WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/2680 E.  ,  2024/1297 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/782 Esas, 2021/1676 Karar

DAVALILAR : 1.Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş. vekili Avukat ...
2.Aytur Lojistik Ulus. Taş. ve Antrope San. ve Tic. A.Ş. vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Siverek 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/54 E., 2021/5 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... Anonim Türk Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Anonim Türk Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 21.07.2014 tarihinde Bingöl-Diyarbakır karayolunda seyretmekte olan dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki çekici aracın ve buna bağlı LPG yüklü gaz tanker römorkunun devrilmesi ve kazanın etkisi ile tankerden sızan LPG gazının yol boyu yayılması ve patlaması sonucu yoldan geçmekte olan araçların ve içindeki yolcuların yandığını ve ağır yaralandığını, müvekkili ...'ın da bu kazadan dolayı vücudunda ağır yanıklar oluştuğunu, yanık ünitesinde tedavi gördüğünü ve halen tedavisinin devam ettiğini, trafik kazası neticesinde Lice Cmuhuriyet Başsavcılığının 2014/910 hazırlık numaralı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, bu dosyadan alınan bilirkişi raporuna göre çekici ve buna bağlı römork sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, çekici ve römorkun davalı ... şirketi tarafından Tehlikeli Maddeler ve Tehlikeli Atık Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ve Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, davalıların zararın giderilmesinden sorumlu olduğunu ileri sürerek fazla dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL sürekli işgöremezlik, 5.000,00 TL geçici işgöremezlik olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 150.000,00 TL manevi tazminatın ise sadece davalı Aytur Lojistik Ulus. Taş. ve Ant Rope San. ve Tic. A.Ş' den olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 03.04.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile de maddi tazminat talebini 369.975,00 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı Aytur Lojistik... Tic. A.Ş.vekili cevap dilekçesinde; aynı kaza ile ilgili olarak davacının Siverek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/69 E. sayılı dosyanda dava açıldığını, iş bu davanın öncelikle derdest olması nedeni ile reddi gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, kazaya karışan araç şoförünün karşı yönden gelen araca çarpmamak için yolun sağına tamamıyla yanaşması ve bu esnada fren yapmaya çalışması nedeniyle aracın yan yatarak yol kenarına devrilmiş olduğunu, bu devrilmenin etkisiyle tankerde bulunan LPG'nin sızmasına neden olduğunu, kaza yapan şoförün yaralı olmasına rağmen olay yerinden insanları uzaklaştımak için defalarca ikazda bulunduğunu, dava dilekçesinde de davacının kendi aracından indiğini ve olay mahalline doğru gittiğini belirttiğini, davacı tarafın devrilen tankere yakın mesafeye geldiğini, kazanın oluşumunda müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazada kusuru bulunan diğer şahısların da davaya dahil edilmeleri gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... Anonim Türk Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçedeki limitler ve sigortalıların kusuru ile sınırlı olduğunu, kusur durumunun tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumuna sevk edilmesi gerektiğini, müvekkili yönünden kaza tarihinden itibaren faiz talep edilebilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair mahkemece verilen ilk kararın Gazinatep Bölge Adliye Mahkemesinin 16.01.2020 tarih, 2019/1899 E. ve 2020/87 K. sayılı kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 28 nci maddesinde belirtilen şartların oluşup oluşmadığı, davacının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 311 nci maddesi gereğince irade bozukluğu nedeniyle feragat beyanının iptalini isteyip isteyemeyeceği hususunda inceleme yapılması gerekçesiyle kaldırıldığı ve dosyanın mahkemesine iade edildiği, buna göre davacı vekilinin müvekkili ile davalılar arasında 20.05.2015 tarihli "İbraname ve Sulh Anlaşması" sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme ile davacıya az bir tazminat verildiğini beyan ederek, bu ibraname ve sulh anlaşması sonucunda gabin hukuki nedenine dayanarak davalılardan müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep ettiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 28 nci maddesi gereğince 1 ve 5 yıllık hak düşürücü sürelerin öngörüldüğü, ibraname ve sulh anlaşması tarihinden ibranamenin geçersiz olduğunun beyan edildiği tarih arasında ortalama 1 yıl 6 aylık bir sürenin geçtiği, dolayısıyla kanunun ön gördüğü üst sınır olan 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı, davalının kişiliği, yaşı, sağlık durumu, toplumdaki yeri, ekonomik gücü psikolojik yapısı, yaşadıkları yerin özellikleri gibi hususlar dikkate alındığında tecrübesizliğinden dolayı gabinin gerçekleştiği ve karşı tarafın bu durumdan bilerek yararlandığının dosya kapsamındaki delillerden anlaşıldığı, bilirkişi raporlarına göre kazanın meydana gelmesinde dava dışı araç sürücüsü ...'