11. Hukuk Dairesi 2023/2555 E. , 2024/5318 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1404 Esas, 2022/1823 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/210 E., 2017/281 K.
Taraflar arasındaki asıl alacak davası ile tespit ve alacak karşı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı- karşı davalı vekili asıl davada dava dilekçesinde; taraflar arasında 05.05.2015 tarihli “Bir İçeri Bir Dışarı” televizyon programı için sözleşme imzalandığını, müvekkilinin yapımcı, davalının ise yayıncı olduğunu, sözleşmeye göre yayıncının bölüm başına 90.000,00 TL+KDV ödeyeceğini, davalının iki bölüm ücreti olan 180.000,00 TL avans ödemesini yapacağını, damga vergisinin 1/2’sinin müvekkiline fatura edileceğini, yayıncının fesih yetkisini programın ilk 8 bölümünün yayınından önce yürürlüğe girecek biçimde kullanamayacağını, sözleşmenin imzalanmasından sonra davalının damga vergisinin 1/2’sini fatura ettiğini, avansı ödediğini, müvekkilinin programla ilgili çalışma yaptığını, stüdyo kiraladığını, yazılımını yaptırdığını, yönetmen, ışık, ses, kamera, yapım gibi çalışmalar için harcamalar yaptığını, üstlendiği yükümleri yerine getirdiğini, program sunucusunu belirlediğini, sunucuyla çalışmalara başladığını, prova çekimlerini gerçekleştirdiğini, ancak davalının sunucuyla anlaşamadığını belirttiğini, müvekkilinin de sözleşmenin 5.3. maddesi uyarınca davalının sunucuyu belirlemesini beklediğini, bu bekleme süresince de programla ilgili masrafları yapmaya devam ettiğini, sunucunun belirlenmesine ilişkin 06.07.2015 tarihli bildirimi gönderdiğini, davalının 09.07.2015 tarihli bildirimle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) yönetime el koyduğunu, el konulma işleminin yürütmesinin durdurulduğunu, sözleşmenin yürütmenin durdurulmasından sonra imzalandığını, bu nedenle kesin hükümsüz olduğunu belirtip avansın iadesini istediğini, sözleşmenin geçerlilik taşıdığını, davalı beyanının sözleşmeyi haksız fesih istemi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davalının 8 bölüm yayınlanmadan önce fesih yapılamayacağına ilişkin sözleşme hükmünü bertaraf etmeyi amaçladığını, 8 bölüm bedeli olan 720.000,00 TL’yi ödemesi gerektiğini, 180.000,00 TL avans ödemesi ve 12.324,00 TL damga vergisi faturası düşüldüğünde 527.676,00 TL ödemesi gerektiğini ileri sürerek 527.676,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, karşı davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin karşı davacının temsil ve ilzama yetkili kişilerle sözleşmeyi akdettiğini, müvekkilinin karşı dava dilekçesinde belirtilen idari davaların, yürütmenin durdurulması kararlarının, işlemlerin tarafı olmadığını savunarak karşı davanın reddini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı- karşı davacı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... Tv logosuyla faaliyet gösterdiğini, borçlar sebebiyle TMSF’nin yönetime el koyduğunu, şirket hisselerinin... Televizyon Prodüksiyon A.Ş.’ye (... A.Ş.) satıldığını, şirket eski ortağınca satış işlemine karşı dava açıldığını, TMSF’nin 09.01.2015 tarihli kararı ile müvekkilinin hisselerinin halen Çukurova Grubuna aitmişçesine şirketin ortaklık hakları ile birlikte yönetimine el koyma kararı verdiğini, bu kez müvekkili hissedarının dava açtığını, yürütmenin durdurulduğunu, itirazın reddi üzerine müvekkilinin ortaklık hakları ile yönetimlerinin TMSF tarafından devralınmasından önceki hale getirilmesini teminen şirket yönetimine atanmış kişilerin görev ve yetkilerinin kaldırıldığını, 09.01.2015 tarihli şirket yönetimine el konulmasını müteakip şirketin yönetim kurulu üyelerinin tamamen değiştiğini, ... A.