WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/2765 E.  ,  2024/5259 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/860 Esas, 2023/286 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/105 E., 2020/552 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ile davalılar ..., ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın Bahçelievler şubesi ile ... arasında Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, bahse konu sözleşmelere istinaden müvekkili banka tarafından borçlu adına çeşitli krediler tahsis edildiğini ve kullandırıldığını, davalı borçlular tarafından söz konusu sözleşmeler müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, borçlu kredi borcunu ödemediğinden kendilerine Bakırköy 21. Noterliğinin 30.11.2015 tarih ve 12712 sayılı ihtarname ile keşide edildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalı borçlu hakkında İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2015/37100 E. sayılı dosyasından genel haciz yoluyla icra takibine geçildiğini, başlatılan icra takibine davalı borçlular tarafından itirazda bulunduğunu, itirazlarının hiç bir haklı gerekçeye, hatta hiç bir gerekçeye dayanmamakta olduğunu ve kötü niyetli olduğunu, davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın iptaline, davalının % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'ın adına düzenlenmiş olan kefalet sözleşmesi yasal koşulları taşımadığından geçersiz olduğunu, kefalet sözleşmesinde davalı ...'ın el yazısı ile yazılmış bir tarih olmadığını, sözleşmenin ne zaman yapıldığına dair herhangi bir tarih bulunmadığını, tarihi olmayan bir kefalet sözleşmesinin yasal geçerliliğinin de olmadığını, ayrıca kefalet sözleşmesindeki hiç bir el yazısının müvekkili ...'a ait olmadığını, diğer müvekkili ...'nin ...'nin eşi olduğunu, eşinin kredi almasına rıza göstermek maksadıyla davacı banka şubesine gittiğini, banka tarafından gösterilen evrakları imzaladığını ve gösterilen yerleri doldurduğunu, ancak sözleşmede ...'nin müteselsil kefil olma bilgisi ve iradesini gösterir herhangi bir el yazısının da bulunmadığını, davanın müvekkilleri ... ve ... yönünden esastan reddine, haksız kötü niyetli icra takibi ve davadan dolayı her iki davalı müvekkili yönünden ayrı ayrı %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

2.Davalı ...'ye usulüne uygun tebligatın yapıldığı ancak cevap verilmediği görülmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile davalı ... arasında kredi sözleşmesi bulunduğu, diğer davalılar .... ve .....nin kefil olarak imzalarının bulunduğu, ancak davalı ... yönünden el yazısı ile yazılmış tarih bulunmadığından kefaletinin geçerli olmadığı, davalı ... yönünden kefaletin geçerli olduğu anlaşılmış olup, yapılan bilirkişi incelemesinde davalı kredi asıl borçlusu ... ve davalı kefil ... yönünden raporda hesaplanan miktarlar kadar borçlu olduğunun da belirlendiği ve mahkemece aldırılan raporun bu davalılar yönünden yerinde olup hükme esas alınmaya elverişli olduğu ve bu davalıların itirazında haksız olduğu kanaatine varıldığından takibin davalılar ... ve ... yönünden devamı ile itirazın kısmen iptaline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar ..., ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasından verilen davanın reddine yönündeki kararı haksız ve hukuka aykırı olduğundan işbu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuruyoruz, gerekçeli karar tarafımıza tebliğ edildikten sonra gerekçeli istinaf dilekçemiz sunulacaktır." beyanında bulunulduğu, ancak gerekçeli kararın tebliğinden sonra ayrıntılı dilekçenin sunulmadığı görülmüştür.

