WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/2826 E.  ,  2024/5136 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1137 Esas, 2022/1363 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/684 E., 2019/507 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı sigortalıları şirkete ait emtianın müvekkili şirket nezdinde nakliyet poliçesi ile sigortalandığını, sigortalı emtianın 28.04.2012 tarihinde davalı ...Ş. tarafından Balıkesir'den Hatay'a nakliyesi sırasında sürücünün direksiyon manevrası sırasında hakimeyetini kayıp ederek dorsenin yol kenarına yaklaşması ve asfaltın bittiği kademeden bankete düşmesi nedeni ile dorseden düşerek hasarlandığını, yaptırılan ekspertiz incelemesi neticesinde trafonun onarılamaz derecede tam hasarlı olduğunun tespit edildiğini, fatura bedeli olan 950.000,00 Euro'dan 196.392,75 Euro trafonun kullanılabilir sağlam parçalarının değeri ile, 189.227,17 Euro sovtaj bedeli düşülerek müvekkili şirket tarafından sigortalı şirkete 26.07.2012 tarihinde 1.314.159,02 TL tazminat bedeli ödendiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1472 nci maddesi uyarınca sigortalının haklarına halef olunduğunu ileri sürerek, 1.314.159,02 TL tazminatın 26.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı ... Taşımacılık A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, davacı ile dava dışı sigortalı şirket arasında imzalanan nakliyet abonman sözleşmesinin "Açıklamalar" bölümünde sigortalının aksine bir beyanı olmadıkça taşıyıcı sıfatı ile hareket eden özel ve tüzel kişilere sigortacı tarafından rücu işlemi yapılamayacağının kararlaştırıldığını, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, trafo emtialarını taşımakta olan aracın gerekli yeterlilikte olduğunu, araç sürücüsünün de donanımlı ve tecrübeli olduğunu, meydana gelen hasarın, trafonun taşıma aracına hatalı yüklenmesi ve istif edilmesinden kaynaklandığını, taşınan emtianın trafo olup yükleme ve istifinin emtia sahibi dava dışı sigortalı şirket tarafından yapıldığını, sorumluluğun dava dışı sigortalı şirkete ait olduğunu, diğer davalı şirket tarafından düzenlenen ekspertiz raporunda trafonun alt tabanının daha dar olmasından bahisle özel önlem gerektirdiği ve kaymayı önleyici ayrıca destek konulması gerektiğinin belirtildiği, yolların dümdüz ve pürüzsüz olmayıp birçok eğim ve çukur bulunduğunu ancak trafoyu yükleyen sigortalı şirket görevlilerinin yükleme esnasında bu riskleri bertaraf edecek önlem almadıklarını, davacı ile sigortalı arasında düzenlenen sigorta poliçesinde, emtianın cinsine, ağırlığına ve özelliklerine uygun olmayan istifleme ve/veya sabitlemeden dolayı meydana gelebilecek hasarların teminat dışı olduğunun hüküm altına alındığını, dorse şoförünün kusurlu olduğunun tespiti halinde dahi müvekkili ile diğer davalı arasında imzalanan yurt içi sorumluluk poliçesi ile müvekkili şirketin zararının 2.048.600,00 TL bedelle teminat altına alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; iki trafo için toplam sigorta bedelinin 2.048.600,00 TL olup, dava konusu trafo için sigorta bedelinin 1.024.300,00 TL olduğunu, ekspertiz raporunda hasarın, trafonun taşıma aracına hatalı yüklenmesi ve kötü şekilde istif edilmesinden kaynaklı olduğunun belirlendiğini, bir diğer etkenin istiab haddinin aşılması olduğunu, müvekkilince düzenlenen yurt içi sorumluluk poliçesinin istisnalar başlıklı maddesinin "h" bendine göre, taşınan malların özelliğine göre yöresel veya ulusal