Ş. ile bağlantının kesildiğini, işte tam da bu dönemde müvekkilinin yönetimine el konulmasından önce önerilen ve müvekkilini temsile yetkili organlarını ve profesyonellerince uygun bulunmayarak reddedilen programın Fon Kurulunca atanmış yöneticileri sunulduğunu, müzakereler devam ederken 09.01.2015 tarihli el koyma kararının yürütülmesinin durdurulduğunu, 05.05.2015 tarihinde Fon’a tebliğ edildiğini, sözleşmenin uygulama alanı bulmayacağı bilindiği halde aynı tarihli ihdas edildiğini, oysa iptal davasında verilen bir yürütmenin durdurulması kararının iptal kararı ile aynı niteliği taşıdığını, şirketin ortaklık haklarının ve yönetimin iadesi ve atanmış kişilerin yetkilerinin kalkması sonucu doğduğunu, tarafların bu programın müvekkili şirketin gerçek yönetimince kabul görmediğini bilmeleri sebebiyle ihdas edilen sözleşmenin hukuka, ahlaka, dürüstlük kuralına aykırılık taşıdığını, temsil yetkisinin kötüye kullanıldığını, şirket menfaatlerine aykırı davranıldığını, bu bakımdan sözleşmenin ilk andan itibaren hukuki varlık kazanmadığını, kesin hükümsüz sözleşmenin müvekkilini bağlamadığını, sözleşmenin 11.2. maddesi uyarınca sebep bildirmeksizin 7 gün önceden bildirimle müvekkilinin sözleşmeyi feshedebileceğini, 11.3. maddesinde belirtilen izlenme oranlarının altında kalması halinde bildirimsiz fesih hakkının kararlaştırıldığını, bu maddelere göre fesih halinde ilk 8 bölümün yayınlanması şartı varsa da bunun dışında hükümsüzlük veya diğer haklı nedenlerle fesih halinde böyle bir şarttan söz edilemeyeceğini, bir an için kesin hükümsüzlük bulunmadığı düşünülse bile sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, zira program fikrinin müvekkilinin profesyonellerince kabul görmediğini, yarışma formatının güven duygusu uyandırmadığını, davacının yapımını gerçekleştirmediği 8 bölümün ücretini isteyemeyeceğini savunarak asıl davanın reddini istemiş, karşı dava dilekçesinde; sözleşmenin özellikle temsil yetkisinin karşı davalı ile el ve işbirliği içinde kötüye kullanılması, uygulanmayacağı bilinerek ihdas edilen sözleşmede yer alan hükümlerden istifade ile hiç değilse haksız kazanç temin edilmesi amacıyla hareket nedeniyle kesin hükümsüz olduğunu, bir an için aksi düşünüldüğünde müvekkilinin sözleşmeyi haklı sebeple feshettiğinin kabulü gerektiğini ileri sürerek sözleşmenin kesin hükümsüzlük ile batıl olduğunun tespitini, sebepsiz kalan 180.000,00 TL’nin 20.07.2015 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile tahsilini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TMSF tarafından davalı şirkete 09.01.2015 tarihinde el konulduğu, el koyma kararına karşı İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 2015/270 E. sayılı dosyası ile açılan davada 24.04.2015 tarihinde yürütmenin durdurulduğu, bu kararın TMSF’ye 05.05.2015 tarihinde tebliğ edildiği, aynı gün davaya konu sözleşmenin imzalandığı, TMSF tarafından ayrıca 05.06.2015 tarihli yazı ile yürütmenin durdurulması kararı çerçevesinde gereğinin yapılması için İstanbul Ticaret Odasına (İTO) yazı gönderildiği, İTO’nun da 08.06.2016 tarihli yazı gereği işlem yaptığı, dolayısıyla 05.05.2015 tarihinde yapılan davaya konu sözleşmenin imzası tarihinde davacının yürütmenin durdurulması kararından haberdar olmadığı, ayrıca 05.05.2015 tarihinde İTO kayıtlarında yürütmenin durdurulması kararı çerçevesinde ticaret sicil gazetesinde ilan yapılmadığı, ilanın 08.06.2015 tarihinde gerçekleştirildiği, davacının imza tarihi itibariyle kötü niyetli sözleşme imzaladığına dair bir delilin sunulmadığı, bu çerçevede davacı açısından 05.05.2015 tarihli sözleşmenin geçersiz olduğu itirazının haklı görülmediği, davacının sunduğu sözleşmeyi imzalayan davalı şirkete ait imza sirküsünde yer alan temsilcilerin davalı adına sözleşme imzaladığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 42 nci maddesinin üçüncü fıkrasına göre temsil edilen davalı/ karşı davacının verdiği temsil yetkisinin herhangi bir şekilde ortadan kalkması halinde temsil yetkisinin sona erdiğinin üçüncü kişilere bildirilmesinin gerektiği, aksi halde iyi niyet sahibi üçüncü şahıslara karşı ileri sürülemeyeceği, 05.05.2015 tarihli sözleşmenin geçerli kabul edildiği, sektör bilirkişisince yarışmanın konseptinin raporda ayrıntısı ile incelenip feshin haklı olmadığının belirlendiği, 