WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/2970 E.  ,  2024/5372 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1455 Esas, 2022/1715 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/7 E., 2019/109 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketten Başkent Üniversitesi Konya Uygulama ve Araştırma Merkezine hastanenin kuruluş aşamasında Philips Adac Argus ve Currus Gamma Kamera Sistemleri cihazı satın alındığını, cihazın alımına ilişkin Nükleer Tıp Grubu (Konya Hastanesi) başlığını içerir Beşiktaş 2 nci Noterliği 17.03.2003 tarih ve 04673 yevmiye numaralı teklif metninin tercümesinde Argus Epic Rectangular Spect ve Tüm Vücut Gama ve ekleri için 298.622 euroluk teklif edildiğini, söz konusu cihazın Ankara 9 uncu Noterliğinin 02.04.2013 tarih ve 09539 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde finansal kiralama sözleşmesi ile müvekkil üniversitenin mülkiyetine geçtiğini, söz konusu cihazda devamlı sorunlar çıktığını ve bu sorunların cihazın bakımını üstlenen davalı şirkete bildirildiğini, arızaların sürekli hale gelmesi sonucunda 21.01.2013 tarihinde Konya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/5 D.iş numaralı dosyası ile zararın tespit edildiğini, söz konusu tespitte belirtildiği üzere müvekkilinin çalışmayan cihaz nedeniyle dışarıdan hizmet alımında bulunduğunu, tespit edilen zararlar sonucu davalı şirketin müvekkilinden bakım alacağı bulunduğunu, bu sebeple dava konusu esaslı problem bildirilmeden önce bu alacaklar yönünden karşılıklı sulh olunduğunu, ancak kısa süre sonra davalı şirket tarafından 30.10.2013 tarihli acil kodlu sistemi kullanmayı bırakın ihtarı içerir yazı gönderildiğini, bu yazı sebebi ile derhal cihazın kullanımının bırakıldığını ve bu cihazdan doğan zararın davalı şirketten karşılanması talebinde bulunulduğu ve bu talebin davalı şirket tarafından geçiştirildiğini ve yeni cihazın alımında indirim yapılması talebinde bulunulduğunu, bu konuda görüşmeler yapıldığını, ancak davalı tarafın indirim miktarını ortaya koymadığını, bu sebeple maddi ve manevi zararların tanzimi için Konya 7 nci Noterliğinin 06.05.2014 tarih ve 13829 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, söz konusu ihtarnamenin muhataba 21.05.2013 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak herhangi bir cevap verilmediğini, müvekkilinin üretimden kaynaklı esaslı sorunlar içeren yaklaşık değeri 200.000,00 euro değerinde son derece tehlikeli riskler taşıyan çıkan cihazı satın almakla ve kullanmakla zarara uğradığını ve bu cihazın kullanılmaması sonucu oluşan maddi ve manevi zarar, yine bu cihazın alınması sebebiyle oluşan zarar ve söz konusu cihazın sürekli arızalı olması sebebiyle müvekkili üniversitenin dışarıdan hizmet alması ve bu sebeple müvekkilinin imaj kaybı sebebiyle uğramış olduğu manevi zararlar olduğunu ve bu oluşan maddi ve manevi zararların davalı şirketin tanzim etmesi gerektiğini belirterek her türlü dava ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 30.000,00 euroluk maddi tazminat ve 100.000,00 TL'lik manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında yapılan Tıbbi Cihazlar Bakım-Onarım Hizmet Sözleşmesinin 24.06.2013 tarihli sulh ve ibra protokolü ile fesih edildiğini, bu kapsamda davacının tazminat iddialarının mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, söz konusu protokol gereği tarafların tüm haklarında gayri kabili rücu olarak feragat ettiklerini, söz konusu ibra ve feragat sebebiyle tarafların birbirleri aleyhine her hangi bir dava ve icra takibi başlatamayacaklarını, davaya konu cihazın kullanım ömrünü dolduğunu, davacı tarafından atıl olarak ayrılan ve kullanılmayan bir cihaz olduğunu ve bu sebeple davacının zarara uğramasının söz konusu olmadığını, söz konusu cihazın 2003 yılında davacı tarafından finansal kiralama sözleşmesi ile satın alındığını ve cihazın kullanım ömrünün 10 yıl olduğunu ve söz konusu cihazın ekonomik kullanım ömrünü dolduran ve kullanılmayan bir cihazın çalışmadığından bahisle maddi zarar talep etmesinin yersiz ve izaha