11. Hukuk Dairesi 2023/2609 E. , 2024/5038 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/112 Esas, 2023/300 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/101 E., 2020/470 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.06.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...Elektrik Şirketinin müvekkili bankanın kredi müşterisi olduğunu; bu şirketten alacaklı olan davalı şirkete "Erzincan - Tercan 1.200 KVP Photuvalteic Power Plant" işi için 01.06.2016 tarihli 2110KRTM1600068 nolu ve 238.800 USD tutarlı avans mektubu verdiğini, süresinin de aynı koşullarda uzatıldığını, davalı şirketin 15.12.2016 tarihli yazısı ile meblağın tümünün kendisine ödenmesini istediğini, teminat mektubunun nakte çevrilmesini talep ettiğini, davacı bankanın güven müessesesi olması sebebiyle 16.12.2016 tarihinde teminat mektubunu tazmin edip, davalıya ödediğini; bilahare lehine teminat mektupları verdikleri ...Elektiriğin mektuba konu olan alacağın bulunmadığını, davalı şirketin teminat mektubunu nakte çevirttiği an esasen alacağının bulunmadığını bildirdiğini, bu beyana da Tercan Noterliğinde düzenlenen 12.12.2016 tarihli tutanağı eklediğini, bu tutanakta davalı şirketin alacağını tahsil ettiğinin kabul etmekte olduğunu belirterek, 238.800 USD'nin tazmin tarihindeki karşılığı olan 841.053,600 TL'nin 16.12.2016'dan itibaren 3095 sayılı yasa gereğince belirlenen avans faizi ile iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; bankanın bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, söz konusu davayı ancak bankanın müşterisi olan ...elektiriğin açabileceği rücu imkanının sadece ...Elektrikte olduğunu, bankanın ödeme yapmakla sorumlu olduğunu, ödeme yaptığını ve ödenen bedelini müşterisinden tahsil edebileceğini, müşterisinin ise, müvekkili banka aleyhine dava açabileceğini savunmuş, bankanın tacir olduğunu, gerekli araştırmayı yaptıktan sonra ödemede bulunabileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı bankanın davalı muhataba yaptığı ödeme, kayıtsız şartsız banka teminat mektubunun dayanağı olan garanti sözleşmesi ilişkisine uygun olduğu, avansın hakedişlerle kapatıldığına dair iddiayı davacı olan bankanın ileriye süremeyeceği, banka teminat mektubunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan bir riski garanti etmekte olduğu, bankanın teminat mektubu ile ilk yazılı talepte derhal ve gecikmeksizin ödeme taahhüdünde bulunduğu için rizikonun doğup doğmadığını incelemeksizin ödemede bulunması gerektiği, bankanın tanzim taleplerinden ancak kendisine ait defileri ileriye sürebileceği dikkate alındığında, davacının garanti sözleşmesine dayanarak davalıdan bir alacak talep etmesinin mümkün olmadığı, bunun Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/14309 E. - 2017/2401 K. sayılı ve 23.03.2017 tarihli olan kararı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/9027 E. - 2014/15973 K. sayılı 20.10.2014 tarihli kararlarıyla da açıkça vurgulandığı, diğer taraftan davacının ödemesi garanti sözleşmesinin bir gereği olduğundan ve muhatabın lehtara bir avans ödemesi yaptığınında ihtilafsız bulunduğundan, davalının sebepsiz zenginleştiğinden de söz edilemeyeceği, ancak, banka tarafından lehtar hakkında açılacak dava ve takibin semeresiz kalması ve aciz vesikası alınması halinde, bankanın muhatap aleyhine şartları varsa sebepsiz zenginleşmeye dayalı talepte bulunabileceği, davacı vekilinin ileriye sürdüğü Yargıtay kararlarının da lehtarın muhatap ile olan davalarına ilişkin emsal kararlar olduğu, lehtar tarafından muhatap aleyhine eser sözleşmesine dayanılarak açılan davalarda temel ilişkideki bütün itiraz ve defileri ileriye sürebileceği ve