kural ve geleneklere uygun olmayan yetersiz ambalajlama, hatalı ve/veya yanlış istiflemeden veya yüklemeden kaynaklı her türlü hasarın teminat dışında olduğunu, davacının iddiası dışında kazanın şoförün kusurundan kaynaklandığı yönünde hiçbir delil olmadığını, poliçeye aykırı olarak yapılan ödemenin lütuf ödemesi olması nedeni ile rücu davası açılamayacağını, nakliye yükümlüsünün sigortalı dava dışı şirket olması nedeni ile müvekkilinin dava dışı şirketin kusuru nedeni ile teminat vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... şirketi ile dava dışı sigortalı arasında düzenlenen nakliyat emtia poliçesine göre söz konusu trafonun 1.233.100,00 Euro karşılığı 2.871.273,35 TL bedelle sigortalandığı, sigorta poliçesine göre emtianın cinsine, ağırlığına ve özelliğine uygun olmayan istifleme ve sabitlemeden dolayı meydana gelecek hasarların teminat dışında olduğu, davacı tarafından yaptırılan ekspertiz raporunda, hasarın sebebinin şoför hatası olarak belirlendiği, Kara Yolları Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Özel Mülk Taşıma İzin Belgesinde yük ağırlığının 100.000,00 Kg olduğu, aracın yüklü haldeki toplam ağırlığının ise 138.640,00 Kg gösterildiği, araç yeterlilik formunda ise aracın taşıma kapasitesi bölümünde 300 Ton yazılı olduğu, davalı ... şirketi davacının yapmış olduğu ödemenin sigorta poliçesine aykırı olup lütuf ödemesi

nedeni ile rücu edilemeyeceğini iddia etmiş ise de yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına göre davacının sigortalısından alacağı ayrıca temlik almış olması nedeni ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun'daki (6098 sayılı Kanun) alacağın temliki hükümlerine göre davacının dava hakkı olduğu, ... şirketi ve ... Sigorta arasında imzalanan yurt içi sorumluluk poliçesinde, sigorta bedelinin 2.048.600,00 TL olduğu, emtianın uygun olmayan araçlar ile taşınması, yetersiz ambalajlama hatalı ve yanlış istifleme ve yüklemeden kaynaklanan hasarların teminat kapsamı dışında olduğu,12.05.2014 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlere göre istiab haddinin aşılmadığı, yükün özel niteliği gereği taşımada istif - sabitleme ve yükün güvenliği, araç güvenliği ve yol güvenliği bakımından sorumluluğun davalı taşıyıcıya ait olduğu davalı taşıyıcının %100 oranında kusurlu olduğu tespitlerine yer verildiği, ek raporda davalının özel - proje taşıması yapan bir firma olup yükleme, istifleme ve sabitlemeden sorumlu olduğu, trafonun tır dorsesinde sağ taraf üzerinden kayarak viraj içine doğru banket dışına devrildiği, bu durumun yükün istif ve sabitlenmesinde kusuru gösterdiği tespitlerine yer verildiği, ekspertiz raporu ile bilirkişi heyet raporu arasındaki çelişki sebebi ile alınan 27.09.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda, istiab haddinin aşılmadığı, aracın kaza anına kadar katettiği mesafe dikkate alındığında yükü araç platformu üzerinde tutma konusunda bir eksikliğin olmadığı ve sabitleme hatasının bulunmadığı, kazanın sürücü hatasından kaynaklandığı, sürücünün %100 kusurlu olduğu, yargılama devam ederken ... Sigorta tarafından davacıya 515.695,28 TL, 04.11.2014 tarihinde asıl alacak, geri kalanı asıl alacağa işleyen faiz, vekâlet ücreti ve yargılama gideri olmak üzere toplam 740.146,62 TL ödendiği, dosyada alınan raporlar arasındaki çelişki nedeniyle yeni bir heyetten alınan bilirkişi raporunda, dava konusu trafonun dorseye her türlü yol şartlarında yerinden oynamayacak ve kaymayacak