WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/2946 E.  ,  2024/5445 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/364 Esas, 2023/436 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2019/452 E., 2020/498 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 358.160,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı temlik eden ... ...'ın Egebank A.Ş. Kahramanmaraş Şubesine 14.12.1999 tarihinde 11.020,00 TL parasını vadeli olarak yatırdığını, yatırılan paranın davalı bankanın kasıtlı yönlendirmesiyle selefi tarafından KKTC'de paravan olarak kurulan "Egebank Off Shore Ltd" adlı bankaya ait hesaba aktarıldığını, 21.12.1999 tarihinde BDDK tarafından banka yönetimine el konularak Egebank A.Ş.'nin bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığını, Egebank A.Ş.'nin önce Sümerbank A.Ş. ile birleştirildiğini, Sümerbank A.Ş. çatısı altında birleşen bankalarla birlikte Oyakbank A.Ş.'ye satıldığını, Oyakbank A.Ş.'nin de davalı ...Ş.'ye devredildiğini, bankaya el konulmasından sonra dava dışı temlik eden ... ...'ın mevduatının Egebank Off Shore Ltd. adlı bankaya aktarıldığını ve "off shore mevduatlarının sigorta kapsamında olmadığı" gerekçesiyle ödenmediğini, davalı Egebank A.Ş.'nin devredildiği ve bu sebeple kanuni halefi olan İng Bank A.Ş.'ye karşı dava dışı temlik eden ... ...'ın alacağı için dava açıldığını, davanın kabulüne karar verildiğini, İstanbul 22. İcra Müdürlüğü'nün 2015/17304 Esas sayılı dosyasıyla icra takibine konulan 11.020,00 TL alacağının tamamının tüm ferileriyle birlikte davacı ...'a alacağın devri sözleşmesiyle devredildiği, hüküm altına alınan alacakların, İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün 2015/17304 E. sayılı dosyası ile başlatılan takip sonucunda 05.12.2019 tarihinde tahsil edildiğini, davacının davalı bankadan olan alacağını temerrüt tarihinden yaklaşık 20 yıl sonra tahsil edilebildiğini, Mahkeme tarafından hükme bağlanan alacağın sadece asıl alacak kısmına, bankaya yattığı tarihten itibaren avans faizi işletildiğini, davacının mevduat alacağı zamanında ödenmiş olsa idi; bu para daha yüksek gelir getiren bir yatırıma yönlendirilmese de, bankada TL veya döviz mevduat hesabı açılarak değerlendirilmiş olsa dahi, bu durumda faize faiz işletilmiş olacağından en azından parasının gerçek değerini korumuş ve satın alma gücünün azalmamış olacağını, bu yüzden yani sadece ana paraya faiz işletilmiş olması nedeniyle davacının parasının satın alma gücünde önemli ölçüde düşme/munzam zarar meydana geldiğini belirterek davacının 14.12.1999 tarihinde yatırdığı 11.200,00 TL'nin o tarihteki satın alma gücü ile daha önce hüküm altına alınan ve İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün 2015/17304 E. sayılı dosyası üzerinden tahsil edilebilen tutar bakımından oluşan munzam zararının tespitiyle, şimdilik 1.000,00 TL'sinin davalı bankadan hükmen tahsiline ve hüküm altına alınan alacağa tahsil edildiği tarih olan 05.12.2019 tarihinden temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; munzam zarar asıl alacağın fer'isi niteliğinde olmadığından temlik alanın munzam zarar talep etmesinin mümkün olmadığını, 11.000,00 TL'lik alacağı temlik almış ve 87.436,29 TL olarak tahsil etmiş olan davacının dürüst davranma kuralına aykırı davrandığını, davacının müterafik kusurunun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2. Feri müdahiller vekilleri dilekçelerinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iddiası muhtemel kâr kaybına ve farzedilen gelire ilişkin olup, davacı talebinin munzam zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği, birikimin başka bir bankaya yatırılarak tasarruf edileceği hususunda dosyaya somut delil sunulmadığı gibi bankaya yatırılan paranın başka bir bankaya yatırılarak değerlendireceği iddiasının somut ispat vasıtası olarak dikkate alınmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkemenin munzam zararın somut olarak ispatlanması gerektiği yönündeki kanaatinin müvekkilinin “mülkiyet hakkını” ihlal ettiğini, bilirkişi incelemesi ve sair diğer delillerinin değerlendirilmediğini, toplanan delillerle kurulan hüküm arasında çelişki bulunduğunu, dava dilekçesinde birtakım banka ve resmi kurumlara müzekkere yazılarak, belirtilen konularda bilgi edinilmesinin istendiğini, müzekkere cevaplarının geldiğini ve dosyanın munzam zarar hesaplaması için bilirkişiye tevdi edildiğini, bilirkişi raporunda 235.719,45 TL munzam zarar alacağı olduğu yönünde görüş bildirildiğini, bilirkişi raporundaki hesaplamada hata yapılarak eksik bir meblağa ulaşılmışsa da, müvekkilinin munzam zararı olduğunun açıkça anlaşıldığını, işbu dava ile müvekkilin “paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma” sebebiyle oluşan fiili zarar ve “para üzerindeki tasarruf yetkisinin kaybına” dayalı oluşan yoksun kalınan munzam zararın tahsilinin talep edildiğini, talebin mahkeme tarafından incelenmediğini belirterek yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı ... ... tarafından Kahramanmaraş 5. Noterliği'nin 25.01.2016 tarihli alacağın devri sözleşmesiyle, İstanbul 22. İcra Müdürlüğü'nün 2015/17304 Esas sayılı dosyasına konu 11.020,00 TL alacağın tamamının ve bütün ferilerinin davacıya devredildiği, munzam zararın temlik sözleşmesi kapsamında olmadığı, dolayısıyla bu davanın munzam zararı temlik almamış olan davacı tarafından açılamayacağı, davacının aktif husumetinin bulunmadığı, Mahkemece davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafından munzam zararın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurularak; davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, off shore hesabına aktarılan mevduat alacağının geç tahsil edilmesi nedeniyle, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 122 nci maddesine dayalı olarak geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia olunan munzam zararın tahsili talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacıdan alınan temyiz başvuru harcı ile temyiz ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.07.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Dava, temlik alınan alacağın geç ödenmesinden kaynaklanan munzam zarar istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince temliknamede munzam zararın temlike konu gidilmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

Davacı ile alacağını temlik eden dava dışı kişi arasında düzenlenen temliknamede alacak tüm ferileri ile birlikte temlik edilmiştir. Munzam zarar, asıl alacağın ferisi olmamakla birlikte temlik tarihinden sonrası için oluşan munzam zarar temlik edenin değil, temlik alanın zararıdır. Bu nedenle temlik tarihinden öncesi için davacının munzam zarar talebinde bulunması mümkün değil ise de temlikten sonra oluşacak munzam zarar davacının zararıdır.

O halde temlik tarihi ile dava tarihi arasında varsa davacının munzam zararının belirlenip sonucuna göre karar vermek gerekirken, tümüyle davanın reddi doğru olmadığından aksi yöndeki çoğunluk onama kararına katılmıyorum.