WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 19 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/2954 E.  ,  2024/5298 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1255 Esas, 2023/461 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/134 E., 2021/58 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının, müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını, takibin kesinleşmesi üzerine müvekkilinin taşınmazları üzerine haciz konulduğunu, müvekkilinin davalının kayını olması nedeniyle uzlaşma ümidiyle hareket ederek davalı ile uzlaşmaya çalıştığını, davalının müvekkilinden

ablası için bir takım isteklerde bulunduğunu, müvekkilinin davalının avukatına giderek sulh sözleşmesi imzaladığını, ancak davalının bu sözleşmeyi imzalamadığını, buna rağmen müvekkilinin sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, sadece sulh sözleşmesinin 2. maddesini geç yerine getirdiğini, davalının bu durumdan yararlanarak icra takibine devam ettiğini, davalının müvekkiline para verecek maddi gücünün olmadığını, davalının şoför olduğunu ve geçimini zor sağladığını, müvekkili ile davalı arasında herhangi bir alışveriş olmadığını, senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı taraf hakkında tasarrufun iptali davası açıldığını ve karar aşamasına gelindiğini, tasarrufun iptali davasını geciktirmek için iş bu davayı açtığını, davacının imzasını taşıyan 29.06.2016 tarihli taslak halindeki sulh sözleşmesinde davacının borcu kabul ettiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu, dava konusu senetteki imzanın davacıya ait olmadığı hususunda inceleme yapılmak üzere imza incelemesine gönderilmiş olup, 10.12.2019 tarihli İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun raporunda senetteki imzanın davacı ...'ya ait olup olmadığının tespit edilemediği, İstanbul Üniversitesi'nin 15.04.2020 tarihli raporunda imzanın ...'ya ait olduğunun tespit edildiği, iki rapor arasında çelişkinin giderilmesi için grafoloji alanında uzman üçlü heyetten rapor alındığı, 08.02.2021 tarihli heyet raporunda ise imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda bir tespit yapılamadığının bildirildiği, dosyaya ibraz edilen sulh sözleşmesinde "Aksaray İcra Müdürlüğünün 2015/2085 esas sayılı dosyası ile ... aleyhine başlatılan takipte taraflar aralarında anlaşmış olup, takipten doğan 06.02.2013 tanzim tarih 28.02.2015 vade tarih, 850.000,00 TL meblağlı bonodan kaynaklanan borç tamamen kayıtsız şartsız ... tarafından kabul edilmekle" hükmünün mevcut olduğu, sözleşmenin davacı tarafından imzalandığı ve imzanın kendisine ait olduğunun 13.11.2018 tarihli duruşmada kabul edildiği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme kararını kabul etmediğini, icra dosyasından yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığını, müvekkilinin geç öğrendiği takip nedeniyle icra müdürlüğüne itiraz etmek için gittiğini ancak itiraz süresinin geçtiğinin icra memuru tarafından öğrenildiğini, icra takibinin kesinleşmesi üzerine tüm mallarına haciz konulduğunu, senet alacaklısı ... olmasına rağmen müvekkilinin dosya içindeki sözleşmeye uyarak malları kızı ...'na devrettiğini, senet alacıklısı ... iken müvekkilinin kızına malların devredilmesinin bu senedin müvekkiline ait olmadığının göstergesi olduğunu, müvekkilinin bu sözleşmeye dayanarak olmayan borcunu ödediğini söyleyerek senet alacaklısından senedi istediğini ancak alacaklı vekilinin müvekkilini oyaladığını ve senedi vermediğini, müvekkilinin edimlerini yerine getirmesine rağmen hala borçlu olarak görünmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, dosya kapsamında müvekkilinin imza örneklerinin alındığını, alınan örneklerin birinde müvekkilinin imzası olmadığı, diğerlerinde ise tespit edilemediği kararına varıldığını, Yargıtayın kararlarında tespit edilemeyen imza örneklerinde davacı lehine kararlar verildiğini ileri sürürek yerel mahkeme kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, her ne kadar ilk derece mahkemesince raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için alınan son raporda senetteki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda bir kanaat bildirilemediği, bu nedenle ispat yükü davalıya ait ise de taraflar arasında düzenlenen 29.06.2016 tarihli sulh sözleşmesinde de "Aksaray İcra Müdürlüğünün 2015/2085 esas sayılı dosyası ile ... aleyhine başlatılan takipte taraflar aralarında anlaşmış olup, takipten doğan 06.02.2013 tanzim tarih 28.02.2015 vade tarih, 850.000,00 TL meblağlı bonodan kaynaklanan borç tamamen kayıtsız şartsız ... tarafından kabul edilmekle takip konusu alacak taraflar arasında protokole bağlanmıştır..." hususunun belirtildiği, davacı hakkındaki takibin 2015 yılında yapıldığı, ödeme emrinin 21.04.2015 tarihinde tebliğ edildiği, sulh sözleşmesinin ise takibin kesinleşmesinden sonra 29.06.2016 tarihinde yapıldığı, bu nedenle manevi baskıdan söz edilemeyeceği (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/04/2022 tarih 2019/(19)11-557 Esas 2022/632 Karar sayılı ilamı), bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.