WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/2674 E.  ,  2024/5218 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/880 Esas, 2022/3304 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/125 E., 2021/802 K.

Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri ve ihbar olunan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekili ve ihbar olunan vekilinin başvurusunun reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından, duruşmasız olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 25.06.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Mersin-Silifke'de Elmalı Rüzgâr Enerjisi Santrali (...) projesini yürüttüğünü, proje kapsamında davacı adına EPDK'nın 06.07.2011 tarihli kararı ile aynı tarihli üretim lisansı tesis edildiğini, ... projesinin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı geçici kabulünün 2017 yılı Kasım ayında tamamlandığını ve tesisin üretime geçtiğini, müvekkilinin ... projesi kapsamında 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’un ( 5346 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinde Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizmasına (YEKDEM) tabi olabilme şartlarının yerine getirildiğini ve maddede belirtilen imkânlardan faydalanmak için 31.10.2017 tarihinde EPDK'ya başvuru yapıldığını, 2018 yılı YEKDEM sisteminden faydalanacakların yer aldığı listenin EPDK’nın internet sayfasında yayınlandığını, müvekkilinin “üretim tesisinin 31.10.2017 tarihi itibarıyla kısmen ya da tamamen işletmeye geçmediği” gerekçesiyle liste dışında kaldığını, müvekkilinin yaptığı itirazın da reddedildiğini, bu işleme karşı Ankara 17. İdare Mahkemesinin 2018/73 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, İdare Mahkemesinin 05.04.2018 tarihli kararı ile yürütmenin durdurulmasına ve müvekkilinin ... projesinin 2018 yılı YEKDEM sisteminden faydalanmasına karar verildiğini, bu kararın EPDK tarafından uygulandığını, müvekkilinin ... tesisinin 2018 yılı başı itibarıyla YEKDEM sisteminden faydalandığını ve bu durumun davalı EPİAŞ’a bildirildiğini, Ankara 17. İdare Mahkemesince müvekkilinin açtığı dava kabul edilerek "iptal" kararı verildiğini, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 2018/2161 E. sayılı kararı ile İdare Mahkemesinin iptal kararının kaldırıldığını ve davanın reddine karar verildiğini, bu kararın da Danıştay 13. Dairesinin 2019/1234 E. sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini, davalı tarafından, müvekkilinin 2018 yılı YEKDEM sisteminde yer alması nedeniyle kazandığı tüm maddi kazancın iadesinin istendiğini, söz konusu bedellerin mahsup yoluyla davacıya ödendiğini, davalı mahsup işlemlerini doğrudan yaptığından müvekkilinin ödemelerde gecikmesi ve/veya bu ödemeleri yapmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davalı tarafından gönderilen 15.10.2019 tarihli son fatura ile 2018 yılı YEKDEM geri ödeme faizi adı altında gecikme zammının da istendiğini ve bu bedelin davalı tarafça müvekkilinin TakasBank hesabından mahsup edildiğini, müvekkilince 6 ay vadeli olan 2018 yılı YEKDEM sistemi geri ödemesi tamamen ödenmiş olmasına rağmen yeniden bir başka fatura gönderilmiş olmasının nedeni davalıya sorulduğunda, "bu faturanın 2018 yılı YEKDEM sistemi geri ödemesine 2018 yılından itibaren işleyen gecikme faizi ve 6 ay vade nedeni ile ortaya çıkan vade farkı olduğu"nun bildirildiğini, müvekkilinin 2018 yılı YEKDEM sisteminden yargı kararı ile faydalandığını ve YEKDEM sistemi üzerinden ürettiği elektriği satarak gelir elde ettiğini, bu süreçte müvekkilinin temerrüdü olmadığı gibi davalının da böyle bir