ın %100 oranında kusurlu olduğu, davacının bu kaza sonucunda %100 malul olduğu, 9 aylık geçici maluliyet zararının 8.350,89 TL, sürekli maluliyet zararı ile birlikte toplam 444.175,43 TL zararının bulunduğu, davalı ... şirketince yapılan 74.200,00 TL'lik ödeme düşürüldükten sonra davacının karşılanmayan sonuç maddi zararının 369.975,43 TL olduğunun hesaplandığı, bu orandan davacının %20 oranında müterafik kusuru kabul edilerek %20 oranında indirim yapıldığı ve sonuçta 295.980,344 TL maddi zararını bulunduğu, ibranamede 76.450,00 TL kararlaştırılmasının edimler arasında orantısızlık olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 295.980,344 TL maddi tazminatın davalı ...Ş. yönünden (Sigorta Şirketinin yaptığı ödemenin diğer ilgililere rücu hakkı saklı kalmak ve poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı Aytur Lojistik A. Ş. yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Aytur Lojistik A.Ş. den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Anonim Türk Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... Anonim Türk Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava devam ederken davacı ile sulh olunduğunu, davacı vekilinin 29.01.2016 tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiğini, 05.06.2017 tarihli dilekçesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (2918 sayılı Kanun) çerçevesinde ibranamenin geçersiz olduğunu iddia ettiğini, yerel mahkemece müvekkili şirketin davacının zor durumundan faydalanmak amacıyla "gabin" çerçevesinde ödeme yapıldığını kabul ederek aleyhlerine hüküm kurulduğunu, feragattın tek taraflı bir irade beyanı olduğunu, gabin ile hiçbir surette ilgisi bulunmadığını, davacı yanın hiçbir ödeme almadan da davadan feragat edebileceğini, bu açıdan davacı yanın feragatinin geçersiz sayılamayacağını, sulhun uyuşmazlığını sona erdiren bir işlem olup hala yargılamaya devam edilmesinin baştan hatalı olduğunu, Karayolları Trafik Kanununun 111 nci maddesi çerçevesinde bu anlaşmanın iptalinin mümkün olmadığını, gabinin iddiasının zor durumun ortadan kalktığı andan itibaren 1 yıl içerisinde ileri sürülmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan ödeme ile davacının zor durumunun ortadan kalktığını, bu halde 1 yıllık sürenin ödeme tarihi itibariyle başlaması gerektiğini, anlaşmanın 18.12.2015 tarihinde yapıldığını, feragat beyanının 29.01.2016 tarihinde sunulduğu, içinde gabin iddiası olmamasına rağmen davacı yanın ibranamenin iptalini 05.06.2017 tarihli dilekçe ile ileri sürdüğünü, 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, mahkemenin uyguladığı 5 yıllık hak düşürücü sürenin hatalı olduğunu, davacının kötü durumunu müvekkili şirketin bilmesinin mümkün olmadığını, poliçede kaza başına 5.375.000,00 TL teminat bulunduğunu, teminatın bütün kazazedelere zararları oranında paylaştırılması gerektiğini, bu işlem sonrası 5.375.000,00 TL'lik poliçe teminat limitinin tamamen tükendiğini, müvekkilinin tüm kazazedelerin mağduriyetini gidermek amacıyla ivedilikle 5.375.000,00 TL'lik poliçe teminat limitini ödediğini, yerel mahkemece poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere 295.980,34 TL tazminata hükmedildiğini, bakiye teminat limitinin ne kadar olduğunun belirsiz olduğunu, müvekkilinin manevi tazminattan sorumlu olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesince kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin 29.01.2016 tarihli dilekçesi ile her iki davalı şirket yönünden maddi tazminat talebinden feragat ettiğini beyan ettiği, davalı ...Ş. vekilinin de davacının maddi tazminat talebinden feragat ettiğini, davacıdan yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmediklerini beyan ettiği, dilekçe ekinde 20.05.2015 tarihli "İbraname ve Sulh Anlaşması" başlıklı belgeyi ibraz ettiği, daha sonra davacı vekilinin 05.06.2017 tarihli dilekçesi ile müvekkilinin hak etmiş olduğu tazminat ile davalılara vermiş oldukları ibranamede belirtilen tazminat arasında fahiş fark olduğunu, bu nedenle ibranamenin geçersiz olduğunu ileri sürüldüğü, davacının zararının 295.980,34 TL olarak belirlendiği, davalı ... şirketinin yapmış olduğu ödemenin ise 76.450,00 TL olduğu dikkate alındığında 6098 sayılı Kanun 28 nci maddesi uyarınca edimler arasında açık bir oransızlık bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle mahkemece davacı vekilinin ibranamenin geçersiz olduğu ve dolayısıyla feragat beyanının da geçersiz olduğu yönündeki beyanına itibar edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının ibranamenin geçersizliğini beyan ettiği tarihten önce düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiğini gösteren herhangi bir delil bulunmadığından mahkemece hakdüşürücü sürenin dolmadığının kabul edilmesinde isabetsizlik görülmediği, dava