WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/2870 E.  ,  2024/1146 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/424 Esas, 2023/70 Karar
ASIL DAVADA DAVACI : Seasam Yatırım Bilişim Yazılım İnşaat ... Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ : 13.09.2014
BİRLEŞEN DAVA ANTALYA 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2015/842 ESAS
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Asıl davada karar verilmesine yer olmadığına,
birleşen davanın reddine

Taraflar arasındaki menfi tespit ve itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, asıl davanın davalısı, birleşen dosyanın davacısı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalının müvekkili aleyhine Antalya 13. İcra Müdürlüğü’nün 2011/8511 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, takip dayanağını teşkil eden 07.08.2011 ve 30.03.2009 tarihli sözleşmelerden dolayı davalı şirkete borçlarının bulunmadığını, davalı ile aralarında hiçbir sözleşme aktedilmediğini, bu durumda bir borçtan da söz edilemeyeceğini, ödemeleri davacı şirketin yapmadığını, davalının RH Finance Oy şirketi ile olan sözleşmeyi feshettiğini, gayri menkullerin ise teminat niteliğinde davacı şirkete tescil edildiğini ileri sürerek davacının borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.

2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin 30.03.2009 tarihli sözleşmeden kaynaklanan bakiye taksit alacağı 20.850,00 euronun (52.127,09 TL) tahsili için Antalya 13. İcra Müdürlüğünün 2011/8511 E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini, davalının itirazının haksızlığının menfi tespit davasında ortaya çıktığını, 30.03.2009 tarihli satış sözleşmesinin davalının haksızlığını ortaya koyduğunu ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; icra takibinin dayanağının taraflar arasındaki 30.03.2009 tarihli sözleşmeden kaynaklı bakiye taksit alacağı olduğunu, söz konusu sözleşmeye göre, davalının davacıya Serik İlçesi Belek mevkiinde bulunan 1463 ada 5 parsel B blok 2 ve 3 nolu bağımsız bölümleri toplam 104.250,00 euro karşılığında sattığını, satış bedelinin de 30.03.2009 tarihli sözleşmeye göre 20.850,00 euro tutarlı taksitler halinde 5 eşit taksitte ödenmesinin kararlaştırıldığını, 4 taksitin davacı tarafça ödendiğini, son taksitin ödenmediğini, söz konusu taşınmazların tapusunun da davacı adına tapuda devredildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı vekili birleşen davaya ilişkin beyanında; davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 07.10.2015 tarih, 2014/431 E. ve 2015/711 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 20.11.2019 tarih, 2019/2218 E. ve 2019/5243 K. sayılı kararıyla davanın itiraz edilmediği için kesinleşen ilamsız takibe karşı açılmış menfi tespit talebine ilişkin olduğu, böyle bir davada ispat külfetinin davalıya ait bulunduğu, Mahkemece ispat külfeti davacıya yüklenerek yanlış tahkikat yapıldığı, ayrıca takip dayanağı adi yazılı sözleşmede davacının imzasının bulunmadığı, takip dayanağı sözleşmenin davalı ile dava dışı başka bir şirket arasında imzalandığı, davacı şirketin sözleşme konusu taşınmazın sözleşmenin 2 nci maddesinin 2 nci paragrafında "... alıcının şirketinin üzerine veya onun noter kanalı ile belirlemiş olduğu yetkili temsilcisine tapu devrinin gerçekleştirilmesini garanti eder." şeklinde hüküm bulunduğu, davacı şirketin, sözleşmedeki alıcı şirketin iştiraki olduğu anlaşılmakta ise de sözleşmeye göre herhangi bir ödeme yükümlülüğü olmadığı, her halde ödemeyi sözleşmedeki dava dışı şirketin yapacağı, Mahkemece bu hususlar üzerinde durulup, gerektiğinde tapu kaydına ilişkin akit tablosunun da getirilip akit tablosunda yazılı bulunan bedele yönelik açıklama ve bedelin ödenip ödenmediği konusundaki ifadeler dikkate alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat külfetinin yanlış saptanması sonucu hatalı tahkikat yapılıp yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmişir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava dosyasında davacının takibe yapılan itirazın süresinde olmaması nedeni ile menfi tespit davası