11. Hukuk Dairesi 2023/2671 E. , 2024/5322 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/446 Esas, 2022/1395 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2016/334 E., 2019/93 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'ın davalı bankadan 12.03.2010 tarihinde 250.000,00 TL, 13.09.2010 tarihinde 50.000,00 TL, 25.10.2011 tarihinde 8.400,00 TL ticari kredi kullandığını, Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarihli kararı ile davalı bankanın diğer bankalarla uyumlu eylemi içerisinde hareket ederek mevduat faizlerinde suni bir düşüş ve kredi faizlerinde suni bir artış oluşturduğunun tespit edildiğini, davalının 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 4 üncü maddesini ihlalleri sebebi ile kendilerinin faiz zararına uğratıldığını, 4054 sayılı Kanun’un 57 ve 58 inci maddeleri uyarınca Kanuna aykırılık halinde zarar görenlerin zararlarının giderilmesini ve rekabet sınırlandığı için ödedikleri bedel ile kısıtlanmasaydı ödeyecekleri bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebileceklerini ileri sürerek davacıların uğradığı maddi zarar ile maddi zararın üç katı oranında da tazminat kapsamında olmak üzere şimdilik 7.000,00 TL'nin kredi tahsis tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dayanak Rekabet Kurulu kararının iptali için açılan davanın kanun yolu aşamasının henüz sonuçlanmadığını, dolayısıyla rekabetin ihlal edildiği konusunda henüz kesinleşmiş bir yargı kararının bulunmadığını, 4054 sayılı Kanun kapsamında zararın üç katı tutarında tazminat talep hakkının yalnızca rakip firmalara tanındığını, davacının hak sahibi olmadığı bir konuda talepte bulunamayacağını, aktif husumet ehliyetini taşımadığını, Rekabet Kurulunun müvekkili banka hakkında yürüttüğü soruşturmanın kamu mevduatı ve mevduata yönelik olması nedeni ile davacının krediden kaynaklanan tazminat talebi bakımından davalı bankaya husumet yöneltemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının dilediği bankadan bankacılık ürünlerini alma konusunda özgür olduğunu, diğer alternatifleri görerek, bilerek davalı bankayı tercih eden davacının haksız fiil iddiasına itibar edilemeyeceğini, tazminatın koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile murisin davalı bankadan 12.03.2010, 13.09.2010, 25.10.2011 tarihlerinde kullandığı ticari kredilere istinaden, kendisinden tahsil edilen yüksek faize mirasçılarının, davalı bankanın Rekabet Kurulu kararına aykırı davranması nedeni ile itiraz ettikleri, Rekabet Kurulu kararına karşı davacı bankanın İdare Mahkemesinde dava açtığı, açılan davanın red ile sonuçlandığı, temyiz üzerine mahkemece verilen kararın Danıştay tarafından onandığı, aldırılan bilirkişi raporu ile de davalı bankanın uyumlu eyleminin sadece mevduat faizleri ile sınırlı kaldığı, bankanın ihlal ettiği iddia edilen işlem türü olan mevduat faizi ile davacıların murisi tarafından kullanılan ticari kredi ve kredi kartı ürünlerinin birbiri ile uyumlu olmadığı, davalı bankanın mevduat faizine ilişkin olan haksız fiil niteliğindeki uyumlu eylemleri sebebi ile davacıların zarara uğrayamayacağı, davalı bankanın uyumlu eylemleri ile davacıların zararı arasında bir illiyet bağı kurulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Rekabet Kurumu’nun davalı banka hakkında yaptığı soruşturma sonucunda verilen kararda davalının kredi faiz oranları konusunda da diğer bankalarla centilmenlik anlaşması yaptığı, anlaşma doğrultusunda tüketicilere olması gerekenden daha yüksek faiz oranları ile kredi kullandırıldığının tespit edildiğini, Mahkemece sadece mevduat faiz oranlarında centilmenlik anlaşması yapıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının Rekabet Kurumu kararının iptali için açtığı davanın reddedilip onanmasının dahi davalı bankanın rekabeti önleyici haksız eylemlerinin varlığını ispatladığını, vekalet ücretinin hatalı belirlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar Rekabet Kurulunun kararının iptali için idari yargıda açılan dava halen derdest ise de dava konusu olayda davalı bankanın kartel oluşumu içinde yer almadığının kesin olarak tespit edilmesi halinde derdest dava sonucu eldeki davayı etkilemeyeceği, bu bağlamda bankanın sorumluluğuna karar verilemeyeceği, idare mahkemesinde devam eden davanın bekletici mesele yapılmasına gerek görülmediği, İlk Derece Mahkemesince bu yönde araştırma yapıldığı, alınan bankacı bilirkişi raporunda; davalı bankanın rekabeti ihlal edici uyumlu eyleminin sadece mevduat faizleri ile sınırlı kaldığı, davalı bankanın ihlal ettiği işlem türü olan mevduat faizi ile davacı tarafından kullanılan ticari kredi ve kredi kartı ürünlerinin birbiriyle uyumlu olmadığı, bu nedenle davacıların hukuken zarara uğrayamayacağı, davalı bankanın tespit edilen uyumlu eylemleri ile davacıların iddia edilen zararı arasında illiyet bağının kurulamayacağı, davanın dayanağı olan ticari kredi sözleşmesi ve kredi kartı ürünü sebebiyle bir ihlalin tespit edilmediği hususlarının belirtildiği, bankacılık ve finans konusunda uzmanlarından alınan bilirkişi raporunun denetime ve hükme elverişli olduğu, Rekabet Kurulunun davacılarının murisinin ticari kredi kullandığı döneme ilişkin kartel faizinin uygulandığına dair bir karar tesis etmediği, davalı bankanın ticari kredi çekilen tarihlerde ticari kredi yönünden iddia olunan oluşum içinde yer almadığının belirlenip davanın reddine karar verildiği, davalı bankanın ticari kredinin çekildiği dönemde ticari kredi yönünden iddia olunan oluşum içinde yer almadığı ve bu itibarla davacıların herhangi bir zararının oluşmadığı, vekalet ücretinin doğru belirlendiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Rekabet Kurumu’nun davalı banka hakkında yaptığı soruşturma sonucunda verdiği kararda bankanın kredi faiz oranları konusunda da diğer bankalarla centilmenlik anlaşması yaptığını, bu anlaşma doğrultusunda tüketicilere olması gerekenden daha yüksek faiz oranları ile kredi kullandırıldığını tespit ettiğini belirttiğini, bu nedenle davalı banka aleyhine idari para cezası uyguladığını, İlk Derece Mahkemesi kararında sadece mevduat faiz oranlarında centilmenlik anlaşması yapıldığı gerekçesi ile davanın reddinin hukuka aykırılık taşıdığını, davalının Rekabet Kurumu tarafından verilen idari para cezası aleyhine açtığı davanın reddedildiğini, kararın Danıştay’ca onandığını, bu durumun dahi davalı bankanın rekabeti önleyici haksız eylemelerinin varlığını ispatladığını, dava değerinin 7.000,00 TL gösterildiğini, bu değer üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücreti 840,00 TL olduğu halde davalı lehine 2.725,00 TL hükmedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı hakkında 4054 sayılı Kanun uyarınca tesis edilen idari yaptırım nedeniyle davacıların aynı Kanun'un 57 ve 58 inci maddeleri uyarınca tazminat isteyip isteyemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4054 sayılı Kanun'un 4, 57 ve 58 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!