iddiasının bulunmadığını, müvekkilinin yargı kararı ile girdiği 2018 yılı YEKDEM sisteminden yine yargı kararı ile çıkmasının davalıya gecikme faizi ödemesi sonucunu doğurmayacağını, davalı ile akdedilen Piyasa Katılım Anlaşmasında da böyle bir düzenlemeye yer verilmediğini ileri sürerek davalı tarafından müvekkilinden haksız şekilde tahsil edilden 2018 yılı YEKDEM geri ödeme faizi + KDV’nin; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi uyarınca toplanacak delillere göre belirlenmesini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200.000,00 TL (belirsiz) alacağın davalıdan, mahsup işlem tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte iadesine ve müvekkilinin davalıya böyle bir borcunun olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın EPDK'ya ihbar edilmesi gerektiğini, yapılan uygulamanın taraflar arasındaki sözleşme, ilgili yönetmelik ve EPDK kararlarına uygun olduğunu, davacının sebepsiz zenginleştiği tutarı genel hükümlere ve tabi olduğu Elektrik Piyasası Mevzuatı özel hükümlerine göre herhangi bir ihtar ve ihbara gerek olmasızın faiziyle birlikte iade etmek zorunda olduğunu, davacının 2018 yılı YEKDEM bedellerinin Yönetmeliğin 27 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iade edilmesi gerektiği yönündeki EPDK kararının kendisine bildirilmesinin ardından 10.05.2019 tarihli dilekçe ile müvekkiline başvurarak "söz konusu bedelin her ay kendisine ödenecek aylık fatura alacaklarından mahsubunu" talep ettiğini, davacının borcunu tek seferde ödeyemeyeceğini, bir aylık faturanın da bu borcu ödemeye yetmeyeceğini, dilekçesinde yer alan talebinin taksitlendirme talebi anlamına geldiğini, bu talebine istinaden EPDK Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığının görüş yazıları gibi taksitlendirme yapıldığını, davacı tarafından iadesi gereken KDV ve faizi hariç YEKDEM geri ödeme tutarının 3.734.714,82 TL olarak hesaplandığını, 3.734.714,82 TL'nin KDV hariç tutar olduğunu, anaparaya KDV eklenmiş tutarın 4.406.963,48 TL hesaplandığını, davacıya ilk ödeme yapılan 28.06.2018 tarihinden 15.05.2019 tarihine kadar Kurul kararı ve YEKDEM Yönetmelik hükmü uyarınca Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 51 inci maddesine göre belirlenen faiz oranı gecikme zammı hesaplandığını, hesaplanan gecikme zammı ve gecikme zammı KDV’si tutarı toplamının 716.513,69 TL olduğunu, davacının 15.05.2019 tarihinden önce müvekkil Şirkete YEKDEM geri ödeme bedelini, faizini ve KDV tutarını tek seferde ödeyemeyeceğini beyan edip taksit talebinde bulunduğunu, davacının taksit talebi konusunda EPDK görüşü alınarak şirketin borçlarının 6 eşit taksite bölündüğünü, ödemesi gereken toplam tutardan ilk taksit düşülerek kalan tutara 2. takside kadar 6183 sayılı Kanun'un 51 nci maddesine göre belirlenen faiz oranı gecikme zammı uygulandığını ve bu gecikme zammının 6. taksite kadar devam ettiğini, borcun taksitlendirilmesinden ötürü hesaplanan gecikme zammı toplamının 239.677,49 TL olduğunu, YEKDEM Yönetmelik hükümlerine ve Kurul kararlarına uygun olarak gerçekleştirilen gecikme zammı ve KDV hesaplamalarında hiçbir hata bulunmadığını, davacının avans faizi talebinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

