11. Hukuk Dairesi 2023/277 E. , 2024/5232 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1122 Esas, 2022/1796 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/589 E., 2020/97 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında satım sözleşmesi akdedildiğini, davalının, davacının borçlusu dava dışı ... Grup Dış Ticaret... Ltd Şti.’nin alacaklısı bulunduğu İstanbul 3.İcra Müdürlüğü’nün 2015/26750 E. sayılı dosyası ile gönderilen haciz müzekkereleri doğrultusunda davacının doğmuş ve ileride doğacak alacaklarına haciz ve bloke koyulduğu iddiası ile davacıya ödenmesi gereken hak edişlerini haksız hukuka aykırı kötü niyetli olarak ödemediğini, davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davacıya borcun ödenmesine, davalı aleyhine % 20’ den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı şirketin ürün tedarik ettiği firmalardan biri olup, davalı şirket nezdinde doğmuş ve ileride doğacak alacaklarının üzerine, İstanbul 3.İcra Müdürlüğünün 2013/26750 E. sayılı dosyası ile davalı şirkete gönderilen 27.10.2015 tarihli birinci haciz ihbarnamesi ve aynı tarihli haciz talimatı ile haciz konulduğunu, davalı şirketin haczi uyguladığını ve 02.11.2015 tarihli cevabi yazısı ile icra dosyasına bilgi verdiğini, icra dairesinin bu güne kadar haczin fek edildiğine dair davalı şirkete herhangi bir talimat göndermediğini, İstanbul 3.İcra Müdürlüğünün 2015/26750 E. sayılı dosyasının borçlusu olan davacı Teknotel vekilinin müvekkil ... A.Ş. nezdindeki alacakların haczine dair kararın kaldırılması için 24.11.2015 ve 11.03.2016 tarihlerinde icra dairesine başvurduğunu, her iki talebin de icra müdürlüğü tarafından reddedildiğini, haciz işlemine aykırı olarak davalı şirketin davacıya ödeme yapmasının söz konusu olamayacağını, davalı şirketin temerrüdünün söz konusu olmadığını, faiz talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddi ve davacı aleyhine % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında dava konusu borcun olup olmadığı ile ilgili bir ihtilafın bulunmadığı, ihtilafın davalının borcunu ödememesinin yasal dayanağı olup olmadığı hususu ile ilgili olduğu, taraflar arasında sat-öde prensibi üzerine kurulu ticari ilişki bulunduğu, dava dışı 2R firmasının alacaklı bulunduğu İstanbul 3.İcra Müdürlüğünün 2015/26750 E. sayılı icra dosyasından davalı tarafa 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca gönderilen haciz ihbarnamesinin 28.10.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 02.11.2015 tarihli cevabi yazısında tebliğ tarihi itibariyle 92.674,00 TL alacağı bulunduğunu ve bloke konulduğunun bildirildiği, taraflar arasındaki her ticari faaliyetin ayrı bir ticari ilişki olduğunu davalı dahi mutabakat metninde kabul ettiği, buna karşılık davalının bloke tarihinden sonra davacıya ödemesi gereken 275.215,52 TL' yi bloke yazısını bahane etmek suretiyle ödemediği, hatta icra takibinin durdurulması kararına karşın bu tavrını devam ettirdiği, zira haciz ihbarnamelerinin düzenlenip gönderildiği icra takibinin 10.11.2015 tarihinde durdurulmasına karar verildiği, bu kararın 20.11.2015 tarihinde icra dairesine ulaştığı, bu tarihten sonra da davalı tarafından nezdinde doğmuş alacaklara haciz şerhi işlendiği ve fakat bloke altına aldığı miktarları da icra dosyasına göndermediği, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere; dava tarihi itibariyle 275.215,52 TL yönünden davalının itirazının haksız olduğu gerekçesiyle davalının 275.215,52 TL yönünden itirazının iptaline, kabul edilen alacağın % 20'si oranında hesaplanan icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin ise infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, müvekkili şirket nezdinde doğmuş ve ileride doğacak alacaklarının üzerine, İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2015/26750 E. sayılı dosyası ile müvekkili şirkete gönderilen 27.10.2015 tarihli 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre birinci haciz ihbarnamesi ve aynı tarihli 2004 sayılı Kanun'un 78 inci maddesine göre gönderilen haciz talimatı yazısı ile 1.558.467,17 TL haciz konulduğunu, icra müdürlüğünün talimatı gereğince müvekkili şirketin haczi uyguladığını ve 02.11.2015 tarihli cevabi yazısı ile tebliğ tarihi itibarı ile tahakkuk eden 92.674,00 TL'sine haciz konduğunu, borçlu ile hukuki ilişkisinin devamı ve aralarındaki sözleşme koşullarına göre herhangi bir alacak tahakkuku halinde haciz talimatının uygulanacağını icra dosyasına bildirdiğini, İcra Müdürlüğü tarafından, haczin fek edildiğine dair müvekkil şirkete herhangi bir talimat gönderilmediğinden, davacıya ödeme yapma koşullarının oluşmadığını, davacı vekilinin haciz kaldırma talebinin İcra Müdürlüğünce reddedildiğini, yargılama devam ederken, 27.10.2017 tarihinde anılan icra dosyasından haciz fek talimatı gönderilerek davacının hesapları üzerine konan tüm haciz ve blokelerin kaldırılmasının istendiğini, bunun üzerine davacıya ödeme yapmasında hukuken bir engel kalmayan müvekkili Şirketin, 03.11.2017 tarihinde, bu tarih itibarı ile davacının hesabında tahakkuk etmiş tüm alacağını 333.313,00 TL olarak davacının hesabına ödediğini, icra dosyası, borçlunun haczin kaldırılması talebi, durdurma ve diğer sefahatin hukuka uygun olup olmadığını tartışacak tarafın müvekkili Şirket olmadığının alınan ikinci bilirkişi raporunda da açıkça yer aldığını, konusu kalmayan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini, alacağın likit olmadığını, icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini, kararın gerekçesinin de yerinde olmadığını, müvekkilinin hukuki zorunluluktan kaynaklanan sorumluluğunu yerine getirdiğini kusurunun bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanak ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ticari satımdan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67, 89 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 178 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!