan davacıların, basiretli bir tacir olarak şirketi denetleme yetkisine haiz olduklarını, satışları ilk kez duyuyormuş gibi davrandıklarını, davacı ...'nun yönetim kurulu üyesi olduğunu, müteahhit tarafından tamamlanmayan inşaatların şirket adına müvekkili tarafından tamamlandığını, yapılan harcamaların 750.000,00 TL'yi bulduğunu, 2010-2013 yılları arasında yapılan işlere ait faturaların sunulduğunu, belgelerle yapılan harcamalar ispatlandığı halde, bu harcamaların yok sayılarak karar verildiğini, yasal süresi içerisinde tastik edilmiş olan defterlerin kapanış tastiklerinin yapılmasının zorunlu olmadığını, aile şirketi olması nedeniyle de gerek duyulmadığını, müteahhit olan şirket kat karşılığı inşaat sözleşmesi yükümlülüklerini yerine getirebilmek için, taşınmazların mümkün olduğunca gerçek değerine yakın satılarak, elde edilen paralarla inşaatın tamamlandığını, daire satış gelirlerini gelecek yıllara ait gelirler hesabına kaydedildiğini, inşaat işlerinde maliyetin iş bitiminden sonra, yüklenici tarafından şirkete fatura edilen tutar olduğunu, yüklenici işi yapmadığından maliyet faturası alınamadığını, satışların bu nedenle satışlar hesabına değil gelecek yıllara ait gelirler hesabına kaydedildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ortağın 2009-2014 döneminde temsil ile borçlandırma yetkisine haiz olarak şirketi idare ettiği, 24.03.2014 tarihli genel kurulda temsil yetkisine son verildiği ve ibra edilmediği, şirkete ait taşınmazları satış tarihlerindeki piyasa rayiç bedellerinin çok altında bedellerle dava dışı üçüncü kişilere sattığı, satış bedellerini şirket hesaplarına aktarmayarak neticeten şirketi 3.710.400,00 TL zarara uğrattığının tespit edildiği ve davalının satış bedellerinin şirkete ödendiği savunmasının ise kanıtlanamadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davalının sorumluluğu ile şirketin zararının dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, davanın yönetici pay sahipleri tarafından şirket tüzel kişiliği adına açılmasına, yönetim kurulu dışındaki davacının şirketi temsil yetkisi bulunmamasına, belirsiz alacak davası şeklinde açılan davada zamanaşımı süresinin dolmamasına, dava tarihinden önce davalının temerrüte düşürülmemesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, tarafların istinaf itirazları yerinde olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve resen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirket yönetim kurulu üyesine karşı açılan tazminat davasıdır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesinin birinci fıkrası, 555 inci maddesi.

3.Değerlendirme
1.Dosya kapsamında alınan 27.09.2015 tarihli bilirkişi kurul raporunda davaya konu taşınmazların konumu, yüzölçümü, yapı tarzı ve sınıfı, merkezi noktalara uzaklığı, çevre ve komşu parseller üzerindeki yapılaşmaların genel durumu, bölgedeki yapılaşma yoğunluğu, satış kabiliyeti ile benzer taşınmazların Bodrum'daki piyasa rayiçleri de araştırılarak dava ve satış tarihlerindeki değerleri tespit edilmiş, iş bu rapora davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine itiraz dilekçesi ekinde bulunan emsal olduğu belirtilen taşınmaz değerleri dikkate alınarak ve heyete mülk bilirkişisi eklenerek ek rapor alınmıştır. Mahkemece hükme esas alınan 29.08.2016 tarihli bilirkişi ek raporunda önceki raporda belirtilen kriterlere ek olarak satış tarihlerindeki inşaat seviye durumu, davalı vekili tarafından sunulan emsal satışların resmi senet ve konut kredisi kullanılan taşınmazların ipotek bedelleri de dikkate alınarak değer tespiti yapıldığı belirtilmiş olup, yapılan bu değerlendirme doğru görülmediği gibi 07.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ipoteklerin taşınmazların piyasa değerlerine etkisi olmadığı tespitine rağmen Mahkemece bilirkişilerce belirlenen miktar üzerinden %4'lük ipotek bedeli indirimi yapılması da doğru olmamıştır.

Mahkemece, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak, dava dışı şirket lehine konulan ipotek var ise bu bedel hariç olmak üzere, 3. kişiler ve davalı borçları için konulmuş olan ipotek bedellerinin taşınmazların satışına etkisi olmadığı gözetilerek bu bedeller hesaba katılmaksızın ve yine dava dışı şirketin taraf olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre ruhsat alınarak bitirilmiş haliyle teslim öngörüldüğünden, inşaattaki eksikliklerin dava dışı müteahhidin sorumluluğunda olduğu taşınmazın satışına etkisi olmayacağı gözetilerek emsal taşınmazlarda değerlendirilmek suretiyle taşınmazların satış tarihi itibariyle piyasa rayiç değerinin belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

2.Dava konusu haksız ... niteliğinde olup, davalı taşınmazların satış tarihinde temerrüde düşmüş sayılacağından, satış tarihlerinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken dava tarihinin esas alınarak faiz başlatılması da doğru görülmemiştir.

3.Davacı ... ... ... A.Ş. dava dışı şirkette diğer davacılarla birlikte paydaştır ve paydaş sıfatıyla 6102 sayılı Kanun'un 555 inci maddesi uyarınca dolaylı zararların tazmini için dava açma hakkına sahiptir. Mahkemece davacı şirket yönünden aktif dava ehliyeti yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.