WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/2720 E.  ,  2024/5217 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/875 Esas, 2023/279 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/320 E., 2020/240 K.

Taraflar arasındaki eser sahipliğine dayalı manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... Holding A.Ş. ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı ... Holding A.Ş. ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 25.06.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Avukat... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 05.03.2010 tarihinde davacı müellife ait mimari eserin bulunduğu İstanbul ili, Beşiktaş ilçesi, Ortaköy Mahallesindeki taşınmazı Hazineden aldığını, 01.04.2013 tarihinde İstanbul 3. numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna başvurarak 2000 yılında Boğaziçi Üniversitesinden almış olduğu rapor ve Kurum tarafından 2011 yılında Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Ortadoğu Teknik Üniversitesinden alınan deprem performans raporlarında binanın can ve mal güvenliği açısından yeterli performansı sağlamadığı gerekçesiyle kapsamlı güçlendirmeye ihtiyaç duyulduğunu, yapılacak işlem ve maliyetlerin göz önünde bulundurulması nedeniyle binanın yıkılıp yeniden yapılmasının daha uygun olacağının belirtildiğini, bunun üzerine binanın yıkılarak kültür varlığı değerlerine uygun olarak yeniden inşa edilebilmesi için izin talebinde bulunulduğunu, talebin kabulü üzerine yeniden yapma taahhüdü ile davalı ile 22.12.2011 tarihinde davacıya ait Mimar Konuralp Müteahhitlik Müşavirlik A.Ş. arasında davaya konu binanın (mimari eser-Karayolları binası) restorasyonunun yapılabilmesi ve iskan edilebilmesi için sözleşme imzalandığını, binanın yıkılması sonrasında imzalanan sözleşmenin 05.06.2013 tarihli ihtarnameyle davalı tarafından feshedildiğini, davalının bina yıkıldıktan sonra koruma kurulu ve davacıya ait taahhütlerinden kurtulmak ve vaatlerini bertaraf etmek amacıyla binanın yıkılmış olması ve benzer sebeplerle kültür varlığı özelliğini kaybettiği iddiasıyla davaya konu binaya ilişkin tescilin kaldırılması talebinde bulunduğunu; ancak talebin reddine karar verildiğini, İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 2014/758 E. sayılı dosyası ile yürütmenin durdurulması talebiyle birlikte Kurul kararının iptaline ilişkin dava açtığını, ancak yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar verildiğini, iptali istenen kararın konusunun tescilli binanın proje müellifinin müvekkili olup, bina ve mimari projeleri üzerindeki tüm fikri mülkiyet haklarının kendisine ait olduğunu, manevi hakları kullanma yetkisinin eser sahibine ait olduğunu, manevi haklardan birinin de eserde değişiklik yapmayı menetmek olduğunu, eser sahibinin bu bütünlüğün korunmasını talep edebileceğini, Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü binasının Türkiye'de ilk defa asma cephe kullanılan bina olduğunu, Zincirlikuyu-Levent aksı üzerinde daha sonra oluşan yüksek yapıların öncüsü olarak sembolleştiğini, bu nedenle 2004'ten beri korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli olması nedeniyle burada yapılacak her proje için izin alınması gerektiğini, davalının bu hak ihlalinin müvekkilinde büyük üzüntü yarattığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkiline ait eserin yıkılarak yeniden yapılmaması nedeniyle 1.000.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsil edilerek müvekkiline verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava konusu parselde 1973 yılında inşa edilen 05.03.2010 tarihinde Maliye Hazinesinden ... Holding A.Ş. tarafından devralınan Karayolları Binası bulunduğunu, binanın Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı İstanbul 3 Nolu Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 29.12.2004 tarihli kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildiğini, devam eden süreçte 29.11.2006 tarihli karar ile Karayolları Binasının dış cephe restorasyon onayı alındığını, restore ve ek işlerin yapımı için kontrollük hizmetlerinin yerine getirilmesi için davacı ile ... Holding A.Ş. arasında 22.12.2011 tarihli sözleşme imzalandığını, restorasyon projesi ve kararının yenilenerek restorasyon ruhsatının Beşiktaş Belediye Başkanlığından alındığını, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un ardından ... Holding A.Ş. tarafından Karayolları Binasının depreme karşı performans değerlendirmesi ve risk tespiti yapılması talebinde bulunduğunu, Maltepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi tarafından hazırlanan raporda binanın riskli yapı olarak belirlendiğini, raporun Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğüne sunulduğunu, gerekli işlemlerin tamamlanmasının ardından 60 gün içinde yapının yıktırılmasına ilişkin bilgilendirme yapıldığını, sonuçta binanın yıkılarak yeniden yapılmasının uygun olduğuna ve tescilli yapı nitelikleri taşıyan rekonstrüksiyon projesinin en az altı ay içinde hazırlanmasına karar verildiğini ve binanın yıkıldığını, binanın yeniden inşası halinde kopya niteliğinde olacak bir binanın tescili devam edemeyeceğinden tescilin kaldırılması talebinde bulunulduğunu, ancak tescilin devamına ve altı ay içinde hazırlanması istenilen rekonstrüksiyon projesinin ivedilikle iletilmesine karar verildiğini, bunun üzerine ... Holding A.