11. Hukuk Dairesi 2023/2882 E. , 2024/5481 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/690 Esas, 2023/346 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/374 E., 2019/982 K.
Taraflar arasındaki anonim şirketin haklı nedenle feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.07.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketten uzun yıllardır kar payı alamadığını, davalı şirketin 2000 yılından 2015 yılına kadar yapılan genel kurullarında yedek akçeye ayırmak, şirketin zarar ettiği gibi gerekçelerle kar payı dağıtmama yönünde karar alındığını, şirketin hakim ortaklarının dürüstlük kurallarına aykırı davrandığını, müvekkilinin ve dava dışı ortak ...'nın 2013 yılı olağan genel kurul toplantısında kâr payı dağıtılmamasına ilişkin karara muhalif kaldığını, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilememeleri yönünde oy kullandıklarını, çoğunluk hisse sahipleri ve yönetim kurulu üyelerinin kötü niyetle, şirketin ve azınlık pay sahiplerinin zararına olmak üzere davalı şirketin içini boşaltarak aynı sektörde faaliyet gösteren dava dışı ... Bant San.Tic.Ltd. Şti üzerinden ticaret yaptıklarını, bu tür davranışların rekabet yasağına, sır saklama yükümlülüğüne ve Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükümlerine aykırı olduğunu, yönetimi elinde bulunduran hakim ortakların ... Bant ve Doğaltı Kauçuk unvanlı davalı şirketle aynı sektörde faaliyet gösteren başkaca aile şirketleri olup davalı şirketin unvanını, itibarını, ticari potansiyelini, müşteri çevresini anılan dava dışı şirketler yararına kullanıp azınlık hissedar olan müvekkilini mağdur ettiklerini ileri sürerek davalı şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu genel kurul kararlarının iptali yönünde dava açmadığını, davacının yönetim kurulu üyeliği yaptığı dönemlerde de şirketin kar dağıtmadığını, müvekkilinin çalışanlarını, pay sahiplerini, alacaklılarını, müşterilerini, tedarikçilerini ve kamusal borçlarını düşünerek kâr dağıtmama kararı aldığını, davacının rekabet yasağının ihlaline ve yöneticinin sorumluluğuna dayalı dava açmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 2005-2010 yılları arasında kar/zarar dengesinin normal olduğu, 2010-2016 yılları arasında şirketin borçlarının arttığı; ancak bu durumun yönetimsel problemlerden ziyade konjektüre bağlı sektörsel problemlerden kaynaklandığı, 2015 ve 2016 hesap yılı genel kurulunda yöneticilerin ibra edildiği, şirketin içinin boşaltılması gibi bir durumun tespit edilemediği, uzun süredir kar dağıtımı yapılmamasının sebebinin genel kurullarda kar dağıtılmama yönünde karar alınmış olması olduğu, dava dışı ... Bant Ltd. Şti. ile davalı şirketin faaliyet alanlarının farklılık arz ettiği, davalı ve dava dışı şirket yöneticilerinin uzun yıllar bir arada görev yaptığı, aynı şirketlere hissedar ve yönetici oldukları, bu hususun tanık beyanları ile sabit olduğu üzere davacının bilgisi dahilinde olması sebebiyle haksız rekabet koşullarının oluşmadığı, davacının fesih için ileri sürdüğü bu sebeplerin haklı neden olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin 15 yıldır kar dağıtmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesi uyarınca fesih davası açabilmek için genel kurul iptali, sorumluluk davası açılmasının şart olmadığını, Mahkemenin, yöneticilerin rekabet yasağına aykırı olarak, davalı şirket ile aynı binada bulunan, aynı alanda faaliyet gösteren, davalı şirketin yöneticilerinin yine bu şirkette yönetici olarak bulunduğu başka bir şirket üzerinden üretim yapılmasını ve bu suretle davalı şirketin atıl bırakılmasını haklı bir neden olarak görmediğini, şirketlerin aynı alanda faaliyet gösterdikleri tespit edilmesine rağmen, Mahkemece şirketlerin farklı alanlarda faaliyet gösterdiğinin yazıldığını, 50 yılı aşkın süredir ticari hayatta yer alan davalı şirketin "sektörel nedenlerle" zarar ettiğini kabul eden Mahkemenin aynı binada bulunan, aynı yöneticiler tarafından yönetilen, davalı şirkete ait makineleri kullanan ve yalnızca dört çalışanı olan dava dışı şirketin 3 milyonu aşkın ciro elde etmesine önem atfetmediğini, ortaklık ilişkisinin çekilmez bir hâl almasına neden olan çoğunluk hisse sahibi yöneticilerin şirketi kötü yöneterek, kâr edilen dönemde kâr dağıtımı yapmamalarına rağmen milyonlarca TL vergi borcuna neden oldukları sâbit olmasına rağmen, bu hususun da hükümde tartışılmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 2005-2010 yıllarında kâr elde ettiği; ancak genel kurullarda kâr dağıtılmamasının kararlaştırıldığı, kârın dağıtımı konusunda uzun yıllar tartışma bulunmadığı, davacının 2013-2014 ve 2015 yıllarında kâr dağıtılmaması kararlarına muhalif kaldığı, 2010-2016 yılları arasında şirketin konjeoktüre bağlı olarak ticari borçlarının arttığı, bilirkişi raporunda her yıl için ayrı ayrı yapılan değerlendirme ışığında, şirketin maliyetlerinin satış fiyatlarının üzerinde gerçekleştiği, ilk beş yıl kâr eden şirketin 2012, 2013 ve 2015 yılında kâr elde etse de 2011, 2014 ve 2016 yılında kâr elde ettiği yıllardan daha fazla oranda zarar ettiğinin anlaşıldığı, şirketin hali hazırda vergi borçlarının da yüksek olduğu, 2013-2014 ve 2015 yılları dışında, kâr dağıtılmaması yönünde alınan kararlarda tartışma bulunmadığı, kâr dağıtımının genel kurulda alınacak karar ile mümkün olduğu, davacı vekilinin uzun süre kâr dağıtılmaması nedeniyle davalı şirketin haklı nedenle feshi şartlarının oluştuğu yönündeki istinaf nedenin yerinde görülmediği, dava dışı ......Ltd.Şti.'nin de 2011, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında zarar ettiği, öz kaynaklarının sürekli azaldığı, sermaye yapısının güçsüz olduğu, davalı şirketin üretici firma konumunda olup dava dışı ...'ün ise pazarlama firması durumunda olduğu, bu kapsamda davalı ve dava dışı şirket arasında herhangi bir rekabet olmadığı gibi dava dışı şirketin ticari faaliyet kapsamında davalı şirketi ayakta tutmaya çalıştığının izlendiği, davacının 23.09.2016 tarihinde yapılan 2015-2016 hesap yılına ilişkin genel kurula katılarak, davalı şirket yönetiminin oybirliği ile ibrasında olumlu oy kullandığı, yargılama aşamasında dinlenen tanık beyanları ile dava dışı şirketin kuruluş ve faaliyetinden davacının haberdar olduğu da dikkate alındığında davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin haklı nedenle feshi şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!