2. İhbar olunan vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın haksız tahsilat iddiası ile menfi tespit ve istirdat istemine ilişkin olduğu, tarafların tacir olması karşısında adli yargıda görülmesi gerektiği, davalı tarafça husumet itirazında bulunmuş ise de YEKDEM işlemlerinin davalı tarafça yürütüldüğü, dava konusu tahsilatların davalı tarafça yapıldığı anlaşılmakla bu savunmaya itibar edilmediği, YEKDEM Yönetmeliğinin 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında“Gerekli şartları taşımadığı halde YEKDEM'den faydalandığı tespit edilen katılımcının geçmişe dönük olarak YEKDEM kapsamında bulunduğu her bir uzlaştırma dönemi için kendisine ödeme yapılan birim fiyat ile ilgili uzlaştırma dönemi piyasa takas fiyatı ve sistem marjinal fiyatından küçük olan arasındaki fark ve üretim miktarları kullanılarak hesaplanan bedel 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 nci maddesine göre belirlenen faiz oranı ile güncellenerek katılımcıya Piyasa İşletmecisi tarafından fatura edilir ve tahsil edilen bedel takip eden uzlaştırma dönemi YEKDEM gelirine eklenir.” hükmünün düzenlendiği, davacının gerekli şartları taşımadığı halde YEKDEM'den faydalandığının mahkeme kararı ile sabit olduğu, YEKDEM Yönetmeliğinin 27 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aldığı bedelleri iade ile sorumlu olduğu, bilirkişi heyetince, davalının davacıdan yaptığı tahsilatların tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından, davacıdan 89.706,54 TL Yekdem geri ödeme faizi ve 16.147,18 TL KDV'si olmak üzere toplam 105.853,72 TL fazladan tahsilat yapıldığının tespitine, 105.853,72 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri ve ihbar olunan vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu gecikme zammının hesaplanmasında esas alınan yönetmelikte 09.05.2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklik ile ilgili maddenin kapsamının genişletildiğini, Yönetmeliğin ilk yayımlandığı halinde yalnızca Kuruma yapılan başvurularda kullanılan yanıltıcı bilgi/belge verilmesi/düzenlenmesi halinde ödenmiş tutarların geri alınacağı ifade edilmişken, 09.05.2021 tarihinde yapılan son değişiklikle birlikte YEKDEM'e katılma hakkına sahip olmayan kişilerin nihai listeden çıkarılacağı ifadesinin eklendiğini ve Yönetmeliğe yeni eklenen üçüncü fıkrada; "Birinci ve ikinci fıkra hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu Yönetmelik kapsamında fazla ödeme yapıldığı tespit edilen tutarlar ile yargı kararına göre ödemesi yapılıp yine yargı kararı gereğince tahsili gereken tutarlara ilişkin olarak, YEKDEM katılımcısından tahsil edilecek tutar Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen faiz oranı ile güncellenerek Piyasa İşletmecisi tarafından fatura edilir." ifadelerine yer verildiğini, müvekkilinin yargı kararı neticesinde YEKDEM sisteminden yararlandığını, 2018 yılı YEKDEM sisteminden elde edilen faydanın ise 6 ay vadeli bir şekilde mahsup yolu ile ödendiğini, davalı mahsup işlemlerini doğrudan yaptığından davacının ödemelerde gecikmesi ve/veya bu ödemeleri yapmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını; ancak daha sonra davalı tarafından gönderilen 15.10.2019 tarihli son fatura ile 2018 yılı YEKDEM geri ödeme faizi adı altında gecikme zammının da istendiğini ve bu bedelin davalı tarafça müvekkilinin TakasBank hesabından mahsup edildiğini, tüm bu hukuksal süreçlerin yaşandığı dönemde Yönetmelikte yargı kararına göre ödemesi yapılan tutarlarla ilgili herhangi bir ibare bulunmadığını, 09.05.2021 tarihli değişiklikten önceki Yönetmeliğin 27 nci maddesinin müvekkiline uygulanmaması gerektiğini, Yönetmeliğin önceki hükmünün başvurularda yanıltıcı bilgi/belge verilmesi/düzenlenmesi/kullanılması halinde ödenmiş tutarların geri alınacağına ilişkin olduğunu, oysa müvekkiline yapılan ödemenin yanıltıcı bilgi/belge sunulmasından değil "Üretim tesisisin 31.10.2017 tarihi itibariyle kısmen ya da tamamen işletmeye geçmemesi"nden kaynaklandığını, müvekkilinin söz konusu