Ş.'nin yürütmenin durdurulması ve iptaline ilişkin İstanbul 10. İdare Mahkemesinde 2014/758 E. sayılı davayı açtığını, davacının davaya fer'i müdahil olarak katıldığını, işbu davanın süresinde açılmadığını, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını, dava konusu yapının yıkım işlemlerinin müvekkili tarafından gerçekleştirilmediğini, müvekkilinin davacının manevi haklarına halel getiren bir fiili bulunmadığından pasif husumet ehliyetini haiz olmadığını, davacının yıkım kararına ilişkin hiçbir idari başvuruda bulunmadığını, dava konusu binanın mimari eser niteliğini haiz olmaması nedeniyle davacının yapı üzerinde fikri haklarının bulunmadığını, binanın estetik değer ve fonksiyonel olma unsurunu taşımadığını, davacının fiilen var olmayan kağıt üzerindeki bir çizimin veya düşüncenin yeniden inşa edilmemiş olmasından dolayı müvekkilini sorumlu tutamayacağını, dava konusu uyuşmazlıkta manevi tazminat koşullarının gerçekleşmediğini, davacının dayanak gösterdiği İstanbul 10. İdare Mahkemesi dosyasında alınan bilirkişi raporunun çelişkili ve soyut ifadeler içermesi nedeniyle hükme esas alınamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacının taraf değişikliği talebi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereği yerinde görülerek davalı ...'nun 10.09.2019 tarihli oturumda taraf olmaktan çıkartıldığı, ... Holding A.Ş.'nin davalı sıfatıyla davaya kabulü ile yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır.

2.Davalı ... Holding A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, dava konusu projede herhangi bir değişik bulunmadığını, dava konusu yapının 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 4. maddesi kapsamında mimarlık eseri olarak değerlendirilemeyeceğini, dava konusu yapının yıkımına, yıkım ruhsatının alındığı 19.04.2013 tarihinde başlanarak yıkım işlemlerinin 03.06.2013 tarihinde tamamlandığını, davanın açıldığı 09.06.2016 tarihi itibarıyla 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, dava konusu yapının güzel sanat eseri olarak kabulünün mümkün olmadığını, mimari projeye ilişkin bir değişikliğin bulunmadığını, Koruma Bölge Kurulu tarafından mevcut yapının değil günümüzde bulunmayan kompleksten bir parçaya ait uygulanmış bir yapının projesinin tescil edildiğini, davacının fiilen var olmayan kağıt üzerindeki bir çizimin veya düşüncesinin yeniden inşa edilmemiş olmasından müvekkilini sorumlu tutamayacağını, dava konusu binanın mimarlık eseri olduğu düşünülse dahi riskli yapı olması sebebiyle 6036 sayılı Kanun gereğince yıkıldığını, davacının manevi haklarının ihlal edilmediğini, manevi tazminat koşulları oluşmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu 17. Bölge Karayolları binasının yargı ve kurul kararlarında da kabul gördüğü üzere Zincirlikuyu-Levent aksında kule yapı olarak adlandırabilecek yüksek binalara ilk örnek yapı olduğu ve Türkiye'nin çağdaş mimarlık yapıları içinde yerinin önemli olduğu, bu yapının inşa edildiği tarih dikkate alındığında yapım dönemine göre gelişmiş teknolojik malzeme kullanıldığı, renkli alüminyum giydirme cephe sistemi, 17. Bölge Müdürlüğüne bağlı iki ayrı müdürlüğü ifade eden kütle tasarımı, günümüz ofislerinde de yaygın olarak görülen açık plan sisteminin bu yapıda uygulanmış olmasının yenilikçi bir mimari anlayışla tasarlanmış olduğu cephe sistemi, heykelimsi kütle tasarımı, plan şeması yapıya çevresiyle uyumlu olan estetik bir katkı sağladığı, yapının diğer ek tesisleriyle de uyumlu bir görüntü arz ettiği, kentin silueti düşünülerek tek ve çok bir yapı yerine iki kütleden oluşan bir kütle tasarımı tercih edildiği Türkiye'de 20. yüzyıl mimari üretimleri içerisinde yüksek yapılar dizisinde bir başlangıç noktası ve kentsel simge oluşturması, tasarım ve planlama anlayışı açısından da günümüz fonksiyonlarına cevap verebilecek bir mimariye ve plan düzenine sahip olması nedeniyle dava konusu proje ve mimari eserin her birinin 5846 sayılı Kanun'da korunan eser niteliğini taşıdığı, projenin anılan Kanun'un 2 nci maddesinde düzenlenen ilim ve edebiyat eseri olduğu, yapının kendisinin ise söz Konusu Kanun'un 4 üncü maddesinde düzenlenen mimari eser türünde güzel sanat eseri olduğu, davacının eser sahibi sıfatıyla davayı açma ehliyetine sahip olduğu, davalının İstanbul III nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünün 02.04.2013 tarihli kararı ile "...yapının yıkılarak yeniden yapılmasının uygun olduğuna, tescilli yapı niteliklerini taşıyan rekonstriksiyon projesinin 6 ay içinde hazırlanarak kurula sunulmasına..." dair şartlı yıkım iznine dayalı olarak yapıyı yıkmasına rağmen yapıyı tekrardan inşa etmek yerine kurul kararını yargıya taşıdığı, ilgili kurul kararlarına yönelik davalı başvuruları aleyhine sonuçlanmasına rağmen yapının tekrardan inşa edilmediği, davacının 5846 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinde öngörülen manevi hakkının ihlal edildiği, gerek rapordaki gerek kurul ve yargı kararlarındaki davaya konu esere (bina ve projesine) yönelik tespitler gerek davacının sanatçı kişiliği (yarattığı eserlerle mimarlık camiasında modernist anlamda pek çok önemli yapılara imza attığı, 1995 yılında da Ulusal Mimarlık Ödülü almış olması) dikkate alındığında davacının talep etmiş olduğu tazminatın eylemin ağırlığı hak ve nesafet ilkeri gözetilerek 500.000,00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Holding A.