açtığı, ancak Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesi'ne şikayet yoluna başvurduğu, bu Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 2013/654 E., 2013/1014 K. sayılı karar ile şikayetin kabulüne karar verildiği, kararın kanun yolu incelemesinden geçerek kesinleşmiş olmakla takibin durdurulduğu, bunun üzerine de davalı alacaklı tarafından Antalya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/842 E. sayılı dosyası ile itirazın iptali davası ikame edildiği, alacaklının açmış olduğu itirazın iptali davasında taraflar arasındaki alacak borç durumu incelenip eda hükmü tesis edileceği, eda davası niteliğinde olan itirazın iptali davalarında verilecek ret kararının da borçlunun borcu olmadığına dair bir tespit hükmü içereceğinden asıl dava dosyasında menfi tespit talebinin konusuz kaldığı, birleşen itirazın iptali davası yönünden ise; takip dayanağı adi yazılı sözleşmede davacının imzasının bulunmadığı, sözleşmenin davalı ile dava dışı başka bir şirket arasında imzalandığı, davalı şirketin sözleşme konusu taşınmazın sözleşmenin 2 nci maddesinin 2 nci paragrafında "... alıcının şirketinin üzerine veya onun noter kanalı ile belirlemiş olduğu yetkili temsilcisine tapu devrinin gerçekleştirilmesini garanti eder." şeklinde hüküm bulunduğu, davalı şirketin, sözleşmedeki alıcı şirketin iştiraki olduğu anlaşılmakta ise de sözleşmeye göre herhangi bir ödeme yükümlülüğü olmadığından takip konusu alacaktan dolayı sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle asıl davada, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davanın davalısı, birleşen dosyanın davacısı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Asıl davanın davalısı, birleşen dosyanın davacısı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı bakiye taksit alacağı için başlattığı ilamsız icra takibinin kesinleştiğini, takip talebinde “30.03.2009 Tarihli Sözleşmeden Kaynaklı Bakiye Taksit Alacağı Olan 20.850 Euro Alacağımızdır'' açıklamasının bulunduğu, asıl dava davalısının 4 taksiti ödeyip son taksit tutarı 20.850,00 euro'yu ödemediğini, bağımsız bölümlerinin tapusunun asıl davada davacı- birleşen davada davalı adına devredildiğini, asıl davada davacı şirketin Rh Finance Oy ve Rayjo Heyskanen adına sözleşmede belirtilen 2 adet taşınmazın tapusunun alınması için kurulduğunu, sözleşmedeki alıcı şirketin iştiraki olduğu, 30.03.2009 tarihli satış sözleşmeyi bu kişilerin alıcı, müvekkilinin satıcı sıfatı ile imzaladığı, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uyması gerektiğini, tapuların devrinin sağlandığını, bu bağlamda asıl davada davacı birleşen davada davalı şirketin sözleşme gereği hiçbir ödeme yükümlülüğü altında olmadığını, ancak tapuları almasında yasaya ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığını ileri sürdüğünü, Mahkeme kararına göre asıl davada davacı birleşen davada davalı şirketin, taşınmazların tescilini, kabule göre, tarafı olmadığı 30.03.2009 tarihli sözleşmeye göre sağlaması yasaya uygun olduğu, 30.03.2009 tarihli sözleşmenin tarafı olmadığı için ise ödeme yapmamasına yasaya aykırılık bulunmadığı, bu şekildeki kabullerin çelişki arzettiği, eğer asıl davada davacı birleşen davada davalı şirket 30.03.2009 tarihli sözleşmenin tarafı olarak kabul görmeyecekse; taşınmazların tescilinin usul ve yasaya aykırı olup hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, asıl davada verilen kararın yerinde olmadığını, davaların birleştirilmemesi gerektiğini, birleştirme hususunda görüşü alınan Mahkemenin olumsuz görüş bildirdiğini, dosyalarda gelinen aşama, menfi tespit davasında verilecek hükmün kesinleşmeden icra edilemeyecek olması nazara alındığında yerel mahkemenin birleştirme kararının usul ve yasaya aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Davalar, menfi tespit ve itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 ve 72 nci maddeleri.

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davanın davalısı, birleşen davanın davacısı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl davanın davalısı, birleşen davanın davacısı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.