şekilde sabitlenmesi gerekirken bu işlemin layıkıyle yapılmadığı, bu durumun kazanın meydana gelmesinde ana faktör olduğu, araç sürücüsünün aracın teknik özellikleri yük, yol şartları gibi hususları dikkate alarak aracı sevk etmesi gerekirken trafik kanunun ilgili maddelerinin ihlal edildiği, bu sebeple trafonun dorseye muhkem şekilde sabitlenmiş olmaması sebebi ile sürücünün belirtilen davranışının kazada asli etken olduğu, istiab haddinin aşılmadığını, taşıyanın yükün güvenli taşınabilmesi için gereken hür türlü tedbiri alması gerektiği, taşıyıcının sorumluluktan kurtulabilmesi için olayın doğumunda kendisinin herhangi bir kusurunun olmadığını kanıtlamak zorunda olduğu, dava konusu olayda yüklemenin taşıyıcı tarafından yapılmadığı, ancak Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre taşınacak emtianın araca yüklenmesi ve istiflenmesi gönderene ait olsa bile sağlıklı taşınabilmesi ve zarar uğramaması için taşıyıcının yükleme ve istiflemeyi basiretli bir tacir gibi gözetmesi hatalı bir yükleme varsa buna karşı çıkması gerektiği, dava konusu olayda taşıyıcının yüklemeye nezaret ettiğine ve bununla ilgili aksaklıklar konusunda yüklemeyi yapan kişileri uyardığına dair ihtirazi kayıt olmadığını, buna göre kusur oranları değerlendirildiğinde taşıyıcının yükleme ve istiflemeye nezaret etmemesi ayrıca sürücünün aracın nitelik ve yük durumuna göre gereken dikkati göstermemesi nedeni ile taşıyıcı davalı ...'ın %75 oranında kusuru olduğu, yüklemeyi yapan dava dışı sigortalının ise %25 kusurunun bulunduğu tespitlerine yer verildiği, toplanan tüm deliller ve alınan 3. bilirkişi heyet raporuna göre istiab haddinin aşılmadığı, taşıyıcının yükleme ve istiflemeye nezaret etmesi gerektiği ancak dava konusu olayda taşıyıcının nezaret ettiğine ve yükleme ve istiflemenin hatalı yapıldığına ilişkin ihtirazi kayıt koyduğuna dair delil bulunmadığı, kazanın istifleme - yüklemeden ve araç şoförünün aracın niteliklerine ve yol durumuna göre sevk edilmemesinden kaynaklandığı, taşıyıcının yükleme ve istiflemeye nezaret etmemesi, aracı uygun şekilde sevk etmemesi sebebi ile kusur oranının %75 olduğu, yüklemeyi yapan dava dışı şirketin kusur oranının %25 olduğu, taşıyıcının ve sigortacısının oluşan zarardan birlikte sorumlu olduğu, dava sırasında ödenen 515.695,33 TL yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile davanı kısmen kabulüne, 515.695,33TL yönünden davanın konusunun kalmaması nedeni ile bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 469.923,93 TL'nin (davalı ... şirketi açısından 26.07.2012 ödeme tarihinden, ... şirketi açısından olay tarihi olan 28.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek) avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazla talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama sırasında üç adet bilirkişi raporu alındığını, bir ve ikinci raporlarda şöförün %100 kusurlu olduğu belirtilirken üçüncü raporda %75 kusur atfedildiğini, Mahkemece üçüncü raporun karara esas alındığını, bilirkişilerin çoğunluğu şöförün %100 kusurlu olduğu hususunda hem fikir iken kusur oranının neye göre verildiği açıklanmayan son bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın kısmen kabul edilmesinin doğru olmadığını, hasarın araç sürücüsünün dikkatsiz, tedbirsiz ve hatalı davranışları sonucu meydana geldiğini, bu nedenle hasarın hatalı yüklemeden ve istiflemeden kaynaklanmadığını, karara esas alınan raporda istinaf hatası nedeniyle taşıyıcının %75, dava dışı sigortalının %25 kusurlu olduğu tespitine yer verilmiş ise de aynı raporda istif hatasının ne olduğu, istifin ne şekilde yapılması durumunda hasarın meydana gelmeyeceği ve zararın oluşmayacağı yönünde bir tespitin olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı ...Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; hatalı yükleme – istif – sabitleme nedeniyle meydana gelen hasarda taşıyanın kusur derecesi ne oranda olursa olsun davalı ... Sigorta A.Ş.'nin düzenlediği poliçenin istisnalar başlığı altındaki (h) bendi uyarınca teminat dışı olduğunu, yükleme - istifleme - sabitlemedeki kusurun gönderen %25 – taşıyıcı %75 oranında kusurlu olacak şekilde paylaştırılmasının doğru olmadığını, kara taşımalarında yükleme, istifleme ve sabitlemenin gönderenin sorumluluğunda olduğunu, taşımada istiab haddi aşımı olduğunu ve istiab haddi aşımı durumunda müvekkilinin tazminat borcu olmayacağının poliçede yazılı olduğunu, davacının lütuf ödemesi yaptığını ve kanuni halefiyete dayalı olarak rücu davası açamayacağını, dava dilekçesinde davalılardan müteselsilen tahsil talebi olmadığını, bu husus gözetilmeden verilen hüküm hukuka aykırı olduğunu, dosyada alınan ilk bilirkişi raporunda eksik sigorta uygulanması gerektiğinin belirtildiğini, davacının bu rapora süresinde itiraz etmediğini, bu hususun müvekkili yönünden usulü müktesep hak oluşturduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

3.Davalı ...vekili istinaf dilekçesinde özetle; emtiayı gönderen dava dışı sigortalıya %25 kusur izafe edilirken, müvekkili şirkete %75 kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, hasarın dava dışı sigortalının sorumluluğunda bulunan bir görevin yerine getirilmemesinden kaynaklandığı tespit ediliyor ise, bu durumda taşıyıcı konumunda bulunan müvekkili şirkete %75 kusur atfedilmesinin çelişki olduğunu, çelişkili kusur raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşıma ilişkisinde ifa yardımcısının sorumluluğunun haksız fiil sorumluluğu olup, kusur esasına dayandığı, ancak davaya konu taşımanın tabi olduğu 6102 sayılı Kanun hükümlerinde taşıma sözleşmesi uyarınca sözleşmenin ihlal edilmesi nedeniyle meydana gelen zarar ve taşımaya konu eşyanın hasar ve ziyaı halinde taşıyıcının sorumluluğunun sözleşmeye aykırılık hükümleri kapsamında değerlendirileceği, kural olarak taşıma ilişkisinde ambalajlama, yükleme ve sabitleme yükümlülüğü gönderene ait olsa da davalı taşıyanın yüklemeye nezaret yükümlülüğünün bulunduğu, taşınan yükün tonajı ve hacmi dikkate alındığında özellikli bir taşıma işi olduğu, taşıma işinin Balıkesir İlinden başlayıp Hatay İlinde sonuçlanmasının planlandığı, aynı anda iki ayrı araç ile benzer iki yükün taşınmaya başlanıldığı, yüklerden bir adedinin hasarsız olarak taşıma mahalline ulaştığı, uyuşmazlık konusu olan trafonun yüklendiği dorsenin ise Mut-Silifke arasında şoförün hatalı manevrası sonucu yükün dorseden düşerek hasarlandığı, yükleme işinin taşıyıcı tarafından üstlenildiğine dair bir bilgi sunulmadığı, yükün özelliği dikkate alındığında taşıtan tarafça araca yüklenilmesinin üstlenildiği, ancak taşıyıcının da 6102 sayılı Kanun hükümlerince yükün araca yüklenmesine nezaret etmesi gerektiği, aracın özelliği, gidilecek mesafe, yoldaki riskler, hava durumu gibi tüm unsurları dikkate alarak yüklemenin araca uygun yapılmasını sağlaması gerektiği, uygun yükleme yapılmadığı takdirde taşımayı reddetmesi gerektiği, dosyaya alınan raporlarla