05.05.2015 tarihli sözleşmenin 11.2 ve 11.3 hükümleri dikkate alındığında davacının her halükarda sözleşmeye devam etseydi 8 bölüm karşılığı 90.000,00 TL+ KDV alacağı, 4.4, 4.13, 4.14, 5.5. ve 7.1 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; davacının sözleşme çerçevesindeki bölüm başına 90.000,00 TL talep edebilmesi için bölümleri yapıp davalıya teslim etmesi gerektiği, bölümler hazırlanmadan sözleşme feshedildiğinden davacının yapım/ prodüksiyon hizmetleri çerçevesinde herhangi bir gideri olmadığı, bu yönde delil sunmadığı, mahrum kalınan kâr anlamında tazminat talebinin bölüm başına 90.000,00 TL olarak değil 8 bölüm karşılığında sözleşme devam etseydi davacının alabileceği net kâr ile sınırlı olacak şekilde sektörel teamüllere göre hesaplanması gerektiği, sektör bilirkişisinin değerlendirmesine göre davaya konu sözleşme için emsal sektör uygulamaları çerçevesinde davacının yapımcı olarak net kârının bölüm başına % 20 olacağı dikkate alındığında davacının talep edebileceği miktarın 144.000,00 TL olabileceği, davalı- karşı davacının 14.05.2015 tarihinde 180.000,00 TL avans ödediği, bu bedel düşüldüğünde davacının, davalı- karşı davacıya 36.000,00 TL’yi karşı davadaki talep çerçevesinde iadesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne, davalı- karşı davacının sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği ve sözleşmenin batıl olduğu yönündeki isteminin reddine, 05.05.2015 tarihli sözleşmenin geçerli olduğunun ve feshin haksız olduğunun tespitine, davacı- karşı davalının sözleşmenin feshi nedeniyle talep edebileceği tazminatın bilirkişi raporu dikkate alınarak 144.000,00 TL olduğu, buna karşın davalı- karşı davacı tarafından 14.05.2015 tarihinde 180.000,00 TL tutarında avans ödemesi yapılması nedeniyle davacı- karşı davalı tarafından açılan tazminat isteminin kısmen reddine, davalı- karşı davacının sebepsiz kalan 180.000,00 TL’nin iadesi yönündeki istemin kısmen kabülü ile 36.000,00 TL'nin 20.07.2015 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davacı- karşı davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı- karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin ilk 8 bölümden önce yürürlüğe girecek şekilde feshedilemeyeceğini, ilk 8 bölümün çekilmemesine ve yayınlanmamasına davalı- karşı davacının sebebiyet verdiğini, bu durumda yalnızca kâr mahrumiyetini değil 8 bölüm bedelini ödemesi gerektiğini, müvekkilinin programla ilgili çalışmaları ve masrafları yaptığını, davalı- karşı davacının sunucuyla anlaşamadığını, müvekkilinin sunucunun belirlenmesini beklerken masraf yapmaya devam ettiğini, kâr mahrumiyetinin de hatalı hesaplandığını, sözleşme süresinin 13 bölüm olduğunu, davalı- karşı davacının bunu da uzatabileceğini, reytinge göre müvekkilinin alacağı bedelin artabileceğini, bilirkişi heyetinin ilgisiz sözleşme maddelerini değerlendirdiğini, hesaplanan afaki kârdan daha fazla müvekkilinin masraf yaptığını, minimum bedel üzerinden ve %20 oranındaki kâr hesabının da hatalı olduğunu, sözleşmeyi haksız fesheden karşı davacının sözleşme gereği ödediği tutarı isteyemeyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı- karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin kendi yetki ve sorumluluğunda olan hukuki konularda bilirkişi raporunu asıl gerekçe olarak açıkladığını, 6102 sayılı Kanun’un 42 nci maddesinin üçüncü fıkrasının hiçbir yönüyle esas alınamayacağını, davacının iyi niyetli davranmadığını, yürütmenin durdurulması kararının iptal kararı ile aynı niteliği taşıdığını, 05.05.2015 tarihli sözleşme esnasında atanmış yöneticilerin imza yetkisinin kalktığının tüm taraflarca bilindiğini, bu itibarla sözleşmenin hukuka, ahlaka, dürüstlük kuralına aykırılık taşıdığını, müvekkilini bağlamadığını, yarışma formatının tam bir güven tabanında yürütülmediğini, müvekkili aleyhine mükerrer vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedildiğini, hükmün eksik kurulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TMSF’nin