11. Hukuk Dairesi 2023/2991 E. , 2024/5294 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1812 Esas, 2023/207 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/567 E., 2021/644 K.
Taraflar arasındaki tasfiye memurunun azli ve yani tasfiye memuru atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı Tasfiye Halinde ... Av ... ve Medikal Ürünleri San. Tic. Ltd, Şti.'nin %25 oranında ortağı olduğunu, 2016 yılının Eylül ayına gelindiğinde şirketin tasfiyesi yönünde karar alındığını, tasfiye kararı ile birlikte ortaklardan davalı ... ve bu ortağın akrabası olan davalı ...'ın tasfiye memuru olarak belirlendiğini, tasfiye kararının alınmasından yaklaşık bir ay öncesinden 09.08.2016 tarihi itibariyle şirket kaynaklarının şirket ortaklarından dava dışı... ile tasfiye memurlarından biri olan ... tarafından kurulan dava dışı ... Sportif Balıkçılık ve Av .... Ltd. Şti. unvanlı şirkete aktarıldığını, asıl amacın şirketin tasfiye edilmesi ve ticari hayatın sonlandırılması değil, müvekkilinin ticari faaliyetlerden tasfiye edilerek aynı adreste, aynı alanda, aynı markalar altında, hemen hemen aynı unvanda ve aynı müşteri çevresi ile ticari faaliyetlere devam etmek olduğunu, tasfiye memurları ile müvekkili dışındaki ortakların müvekkili aleyhine ortak hareket ettiklerini, tasfiye memurları ile pay sahipleri arasında olması gereken güven ilişkisinin somut olayda bulunmadığını, müvekkili dışındaki pay sahipleri ile ticari bağımlılık ve akrabalık ilişkisi içinde bulunan davalı tasfiye memurlarının tarafsızlığından söz edilemeyeceğini, üç yılı aşkın süredir devam etmekte olan tasfiye sürecini sürüncemede bırakarak müvekkilinin hak ve alacaklarını bertaraf etme arayışına girdiklerini, her yıl sonu için tasfiyeye ilişkin finansal tabloları ve tasfiye sonunda da kesin bilançoyu düzenleyerek genel kurula sunma yükümlülüklerine aykırı hareket ettiklerini, tasfiye süresinin son ilandan itibaren 6 ay olarak belirlendiğini, son (3.) ilan 23.09.2016 tarihinde yapılmış olmasına karşın tasfiye sürecinin sürüncemede bırakılması ve üç yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına karşın halen bitirilememesi sonucunda müvekkilinin ekonomik mahvına ve ticari hayatının sona ermesine sebebiyet verildiğini, konu ile ilgili olarak müvekkiline hiçbir şekilde bilgi verilmediğini, tüm bu hususların tasfiye memurlarının azli için haklı sebep teşkil ettiğini, davalı ... ile müvekkilinin tasfiye halindeki şirketten ayrılmasının konuşulduğu zamanlardan süregelen bir husumetleri bulunduğunu ileri sürerek davalı tasfiye memurlarının azline ve Tasfiye Halinde ... Av ... ve Medikal Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti.'ye mahkemece re’sen seçilecek yeni bir tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; açılan davada hukuki yarar bulunmadığını, iddia edilen hususların gerçeği yansıtmadığını, şirket ortaklarının tasfiye öncesinde bir takım anlaşmazlıklar yaşadıklarını, davacı ile ortaklıktan ayrılması noktasında anlaşmaya varıldığını bu sebeple de kendisine toplam 200.000,00 TL bedelli çekler verildiğini, davacı tarafın çekleri aldıktan sonra iyi niyeti suistimal ederek ortaklıktan ayrılmayacağını çekleri de iade etmeyeceğini söylediğini, şirketten böyle bir alacağı bulunmamasına karşın, müvekkili tarafından ilgili çeklerin bedelsizliğine yönelik açılan Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/988 E. sayılı dosyası ile görülen menfi tespit davasında kambiyo evrakının sebepten soyut olması özelliğinden kötü niyetli olarak istifade