WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/2580 E.  ,  2024/5142 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI :2020/1770 Esas, 2023/110 Karar
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2019/326 E., 2019/655 K.

Taraflar arasındaki şirket ortaklığından çıkarma asıl ve karşı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı- karşı davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı- karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalının yüklenici olarak arsa malikleri ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği yapacağı binayı kurulacak ortak şirket ile yapmak hususunda müvekkiline teklifte bulunduğunu, teklifin kabul edilmesi üzerine tarafların sonradan isim değişikliği ile ... İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.'ni kurduklarını ve temlik akdi ile kat karşılığı inşaat sözleşmesinin şirkete devredildiğini, anılan şirkette tarafların %50 oranında hissedar ve müştereken temsil yetkisini haiz oldukları, inşaat devam ederken arsa sahipleri tarafından yüklenici şirkete verilmesi gereken bir kısım bağımsız bölümlerin devrinin gerçekleştirildiği, devredilen bu bağımsız bölümlerden davalının hissesine düşen dairelerin davalı tarafından 3. şahıslara satıldığını, bilahare inşaat tamamlanarak yapı kullanım izin belgelerinin alındığını, arsa sahiplerine düşen bağımsız bölümlerin arsa maliklerine teslim edildiğini, yüklenici firmanın sözleşme gereği alması gereken 1 dükkan ile 6 adet konutun kaldığını, davalının telkinleri sonucunda arsa sahiplerinin bağımsız bölümleri şirkete devretmekten vazgeçtiklerini, davalı ortak ile birlikte hareket ederek şirkete ait olması gereken taşınmazları paylaşmayı tercih ettiklerini, dava dışı arsa sahiplerinin bir kısım eksik ve ayıplı imalatlarını neden göstererek bu yükümlülüklerinden sakınmaya çalıştıklarını, şirkete devredilmesi gereken bir kısım bağımsız bölümlerin arsa sahipleri tarafından hileli olarak davalıya ve 3. kişilere devredildiğini, davalının yaptığı hukuksuzlukları örtmek amacıyla şirket ortaklığını kötüye kullanarak bir takım eylemlere giriştiğini, davalı arsa sahipleri lehine hareket ederek muvazaalı olarak protokol yapıldığını, bunun sonucunda uhdesine geçmesi gereken 6 daire ve bir dükkanı kaybettiğini, davalının şirketin çıkarlarını zedeleyecek davranışlarda bulunduğunu ileri sürerek davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına, şirkete mevcut hissedar ile devam edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Karşı davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalının şirketin işleyişi ve şirketçe yapılan inşaatle ilgilenilmediğini, basiretli tacir gibi davranmadığını, dairelerin davalı yakınlarına düşük bedelle satıldığını, davalının şirkete açılan takiplerle ilgilenmediğini, hakkaniyetli şekilde davranmadığını, kötüniyetli olduğunu, bu şekilde şirket zarara uğramış ise de davalının aynı şekilde sorumlu olduğunu, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiğini, davalının ilgisizliği, basiretsizliği ve kusurundan kaynaklı şirketin kuruluş gayesinin gerçekleşmesinde hukuki ve ekonomik imkansızlığın meydana geldiğini ileri sürerek davalının şirket ortaklığından çıkarılmasını talep etmiştir.

II.CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacıya şirket kurulması konusunda herhangi bir teklifte bulunulmadığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra devredildiğini, bu tarihte devredilen şirketle davacının bir ilgisinin bulunmadığını, davacı ile birlikte herhangi bir şirket kurulmadığını, sözleşmenin devir tarihindeki diğer ortağın hissesini sonradan dava dışı kişiye devrettiğini, bu kişinin de hissesini davacıya devrettiğini, satışı gerçekleştirilen dairelerden elde edilen gelirlerin şirket hesabına aktarıldığını, davacı tarafından yüklenici şirkete verilmesi gereken dairelerin düşük bedellerle yakınlarına satıldığını, davacının kötü niyetli ve hakkaniyete aykırı davrandığını, müvekkilinin yaptığı protokolün şirket zararına değil yararına olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini aksi halde ise ayrılma akçesi ödenmesini istemiştir.