YEKDEM bedeli ile ilgili olarak temerrüde düşmediğini dolayısıyla faiz talep edilemeyeceğini, davalı tarafça tahsil edilen faizin tamamının iadesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabul hükmü kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, İlk Derece Mahkemesince kök ve ek raporun birlikte hüküm kurmaya elverişli olduğu belirtilmesine ve ek rapor ile hesapların düzeltilmiş olmasına rağmen bu husus gözetilmeksizin kök rapordaki hatalı hesaplamaya göre hüküm kurulduğunu, hüküm fıkrasının dosya içeriğine uygun olmadığını, bilirkişi raporu ile müvekkili şirket tarafından yapılan hesaplamaların doğruluğu ve davacının davasında haksız olduğunun anlaşıldığını, davanın reddi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

3.İhbar olunan EPDK vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya YEKDEM kapsamında yapılan ödemelerin toplam tutarı 3.734,714,82 TL olup konuda bir uyuşmazlık bulunmadığını, EPİAŞ'ın hesabı ile bilirkişi hesabı arasında 89.706,54 TL+KDV'lik bir fark bulunduğunun belirtildiğini, davalı EPİAŞ'dan edinilen bilgiye göre toplam tutar için 15.05.2019 tarihine kadar işleyen gecikme zammı hesaplanırken bilirkişi tarafından 3.734.714,82 TL üzerinden, EPİAŞ tarafından 3.734.714,82 TL+KDV üzerinden hesaplama yapıldığını, bu nedenle hesaplanan gecikme zammı ve nihayetinde taksitlendirme sonucu oluşan toplam tutarlar arasında 89.706,54 TL+KDV'lik fark oluştuğunu, bilirkişi tarafından hesaplama yapılırken 3.734.714,82 TL +KDV'nin esas alınması gerektiğini, eksik ve hatalı hesaplama yapılan bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava, davalı tarafça geçerli bir hukuki neden olmaksızın tahsil edilen YEKDEM geri ödeme faizi ve KDV'sinin iadesi talebine ilişkin olduğundan adli yargı mahkemelerinin görevli olduğu, söz konusu tahsilat davalı tarafça yapıldığından davalıya bu davada husumet düşeceği, kesinleşen yargı kararı uyarınca davacının EPDK tarafından YEKDEM listesinden çıkarıldığı ayrıca davacı şirket hakkında Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmeliğin 27 nci maddesi gereğince işlem tesisinin talep edildiği ve davalı tarafça bu doğrultuda işlem yapıldığı, davacı tarafın sistemden yararlandığı süre içindeki kazanımlarının asıl alacak, gecikme faizi/zammı ve KDV olarak geri alınması yoluna gidildiği, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin 01.10.2013 tarihli Yönetmeliğin "Yaptırımlar ve Yaptırımların Uygulanmasındaki Usul " başlıklı 27 nci maddesinde " bu Yönetmelik hükümleri uyarınca, Kuruma yapılan başvuru sahibinin yanıltıcı bilgi ve/veya belge verdiğinin/düzenlediğinin tespiti halinde üretim lisansı sahibi tüzel kişi bu yönetmelik kapsamındaki haklardan yararlandırılmaz, ödenmiş tutarlar geri alınır ve kanunun 16. maddesi çerçevesinde işlem tesis edilir. " denildiği, 09.05.2021 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Bültene göre Yönetmeliğin "haksız ve yersiz ödemelerin iadesi başlıklı 27.maddesinin 3. Fık- rasında ; 1. ve 3. fıkra hükümleri saklı kalmak kaydıyla bu yönetmelik kapsamında fazla ödeme yapıl- dığı tespit edilen tutarlar ile yargı kararına göre ödemesi yapılıp yine yargı kararı gereğince tahsili gereken tutarlara ilişkin olarak YEKDEM katılımcısından tahsil edilecek tutar 6183 sayılı Kanun'un 51 inci maddesine göre belirlenen faiz oranı ile güncellenerek Piyasa İşletmecisi tarafından fatura edilecektir. " şeklinde değiştirildiği, bu hüküm ilk kez 09.05.2021 tarihli Yönetmelikte yer almış olup 01.10.2013 tarihli yönetmelik ile sonrasında dava tarihi olan 18.02.2020 gününe kadar yayınlanan Yönetmelik değişikliklerinde