Ş. ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... Holding A.Ş. ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... hakkındaki davanın pasif husumet nedeniyle reddi gerekirken şartları bulunmadığı halde 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca taraf değişikliği yaparak taraf olmaktan çıkarılarak ... Holding A.Ş.'nin davalı sıfatıyla davaya kabulünün usule aykırı olduğunu, dava konusu eserin estetik niteliğinin yeterince irdelenmediğini, bilirkişi raporlarında ve Mahkemece estetik niteliği haiz olduğu varsayımı ile hareket edildiğini, her iki bilirkişi raporuna yapılan itirazların nazara alınmadığını, 5846 sayılı Kanun kapsamında ilim ve edebiyat eseri, güzel sanal eseri olup olmadığı değerlendirmesinin yapılmadığını, 2683 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu hükümlerine göre tesis edilen işlemlerdeki tespitler aynen kabul edilerek ve teknik hiçbir açıklama yapılmadan görüş bildirildiğini, binanın riskli yapı olması nedeni ile yıkılmasının haklı unsur teşkil etmesi dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, yapının yıkımının haklı sebebe dayandığını, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, davacının manevi zararın doğmadığını, müvekkili şirketin davacıya yönelik bir kusuru bulunmadığını, yıkım için ilgili kurumlardan alınan raporlar ile depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle ve belediyeden alınan izinle hukuka uygun hale getirildikten sonra yıkımın gerçekleştirildiğini, hükmedilen manevi tazminatın davacının zenginleşmesine sebep olacak miktarda fahiş olduğunu, davacının dava konusu yapının projelerine uyulmadan yapıldığını açıkladığı röportajları bulunduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 10.09.2019 tarihli oturumda davacı vekilinin "... Holding A.Ş.'ye husumet yönelttikleri ve davalı olarak dosyaya eklenilmesi" talebinde bulunduğu, Mahkemece talebin dürüstlük kuralına aykırı düşmediği, davanın davalı ... yönetim kurulu başkanına yöneltilmiş olmasının kabul edilebilir bir hata olarak değerlendirildiği gerekçesiyle talebin 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında kabulü ile ... Holding A.Ş.'nin dosyaya davalı olarak eklenmesine karar verilerek yargılamaya devam olunduğu, anılan madde gözönüne alındığında davacının talebinin "Dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği" niteliğinde olduğu ve "Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı" tespitiyle Mahkemece bu yönde işlem tesisinde usule aykırılık görülmediği, Mahkemece aldırılan ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre projenin 5846 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde düzenlenen ilim ve edebiyat eseri; yapının kendisinin ise anılan Kanun'un 4 üncü maddesinde düzenlenen mimari eser türünde güzel sanat eseri olduğu ve davacının eser sahibi sıfatının bulunması nedeniyle işbu davayı açma ehliyetine sahip olduğu, davalının İstanbul III nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünün 02.04.2013 tarihli kararı ile "...yapının yıkılarak yeniden yapılmasının uygun olduğuna, tescilli yapı niteliklerini taşıyan rekonstriksiyon projesinin 6 ay içinde hazırlanarak kurula sunulmasına..." dair şartlı yıkım iznine dayalı olarak yapıyı yıkmasına rağmen yapıyı tekrardan inşa etmediği, buna göre davacının 5846 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinde öngörülen manevi hakkının ihlal edildiği, somut olayın özellikleri, eserin durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında davacı lehine 500.000,00 TL manevi tazminat ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı Şirket ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Şirket ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Şirket ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplere benzer sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu yapının 5846 sayılı Kanun kapsamında güzel sanat eseri olup olmadığı, davacının manevi haklarının ihlal edilip edilmediği, manevi tazminatın miktarına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’nun 124 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 5846 sayılı Kanun'un 2, 4, 16 ncı ve davamı maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Şirket ve Ahmet Nazif ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.