davalı- karşı davacıya 09.01.2015 tarihinde el koyduğu, bu el konulma kararına karşı İstanbul 7. İdare Mahkemesi'nde 2015/270 E. sayılı davanın açıldığı, Mahkemenin 24.04.2015 tarihinde yürütmeyi durdurduğu, yürütmenin durdurulması kararının TMSF'ye 05.05.2015 tarihinde tebliğ edildiği, aynı gün davaya konu sözleşmenin imzalandığı, TMSF tarafından ayrıca 05.06.2015 tarihli yazı ile yürütmenin durdurulması kararı çerçevesinde gereğinin yapılması için İTO'ya yazı gönderildiği, İTO'nun da 08.06.2016 tarihli yazı gereği işlem yaptığı, 05.05.2015 tarihinde İTO kayıtlarında yürütmenin durdurulması kararı çerçevesinde ticaret sicil gazetesinde ilanın henüz yapılmadığı, imza tarihi itibariyle davacı- karşı davalının sözleşmeyi kötü niyetli olarak imzaladığına dair bir bilgi, belge ve delilin bulunmadığı, hayatın olağan akışı uyarınca şirketin iç işleyişine yönelik durumdan üçüncü kişi durumunda bulunan davacı- karşı davalının haberdar olamayacağı, davacı- karşı davalının dosyaya sunduğu sözleşmeyi imzalayan davalı şirkete ait imza sirküsünde yer alan temsilcilerin davalı adına sözleşme imzaladığı, 6102 sayılı Kanun’un 42 nci maddesinin üçüncü fıkrasına göre temsil edilen davalı- karşı davacının verdiği temsil yetkisinin herhangi bir şekilde ortadan kalkması halinde temsil yetkisinin sona erdiğinin üçüncü kişilere bildirilmesinin gerektiği, aksi halde iyiniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı ileri sürülemeyeceği, 05.05.2015 tarihli sözleşmenin geçerli kurulduğu, davacı- karşı davalı açısından 05.05.2015 tarihli sözleşmenin geçersiz olduğunun davalı- karşı davacı tarafından ileri sürülemeyeceği, yarışmanın format olarak bilgi, beceri gerektirmediği, şansa dayandığı, yapılan teknik bilirkişi incelemesinde kurallarıyla, kurgularıyla, kendi matematiği içindeki bütünlüğüyle, doğruluğu ve tutarlılığı ile kendi kurgu ve esprisine sahip olduğu, yarışmada ödülün kazanılmasındaki kuralların denetlenebildiği, feshin haklılığından söz edilemeyeceği, davacı- karşı davalının 8 bölüm için yapım/ prodüksüyon hizmeti masrafı yaptığına dair dosya kapsamında bilgi, belge ve delil sunmadığı, sadece sözleşmenin devam edeceğine inançla mahrum kaldığı kârı talep edebileceği, sektörel incelemede bölüm başına belirlenen ücretin % 20'sinin net kâr olarak tespit edildiği, buna göre yapılan hesaplamaya göre 8 bölümün 90.000,00 TL’den 720.000,00 TL olduğu, bunun %20'sinin 144.000,00 TL’ye tekabül ettiği, davalı- karşı davacının 180.000,00 TL peşin ödediği, mahsup sonrası davacı- karşı davalının bakiye alacağının kalmadığı, davalı- karşı davacının ödediği 180.000,00 TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davacı- karşı davalıdan iadesini istediği, 36.000,00 TL bakiye alacağının bulunduğu, Mahkemece bilirkişi raporuna atıfla hüküm kurulduğu, raporun hangi nedenle hangi kısmının neden üstün tutulduğunun tartışıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli bir şekilde kurulduğu, davalı- karşı davacının sözleşmeyi haksız feshettiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı- karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmede davalının, cezai şart, tazminat, sözleşmenin kalan bedelini ödemeden programın ilk 8 bölümünden önce yürürlüğe girecek biçimde sözleşmeyi fesih edemeyeceğinin belirtildiğini, programın 8 bölümünün çekilmemesine ve yayınlanmamasına davalı- karşı davacının sebebiyet verdiğini, sözleşmenin 11.2. maddesine aykırı hareket ettiğinden kalan minimum 8 bölüm bedeli olan toplam 720.000,00 TL’den ödediği 2 bölüm bedeli ve damga vergisi tutarı düşüldükten sonra kalan tutar olan 527.676,00 TL’yi müvekkiline ödemesi gerektiğini, müvekkilinin program ile ilgili çalışmalarını yaptığını, çekimlerinin yapılacağı stüdyoyu kiraladığını, yazılımını gerçekleştirdiğini, yönetmen, ışık, ses, kamera, yapım, hostesler ve diğer ekip ekipmanları, hizmetleri, ürünleri sağladığını, prova çekimlerini ve diğer tüm çalışmalarını