WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/2638 E.  ,  2024/5189 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/253 Esas, 2023/260 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bucak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/224 E., 2020/72 K.

Taraflar arasındaki şirket ortaklığından çıkma ve ortaklık payının ödenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ....'nin ... ve ... tarafından kurulduğunu, 15.12.2010 tarihinde tescil edildiğini, ... 2000 pay sayısı ile şirketin %50 ortağı olduğunu, davacının halen şirket ortağı olarak bulunması çekilmez bir hal aldığını, ortaklıktan çıkması için birçok haklı sebebi olduğunu, şirketin esas sözleşmesinin 11 inci maddesine göre şirketin kârının dağıtımı hissedarlara hisseleri oranında dağıtılacağının belirtildiğini, ancak kuruluşundan bu yana hiçbir şekilde kâr dağıtımı gerçekleşmediğini, hatta müvekkil davacı defalarca kârın dağıtılmasını talep etmiş ise de aksi halde şirketten ayrılacağı ikazında bulunmasına rağmen diğer ortak ...'ın kesinlikle kârın dağıtılmasına yanaşmayıp kaçındığını, son olarak herhangi bir istişare ve karar olmaksızın fabrikayı kapatıp, içindeki makineleri rayiç fiyatının altında bedelle sattığını, hiçbir şekilde haber vermeksizin fabrikayı kiraladığını, makine bedellerinden gerekse kira gelirlerinden müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle şirkette, ortaklar arasında "güven", "huzur", "uyum", "ortak amaç" kavramları kalmadığını ileri sürerek davacı ...' in ortaklıktan çıkmasına müsaade edilmesine, bilirkişilerce gerçek değeri üzerinden tespit edilecek, hisse ve ayrılma akçesi değerlerinin, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte ödenmesine, kuruluştan bu yana kâr dağıtılmaması nedeniyle yine işbu tarihten dava tarihine kadar geçen süredeki gerçek kârın bilirkişilerce tespit edilerek müvekkilinin hissesine düşen kısmın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu şirketin taahhüt edilen sermayesi 400.000,00 TL olup davacının taahhüt etmiş olduğu sermayenin 200.000,00 TL olduğunu, ancak 75.000,00 TL sermaye borcunu ödediğini, halen taahhüt etmiş olduğu sermaye borcunu şirkete ödemediğini, şirketin kâr ettiği iddiasının gerçekçi olmadığını, şirket adına kredi kartı çıkarıldığı ve bu kredi kartının bizzat davacı tarafından kullanıldığını, fabrika içinde bulunan makinalar ikinci el olduğundan zaten 57.000,00 TL'ye satılıp ve faturaları alındığını, fabrika binasının 2.000,00 TL'ye kiraya verildiğini, davacının şirkete taahhüt etmiş olduğu sermaye borcunu ödemediğini, diğer ortak ... yaklaşık olarak 1.500,00 TL civarında şirketten alacaklı durumda olduğunu, haksız, mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile haklı nedenleri ispat yükünün çıkmayı isteyen davacı tarafa ait olduğu, ayrıca haklı nedenlerin şirketi zarara uğrattığının ispat edilmesi gerektiği, davacının iddiaları dışında haklı nedenlerin varlığını ve bu nedenler yüzünden şirketin zarara uğrayacağını kesin ve inandırıcı delillerle ispat edemediği, borca batık durumdaki şirketten ayrılmak istediği, şirketin borca batıklık durumunun davacıların ortaklıktan ayrılması için haklı neden olarak kabul edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin usulsüz işlemlerinin detaylı bir şekilde aydınlatamadığını, şirket esas sözleşmesinin 11 inci maddesine göre şirket karının hisseleri oranında dağıtılacağının belirtilmesine rağmen şirketin kuruluşundan bu yana müvekkilinin kar dağılımından pay almadığını, şirket kar payından tüm gelirin davalı şirket yetkilisi ... adına alındığını, davalının hiçbir gelirinin olmamasının ve hesaplarındaki para akışının kar payının tamamının davalı adına olduğunu gösterdiğini, davalı şirketin ihtarnameye rağmen ticari defterlerini ibrazdan kaçındığını, bu nedenle iddiaları yönünden lehlerine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, 2013 ve 2017 yılı ticari defterlerin kapanış tasdiklerinin yapılmaması nedeniyle sahibi lehine delil oluşturmadığını, fatura ve ham madde giriş çıkışlarının bilirkişilerce incelenmediğini, davalı şirketin yetkilisi olan ...'in hesaplarının kontrol edilmediğini, şirket geliri olarak görünen kira bedellerinden bahsedilmediğini, şirket kuruluşunda bütün harcamaların müvekkili ... tarafından yapıldığını, 180 ton ham madde alındığını, ham madde giriş çıkışları kontrol edildiği takdirde bu malların bir kısmının pazarcılara açıktan yani faturalandırmadan satıldığını, şirkete ait 2 adet Doblo aracın bulunduğunu, bu araçlarında ... tarafından satıldığını, bu hususların açıklığa kavuşturulmadığını, hesaplamalar yapılması halinde şirketin zarar etmesinin düşünülmeyeceğini, farklı bilirkişi heyetinden rapor aldırılması gerektiğini belirterek davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının şirketten çıkma istemini kar payı ödenmemesi sebebine bağladığı ancak mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarına göre şirketin 2011, 2014 ve 2015 yılında kar ettiği, davanın açıldığı 2016 yılında ve diğer yıllarda zarar ettiği halen borca batık durumda olduğu, uzun süreli kar payı ödenmemesinin çıkma sebebi oluşturacağı ancak davalı şirketin yıllar itibariyle bilançolar incelendiğinde bu şekildeki uzun süreli ve devam eden karlılığının bulunmadığı, davacının iddialarının daha çok davalı şirketin diğer ortağının sorumluluğuna ilişkin hususlar olduğu, eldeki davanın konusunun sorumluluk davası niteliğinde bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket ortaklığından çıkma, çıkma payı ve hissesine düşen ancak ödenmeyen karın ödenmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 638 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.