11. Hukuk Dairesi 2023/2887 E. , 2024/5581 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1081 Esas, 2021/1362 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/170 E., 2018/562 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince manevi tazminat isteminin reddine, maddi tazminat istemi yönünden aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kurucu ortağı ve yetkilisi olduğu ... Deniz Malzemeleri Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin (...) dava dışı Weihai Hıfei Marine Co. Ltd.’nin (Weihai) Türkiye distribütörü olduğunu, 2011 yılından bu yana Highfield markalı ürünleri Türkiye'de sattığını, davalının ...’den mal satın aldığını, ...’in “Higfield” markası ile fuarlara katıldığını, “Highfield” markasının Türkiye’de henüz Weihai adına tescilinin sağlanmadığını fırsat bilen davalının anılan markayı Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde 20.11.2014 tarihinde kendi adına tescil ettirdiğini, bununla da yetirmeyen davalının suç duyurusunda bulunduğunu, Bakırköy 2. ... ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2015/493 E. sayılı davası ile açılan kamu davasından müvekkilinin müsnet suçun yasal unsurlarının oluşmaması, eylemin suç teşkil etmemesi nedeniyle beraat ettiğini, kesinleşen İstanbul 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/49 E., 215 K. sayılı kararıyla davalı adına tescilli olan 2014/15136 sayılı “Highfield” markasının hükümsüz kılındığını, davalının 2015 yılında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/18718 soruşturma numaralı dosyasındaki başvuru neticesinde müvekkili aleyhine arama el koyma kararıyla Fuar alanında müvekkili şirketin itibarına zarar verdiğini, fuarda ürün satışının gerçekleştirilemediğini, müvekkilinin müşteri kaybedip zarar gördüğünü ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının distribütör ...’in ortakları arasında yer aldığını, tazminat davası açamayacağını, aktif husumetinin bulunmadığını, distribütör ...’in aynı davayı İstanbul 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/138 E. sayılı dosyası ile müvekkiline yönelttiğini, müvekkilinin markayı adına tescili dışında hiçbir işlem gerçekleştirmediğini, davacının bir zararının doğmadığını, zarar görüldüğü iddiasına dayanak fuarda müvekkilinin muhafaza hakkına rağmen malların davacıda bırakıldığını, bu işlem nedeniyle zarar oluşmadığını, işlemiş savcılık talimatı ve polis memurlarınca gerçekleştirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile manevi tazminat yönünden yapılan incelemede; davalının şikayeti üzerine davacının ortağı ve yetkilisi olduğu dava dışı ...’nin fuar alanındaki standında arama yapıldığı, 9 adet bota el konulduğu, açılan kamu davası sonucunda dava dışı şirketin ortağı olan davacı ve diğer ortağın beraatine karar verildiği, beraat kararının gerekçesi de davalının şikayet ettiği tarihte tescil edilen markanın yargılama aşamasında İstanbul 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/49 E. sayılı dosyasında verilen karar ile markanın hükümsüzlüğü nedenine dayandığı, davalının şikayet tarihinde söz konusu markanın adına tescilli olduğu ceza mahkemesi dosyası içeriğinden, şikayet için yeterli emare olduğu, dolayısıyla davalının yasal şikayet hakkını kullandığı, manevi tazminat isteminin reddine karar vermek gerektiği, maddi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede; davacının şahsen dava açtığı, haksız şikayet ve haksız el koyma nedeniyle 2015 yılında beklenen satışların gerçekleşmediğini ve bundan dolayı maddi zarara uğradığını, bu süreçte marka hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebiyle başvurulan hukuki yollar sebebiyle yapılan masraflardan kaynaklı olarak zarara uğradığını, bu süreçte kazançtan yoksun kaldıklarını ileri sürerek maddi tazminat istediği, davacının şirket adına işbu davayı açmakta aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin reddine, maddi tazminat istemi yönünden davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şikayetin hukuka uygun olduğunu kabul edebilmek, kişinin yasal şikayet hakkının varlığından bahsedebilmek için şikayet hakkını kullanan kişinin hakkını kullanırken kötü niyetli olarak hareket etmemiş olması gerektiğini, İstanbul 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2015/49 E., 2015/215 K. sayılı ilamı ile davalının kötü niyetinin tespit edilerek markanın hükümsüz kılındığını, davalının fuarın açık ve yoğun olduğu saatte müvekkilin kurulu standında müşterilerin önünde güvenlik güçleri ile arama yaparak müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini, maddi tazminat yönünden müvekkilinin tek başına bir tacir sıfatı taşıdığını, İstanbul Ticaret Odası kaydında da görüleceği üzere söz konusu dava dışı şirket olan ...'nin tek ortağı ve yetkili kişisi olduğunu, firmanın uğradığı zarar ve yoksun kalınan kâr unsurlarının müvekkilini doğrudan etkilediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının dava dışı şirket aleyhine fuar alanında yaptırdığı arama tarihinde ilgili marka üzerinde hukuken hak sahibi olduğu, dava dışı ...'nin davacıdan ayrı, bağımsız bir tüzel kişiliği bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...’nin tek ortağı ve yetkilisi olduğunu, davalının, davalının haksız ve kötü niyetli ... ve işlemleri nedeniyle müvekkilinin ceza mahkemesinde yargılanması, haksız el koyma kararına istinaden fuar alanında rakiplerine ve müşterilerine açıklama yapmak zorunda kalması, rezil olması ve itibar kaybetmesinden kaynaklandığını, “Highfield” markasını kötü niyetle adına tescil ettiren davalının bir de müvekkili aleyhine suç duyurusunda bulunduğunu, buna müteakip fuarda el koyma kararı alındığını, güvenlik güçlerinin standta arama gerçekleştirdiğini, müvekkilinin ceza mahkemesi kararı ile beraat ettiğini, davalı adına tescilli markanın hükümsüz kılındığını, şikayetin hukuka uygun olduğunu kabul edebilmek, kişinin yasal şikayet hakkının varlığından bahsedebilmek için şikayet hakkını kullanan kişinin hakkını kullanırken kötü niyetli olarak hareket etmemiş olması gerektiğini, davalının uzun yıllar müvekkili ile ticaret yürüttüğünü, ...’den mal satın aldığını, müvekkilinin “Highfield”marka bot sattığını bildiğini, şikayet hakkını kötüye kullandığını, aramanın müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini, açıkça kötü niyetle hareket ettiğini, müvekkili lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, müvekkilinin tek başına tacir sıfatını taşıdığını, ...’nin de tek ortağı ve yetkilisi olduğunu, firmanın zararı ile yoksun kaldığı kârdan etkileneceğini, ceza davası sebebiyle Weihai’nin distribütörlük sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!