yaptığını, bunlar için harcamalarda bulunduğunu, yükümünü yerine getirdiğini, sözleşmenin 5.3. maddesi gereğince davalı- karşı davacının belirlediği sunucu ile müvekkilinin çalışmalara başladığını, çekimleri yaptığını, sonrasında, davalı- karşı davacının sunucu ile anlaşamadığını belirttiğini, müvekkilinin de davalı- karşı davacının programın sunucusunu belirlemesini beklediği sürede program ile ilgili masrafları yapmaya devam ettiğini, belirlenmesine yönelik taleplere rağmen sunucusu davalı- karşı davacı tarafından belirlenmemişken, çekimlere hazır olarak beklediğini beyan eden müvekkilinin programın bölümlerini yapıp davalı- karşı davacıya teslim etmesi gerektiği yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, kâr mahrumiyetinin de hatalı hesaplandığını, sözleşme süresinin 8 bölüm değil, kural olarak 13 bölüm olduğunu, 13. bölümden sonrası için de davalı- karşı davacı dilerse sözleşmeyi sonraki bölümler için de dilediği kadar uzatabileceğini, program bölüm başı ücreti olarak belirlenen tutarın en az bedel olup bu bedelin programın rating performansına göre artabileceğini, sözleşmenin 4.4., 4.13., 4.14. ve 5.5. maddelerinin farklı konuları düzenlediğini, afaki kâr hesaplamasının baz alındığını, müvekkilinin harcama ve masraflarının bu tutarın oldukça üzerinde olduğunu, bilirkişi heyetinin bölüm başı %20 kâr hesabının hatalı olduğunu, bu durumun programdan programa göre ve kâr oranlarının da yüzdesel olarak değişebildiğini, yalnızca 8 bölüm üzerinden ve ratingi bilinmeden minimum bedel üzerinden yapılan hesaplamanın da bu yönüyle hata içerdiğini, sözleşmede belirlenen advertorial (tanıtıcı reklam), ürün yerleştirme gelirleri, üçüncü kişilere lisanslama gelirleri ve sözleşmede belirlenen diğer gelirlerin de bilirkişi heyetince kâr hesaplamasında dikkate alınmadığını, sözleşmeyi haksız fesheden davalı- karşı davacının sözleşme gereğince ödemiş olduğu bedelin iadesini talep etmesinin sözleşmeye ve mevzuata aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı- karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu sözleşmenin imza tarihinde müvekkilinin yönetiminin olağan yetkililer elinde olmadığı gibi atanmış yöneticilerin yetkilerinin de İdare Mahkemesi kararı üzerine kalktığını, verilen kararların hukuki niteliği dikkate alındığında sözleşmenin yok hükmünde olduğunu, bir an için aksi düşünüldüğünde ise feshin haksız addedilemeyeceğini, Mahkemenin hukuki konulara ilişkin tespitleri bilirkişi raporundan aldığını, hukuki konulara ilişkin değerlendirmelerin bilirkişilere bırakılamayacağını, müvekkilinin yönetimine TMSF tarafından el konulması ile ilgili haberlerin derhal geleneksel medya ve sosyal medyaya yansıdığını, gelişmelerin televizyonlara iş yapan yapımcı şirketlerin bilgilerine de aynı hızla ulaştığını, davacı- karşı davalının bu gelişmelerden haberdar olmadığını kabul etmenin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığını, devri takiben müvekkilinin eski ortağının satış işlemine karşı açtığı davada alınan karar neticesinde, TMSF’nin 09.01.2015 tarih ve 2015/1 sayılı kararı ile müvekkili hisselerinin halen Çukurova Grubuna aitmişcesine şirketin ortaklık hakları ile birlikte yönetimine el koyma kararı aldığını, şirket yönetimine TMSF tarafından atanmış yöneticilerin getirildiğini, bu karara karşı da müvekkili hissedarının açtığı davada 24.04.2015 tarihinde tesis olunan işlemin yürütmesinin durdurulmasına dair verilen kararın 05.05.2015 tarihinde Fona tebliğ edildiğini, bu olgu ve sonuçlarının bilinmesi için İTO kayıtlarına intikal ve ilana gereksinim duyulmayacağını, bir iptal davasında verilen yürütmenin durdurulması kararının hukuki niteliği ve etkilerinin hiç değerlendirilmediğini, iptal davasında verilen yürütmenin durdurulması kararının iptal kararı ile aynı niteliği taşıdığını, yürütmenin durdurulması kararının iptali istenen idari tasarrufu ve onun sonucu olan işlemleri durduracağını, o tasarruf ve işlemlerin tesisinden ve icrasından