WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/261 E.  ,  2024/3978 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1484 Esas, 2022/1314 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/582 E., 2020/218 K.

Taraflar arasındaki haksız rekabetin önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının işyeri adresinde mevcut veznesi aracılığı ile müvekkili şirket ile aralarında bayilik sözleşmesi olmadığı halde Enerjisa Başkent Elektrik Perakende Satış A.Ş. adına fatura tahsilatları yapmakta olduğunu, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun (6446 sayılı Kanun) 3 üncü maddesi ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (EPDK) 12.09.2012 tarih ve 4019 sayılı kararı uyarınca, elektrik piyasasında dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin 01.01.2013 tarihinden itibaren ayrı tüzel kişilikler altında yürütülmesine karar verildiğini, bu çerçevede müvekkili şirketin müşterilerine düzenlemeye tâbi olan veya serbest tüketicilere yapmış oldukları enerji satışı karşılığında düzenlediği faturaların tahsilinde mühnasır yetkili konumunda bulunduğunu, müvekkilinin söz konusu tahsilatları kendi bünyesinde yürütmekle birlikte, bankaların elektronik tahsilat sistemleri veya anlaşmalı tahsilat sistemleri üzerinden de yürütmekte olduğunu ileri sürerek haksız rekabetin önlenerek davalının müvekkili adına hiçbir suretle tahsilat yapmamasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; 09.07.2015 tarihli “Temsilcilik Sözleşmesi” ile Faturakom Ödeme Hizmetleri A.Ş. ile sözleşme imzalayarak faaliyete başladığını, bu tarihten itibaren de fatura tahsilatlarını bu şirket aracılığı ile yaptığını, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) 31.03.2016 tarih ve 6823 sayılı kararı ile Fatura Ödeme Merkezleri A.Ş.'nin yetkilendirildiğini ve söz konusu kararın Resmi Gazetede yayımlandığını, 2015 yılından beri faaliyette bulunduğu halde davacı şirketin kendisinin faaliyetini haksız rekabet olarak nitelendirmediğini ve bu konuda dava açmadığını, ancak kendisinin işlem merkezini açmasından sonra asılsız ithamlarla işbu davayı açtığını, davacının kendisinin işyerinin karşısına sonradan işyerini açarak ve sadece elektrik faturalarının tahsilatı ile sınırlı kalmayıp diğer tahsilat işlemlerini de yaparak, haksız rekabette bulunduğunu, kendisinin işyerinin lisanslı bir firma tarafından yasal çerçevede yetkilendirildiğini ve iddia edilenin aksine yetkili bayi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacının iddiasının aksine davalının yetkisiz şekilde davacı şirketin fatura tahsilatlarını yaptığı iddiasının kanıtlanamadığı, aksine davalının dava dışı Faturakom Ödeme Hizmetleri A.Ş.’nin yetkili temsilcisi olarak ve anılan şirketin dava dışı Denizbank A.Ş. ile yaptığı Tashilat Sözleşmesi çerçevesinde faaliyette bulunduğu ve haksız rekabet konusunu oluşturabilecek nitelikte bir eyleminin varlığının da usulen kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirket ile bayilik sözleşmesi olmadığı halde, Enerjisa Başkent Elektrik Perakende Satış A.Ş. adına fatura tahsilatları yaptığını, 6446 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ve EPDK'nın 12.09.2012 tarih ve 4019 sayılı Kararı uyarınca, elektrik piyasasında dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin 01.01.2013 tarihinden itibaren ayrı tüzel kişilikler altında yürütülmesine karar verildiğini, bu çerçevede müvekkilinin, müşterilerine düzenlemeye tabi olan veya serbest tüketicilere yapmış olduğu enerji satışı karşılığında düzenlediği faturaları tahsilinin münhasır yetkilisi olduğunu, söz konusu tahsilatları kendi bünyesinde yürütmekle birlikte, bankaların elektronik tahsilat sistemleri veya anlaşmalı tahsilat merkezleri üzerinden de yürüttüğünü, ayrıca 6493 Sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun'un 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasının "Banka ve ödeme hizmeti sağlayıcısı dışındaki kişiler ödeme hizmeti sunamazlar" hükmünü havi olduğunu, belirtilen tahsilat kanalları ve bu hususta özel yetkilendirilmiş noktalar dışında, Şirketlerine ait fatura bedeli tahsilatlarının yapılmasının hukuka aykırı bulunduğunu, davalının müvekkili ile herhangi bir sözleşmesel ilişki olmadan, müvekkili adına fatura tahsilatları yaptığını, müvekkili faturalarından işlem ücreti alındığını ve müşterilerden ödeme alındığı halde fatura ödemelerini müvekkiline aktarmadığını, davalının yaptığı tahsilatları müvekkili şirkete aktarmaması nedeniyle, yaşanan gecikme ve sıkıntılar sonucunda 3. kişilerin mağduriyetine neden olunduğunu, müvekkili şirketin yetkili işlem merkezlerinin fatura bedeli dışında müşterilerden ek ücret talep edemeyeceğini, yetkili ve sözleşmeli bayiye dahi bu hakkın verilmediği gibi bu durumun sözleşmenin feshi nedeni kabul edildiğini, davalının ise fatura bedellerine ek olarak kendince belirlediği komisyon bedelleri aldığını, bununla da sınırlı kalmayan davalının, müşterilerden fatura bedellerini almasına rağmen faturaları online olarak ödemediğini, müşterilerden aldığı fatura bedellerini bir havuzda tuttuğunu, bu paralar ile kendi finansal ihtiyaçlarını karşılayıp, faturaların son ödeme gününde manuel olarak ödeme yaptığını, müşterilerin ödediği fatura bedellerini haksızca ve kanuna aykırı bir şekilde uhdesinde tutması sonucunda müşterilerce ödendiği zannedilen faturaların zamanında şirket hesaplarına geçmemesinin, elektrik kesintileri gibi mağduriyetler yaratabileceğini, bu tarz olayların yaşanmasının aynı zamanda müvekkili şirketin itibar ve prestij kaybına da neden olduğunu, müvekkiline ulaşan olayda davalının şikayetçiden 14.07.2018 tarihinde 26,28 TL olan fatura için 28,60 TL para tahsilatı yaptığını ve fatura bedelini müvekkilinin hesaplarına ödemediğini, davalının halen korsan tahsilat yaptığını, davalının müvekkili adına fatura tahsilatı yapamayacağını, yapılmasına vesile olamayacağını, davalının tüm bu eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini
ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının BDDK tarafından ödeme kuruluşu olarak izin verilen dava dışı Faturakom Ödeme Hizmetleri A.Ş. ile arasındaki temsilcilik sözleşmesinin 5.5. maddesi uyarınca faaliyette bulunduğu, Faturakom Ödeme Hizmetleri A.Ş.’nin dava dışı Denizbank A.Ş. ile yaptığı Tashilat Sözleşmesinin de dosyaya sunulduğu, davalının davacının yetkili temsilcisi gibi hareket etmediği gibi, haksız rekabet konusunu oluşturabilecek nitelikte başka bir eyleminin de bulunmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin benzer bir uyuşmazlıkta verdiği 28.05.2018 tarih ve 2016/11867 E., 2018/4015 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen dikkat edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava , haksız rekabetin tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.