açıldıktan sonra davalı ... Şirketi tarafından 20.12.2015 tarihinde davacıya 76.450,00 TL ödendiği, ödeme borcu sona erdiren nedenlerden olduğundan mahkemece davalı tarafından yapılan ödeme miktarınca davanın konusuz kaldığının gözetilmediği, belirlenen tazminattan ödeme miktarınca indirim yapılarak kalan miktara hükmedilmesi gerektiği dikkate alınmadan belirlenen tazminatın tamamına hükmedilmesinin doğru olmadığı, ayrıca davalı ... Şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu belirtildiği halde infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verildiği, her ne kadar davalı Aytur Lojistik Ltd. Şti. tarafından istinaf yoluna başvurulmamış ise de ödeme hususunun yargılamanın her aşamasında değerlendirilmesi gerektiği, bu hususta usuli kazanılmış haktan sözedilemeyeceğinden davadan sonra yapılan ödemenin bu davalı yönünden de dikkate alınması ve usuli kazanılmış haklar korunmak suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulduğu gerekçesiyle davalı ... Anonim Türk Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 295.980,34 TL maddi tazminattan dava tarihinden sonra ödenen 76.450,00 TL'nin mahsubundan sonra geriye kalan 219.530,34 TL tazminatın (Davalı ... Anonim Türk Sigorta Şirketi yönünden poliçe limitinin geriye kalan kısmı olan 192.300,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalı ... Anonim Türk Sigorta Şirketi yönünden dava tarihinden itibaren, davalı Aytur Lojistik A.Ş. yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,76.450,00 TL'lik kısım yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Aytur Lojistik A.Ş. den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Anonim Türk Sigorta A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Anonim Türk Sigorta A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; poliçede kaza başına 5.375.000,00 TL teminat bulunduğunu ve dava konusu kaza neticesinde kazazedelerin hemen hepsine bir kısım ödemeler yapıldığından 5.375.000,00 TL'lik kaza başına poliçe teminat limitinin tükendiğini, davacının hiç bir beyanında gabin beyanını kullanmadığını, sadece ibranamenin iptalini talep ettiğini, davacının düşüncesizlik ya da deneyimsizliğini ispat etmesi gerektiğini, bu yönde ispata elverişli hiçbir delil sunulmadığını, 1 yıllık hak düşürücü sürenin ödeme tarihi itibariyle başlaması gerektiğini, davacının kötü durumunu müvekkili şirketin bilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın yapılan anlaşmanın, feragat beyanının sonuçlarını bilecek durumda olduğunu, feragatten sonra mahkemece maddi tazminata ilişkin bilirkişi raporu alınmasının usul ekonomisiyle bağdaşmayacağını, maddi tazminat yönünden davanın tefrik edilerek feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, feragat tek taraflı bir irade beyanı olduğundan gabin ile hiçbir surette ilgisi bulunmadığını, hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, daha önce yapılan vekalet ücreti ödemesinin nazara alınmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun üst sınırı 268.750,00 TL olduğunu, bu tutarın vekalet ücretinin ise 27.262,50 TL edeceğini, davacı vekilinin talebiyle ayrı bir ibraname düzenlenerek 8.300,00 TL de vekalet ücreti ödemesi yapıldığını, ancak Bölge Adliye Mahkemes,ince 27.262,50 TL ilam vekalet ücretine hükmedildiğini, kararın 9 uncu fıkrasında manevi tazminat için hükmedilen 6.000,00 TL'lik vekalet ücretinin hangi davalıdan alınacağının belirtilmediğini, manevi tazminattan sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, huzurdaki davanın konusu davacı yanın gelecekte uğradığı iş göremezlik zararı olduğundan faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, Tehlikeli Maddeler ve Tehlikeli Atık Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ve Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında zarar tazmini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanun'un 28, 49, 54, 56 ncı maddeleri.

3.2918 sayılı Kanunun 111 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... Anonim Türk Sigorta A.Ş. vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesince gerekçeli kararın 9 uncu bendinde "Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden, davacının kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden yürürlükte olan AAÜT uyarınca 6.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiştir. Ancak hükmedilen manevi tazminattan davalı ... şirketinin sorumluluğu bulunmayıp sadece diğer davalı Aytur Lojisitk Ulus. Taş. ve Antrope San. ve Tic. A.Ş. sorumlu olduğundan bu husus bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı ... Anonim Türk Sigorta A.Ş. vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Davalı ... Anonim Türk Sigorta A.Ş. vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm bölümünün (9) numaralı bendinde yer alan "davalıdan alınarak" ibaresinin çıkartılarak yerine “davalı Aytur Lojisitk Ulus. Taş. ve Antrope San. ve Tic. A.Ş. den alınarak " ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.