WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/2978 E.  ,  2024/5278 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/763 Esas, 2023/171 Karar
HÜKÜM : Asıl davanın kısmen kabulü-Birleşen davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/623 E., 2021/3 K.

Taraflar arasındaki asıl dava markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması ile maddi ve manevi tazminatın yanı sıra markanın devri ya da hükümsüzlüğü, birleşen dava markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin değerli maden dedektörleri üretim ve satışı ile iştigal ettiğini, davaya dayanak "gold finder" ibareli markasını Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde 2016 75449 ve 2016 95595 nolu marka tescilleri kapsamında faaliyet alanında yer alan 09 uncu ve 35 inci sınıflar kapsamındaki mal ve hizmetler için koruma altına aldığını, bu nedenle "gold finder" ibareli markanın kullanım hakkının münhasıran müvekkiline ait olduğunu, dava konusu markaları tescil ettiren ...'nun müvekkili şirketin münferit imza yetkilisi olarak çalıştığını, 10.05.2016 tarihinde şirket bünyesinden ayrıldıktan 3 gün sonra dava konusu markalar için tescil başvurusunu gerçekleştirdiğini, davalının bu şekilde aynı alanda kullanmak üzere bu markaları tescil ettirmesinin müvekkilinin marka üzerindeki hak sahipliğini bilerek kötü niyetle hareket ettiğini gösterdiğini, davalının bu durumunun başlı başına bir itiraz ve hükümsüzlük sebebi olduğunu, davalıların bu markaların ayırt edici unsuru olan "asya" ibaresini kullanmadıklarını, her ikisinin de davacı şirketin eski müdürleri olmaları nedeniyle kötü niyetli oldukları, bu nedenle öncelikle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi uyarınca markaların müvekkiline devrinin gerektiğini, bu nedenle davalıya yönelttikleri davada asli talep olarak markaların müvekkiline devredilmesinin terditli talep olarak ise markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesinin talep edildiğini belirterek, davalıların davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabette bulunduklarının tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, kendilerine veya üçüncü kişilere ait internet sitelerinde bu marka altında yürüttükleri tüm tanıtım ve satış faaliyetlerinin durdurulmasına, karara uyulmadığı takdirde sitelere erişimin engellenmesine, bu sitelerin Google arama sonuçlarından çıkartılmasına, 10.000,00 TL manevi tazminatın ihlal tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, belirsiz alacak ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak şartıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın ihlal tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, kararın masrafı davalılardan alınmak suretiyle Türkiye çapında yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede ilanına, davalı ... adına tescilli 2016/43759 numaralı "asya deep gold finder" ve 2016/43760 numaralı "asya micro gold finder" markalarının davacıya devrine, bu mümkün olmazsa hükümsüzlüklerine ve sicilden terkinlerine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada ise; müvekkilinin 2016/75449 ve 2016/95595 numaralı "gold finder detector" ibareli tescilli markaları kapsamında değerli maden detektörleri üretim ve satışı işi ile iştigal ettiğini, davalının ise müvekkili şirketin müdürü iken "gold finder detector" markasının müvekkili tarafından etkin bir şekilde markasal olarak kullandığını, ancak davalının şirket müdürlüğünden ayrıldıktan 3 gün sonra bu ibare üzerindeki hak sahipliğini bildiği halde bahsi geçen markaların tescili için kötü niyetle başvurduğunu, davalının başvurusunun bir kısmının müvekkilinin itirazı üzerine reddedildiğini, ancak dava konusu 2016/43753 numaralı "asya gold finder detector" markasının davalı adına tescil edildiğini, yine müvekkili tarafından davalı aleyhine 2016/43760 numaralı "asya micro gold