WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/295 E.  ,  2024/4130 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/23 Esas, 2022/1519 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/718 E., 2019/114 K.

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 23.05.2015 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetvelinin gerçeği yansıtmadığını zira hazirun cetvelinde toplantının yapılmasından önce 11.04.2015 tarihinde vefat eden Emine Ferrah Küçüksakarya'nın sağ imiş gibi gösterildiğini, müvekkilinin ve toplantıya katılmayan diğer ortakların toplantıya usulüne uygun olarak davet edilmediğini, böylece toplantıya katılma ve şirket kayıtlarını inceleme haklarının ihlal edildiğini, ilgili Genel Kurul toplantısının akabinde ...'nun tek başına yönetim kurulu başkanı olarak şirketi münferinden temsil ve ilzam etmesine karar verildiğini, şirket ana sözleşmesinde de açıkça yazdığı üzere şirketiin çift imza ile temsil edilebildiğini, ana sözleşmede yapılabilecek önemli değişikliklerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 621 inci maddesindeki usule göre yapılması gerektiğini, hali hazırda hissedarların tamamının haberdar edilmeden usul ve yasada aranan kriterlere uygun davetiyelerin çıkartılıp tebliğ edilmeden bu yönde bir karar alınmasının da hukuken mümkün olmadığını, bu yöne ile de Genel Kurul kararının iptalinin gerektiğini, imza altına alınan tutanaklarda kararların oy birliği ile alındığının belirtildiğini, ancak gerçek durumun, hazır olanların oy birliği ile karar alınması olduğunu, bu basit hatalı anlatım ile kararlara itiraz haklarının önüne geçilmek istendiğini, yönetim kurulu başkanın şahsi çıkarlarını gözetip şirketi kötü bir şekilde yönettiğini ileri sürerek davaya konu genel kurul toplantısının ve bu genel kurul toplantısında alınan tüm kararlarının yok hükmünde olması, usul ve yasaya aykırı olması sebepleri ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; usulüne uygun olarak davet edilmesine rağmen toplantıya katılmayan davacı ortağın iş bu davayı açma hakkı bulunmadığını, toplantıda alınan tüm kararların gerekli toplantı ve karar nisabıyla alındığını, iptallerini gerektirecek bir hukuksuzluk bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 414 üncü maddesinde anonim şirketlerin genel kurul çağrı usulü düzenlendiği, genel kurul toplantı çağrısının usulüne uygun yapılamaması çağrıya ilişkin bir eksiklik olup davacıya iptal davası açma hakkı verdiği, ancak tek başına bu aykırılığın genel kurul toplantının iptali sonucunu doğurmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 447 inci maddesinde özel olarak sayılmış bulunan üç halin dışındaki emredici hükümlere aykırı olan her genel kurul kararının mutlak surette butlanla malul olmadığı, bâtıl genel kurul kararlarının tespitinde ise butlanın ikincilliği ilkesi uygulanacağı, bu ilke, özel sebepler dolayısıyla iptal etmenin yeterli ve tatmin edici bir yaptırım oluşturmadığı hallerde hukukun genel hüküm ve ilkelerine göre butlana karar verilmesi anlamını taşıdığı, incelenen genel kurul toplantı tutanağının içeriğine göre yapılan genel kurulda alınan kararlar yönünden gündemin 4. maddesi dışındaki alınan kararlar yönünden toplantı ve karar yeter sayısına uyulduğu, dava konusu genel kurulun 4. maddesinde yönetim kurulunun ibrasına karar verildiği, dava konusu genel kurula katılan ve oy kullanan ...'nun dosya kapsamından şirket yönetim kurulu üyesi olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 436 ıncı maddesine göre oy kullanan ... oy yasaklısı olup bu kişinin oyunun hariç bırakılması halinde yönetim kurulunun ibrası için gereken karar nisabı oluşmayacağı, bu durumda, müdürlerin ibrası için yeterli nisabın bulunmaması yokluğa neden olduğundan ve bu husus mahkemece resen gözetilebilecek nitelikte olduğundan dava konusu genel kurulun yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 4. maddesinde alınan kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davaya konu genel kurulda alınan 4 numaralı kararın yoklukla malul olduğunun tespitine fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının eldeki davayı açmaya yetkisinin bulunmadığını, yapılan toplantıların usul ve yasaya uygun olduğunu, davaya sebep olarak gösterilen ortaklardan birinin ölümünün toplantıdan kısa bir süre önce gerçekleştiğini ve bunun sonuca etkisinin bulunmadığını, toplantıya katılıp muhalefetini yazdırmadığından davacının dava hakkının bulunmadığını, kararın gerekçesinde ... isimli ortağın yasaklı olması ile neyin kastedildiğinin anlaşılmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu genel kurulda alınan 4 numaralı kararın, ''2012-2013-2014 yıllarına ait bilanço ve kar zarar hesapları okundu ve müzakereye açıldı. Söz alan olmadı. Yapılan oylama sonucunda, bilanço ve kar zarar hesapları oy birliği ile tasdik edildi. Yine yapılan diğer bir oylama ile 2012-2013-2014 yıllarına ait yönetim kurulu raporları genel kurulun onayına sunuldu ve okunan bu raporlar oy birliği ile ibra edildi. Ayrıca 2012 yılına ait denetçi raporu da oy birliği ile ibra edildi.'' şeklinde olduğu, İlk Derece Mahkemesince her ne kadar yukarıda aynen alıntılanan kararın yönetim kurulunun ibrasına ilişkin olduğunu değerlendirilmiş ve yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 436 ıncı maddesinde düzenlenen oy hakkının kullanılamayacağı durumların, aynı Kanun'un 408 inci maddesi kapsamında yapılacak yönetim kurulu üyelerinin açık ibrasına ilişkin olduğu, oysa davaya konu genel kurulda alınan 4 numaralı kararda, yönetim kurulunun açıkça ibra edildiğine dair bir karar bulunmadığı, bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 436 ıncı maddesinin somut olaya uygulama kabiliyeti bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu genel kurulda alınan 4 numaralı kararın yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olduğunu, bu nedenle yönetim kurulu başkanının oydan yasaklı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin aksi yöndeki değerlendirmesinde isabet bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 445 inci, 446 ıncı ve 447 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 408 inci, 424 üncü ve 436 ıncı maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin ibrası açık olabileceği gibi örtülü de olabilir. Açık ibra kararı, yönetim kurulu üyelerinin ibrasının gündemde yer alması ve mali tablolarının görüşülüp onaylanmasından bağımsız olarak oylanması halinde söz konusudur. Örtülü ibra ya da ibra varsayımı ise genel kurulun gündeminde ibra kararı alınmasına ilişkin bir gündem maddesi olmamasına rağmen aynı genel kurulda bilançoların onaylanmasına ilişkin bir gündem maddesi olması ve genel kurulca bilançoların onaylanmasına karar verilmesi halinde söz konusu olup bu durum 6102 sayılı Kanun'un 424 üncü maddesinde düzenlenmiştir.( Ersin Çamoğlu, Ünal Tekinalp, Reha Poroy, Ortaklıklar Hukuku I, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 15. Baskı, 2021, s.461) Anılan hükme göre bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı, kararda aksine açıklık bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve denetçilerin ibrası sonucunu doğuracak, başka bir deyişle anılan kararın alınması yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiğine dair bir karine meydana getirecektir.