muhtaç olduğunu ve maddi tazminat talebinin reddi gerektiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında net bir ibra ve feragatle sona erdirilen ticari ilişki mevcut olduğunu, davacının hiçbir manevi zararı bulunmadığını ve manevi tazminatın gündeme gelebilmesi için gerekli şartların oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmeye göre 02.04.2003 tarihinde 36 ay kiralama ve sonucunda satın alma işlemi ile davacı şirket cihazın maliki olduğu, taraflar arasında düzenlenen 24.06.2013 tarihli sulh ve ibra protokolünde taraflar ayıplı mal veya ayıplı hizmet dahil tüm alacaklarından ve taleplerinden karşılıklı olarak birbirlerini ibra ettikleri, sulhe ibranın protokolünün çok geniş kapsamlı olduğunu, bu ibranın tarafları bağlayacağının kuşkusuz olduğu gerekçesi ile maddi ve manevi tazminatın reddine, maddi tazminat talepleri yabancı para cinsinde olduğundan yabancı paranın dava tarihindeki Türk Parası değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bahsi geçen sulh ve ibra protokolü ile tamamen farklı bir konunun düzenleme altına alındığını, söz konusu protokolün konusunun ‘Tıbbi Cihazlar Bakım ve Onarımı’ olduğunu, davadaki taleplerinin ise bu sözleşme ile ilgisi bulunmadığını, davalarının, davalı şirket tarafından satışı gerçekleştirilen ve üretimden kaynaklı, kullanıcılar için ciddi yaralanma ve ölüm riski taşıyan gama kamera cihazından kaynaklı maddi ve manevi zararlara ilişkin tazminat davası olduğunu, davalının, müvekkili üniversiteden bakım ve onarım nedeniyle alacağı bulunması sebebiyle (konusu esaslı problem bildirilmeden önce) sadece bu alacaklar yönünden karşılıklı sulh olunduğunu, söz konusu protokolün ilgili hükmünün son derece açık olup, protokol içinde ‘sözleşme’den kastedilen ’01.07.2010-30.06.2014’ tarihleri arasında 4 yıllık süreyi kapsayan bakım-onarım hizmet sözleşmesi olduğunu, sulh ve ibra protokolü ile karar altına alınan tüm hükümlerin bakım ve onarım sözleşmesi için geçerli olduğunu, bakım ve onarım sözleşmesi için geçerli olan söz konusu hükümlerin, satın alınan cihazdan kaynaklı tüm hukuki problemleri kapsayacak şekilde teşmil edilmesinin hukuken son derece isabetsiz olduğunu, söz konusu protokolün, verilen karardaki gibi yorumlanacak bile olsa, davalının ayıplı olduğunu bildiği, açıkça üretim hatası bulunan cihaz için sulh olma yoluna gidip, ardından da acil kodlu uyarı vermesinin iyi niyetle açıklanamayacak bir durum olduğunu, davalının, dava konusu cihazdaki üretim hatasını kabul eden ve kullanımının tehlike yaratacağı belirtilen 30.10.2013 tarihli acil kodlu uyarısının, hiç değerlendirmeye alınmadığını, davalı firma tarafından gönderilen 30.10.2013 tarihli ‘acil-tıbbi cihaz düzeltmesi’ başlıklı yazıda açıkça, ‘sistemi kullanmayı bırakın’ ‘hatalı kaynak işlemi dedektör düzeneğinin düşmesine yol açabilir’ şeklinde açıklama yer aldığını,bu uyarının ardından ve bu tarihten sonra 29.11.2013 tarihli sözleşme ile müvekkili kurumca mecburen başka bir firmadan tıbbi cihaz satın alınmak zorunda kalındığını, hem acil kodlu uyarı öncesi zararlarının, hem de acil kodlu uyarı sonrası zararının tartışmasız olduğunu, dosyada mübrez bilirkişi raporunda acil kodlu uyarının tamamen göz ardı edildiğini, acil kodlu talimata ilişkin hiç değerlendirme yapılmadığını, ürün güvenliği açısından, davalı firmanın, zarar görene karşı tazminatla sorumlu olduğunu, ürün güvenliğine dair yapılması gerekenlerin de yapılmamış olduğunu, cihazın geri alınıp alınmayacağı ve kullanımdan kaynaklı zararlar ile gizli ayıptan kaynaklı acil uyarı öncesi maddi ve manevi zararlarının ve acil kodlu uyarı sonrası maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmediğini, hesap bilirkişisi talep etmelerinin ve Sayın Mahkemece de hesap bilirkişisi atanmasının sebebinin, müvekkili kurumun ayıplı dava konusu tıbbi cihazın neden olduğu zarar kalemlerine ilişkin hesaplama yapılması gerekliliği iken, dosyada mübrez raporda zarara ilişkin hiç hesaplama yapılmamış olduğunu, sulh ve ibra protokolüne atıf yapılarak davanın reddi gerektiği yönünde