2.Davalılar ..., ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada mübrez olan davalı müvekkili ... adına düzenlenmiş olan kefalet sözleşmesinin yasal koşullara haiz olmamasından geçersiz olduğunu; davalının aslında eşi ...'nin kredi almasına rıza göstermek maksadıyla davacı banka şubesine gittiğini, rızasını göstermek amacıyla davacı banka tarafından gösterilen evrakları imzaladığını ve gösterilen yerleri doldurduğunu, eşine müteselsil kefil olma bilgisi ve iradesinin bulunmadığını, nitekim sözleşmede davalının müteselsil kefil olma bilgisi ve iradesini gösterir herhangi bir el yazısının da olmadığını, davalı müvekkiline imzalattırılan metin matbu bir metin olup sadece boşluk doldurularak, kefalet sözleşmesi ve limit arttırımı oluşturulmaya çalışıldığını, buna göre işbu kefalet sözleşmesi yasal koşulları taşımadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen yasal koşullar oluşmadığı sürece kefalet sözleşmesinin geçerli kabul edilemeyeceğini, bu şartların geçerlilik şartı olduğu, gözetilerek davalı ... yönünden davanın esastan reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, ayrıca birlikte kefaleti düzenleyen 6098 sayılı Kanun'un 587 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre: "Alacaklı, kefilin aynı alacak için başka kişilerin de kefil olduğunu veya olacağını varsayarak kefalet ettiğini biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu varsayımın sonradan gerçekleşmemesi veya kefillerden birinin alacaklı tarafından kefalet borcundan kurtarılması ya da kefaletin hükümsüz olduğuna karar verilmesi durumunda kefil, kefalet borcundan kurtulur." düzenlemesi gereğince iki kefilden biri olan ...'ın kefalet akdinin hükümsüz olduğunun mahkemece tespiti karşısında davalı müvekkili ...'nin de kefalet borcundan kurtulmasının zorunlu olduğunu beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili tarafından 19.02.2021 tarihinde süre tutum dilekçesi verildiği, ancak sonraki aşamada ayrıntılı istinaf dilekçesinin sunulmadığının görüldüğü, buna göre kararı istinaf eden davacı tarafça istinaf nedenlerinin gösterilmemiş olması ve kamu düzenine aykırı bir durumun bulunmaması nedenleriyle davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verildiği, davalı ...'nin "Kefalet iradesinin ve bilgisinin olmadığı, bankaya eşinin kredi çekmesine rıza için çağrıldığı" yönündeki iddialarının yazılı belgelere karşı yazılı delil ile ispat zorunluluğu nedeniyle bu konuda delil ibraz edilmemiş olduğu gözetilerek yerinde görülmediği, davalı vekilinin "Kefalet sözleşmesinin 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen yasal koşullara uygun düzenlenmemiş olması nedeniyle geçerli olmadığı" yönündeki savunması ile "Birlikte kefaleti düzenleyen 6098 sayılı Kanun'un 587 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre, iki kefilden biri olan ...'ın kefalet akdinin hükümsüz olduğunun mahkemece tespiti karşısında davalı müvekkili ...'nin de kefalet borcundan kurtulmasının zorunlu olduğu" yönündeki savunmasının, kredi sözleşmesinin düzenlendiği tarih itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunu'na tabi olması ve anılan kanun uyarınca sözleşmenin geçerliliği ve davalının sorumluluğunun sabit olması nedeniyle mahkemece savunmaların yerinde görülmeyerek denetime elverişli bilirkişi raporu uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında usule aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ...Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya kapsamında yeterli delil toplanmamış olup kamu düzeninden sayılan bu husus tamamlanmadan yapılan İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin inceleme yapılmaksızın istinaf istemlerinin reddedilmesi hukuka aykırılık teşkil ettiğini, dosya her ne kadar bilirkişi incelemesine gönderilmiş olsa da itirazlara rağmen her seferinde aynı bilirkişiye tevdii edilmiş, itirazlarının gözetilmeksizin inceleme gerçekleştirildiğini, bu hususun delillerin toplanması aşamasında başlı başına kamu düzenine aykırılık içermekte olduğunu, ayrıca dosyanın her itirazda aynı bilirkişi tarafından objektiflikten uzak koşullarda değerlendirildiğini, diğer yandan gerekçe hükmünün yeterince açık olmadığını, karar gerekçesinin de, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerektiğini, hükmün hangi sebeple o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunmasının zorunlu olduğunu, gerekçeli istinaf dilekçesinin verilmediği ve kamu düzenine aykırılığın bulunmadığı tespitiyle verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra İflas Kanun'un (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali davasıdır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi.

3. 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 587 inci maddesinin üçüncü fıkrası.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ...Ş. vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

(Temlik alan) davacı ...Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı ...Ş.'ye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.