ettiğini, davacı yanın haksız olarak iade etmediği çekleri muvazaalı olarak yakın arkadaşına ciroladığını, dava dışı 3. kişi tarafından tasfiye halindeki şirkete ve davacıya icra takipleri yapıldığını, ancak haciz işlemlerinin sadece şirket yönünden sürdürüldüğünü, davacının ortaklığın sürdürülememesi sebebiyle şirketin tasfiye edileceğini de öğrendiği anda şirketin bir çok müşteri senet ve çekini uhdesine aldığını kendisinin tahsil ettiğini, şirkete iade etmediğini, kullanmakta olduğu şirketin aracını iade etmediğini, muvazaalı çek takibinde alacaklı görünen şirkete teslimini sağladığını, davacının müvekkiline keşide ettiği Ankara 24. Noterliğinin 12.01.2017 tarih ve 02026 yevmiye sayılı ihtarnamesinde bu hususların ikrar edildiğini, şirketin Sincan'da bulunan deposunda bulunan malları ortakların bilgisi dışında tahliye ettiğini, şirketi zarara uğrattığını, bunun yanı sıra davacının, tasfiyeye giriş aşamasında şirkete ait kredi kartlarından nakit avanslar çekerek kendi menfaatine kullandığını şirkete de iade etmediğini, tasfiye kararının alınması ve tasfiye memurlarının kimler olacağı, ortakların tümünün oy birliği ile 29.08.2016 tarihli Çağrılı Genel Kurul Toplantısında karar altına alındığını, tasfiye memurlarının davacı aleyhine hareket etme durumu olmadığını, şirketin aktiflerini usulsüz olarak aktardıkları iddiasının da gerçeğe aykırı olduğunu, tasfiye sürecinin gecikmesinin tek sebebinin davacının hukuka aykırı eylem ve işlemleri olduğunu, şirketin banka kredi borçları, piyasaya olan borçları ve Vergi Cezalarının da tasfiye sürecinde kapatıldığını, müvekkilinin tasfiye edilen şirkette ortak olmadığını, dava dışı başka bir tüzel kişilikte ticari hayatına devam etmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın %25 ortağı olduğu ... ... ve Medikal Ürünler Sanayi Ticaret Limited Şirketinin 29.08.2016 tarihli genel kurulda oy birliğiyle tasfiyesine ve davalıların tasfiye memuru olarak atanmalarına dair karar alındığı, 01.09.2016 tarihi itibariyle tasfiye sürecine girişinin tescil edildiği, davalı tarafın 01.09.2016 tarihi itibariyle genel kurulun imzalarının yer aldığı bilanço ve mizanı hazırlandıklarına ilişkin belge sunmadıkları, tasfiyeye girdikten hemen sonra şirketin Maltepe de bulunan duran varlığı ile 2 adet taşıtın satışları yapıldığı halde bu varlıkların rayiç değerlerinin ne olabileceği hakkında bir değerlendirme raporu aldıklarını gösteren belge sunulmadığı, şirketin tasfiye öncesi 01.01.2016 tarihinde kasasında 272.810,73 TL, tasfiye sonrası 2016 sonu itibariyle 496.540,97 TL, 2017 sonu itibariyle 473.782,69 TL, 2018 sonu itibariyle 448.203,11 TL ve 2019 sonu itibariyle 448.453,31 TL tutarında bakiyenin yer aldığı, tasfiye süreci içerisinde kasada şirket sermayesi kadar çok yüksek nakit meblağın faize fona ve vadeli hesaplara yatırılmadan atıl bekletildiği, şirket aktifinde ki varlıkların satışı ve tahsilinden kaynaklı bedellerin kasa ve banka yolu ile tahsil olmasına karşın kasada şirket sermayesi kadar bedelin atıl bir biçimde bekletildiği, şirketin ticari defter ve mali kayıtlarında tasfiye sonrası Ocak-Haziran 2017 vadeli toplamda 106.397,00 TL tutarlı alacak senetlerinin 2017 yılında tahsil olunmayarak 31.12.2019 tarihine kadar şirket cüzdanında bekletildiği, bu alacak senetleri ile ilgili tasfiye memurları tarafından tahsil girişiminde bulunulduğuna dair somut belge sunulmadığı, şirketin ticari defter ve mali kayıtlarında şirketin tasfiye öncesi ve sonrasında 303.000,00 TL civarında ticari malı olmasına karşın bu malların içeriği