hukuki mütalaa ile kendilerine verilen görevin dışına çıkarak rapor tanzim edildiğini, bu rapora dayanarak verilen kararın da hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin cihazı kullanmaktan mahrum kaldığı süreler, yaşadığı hasta kayıpları, cihaza ilişkin hizmetin dışarıdan alınması nedeniyle oluşan zararlarının, yeni bir cihaz satın alınmak zorunda kalınması sebebiyle yaşanan maddi zararların, imaj kaybı sebebi ile yaşanan manevi zararlara ilişkin her hangi bir değerlendirme ve hesaplama yapılmadığını, Mahkemece de bu hususlara ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki protokol incelendiğinde; protokolün 2.1. Maddesinde "PROTOKOL, TARAFLAR arasında süre gelen ticari ilişki ve SÖZLEŞME sonrasında yapılan DELİL TESPİTİ ve gönderilen İHTARNAMELER ile BAŞKENTin ... hesapta PHILIPS'e olan 31.863,61 TL (OtuzbirbinsekizyüzaltmışüçTLAltmışbirKR) borcuna ilişkin TARAFLAR'm karşılıklı görüşmeler sonrasında ihtilafın sona erdirilmesine, SÖZLEŞME'nin karşılıklı olarak feshedilmesine ticari hesabın karşılıklı olarak kat edilerek sıfırlanmasına ilişkin hüküm ve şartları düzenlemektedir." hükmünün yer aldığı, davacı tarafın ise, protokolün konusunun ‘Tıbbi Cihazlar Bakım ve Onarımı’ olduğunu, davadaki taleplerinin ise bu sözleşme ile ilgisi bulunmadığını, davalarının, davalı şirket tarafından satışı gerçekleştirilen ve üretimden kaynaklı, kullanıcılar için ciddi yaralanma ve ölüm riski taşıyan gama kamera cihazından kaynaklı maddi ve manevi zararlara ilişkin tazminat davası olduğunu, davalının, müvekkili üniversiteden bakım ve onarım nedeniyle alacağı bulunması sebebiyle (dava konusu esaslı problem bildirilmeden önce) sadece bu alacaklar yönünden karşılıklı sulh olunduğunu, söz konusu protokolün ilgili hükmünün son derece açık olup, protokol içinde ‘sözleşme’den kastedilen ’01.07.2010-30.06.2014’ tarihleri arasında 4 yıllık süreyi kapsayan bakım-onarım hizmet sözleşmesi olduğunu, bu nedenle protokol hükümlerinin dava konusunu kapsamadığını iddia ettiğini, Protokolün beyan ve taahhüt kısmı incelendiğinde, sözleşmenin feshinin düzenleme altına alındığı, taraflar arasındaki tek sözleşmenin 02.04.2003 tarihli sözleşme olduğu, maddeler incelendiğinde "3.BEYAN VE TAAHHÜTLER: 3.1. TARAFLAR, aralarındaki cari hesap kayıtlarında PHILIPS'in BAŞKENT'den 31.863,61-TL alacağı olduğu konusunda mutabıklardır. Ancak PROTOKOL ile varılan mutabakat gereği cari hesabın karşılıklı olarak kat edilerek sıfırlanması konusunda TARAFLAR mutabık kaldığında BAŞKENT, PHILIPS'e toplam 31.863,61-TL tutarında iade faturası düzenlemiş PROTOKOL'ün imzası ile birlikte söz konusu fatura PHILIPS'e teslim edilmiştir, TARAFLAR, söz konusu faturayı muhasebe kayıtlarının işleyeceğini, cari hesaplarını karşılıklı olarak sıfırlayacağını ve bunun bir hesap mutabakatı olduğunu gayri kabili men olarak beyan, kabul ve taahhüt etmiştir. 3.2. SÖZLEŞME, TARAFLAR atasında karşılıklı olarak feshedilmiş olup, PHILIPS'in SÖZLEŞME kapsamında herhangi bir servis hizmet ve yan edim yükümlülüğü kalmamıştır. 3.3." düzenlemelerin yer aldığını, protokol genel olarak incelendiğinde, sadece taraflar arasındaki bakım ve hizmetten doğan borcun düzenleme altına alınmadığı, genel bir sözleşmenin feshi sonucunu doğuracak şekilde düzenleme yapıldığı, protokol ile ilk sözleşmeye atıf yapılarak sözleşmenin feshinin gerçekleştirildiği, sözleşmenin feshine dair hükmün, taraflar arasında başkaca bir sözleşme bulunmaması nedeniyle 02.04.2003 tarihli finansal kiralama sözleşmesine ilişkin olduğunun kabul edilmesinde aykırılık bulunmadığı, bu sebeple Mahkemece yapılan ibra değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, ibradan sonra oluşan ayıp ve masrafların davalıdan istenebilmesine yasal olanak kalmadığı, davalının çekmiş olduğu acil kodlu uyarının ise tarafların tacir olması nedeniyle ibra kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, kötüniyetli olduğu sonucuna varılamayacağı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ayıplı mal nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.