WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/3010 E.  ,  2024/5418 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI :2021/994 Esas, 2023/445 Karar
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2017/435 E., 2020/250 K.

Taraflar arasındaki markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile maddi, manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kendi adına tescilli "DURACELL" markası adı altında elektronik eşya ürettiğini, aynı zamanda "DURACELL" markasının dünya çapında tanınmış bir marka olduğunu ve ülkemizde de yaygın olarak kullanılarak bu markalara sunduğu mal ve hizmetlerini yoğun reklam ve tanıtım faaliyetleri ile tüketiciler kitlesine ulaştırdığını, davalı şirketin müvekkili markasının birebir aynısını taşıyan taklit ürünleri piyasaya arz etmesi nedeniyle alınan arama el koyma kararı ile toplamda 324.790 adet "DURACELL" markalı pillere el konulduğunu ve muhafaza altına alındığını, yakalanan ürünler üzerinde müvekkilinin logolarının Türkçe etiket ve güvenlik uyarısı dahi taşımayan el konulan bu mallar üzerinde yapılan incelemelerde malların taklit olduğunun tespit edildiğini, müvekkillerin "DURACELL" markalı ürünlerinin taklidi olan ürünleri davalı şirketin piyasaya arz ettiği ve bu suretle müvekkili aleyhine marka tecavüz ve haksız rekabet yarattığını ileri sürerek davanın kabulü ile tecavüz teşkil eden tüm kullanımların engellenmesini, ilgili ürünlerin imhasını, fazlaya ilişkin talep ve dava haklan saklı tutularak davalının haksız rekabet ve marka tecavüz fiilleri sebebiyle şimdilik 30.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, haksız fiil ve marka tecavüzünün başladığı tarihten itibaren merkez bankasının Türk Lirasına uygulamış olduğu senelik en yüksek mevzuat faizin yürütülmesini talep etmiştir.