2.Karşı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl davadaki beyanlarını tekrarla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bir şirket ortağının, şirketten çıkarılması dava ve talep hakkının şirkete ait olduğu, haklı nedenle ortaklıktan çıkartma için limited şirket tarafından mahkemeye başvurulmasından önce limited şirket genel kurulunun bu kapsamda bir genel kurul kararı alması gerektiği, asıl davada davalının, karşı davada karşı davalının şirket ortaklığından çıkarılması konusunda alınmış ortaklar genel kurul kararının davanın ön şartını oluşturduğu, davalı ve karşı davalının şirketten çıkarılması konusunda alınmış ortaklar genel kurul kararının bulunmaması karşısında limited şirketin ortağı olan davacının şirket ortağı davalının ortaklıktan çıkarılması ile şirkete mevcut hissedar ile devam edilmesi, karşı davacının davalı limited şirketin ortağı olan karşı davalının ortaklıktan çıkarılması talepleri yönünden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne göre aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle asıl ve karşı davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı- karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasındaki yasal düzenlemenin, dava konusu olaya uygulanmasının mümkün olmadığını, düzenlemenin limited şirketlerde ortağın haklı nedenle çıkarılması davası açılabilmesi için ortaklar kurulunun, ortak sayısı ve temsil ettikleri sermaye payı bakımından 2/3 ağırlaştırılmış oy nisabıyla karar almasını şart koştuğunu, kanun maddesinin, üç veya daha fazla ortaklı şirketler için düzenlendiğini göstermekte olup buna karşılık iki ortaklı şirkette 2/3 oy nisabının sağlanmasının fiilen mümkün olmadığını, bir ortağın şirkete zarar verdiğinin somut delillerle gözler önüne serilmesi halinde, ortağın yönetici sıfatını ve yetkilerini kullanmasının tedbiren durdurulması gerektiğini, tek ortaklı limited şirket kurulmasının önünün açılmasıyla birlikte, iki ortaklı firmalar için açılacak haklı nedenle ortaklıktan çıkarma davalarında şirketin feshine karar vermeye gerek kalmayacağının ifade edildiğini, davanın kabul edilmesi durumunda ticari hayatın vazgeçilmez unsuru olan ticari şirketlerin varlığını devam ettirme olanağı sağlayacağını, somut davada davalı-karşı davacının şirketi zarara uğrattığı hususunun, şirket lehine açılan davalara müdahale ederek davalardan feragat etmeye çalışmasıyla da ortada olduğunu, davalı-karşı davacı, sermaye koyma taahhüdüne uymadığı gibi, ortaklık hukukundan doğan tüm yetkileri ile müşterek temsil yetkisini şirketini zarara uğratacak şekilde kullandığını, şirketi faaliyet gösteremez hale getirerek, haksız kazanımlarını korumaya çalıştığını, yerel mahkemenin yasada belirtilen 2/3 oy nisabının, dava konusu iki ortaklı şirket için uygulanmasının mümkün olmadığını tespit etmesi ve bu nedenle davanın esasına girerek yargılama yapması gerektiğini, yargılamada da ortakların şirketi temsil ederken hangi ortağın şirkete faydasının olduğunun, hangi ortağın şirketi zarara uğrattığının tespit edilmesi ve sonrasında ise iki ortaklı Limited Şirket için bu konuda kanun boşluğu olduğunu belirlemesinin gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince haklı sebebe dayalı olarak ortağın şirketten çıkarılması için şirketin dava açabileceği, ortağın bir başka ortağın şirketten çıkarılmasını isteyebileceğine dair yasada düzenlenmiş bir hüküm bulunmadığı, ayrıca şirketin bu davayı açabilmesi için de 6102 sayılı Kanun'un 616 ncı maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereğince genel kurulun bu konuda bir karar vermesi gerektiği, bu durumda davacı ve karşı davacının aktif dava ehliyeti olmadığı gözetilerek asıl ve karşı davanın bu nedenle reddinin doğru bulunduğu, davacı/karşı davalı vekilinin istinaf itirazlarının ise yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı- karşı davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı- karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı- karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve karşı davada iki kişi olarak ortak oldukları limited şirkette ortaklıktan çıkarılması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun'un 616 ncı maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi ile 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı- karşı davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.