yargı kararına göre ödemesi yapılıp yine yargı kararı gereğince tahsili gereken tutarlara da 6183 sayılı Kanun'un 51 nci maddesinin uygulanacağı yönünde bir hükme yer verilmediği, yargı kararına göre ödeme yapılıp, yine yargı kararı gereğince tahsili gerekenler hakkında da 6183 sayılı Kanun 'un uygulanmasına ilişkin düzenlemenin ilk kez 09.05.2021 tarihli yönetmelik ile getirildiği, Kanun koyucunun bu tarihten önce doğan uyuşmazlıklar ve devam eden davalar hakkında uygulanacağına dair bir düzenleme yapmadığı, somut uyuşmazlığın davanın açıldığı tarihteki şartlar dahilinde karara bağlanacağı ve "kanunların geriye yürümezliği" ilkesi gözetildiğinde, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olmayan Yönetmelik hükmünün geriye yürütülerek somut olaya uygulanması, bunun sonucunda davacıdan tahsili gereken kazanımlara 6183 sayılı Kanun'un 51 nci maddesi gereğince gecikme zamm +KDV işletilmesi nin usul ve yasaya aykırı bulunduğu, davacıdan tahsil edilen gecikme zammı ve KDV'sinin iadesi gerektiği, dosyaya ibraz edilen bilirkişi kök ve ek raporu ile davacıdan tahsil edilen gecikme zammının KDV hariç 607.214,99 TL olarak tespit edildiği, davacının 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesi gereğince gecikme zammı+ KDV'sine ilişkin 200.000,00 TL alacağın mahsup işlem tarihinden itibaren tahsilini talep ettiği, davalı taraf işbu davadan önce temerrüde düşürülmediğinden hüküm altına alınan alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiği gerekçesiyle ihbar olunanın istinaf dilekçesinin taraf sıfatı bulunmadığından reddine, davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere taleple bağlı kalınarak (KDV hariç) 200.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; faiz başlangıcının dava tarihi değil, mahsup tarihi olan 24.10.2019 olması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek ve davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, müvekkilince faturalandırma işleminin EPDK'nın 11.04.2019 tarihli kararına göre yapıldığını, EPDK kararında belirtilen YEKDEM Yönetmeliğinin 27 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gerçekleştirilen hesaplamalar ve faturalama işlemlerinin de 2019 yılı içinde tamamlandığını, İstinaf Mahkemesi kararında sadece Yönetmeliğin 27 nci maddesinin birinci fıkrasından bahsedildiğini, 2019 yılında yürürlükte olan Yekdem Yönetmeliğinin 27 nci maddesinin ikinci fıkrasının yok sayıldığını, EPDK kararında Yönetmeliğin 27 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre işlem yapılması gerektiğinin müvekkiline bildirildiğini, Mahkemece Yönetmeliğin 27 nci maddesinin ikinci fıkrasının 2019 yılındaki halinin esas alındığını ve buna göre karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince ise Yönetmeliğin 09.05.2021 tarihli değişiklik yapılan haline göre karar verildiğini, Mahkemece 27 nci maddenin 2021 yılındaki değişik haline göre karar verilmediğini, 27 nci maddenin üçüncü fıkrasının dayanak olarak gösterilmediğini, ek raporun kök rapora göre değişiklikler içerdiğini, kök raporun tek başına hüküm kurmaya elverişi olmadığını ileri sürerek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın adli yargının görev alanında olup olmadığı, davacının istirdat talebinin şartlarının oluşup oluşmadığı, faiz başlangıcı ve diğer hususlara ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6183 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmelik hükümleri ve EPDK mevzuatı

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edenlerden alınarak yekdiğerine verilmesine.

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.