II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirket Duracell, Maxell, Panasonic, GP, Sony ve başka markalı pillerin ithalatçısı ve satıcısı olan ticari itibarı yüksek olan bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin tamamı orijinal ürünler olan pilleri fatura karşılığında ithal eden ve yasal vergisi ödenerek teslim alındığını, müvekkilinin yurtdışından ithal ettiği bataryaların Tarex raporlarıyla da orijinal olduklarının tescil edildiğini, aynı zamanda haksız rekabete sebebiyet vermemek ve marka hakkını ihlal etmemek amacıyla bu ürünlerin uluslararası ve yerel mevzuatlara uygun olduğunu test etmek için konusunda uzman ve deneyimli olan şirketlerden ortak test raporları alındığını dolayısıyla Duracell pillerinin orijinalliğinin teyit edildiğini, davacının üretmiş olduğu pilleri kendi isteğiyle ücreti karşılığında sattığını, bu aşamadan sonra davacının marka hakkından söz etmesi veya pil satmış olduğu firmalara sahtecilik iddiasında bulunmasının söz konusu olamayacağını, bu ürünleri kendi bünyesinde üretip sattığı firmanın ürünleri müvekkiline ücreti karşılığında sattığını, dolayısıyla karşı tarafın iddia ettiği gibi tescilli markaya tecavüz veya taklit ürün olması sebebiyle haksız rekabet suçu teşkil ettiği yönündeki beyanlarının mesnetsiz olduğunu, bu ürünlerin davacının ihracatçı firmasına sattığı ve kendi ürettiği ürünler olduğunu, müvekkilinin ihracatçı firmadan aldığı pillerde herhangi bir değişiklik yapmadan temin ettiği şekilde satışını yaptığını, karşı tarafın iddia ettiği gibi müvekkili şirketin ithal etmiş olduğu ve Türkiye'deki satışını yaptığı pillerin benzerini veya onların esaslı unsurlarını içeren herhangi bir markanın izinsiz kullanılmasının söz konusu olmadığını, müvekkiline ait el konulan mallar üzerinde yapılan incelemede sadece ambalaj üzerinde inceleme yapılmakla el konulan pillerin sahte olup olmadığı ile ilgili herhangi bir inceleme yapılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait işyerlerinde ele geçirilen pillerin davacı tarafından sunulan piller ve davalı tarafından dosyaya sunulan Çin menşeli ve Türkiye pazarında satılan pillerin ambalaj, paketleme ve pil dış özelliklerinin uyumlu olmadığı böylece davalı eyleminin, davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davalı şirketin tacir olduğu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 'nun (6102 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca basiretli bir tacir gibi davranmak yükümlülüğünün bulunduğu, bu yükümlülük gereğince faaliyet gösterdiği sektörde kullanılan markaların aynısını veya benzerini ve hatta farklı olsa bile markalar arasında bağlantı olduğu ihtimaline sebebiyet verecek markasal kullanımlardan ve tescillerden kaçınması gerektiği, bir kişiye ait olan ürün, faaliyet veya işleri ile ilgili olarak üçüncü kişinin karışıklığa yol açacak davranışlarda bulunması halinin haksız rekabetin varlığından söz edebilmek için yeterli olduğu, davranışın bilerek yapılması veya bilmeyerek yapılmış olmasının haksız rekabetin varlığını etkileyecek bir unsur olmadığı, haksız rekabet hukukunun kişinin emeğinden haksız olarak yararlanılmasını önlemeyi amaçladığı, haksız rekabetin söz konusu olabilmesi için iktisadi rekabetin suistimal edilmiş olması gerektiği, somut olayda davacının pil emtialarında kullandığı "DURACELL" markasının davalı tarafından aynı emtialarda kullanılmış olmasının, davacının emeğinden haksız faydalanma olarak değerlendirildiği, bu nedenle davalı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği, davalının eyleminin, davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davalı tüzel kişi tacir olmakla kusur şartının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının davacının marka hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, 30.000.00 TL maddi ve 10.000.00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 24.11.2016 tarihinden itibaren merkez bankasının Türk Lirasına uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tahkikatın bittiğinin tefhim edilmesi gerektiğini, yasada belirtilen usule uyulmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, söz konusu ürünlerin sahte olmadığını, mahkeme alınan bilirkişi raporlarında ürünlerin orjinal olup olmadığı konusunda net bir tespitin yapılamadığını, haksız rekabetin ancak taklit ürünlerde söz konusu olabileceğini oysa müvekkili ürünlerinin orjinal olduğunu, ürünün herkes tarafından tüketilen ürün olduğunu, ürün ambalajı ve ürünün dış özelliğini davacı tarafın ürününe benzetme çabası gütmediğini, dosyaya sunulan uzman görüşü ile bilirkişi raporu arasında çelişki bulunması halinde dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmesi gerekirken yeni bir heyetten rapor alınmadan karar verildiğini, müvekkiline kusur izafe edilerek tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, ürünlerin tamamının fatura karşılığında alınarak gümrük ve vergi işlemlerinin tamamlandığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan bilirkişi raporları ile ürünlerin orijinal olmadığının ispatlandığı, davalının ürünleri satın alındığı firmanın davacı şirketin yetkili satıcısı/distribütörü olmadığı ve davalıya satılan ürünlerle ilgili davada Matsushima firmasının davacıya taahhütte bulunduğunun anlaşıldığı, ürünlerin faturalı ve usulüne uygun ithal edildiği iddiasına yönelik inceleme yapılmasının sonuca etkili görülmediği, basiretli davranmakla yükümlü davalının, satın aldığı ürünlerin orijinal olup olmadığını ve menşeini araştırması gerekirken araştırmadığı, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu, hükmedilen miktarların dosya kapsamı ile uyumlu olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 62, 64 üncü maddeleri.

3.6102 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası, 54 üncü maddesi.

4.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.