veya ne şekilde değerlendirilebileceği yönünde alınan bir karara rastlanmadığı, söz konusu ticari mallar halen davalı şirketin aktifinde yer aldığı, bu malların gerçek olup olmadığının belli olmadığı, şirketin tasfiye sonrası mali tablolarına 2016 sonu itibariyle toplam aktifin 1.079.145,91 TL olduğu bu aktifleri oluşturan en büyük kalemlerin yaklaşık 450.000,00 TL Kasa, 303.000,00 TL ticari mal ve 106.000,00 TL değerinde alacak senetlerinden oluştuğu, aktif varlığın gerçek olup olmadığının belli olmadığı, şirkete ait mali tablo ve defterlerine göre şirketin tasfiye kararı sonrası gayri faal konumda olduğunun gözüktüğü, tasfiye sürecinde düzenlenen bilançoların ve finansal tabloların genel kurulun onayına sunulduğuna dair somut belgelere rastlanmadığı, davacı tarafından davalı şirkete gönderilen 12.01.2017 tarihli ihtarda davacının tasfiye süreci hakkında bilgi almak istediği bildirilmesine rağmen davalı tasfiye memurları tarafından davacının bilgilendirildiğine dair somut bir belge sunulmadığı, somut olayda davalı tasfiye memurlarının 6102 sayılı Kanun'un 540 ve 542 nci maddelerindeki yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, davalıların tasfiye memurluğu görevinden alınmaları için haklı sebeplerin mevcut olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 318110 sicil numarasında kayıtlı Tasfiye Halinde ... ... ve Medikal Ürünler Sanayi Ticaret Limited Şirketinin tasfiye memurları olan davalılar ... ve ...'ın tasfiye memurluğu görevinden alınmalarına, şirkete tasfiye memuru olarak Mali Müşavir ...'ün atanmasına, davalıların tasfiye memurluğu görevinden alınmalarının ve şirkete tasfiye memuru olarak Mali Müşavir ...'ün atanmasının tescil ve ilanına, atanan tasfiye memuruna aylık 2.500,00 TL ücret takdirine, karar kesinleştiğinde tasfiye işlemine başlanmadan önce davacı tarafça 1 yıllık tasfiye ücreti olan 30.000,00 TL'nin ve 5.000,00 TL tasfiye gider masrafının ileride şirket varlıklarından karşılanmak üzere peşin olarak depo edilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tasfiye memur atandığında dava dışı şirket müdürlerince müvekkiline herhangi bir para teslimi yapılmadığını, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, tasfiye tarihi itibarıyla şirketin mali durumu tespit edilmeksizin müvekkiline kusur izafe edilemeyeceğini, müvekkilinin şirkette ortak dahi olmadığını, davacının kendi kusurlu eylemlerinden lehine sonuç çıkaramayacağını, davacının şirketin birçok müşteri senet ve çeki uhdesine alarak kendisine tahsil ettiğini ve şirkete teslim etmediğini, yine şirketin malları ile ilgili davacının şirketin Sincan'da bulunan deposundan ortakların bilgisi dışında tahliye ettiğini ve şirketi zarara uğrattığını, o dönemdeki davacı vekilinin davacının elinde bulunan mallara ilişkin attığı mail örneğinin değerlendirilmediğini, diğer tasfiye memuru ...'ın şirketten alacaklı olduğunu, bu hususun bile tasfiye memurlarının kendi menfaatlerine işlem yapmadığının açık kanıtı olduğunu, tasfiye memurlarının şirketin davacının hukuksuz eylemleri ile muhattap olduğu borçlarla ilgili davalar açmak, davacının el koyduğu malvarlığını şirkete geri kazandırmak için birtakım hukuki girişimlerde bulunmaları nedeniyle tasfiyenin kısa zamanda bitirilemediğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; şirket tasfiye memurlarının azli, yerlerine başka tasfiye memurları atanması istemine ilişkindir
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanunun 537, 540 ve 542 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!