hasarın meydana gelmesinde, yükün istiflemesinden/ yüklenmesinden/sabitlenmesinden kaynaklanan kusur ile birlikte taşıyıcının şoförünün düzgün manevra yapmayarak dorsenin tekerleklerinin düşük kottaki bankete düşürerek oluşan sarsıntının da etkisi ile yükün dorseden kayarak düştüğü, bu sebeple hasarlandığı sabit olmakla dosyaya alınan denetime elverişle bilirkişi heyet raporu ile hasarın meydana gelmesinde dava dışı taşıtanın %25, davalı taşıyıcının %75 oranında kusurlu bulunduğuna ilişkin rapor ve buna dayanarak kurulan İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediği, davacı ile dava dışı sigortalısı arasında yapılan nakliyat abonman sözleşmesi ve nakliyat emtia kati sigorta poliçesi kapsamında hasarın ödendiği, yapılan ödemenin lütuf ödemesi olmadığı, kaldı ki sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmayan hasar ödemeleri nedeniyle sigortalının mesul olanlar hakkındaki dava hakkını veya alacağının sigorta şirketine devir ve temlik etmesi halinde sigorta şirketinin temlik alan sıfatıyla zarar sorumlularına başvuruda bulunmasına yasal bir engel bulunmadığı, somut olayda meydana gelen hasarın sırf yükleme, istifleme veya sabitleme kusurundan meydana gelmediği, hasarın meydana gelmesinde diğer etken olan sürücünün kusurunun da temel etken olduğu bilirkişi raporları ile anlaşıldığı gibi, aynı iş yerinden aynı şekilde yüklenen diğer yükün taşıma mahalline hasarsız olarak ulaşmış olması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde meydana gelen hasarın sırf yükleme/ istifleme/ sabitleme kusurundan meydana gelmediği, bu durumda davacı tarafından yapılan ödemenin poliçe kapsamında kaldığı, lütuf ödemesi olmadığı, davalı ...nin meydana gelen hasarın kendilerince düzenlenen poliçenin istisnalar başlıklı bölümünün ( h) maddesi kapsamında kaldığı yönündeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı, zira bahsi geçen genel şarta göre "taşınan malların özelliğine göre yöresel veya ulusal kural ve geleneklere uygun olmayan yetersiz ambalajlama, hatalı ve/veya yanlış istiflemeden (yerleştirmeden) veya yüklemeden kaynaklanan her türlü hasar, ziya ve masraflar, poliçenin teminat dışında tuttuğu zararlar olarak düzenlendiği, ancak bir önceki paragrafta izah edildiği gibi zarar istifleme/yükleme hatasından daha ziyade taşıyıcının şoförünün hatalı manevrası sonucu meydana geldiği, bu durumda zararın istisnalar kapsamında kalmadığı, sigorta bedelinin sigorta değerinden düşük olması durumunu düzenleyen eksik sigorta kurallarının teknik olarak sigorta değeri bulunmayan sorumluluk sigortalarında uygulama yeri bulunmadığı, eksik sigortanın zarar sigortalarına ilişkin bir kavram olduğu, meblağ sigortalarında “sigorta bedeli”nin olduğu, hasar tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 7 nci maddesi uyarınca davacının halefi olduğu taşıtana karşı sözleşme ile sorumlu bulunan taşıyıcı ile taşıyıcının sorumluluğunu üstlenen ... Sigortanın müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur oranının neye göre verildiği belli olmayan son bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, hasarın araç sürücüsünden kaynaklandığını, hatalı yükleme ve istif iddialarına itibar edilemeyeceğini, 6102 sayılı Kanun'un 781 inci maddesi uyarınca taşıyıcının sorumlu olduğunu, yükleme istifleme sırasında herhangi bir ihtirazi kaydın olmamasının da istiflemenin usulüne uygun yapıldığını gösterdiğini, taşıyıcının yüklemeye nezaret ettiğinin dosya kapsamında belgeli olduğunu, hükme esas alınan raporda istif hatası nedeniyle taşıyıcıya %75, dava dışı sigortalıya %25 kusur atfedilmişse de istif hatasının ne olduğunun, istifin ne şekilde yapılması durumunda hasarın meydana gelmeyeceğinin belirlenmediğini, aynı yükü taşıyan iki ayrı aracın aynı sabitleme ile aynı yolda seyir halinde olduklarını, diğerinin hasarsız bir şekilde yerine ulaştığını, bu durumda istif ve yükleme hatasından bahsedilemeyeceğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2.Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; hasarın dava dışı sigortalı şirketin asli kusurundan kaynaklandığı istinaf mahkemesince de sabit olup, sadece nezaret yükümlülüğünden dolayı müvekkili şirkete %75 kusur atfedilmesinin doğru olmadığını, emsal bir karara göre nezaret borcunun ihmali halinde tali kusurlu taşıyıcıya ancak %25 kusur atfedilebileceğini, taşınan eşyanın trafo olup niteliği bakımından özellik arz ettiğini, müvekkili şirketin emtianın yüklemem ve istifini kontrolünün teknik olarak hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı ile sigortalısı arasında akdedilen poliçede istifleme veya sabitlemeden kaynaklanan hasarların teminat dışı bırakıldığını, somut olayda hasarın istiflemeden kaynaklandığı sabit olduğuna göre davacının teminat kapsamında olmayan bir hasardan dolayı yaptığı hatır ödemesinden dolayı rücu edilemeyeceğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

3.Davalı ... Sigorta şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; hatalı istifleme yükleme nedeniyle meydana gelen hasarda taşıyanın kusuru ne olursa olsun davalı taşıyıcı şirket ile müvekkili şirket arasındaki poliçe hükümlerine göre bunun teminat dışı olduğunu, dosyada alınan bilirkişi raporları ve ekspertiz raporuna göre de hasarın yükleme, istiften kaynaklandığını, taşıyıcı ve gönderen açısından belirlenen kusur oranlarının hatalı olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 863 üncü maddesine göre yükleme istifleme ve sabitlemenin gönderenin sorumluluğunda olduğunu, 145 ton ağırlığındaki trafonun taşıma aracına şöfor tarafından yüklenmesi ve istifinin imkansız olduğunu, davacı delilleri arasında yer alan teknik raporda belirtildiği üzere kazanın meydana geldiği yer ile ilgili yol projesinin bulunmadığı, dönemeçlerde bulunması gereken yol eğiminin %112'yi aştığını, bu eğimin belirlenen standart değerlerden yüksek olduğunu, istiab haddi aşıldığı halde, yokmuş gibi hüküm kurulduğunu, aracın yüke göre yetersiz taşıma kapasitesinin olduğunun davacı tarafından atanan eksper raporunda da yazılı olduğunu, lütuf ödemesi yapan davacının halefiyete dayalı rücu davası açamayacağını, dava dilekçesinde, davalılardan müteselsil tahsilat talebi olmadığını, ancak aksi yöndeki kararın emsal kararlara aykırı olduğunu, ilk bilirkişi raporunda eksik sigorta uygulanması gerekliliğine yönelik tespite davacı tarafça iki haftalık sürede itiraz edilmediğinden bu hususta lehlerine usulü müktesep hak oluştuğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, nakliyat abonman sözleşmesine dayanarak düzenlenen ''Nakliyat Emtia Kati Sigorta Poliçesi" kapsamında ödenen hasar bedelinin, akdi taşıyıcı ve onun "yurtiçi sorumluluk poliçesi" ile sorumluluğunu üstlenen sigortacıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun'un 7, 1472 nci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz davacıya ve davalılara ayrı ayrı yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.