önceki hukuki durumun yürürlüğünü sağlayacağını, somut olayda 24.04.2015 tarihinde alınan Mahkeme kararı ile TMSF tarafından atanmış kişilerin yetkilerinin kalktığını, gerçek yöneticilerin yetkilerinin yürürlük kazandığını, temsil yetkisinin kötüye kullanıldığını, yarışma kurallarının objektif temellere oturtulmaması, ödülün kazanılması ile ilgili kuralların denetlenememesi, suistimale açıklığı nedeniyle daha önce reddedilen program için sözleşme yapılarak şirket menfaatine aykırı davranıldığını, sözleşmenin ilk andan itibaren hukuki varlık kazanmadığını, 6102 sayılı Kanun’un 42 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmünün somut olaya uygulanamayacağını, sözleşmenin müvekkilini bağlamadığını, daha önce reddedilen bir programın oldu bittiye getirilerek sözleşme ile uygulamaya sokmanın haksız ve kötü niyetle davranış olduğunu, müvekkili aleyhine mükerrer yargılama gideri ile avukatlık ücretine hükmedildiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin müvekkilinden haksız harç aldığını, tespit talebinin çoğun içinde az talep niteliği taşıdığını, bu hususta ayrıca vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, hükmün eksik kurulduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava alacak, karşı dava tespit ve alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin üçüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı- karşı davalı vekilinin tüm, davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince asıl davada reddedilen miktar yönünden hesaplanan vekalet ücretinin asıl davanın davacısından alınmasına karar verilmişse de asıl davanın davalısına verilmesine dair hüküm tesis edilmemesi yerinde görülmemiştir.
3. Öte yandan İlk Derece Mahkemesince davalı- karşı davacının karşı davadaki alacak isteminin kısmen kabulü ile 36.000,00 TL'nin karşı davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı taraflar istinaf yoluna başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf istemleri esastan reddedilmiş, hüküm bölümünde her iki tarafın istinaf harçlarına ilişkin 2 numaralı bentler oluşturulmuş ve davalı- karşı davacının istinaf harçlarına ilişkin 2 numaralı bentte “492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.459,16 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 88,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.370,36 TL harcın davalı/karşı davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine” karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince 36.000,00 TL'nin karşı davalıdan tahsiline karar verildiğine, karşı davalının bu hükme karşı da istinaf isteminde bulunmasına ve karşı davanın ayrıca harca tabi olmasına göre anılan tahsil hükmüne ilişkin nispi harcın yükümlüsü de karşı davalı olduğu halde nispi harcın karşı davacıdan tahsili yerinde olmamış, kararın bu yönden de bozulması gerekmişse de bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı- karşı davalı vekilinin tüm, davalı- karşı davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Davalı- karşı davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 8 numaralı bendinde yer alan “.... reddedilen bölüm üzerinden 28.970 TL'nin Davacı-karşı davalı ... Ltd. Şti'den alınmasına” ibaresinden sonra gelmek üzere “asıl davanın davalısı ... Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik San. ve Tic. A.Ş.'ye verilmesine ” ibaresinin eklenmesine,
3. Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının davalı- karşı davacının istinaf harçlarına ilişkin (2) numaralı bendinin hükümden çıkartılarak yerine “Karşı dava yönünden hesaplanan 2.459,16 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının karşı davalı ... Yapımcılık Filmcilik Ltd. Şti.'den alınarak Hazineye gelir kaydına” ibaresinin yazılması suretiyle kararın düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalı-karşı davacıya iadesine,
Aşağıda yazılı peşin harcın istek halinde davacı-karşı davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!