finder" ve 2016/43759 numaralı "asya deep gold finder" markaları ile ilgili olarak benzer gerekçelerle mahkemenin 2017/623 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, her iki davanın birleştirilmesini talep ettiklerini, bu sebeplerle davalıya ait 2016/43753 numaralı markanın hükümsüzlüğüne, işbu davanın mahkemenin 2017/623 E. sayılı davası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 23.11.2020 tarihli dilekçesinde; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve diğer tüm talepleri aynen kabul edilmek suretiyle 10.000,00 TL manevi tazminat ve 39.597,58 TL maddi tazminatın ihlal tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsil edilerek müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin 2010 yılında müvekkili ...'nun sermayesi ile eşi ... adına şahıs şirketi olarak kurulduğu, müvekkilinin şirketin kuruluşundan sonra Gold Finder ürünü ile ilgili tüm ar-ge çalışmalarını bizzat gerçekleştirdiğini, 2012 yılında müvekkilleri tarafından satışının yapıldığını, 2013 yılında halen davacı şirketin ortağı olan ...'ın hiç bir bedel ödemeksizin şirkete ortak olarak alındığını, müvekkili Suzan Sarıçam'ın 2016 yılında hisselerini ...'a devrederek ortaklıktan ayrıldığını, ancak bu ayrılma sırasında davacı şirkete marka veya kullanım hakkının devredilmediğini, müvekkillerinin çabaları sonucunda kurulmuş bir şirket olduğunu, müvekkilinin tescil başvurusunu davacı şirketten önce gerçekleştirdiğini, müvekkili ...'nun 2016 yılında hisselerini ...'a devrederek ortaklıktan ayrıldığını, ancak bu ayrılma ile davacı şirket adına başvuruya konu tescilli herhangi bir marka olmayıp, bu devirde herhangi bir marka ya da kullanım hakkının devredilmediğini, müvekkilinin tescil başvurusunu davacı şirketten önce gerçekleştirdiğini, davacı ile müvekkilinin markalarının ayırt edilebilir nitelikte olduğunu, kabul etmemekle birlikte, markaların ayırt ediciliği olmasa bile müvekkilinin tescil başvurusunun önceki tarihli olduğunu ve ürün ile ilgili geçmişi göz önüne alınırsa, davacının markasının hükümsüzlüğünün gerektiğinin anlaşılacağını, dava kapsamında marka ihlali ve haksız rekabetin söz konusu olmadığını, müvekkilinin kendi çabalarıyla meydana getirdiği Gold Finder ürünü için gerekli başvuruyu davacıdan önce yaptığını, davacı şirketi müvekkilinin kurduğunu, şahıs şirketi halinin başlangıcından, müvekkilinin şirketten ayrıldığı tarihe kadarki süreç içerisinde müvekkilinin yapmış olduğu geliştirme ve tanıtım çalışmalarının davacının başvurusunun haksız olduğunu ve müvekkilinin çalışmalarını ve ürününü taklit etmeye çalıştığını gösterdiğini, "Gold Finder" ibaresinin tek başına marka olarak tescil edilemeyecek, ürünün ayırt ediciliğini sağlayan bir ibare olduğunu, tüm bu nedenlerle, davacının talep etmiş olduğu ihtiyati tedbir talebinin reddine, haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'nun asıl ve birleşen dava ile hükümsüzlüğü istenilen üç markasının esas unsuru "GOLD FINDER", davacının iki markasının da esas unsuru "GOLD FINDER" ibaresi olduğu, İngilizce "GOLD FINDER" ibaresinin Türkçe karşılığının "Altın Bulucu" anlamına geldiğini, her ne kadar bu ibarenin "dedektör" ürünü için tanımlayıcı bir ibare olduğu savunulmuşsa da, İngilizce kelimelerden oluşması ve Türk diline yaygın olarak yerleşmiş İngilizce ibarelerden olmaması nedeniyle tanımlayıcı bir ibare olmadığı, bu nedenle davacının markalarının zayıf marka olmadığı, davalı ...'nun markalarında yer alan "ASYA DEEP" ve "ASYA MICRO" ibarelerinin tanımlayıcı ibareler olmaları nedeniyle markaları farklılaştırmaya yetmediği, yine davalının ve davacının markalarındaki şekil unsurları farklıysa da, tüketicinin markaları her zaman aynı anda görme şanslarının bulunmadığı, akıllarında kalacak ibarenin "GOLD FINDER" ibaresi olacağı, şekil unsurlarının markaların baskın unsurları olmadığı, markaları farklılaştırmaya yetmedikleri, aynı emtia ve hizmetler için tescilli olan taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, ortalama tüketicinin her iki tarafın markalarını gördüğünde, aynı şirkete ait seri markalar oldukları zannına kapılabilecekleri ve markaları ilişkilendirebilecekleri, markaların bu nedenle benzer oldukları, ancak davalı ... 