bunun mahkemece değerlendirilebileceği, fakat davacı bankanın davalı muhataplara yaptığı ödeme teminat mektubunun dayanağı olan garanti sözleşmesi ilişkisine dayalı olduğundan, avansın hakedişlerle kapatıldığına dair iddianın davacı tarafından dosya davalısına ileri sürülemeyeceği, davacının garanti sözleşmesine dayanarak davalıdan bir alacak talep etmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; lehdar ve muhatap firmalar arasında imzalanan ve teminat mektubunun konusunu oluşturan işe ilişkin sözleşmede banka teminat mektubunun iadesi koşullarının düzenlendiğini, 12.12.2016 tarihli tutanaktan sözleşmede sayılan şartların yerine getirildiğinin anlaşıldığını, teminat mektubunun avans teminat mektubu olduğu, bu nedenle tazmin gerekçelerinin kısıtlı olduğu da dikkate alınarak, muhatabın teminat mektubunu tazmin etme hakkı bulunmamasına rağmen tazmin talebinde bulunulduğu anlaşıldığından, muhatap davalıya ihtar keşide edilerek haksız tazmin edilen tutarın iadesinin istendiğini ancak ciddi bir gerekçe ileri sürülmeden olumsuz yanıt verildiğini, bankalarının teminat mektubu düzenleyerek soyut bir borç altına girmemiş olduğunu, teminat mektubuna konu riskin gerçekleşmesi ve tazmin talebinde bulunulması halinde teminat mektubunda belirtilen limitle sınırlı olmak üzere ödeme yapmakla yükümlü olduğunu, teminat mektubunda belirtilen riskin gerçekleşmemesi halinde mektubun tazmininin istenemeyeceğinin, keza gerçekleşen risk tutarının üzerinde de tazmin talebinde bulunulamayacağının, gerçekleşen risk üzerinde tazmin talebinde bulunulması halinde haksız tazminin söz konusu olacağının ve bu durumda haksız tazmin talebinde bulunan muhatabın haksız olarak tazmin ettirdiği tutarı iade etmekle yükümlü olacağının izahtan vareste olduğunu, aynı şekilde teminat mektubu konusuna girmeyen bir işlemden kaynaklanan alacağın da teminat mektubunun tazmini suretiyle istenemeyeceğini, kural olarak teminat mektuplarının 3. şahsın fiilini taahhüt niteliğinde olup mektup lehdarı ile muhatabı arasındaki ilişkiler dışında kalan ve bankanın bağımsız bir borç yüklenmesi ilişkisi olduğunu, bankanın, teminat mektubu ile belirli ve bağımsız bir riski garanti ettiğini, bu risk gerçekleşirse, gerçekleştiği ölçüde sorumlu olacağını, teminat mektubu ile güvence altına alınan riskin gerçekleşmediği durumda bankanın ödeme yapma zorunluluğunun olmadığını, teminat mektubu ile güvence altına alınan riskin gerçekleşmediği durumda bankanın ödeme yapmak zorunda olmadığını, öte yandan, avans teminat mektubunun nakde çevrilebilmesi için de lehine teminat mektubu verilenin avans borcunun bulunması gerektiğini, nitekim, Yargıtay kararlarının iddialarını doğruladığını, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 02.11.2017 tarih 2017/1211 E, 2017/3766 K., Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 18.2.2016 tarih, 2015/5447 E, 2016/1672 K, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 21.11.2014 tarih, 2013/16432 E, 2014/18128 K, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 21.6.2012 tarih, 2011/2901 E, 2012/4661 K., Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 02.04.2012 tarih 2011/4855 E, 2012/2168 K, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 7.10.2009 tarih, 2009/11-313 E, 2009/421 K, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 04.11.2003 tarih ve 2002/6338 E. 2003/10892 K. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 24.06.2015 tarih ve 2014/16964 E. 2015/9382 K. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 06.03.2013 Tarih 2012/19784 E. 2013/3723 K. sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere; teminat mektubunun soyut borç ikrarını içermediğini, teminat mektubunun tazmin edilebilmesi için teminat mektubuna konu riskin gerçekleşmiş olması ve muhatabın geçerli bir tazmin talebinde bulunması gerektiğini, riskin gerçekleşmiş olması durumunda, muhatap mektup tutarı aşılmamak kaydıyla gerçekleşen risk tutarı kadar tazmin talebinde bulunabildiğini, teminat mektubuna konu riskin kısmen gerçekleşmesi halinde sadece gerçekleşen risk tutarı kadar tazmin talebinde bulunulabildiğini, teminat mektubuna konu iş dışındaki iş ve işlemlerden kaynaklanan alacaklar için teminat mektubuna dayanarak tazmin talebinde bulunulamayacağını, haksız tazmin talebinde bulunulması durumunda ödemeyi yapan bankanın söz konusu tutarı haksız tazmin talebinde bulunan muhataptan talep edebileceğini, somut işbu dava konusu olayda teminat mektubuna konu işlemle ilgili olarak noter kanalıyla tespit yapılarak tutanak altına alındığını, yukarıda ayrıntılı olarak açıklanmış haliyle teminat mektubunun lehdar ve muhatabı teminat mektubunun hangi koşullar altında iade edileceği hususunu sözleşmede kararlaştırdıklarını, sözleşmede belirtilen iade koşulları oluşmasına rağmen muhatap firmanın (davalı) sözleşme kapsamında alması gereken kesin teminat mektubunu almadığı veya alamadığı ve kesin teminat mektubu kapsamında talep edebileceği zararların oluştuğundan hareketle tazmin yoluna gittiğini, iş bu dava konusu teminat mektubunun avans teminat mektubu olup, kesin teminat mektubu ile fonksiyonlarının aynı olmadığını, davalı muhatabın kesin teminat mektubu ile talep edebileceği olası zararlarını bahane ederek avans teminat mektubunu tazmin etme imkanının bulunmadığını, Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle müvekkil bankalarından haksız olarak tazmin edilen teminat mektubu tutarı olan 238.800 USD’nin tazmin tarihindeki TL karşılığı olan 841.053,60 TL’nin tazmin tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte iade edilmesi gerektiğini, müvekkili banka tarafından teminat mektubunun haksız tazmini konulu birden fazla davanın derdest olup hem yerel mahkemede hem de istinaf ve temyiz aşamalarında bulunan dosyaların söz konusu olduğunu, bu dosyalarda Prof. Dr. ...'dan alınan görüş yazısında da, avans teminat mektubu muhatabının davaya verdiği cevap dilekçesinde açıkça ifade ettiği gibi, tazmin talebinin gerekçesinin, alınan avans karşılığı üstlenilen yükümlülüğün yerine getirilmemiş olması olmadığını, sair ticarî ilişkilerden doğan zararın tazmini amacı ile yapıldığını, oysa teminat mektubunun, ancak güvence altına aldığı risk bağlamında güvence fonksiyonunu haiz olduğunu, sair riskleri sebebi ile güvence fonksiyonu bulunmadığını, bu sebeple, ödeme talebinin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, müvekkil bankanın lehtar ile muhatap arasındaki temel ilişkiyi bildiği ve ilişkiyi nazara alarak teminat mektubunu tazmin etmesi gerektiği yönündeki iddianın nazara alınamayacağını, zira bankanın, lehtarın talebine uygun olarak mektup metnini hazırlayıp muhataba ulaştırdığını, bankanın temel ilişkiye uygun teminat mektubu düzenleme yükümü bulunmadığını, bankanın ancak kendisinden talep edilen şartlara uygun teminat mektubu düzenleyebileceğini, dolayısıyla, bankanın yapmış olduğu ödemeyi, muhataptan talep etme hakkına sahip olduğunun mütalaa edildiğini ileri sürerek, istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı banka tarafından dava dışı ... Elektrik Taahhüt San ve Tic Ltd Şti ile yapılan
09.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında muhatap davalıya verilen avans teminat mektubunun haksız olarak tazmin edildiği iddiasına dayalı alacak davasıdır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!