11. Hukuk Dairesi 2023/2633 E. , 2024/5251 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/79 Esas, 2023/274 Karar
HÜKÜM : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/898 E., 2020/562 K.
Taraflar arasındaki asıl ve karşı davada alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 14.06.2019 tarihli taşınmaz satım sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşme ile 13 ve 14 no.lu dükkanların 2.325.000,00 TL bedelle müvekkillince satın alınmasının kararlaştırıldığını, satış bedelinin ödendiğini ve tapudan kiracılı olarak 21.06.2019 tarihinde devralındığını, ancak müvekkiline 14 no.lu bağımsız bölüm olarak gösterilen ve satılan yerin ortak alan olduğunu sonradan öğrendiğini, arabuluculuktan da sonuç alınamadığını ileri sürerek ihtiyati tedbir ile 925.000,00 TL maddi zararın sözleşme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Karşı davacı vekili dava dilekçesinde satım bedelinin eksik ödendiği iddiasına dayalı eksik sözleşme bedelinin tahsili istemiyle fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100.000,00 TL 'nin 21.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 14 ve 14 no.lu bağımsız bölümlerin satımı konusunda 14.06.2019 tarihli taşınmaz satım sözleşmesi yapıldığının doğru olduğunu, satış bedelinin ise 2.325.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, davacının satış bedelinden 815.000,00 TL’yi tapudan sonra ödeyeceğini söylemesine rağmen ödemediğini, davacının bu bedeli tapu devrinden sonra ödediği iddiasının doğru olmadığını, davacıya taşınmazlarda anılan firmaların faaliyette bulunduğu belirtilmediğini, satılan yerlerin de ortak alan olmadığını savunarak asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların satışına ilişkin tapu kaydı ve resmi senet incelendiğinde, 13 ve 14 no.lu bağımsız bölümlerin satışa konu olduğunu, taşınmazların her birinin bedelinin 750.000,00 TL olmak üzere toplam 1.500.000,00 TL olarak belirtildiği ve satım bedelinin nakden ve tamamen ödendiğinin belirtildiği, bağımsız bölümlerin arsa paylarının ve metre karelerinin de yazılı olduğu, davacı-karşı davalı iddialarının ispatı için dava dışı ... market ve dava dışı ... ile davalı arasındaki kira sözleşmelerini sunduğu, ... market ile olan sözleşmede kiralanan yer olarak 13 ve 14 no.lu bağımsız bölümlerin gösterildiği, ... ile olan sözleşme de ise yine 14 no.lu bağımsız bölümün kiralanan yer olarak gösterildiği, esasen ... 'e kiralanan yerin ortak alan olduğu, fakat sözleşmede 14 no.lu bağımsız bölüm olarak gösterildiği, bu hususta tanık dinletme talebinde bulunduğu, davacının tacir olduğu, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü olduğu, dava konusu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarındaki yüz ölçümleri, binanın hangi katında bulunduğu hususlarının belirli olduğu, aksi iddiaların davanın değeri ve uyuşmazlığın niteliğine göre tanıkla ispatlanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava bakımından ise 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 13.11.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin (A) bendi maddesi gereği karşı davanın zorunlu arabuluculuk şartı eksikliği nedeniyle dava şartı yokluğu davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve satış işlemi öncesi davacı şirket ve yetkilileri karşı tarafça satılan taşınmazların niteliği konusunda yanıltıldığını hile ile müvekkiline taşınmazın iki ayrı katındaki dükkanların satışının yapılmış gibi gösterilerek gerçekte tek dükkan satışı yapıldığını, satış işlemi öncesi taşınmazların niteliklerine ilişkin araştırmasını kendisinden beklenen gerekli dikkat ve özeni göstererek yaptığını ancak taşınmazların niteliği karşı tarafça kasten müvekkilinden sakladığından müvekkilinin satış sözleşmesindeki iradesinin sakatlandığını, davalı şirket ile yapılan taşınmaz satış sözleşmesinde ortak irade zemin katta ve birinci bodrum kattaki bölümleri müvekkili şirkete devri olmakla birlikte devre konu alanlardan birinini ortak alan olması sebebiyle söz konusu bölümün devrinin imkansız olduğunu bu nedenle hile ile devri mümkün olmayan bir taşınmazı satış sözleşmesine dahil eden karşı tarafın müvekkili şirketi zarara uğrattığını, dosyaya tanık dışında hiçbir delil sunulmamış gibi hareket ederek ve diğer delilleri dikkate almaksızın davanın reddine karar vermesinin yerinde olmadığını, ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 13 ve 14 no.lu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarında da açıkça her iki bağımsız bölümün zemin katta bulunduğu yazılı olduğu, tapu kayıtlarında 13 ve 14 no.lu dükkan niteliğindeki bağımsız bölümlerin yüz ölçümleri, binanın hangi katında bulundukları açıkça yazılı olduğu, davacı bir sermaye şirketi olduğundan basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü altında bulunduğu, tapu kayıtlarının aleni olması nedeniyle davacı, satın aldığı dükkanların tapusunun neyi kapsadığını, fiili durum ile tapu kaydının birbiriyle uyumlu olup olmadığı konusunda gerekli araştırmayı yapmakla mükellef olduğu, ibraz edilen ... Marketler Ticaret A.Ş. ile yapılan kira sözleşmesinde de açıkça zemin katta bulunan 13 ve 14 no.lu dükkan niteliğindeki 267 m2 büyüklüğündeki bağımsız bölümlerin ekli projede gösterildiği şekilde tek bir iş yeri olarak kullanılmak üzere kiralandığının belirtildiği ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1020 nci maddesi gereğince "Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez" kuralı gereğince de davacı tarafın iddiasının yerinde olmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, satım sözleşmesine konu taşınmazın taraflar arasındaki anlaşmaya konu nitelikleri taşımadığı iddiasıyla fazla ödenen bedelin iadesi talebine ilişkindir.
Karşı dava ise, aynı taşınmazın satım bedelinin eksik ödendiği iddiasına dayalı eksik sözleşme bedelinin tahsil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 200, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!