'nun marka başvuru tarihleri davacının marka başvuru tarihlerinden daha önce olduğundan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının uygulanamayacağı, davalılardan ...'nun davacı şirketin ortağı, davalı ...'nun ise yetkili müdürü olarak çalıştıkları sırada davacı şirketin "GOLD FINDER" markasını kullandığı, kullanımının 2014 yılına dayandığı,davacının marka kullanımının davalı ...'nun marka tescil başvurularından daha önce olduğu, davalıların davacı şirket ile ilişkilerini kestikten hemen sonra davacının kullanım suretiyle hak elde ettiği "GOLD FINDER" markası ile iltibasa neden olacak kadar benzer olan "ASYA DEEP GOLD FINDER", "ASYA MICRO GOLD FINDER" ve "ASYA GOLD FINDER DETECTOR" markalarını aynı mal ve hizmetler için tescil ettiremeyecekleri, bu durumun 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacının markayı tescilsiz olarak kullandığı dedektör emtiası için hükümsüzlük nedeni olduğu, markanın davacı şirket tarafından kullanıldığı, davalıların davacı şirket ortaklığından ayrıldıktan çok kısa bir süre sonra bu markaları kullanmaya başlamaları ve davalı ... adına tescil ettirmelerinin basiretli bir tacirden beklenen bir davranış olmadığı, davalı ...'nun marka tescillerinin kötü niyetli olduğu, bu nedenle davalıya ait her üç markanın da 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca tescilli oldukları tüm sınıflarda hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, ayrıca davalıların 22.10.2016 tarihinde ilk kullanım olarak tespit edilen kullanımlarında, ... adına tescilli markaları tescilli oldukları şekilde kullanmadıkları, davalıların kendilerine ait www.asyadedektor.com alan adlı internet sitesinde ve http://www.asyadedektor.com/urun-detay/392/A5-Gold-Finder-Dedektor. html,www azizaltinde finededektorleri.com, http://azizdedektor.com internet adreslerinde ve farklı internet siteleri ile sosyal medya sayfalarında davacının hak sahibi olduğu markanın esas unsuru olan "GOLD FİNDER" ibaresini tek başına veya ayırt ediciliği sağlamayan bazı tali unsurlarla birlikte dedektör veya benzer ürünler için kullanmak suretiyle davacının marka haklarına tecavüz ettikleri, eylemin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğu, davacının 6769 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesi uyarınca tecavüzün tespitini, önlenmesini, maddi ve manevi tazminat ile kararın ilan yoluyla kamuya duyurulmasını talep edebileceği, alınan bilirkişi raporu ile 6769 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davacının davalıların eylemleri nedeniyle 39.597,58 TL gelirden mahrum kaldığı, ayrıca tarafların ticari hacimleri, davalıların kusurunun ağırlığı, markanın kullanım süresine göre talep edilen 10.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu gerekçeleriyle asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu marka adı altında üretimi yapılan ürünlere el konulması ve imhası talebi yönünden karar verilmediğini, halbuki davalıların marka altında üretim yaptıkları, üretilen ürünleri pazarladıkları ve sattıkları bizzat kendilerinin ikrar ettiklerini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının asıl dava bakımından kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu markalar yönünden gerçek hak sahibinin müvekkilleri olduğunu,“gold finder” ifadesi marka hususunda ayırt ediciliği sağlamaktan ziyade dedektörün niteliğini belirttiğini, delillerin ve bilirkişi raporlarının hatalı değerlendirildiğini, bilirkişi raporlarındaki çelişkilerin tam olarak giderilmeden