2.6102 sayılı Kanun'un 436 ıncı maddesinin ikinci fıkrasınındaki açık düzenleme karşısında yönetim kurulu üyelerinin açık ibra kararında oydan yoksun olduğu hususunda şüphe bulunmamaktadır. Anılan Kanun'da yönetim kurulu üyelerinin örtülü ibra sonucunu doğuracak bilançonun onaylanmasına ilişkin kararda oydan yoksun olup olmadıklarına dair açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte yönetim kurulu üyelerinin örtülü ibra sonucunu doğuracak bu kararlarda da oydan yoksun oldukları kabul edilmelidir.( Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku,Vedat Kitapçılık, İstanbul, 4. Baskı, s.368) Aksi hal yönetim kurulu üyelerinin ibra kararlarındaki oydan yoksunluk halinin örtülü ibra sonucunu doğuran bilançonun onaylanması kararıyla dolanılması sonucunu doğurabileceği gibi yönetim kurulu üyelerini ibra kararında oydan yoksun kılan hükmün amacı ve ruhuyla da bağdaşmaz.

3.Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davaya konu genel kurulun gündeminde yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin bir gündem maddesi bulunmadığı gibi genel kurulda da yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin herhangi bir karar alınmamıştır. Ancak genel kurulun 4 numaralı gündem maddesiyle ilgili döneme ilişkin bilançoların onaylanmasına karar verilmiş olup 6102 sayılı Kanun'un 424 üncü maddesine göre alınan bu kararın, kararda aksi de belirtilmediğinden, yönetim kurulu üyelerin ibrası sonucunu doğuracağı ve örtülü ibra kararı niteliğinde olduğu izahtan varestedir.

4.Davaya konu genel kurula ilişkin hazirun cetveli incelendiğinde, genel kurulun, şirket ortaklarından ..., ... ve ...'un asaleten katılımıyla toplandığı, ... ve...'nın aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları, şirketin beheri 1,00 TL itibari değere sahibi olan 200.000,00 adet hissesinin 129.694 adedinin ...'na, 34 adedinin...'ya ait olduğu, toplantıya katılan diğer ortağın ise 1 adet paya sahip olduğu, uyuşmazlık konusu kararın toplantıya katılan ortakların oy birliğiyle alındığı anlaşılmaktadır. Ancak yukarıda izah edildiği üzere ... ve...'nın bilançoların oylanmasına ilişkin 4 numaralı kararda oydan yoksun olup adı geçenlerin oyları çıkarıldığında karar nisabının sağlanamadığı ve kararın yok hükmünde olduğu açıktır.

5.Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu genel kurulda alınan 4 numaralı kararın yok hükmünde olduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.