itirazlar değerlendirilmeden son bir bilirkişi heyeti raporu alınmadan karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davalı ...’nun “şahıs” olarak markayı kullanması ve ticarete konu etmesi atlanarak, marka hakkının (gerçek hak sahipliği ilkesi kapsamında) onun şahsı ile sıkı sıkıya bağlı olduğu göz ardı edilmiş ve davacı şirkete hisse devri gerekçesi ile marka hakkının yok sayıldığını beyanla mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin faturaları ve internet siteleri incelendiğinde davacı şirketin 17.06.2014 tarihli satış faturasında "gold finder metal arama dedektörü" ibareli kullanımın "gold finder" markası yönünden markasal kullanım olduğunun tespit edildiği, davalının marka başvuruları davacının markalarından önceki tarihli olsa da davalı ...'na yöneltilen hükümsüzlük davası yönünden davalı önceye dayalı kullanıma ilişkin herhangi bir delil ibraz etmediğinden öncelik hakkının davacıda olduğunun kabulü gerektiği, davalılar davacı markasının cins adı olduğunu ileri sürmüş ise de; mahkemenin gerekçesinde yerinde olarak belirtildiği üzere "GOLD FINDER" ibaresinin Türkçe karşılığı "Altın Bulucu" olup markanın İngilizce kelimelerden oluşması ve Türk diline yaygın olarak yerleşmiş İngilizce ibarelerden olmaması nedeniyle tanımlayıcı bir ibare olmadığı, taraf markalarının esas unsuru "GOLD FİNDER" olup davalının markasındaki "ASYA" "ASYA MİCRO GOLD" ibarelerinin markaya ayırt edicilik katmadığı gibi, kullanımın aynı emtia sınıfında olduğu, davalının markasını tescilli olduğu şekilde kullanmadığı, markalar arasındaki benzerliğin tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet vereceği, davacı ve davalının markaları 9 uncu ve 35 inci sınıfta tescilli olup davalının 35.sınıfın alt sınıfı yönünden davacı markaları ile tescil grubu aynı ise de davacının 9 uncu sınıfta sadece "makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar (sensörler dahil) yönünden tescili bulunduğu, ancak davacının markasının 35 inci sınıftaki kaydı incelendiğinde 9 uncu sınıfta yer alan tüm emtia gruplarına ilişkin olduğu görülmekle markaların tamamen hükümsüzlük koşulları oluştuğu, davalı ...'nun davacı şirketin yetkilisi olarak çalışırken 02.05.2016 tarihinde şirketten ayrılarak 13.05.2016 tarihinde kendi adına marka başvurusunda bulunduğu, diğer davalı ...'nun da davacı şirketin kurucu ortağı olduğu dikkate alındığında davalının tescilde kötü niyetli olduğuna ilişkin kabulün yerinde olduğu, diğer taraftan markanın korunmasına ilişkin hükümler 6769 sayılı Kanun'da düzenlenmiş olmakla davacı ayrıca markasal haklara dayanarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndaki(6102 sayılı Kanun) kümülatif korumadan yararlanamayacağını, bu itibarla davacının haksız rekabet isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği, davalının önceye dayalı hak iddiası yönünden delil olarak sunduğu 12.09.2011 tarihli ve 04.10.2012 tarihli markasal kullanımın yer aldığı faturalarda; "Uğur Gold elektronik ..." ismiyle alıcı olarak yer aldığı, faturada "Uğur Gold elektronik ..." ismi ile yer alan şirket yönünden tür değişikliğine gidilerek davacı şirketin kurulduğu, davalı ...'nun esasen davacı şirketin kurucu ortağı olduğu gibi, şirketin kuruluşundan şirketten ayrılış tarihine değin markayı kendi adına kullandığına dair herhangi bir delil ileri sürmediği, davacı şirketin bu süreçteki markasal kullanımına da hiçbir itirazı olmadığı dikkate alındığında markanın kullanım hakkının davacı şirkette olduğuna yönelik İlk Derece Mahkemesinin kararı yerinde olduğu, raporlar arasında çelişki bulunmakla 3.raporun hükme esas alınması yerinde olup markasal kullanım yönünden önceye dayalı kullanım hakkının davacıda olduğu, davalıların kullanımlarının tüketici nezdinde iltibas oluşturabileceği, kullanımın davacının markasının tescil sınıfında olduğu dikkate alınarak mahkemece davalıların markasal kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğine ilişkin kabulü ve tecavüzün önlenmesi ve durdurulmasına karar verilmesinin yerinde olduğu, son olarak davacı vekili, gerekçeli karar yönünden süresi içinde istinaf dilekçesi sunmamış ise de; hükmün tamamlanması talebinin reddine yönelik karar yönünden istinaf istemi süresinde olmakla bu yöndeki istinaf incelemesi ek karar ile sınırlı olarak yapıldığı, davalı vekilinin aşamalardaki cevap ve beyan dilekçelerinde; üretici olduklarını açıkça belirtmiş olduğu, hükümde "üretmek ve satmak sureti ile de markaya tecavüzün tespiti ve menine karar verilmesi" ve "masrafı davalıdan alınamak sureti ile dava konusu taklit ürünlere ve tanıtım vasıtalarına el konulmasına, el konulan ürünlerin imhasına," şeklinde karar verilmesi gerekirken, hükümde talep hakkında karar verilmemesi ve ek karar talebinin reddinin yerinde olmadığı gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kaldırılarak ve yeninden hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıların eyleminin 6102 sayılı Kanun'un 55/1-a-4 üncü maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, ancak bu hususa ilişkin taleplerinin reddedildiğini, halbuki gerek KHK hükümleri gerekse Ticaret Kanunu'nun haksız rekabet hükümlerinin olaya kümülatif olarak uygulanabileceğini, zira dürüstlük ilkesine aykırı ticari yöntem ve uygulamalarına karşı emek ilkesi uyarınca, işletmesel çabayı, birikimi ve yatırımı kapsayan emeğin korunmasını konu alan haksız rekabet hükümlerinin tamamlayıcı ya da ikinci derece olmaktan ziyade, gerektiğinde ilk hüküm olarak ya da birinci derece uygulanabileceğini, kaldı ki davalı yanın bu hususa ilişkin bir istinaf gerekçesi ileri sürmemişken, müvekkilinin usulü kazanılmış hakkı da gözetilerek kararın bu cihetten bozulmasını istemiştir.

2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; geçek hak sahipliği ilkesinin hatalı değerlendirildiğini, ... adına faturalı cihazların satışı için davaya konu alan adları alındığını ve 2012 yılından beri müvekkiller adına resmi olarak kayıtlı olduğunu, 2012-2013 yılında davalı müvekkil ... ve eşi ... tarafından pazarlaması ve satışının yapılmaya başlandığını, müvekkili ...'nun 2016 yılında hisselerini ...'a devrederek ortaklıktan ayrıldığını, ancak bu ayrılma ile herhangi bir marka ya da kullanım hakkı devredilmediğini, sadece hisse devri yapıldığını, dolayısıyla dava konusu markaların gerçek hak sahibinin müvekkilleri olduğunu, davaya konu ürünün hiçbir zaman davacı şirkete ait olmadığını, ilk tescilsiz kullanımın ... tarafından yapıldığını, tescilde öncelik ve teklik ilkesinin hatalı değerlendirildiğini, GOLD FİNDER DETECTOR markalı ürün ile ilgili tüm ar-ge ve marka çalışmaları bizzat müvekkil ... tarafından yapıldığını ve davacının müvekkilinden önce kullanımının sözkonusu olmadığını, dava kapsamında marka ihlali ve haksız rekabet söz konusu olmadığını, bu nedenle istinaf incelemesi kapsamında haksız rekabet talebinin reddinin usul ve yasaya uygun olduğunu, müvekkillerinin tescilli markaya dayanarak ticari faaliyette bulunduğunu, bu nedenle haksız rekabet şartları oluşmadığını, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 25'inci maddesinin üçüncü fıkrasının hatalı değerlendirildiğini, “gold finder” ifadesinin altın ve maden arama konularında marka hususunda dünya çapında kullanılan ifadeler olduğu ve bu sebeple ayırt ediciliği tek başına sağlayamayacağı, tüm çelişkileri gideren yeni bir heyet raporu alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalılar eyleminin davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği, tazminat koşullarının ve davalılara ait markaların hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ve 149'uncu maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 55/1-a-4.maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.