11. Hukuk Dairesi 2023/250 E. , 2024/3917 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1624 Esas, 2022/1398 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/314 E., 2020/146 K.
Taraflar arasındaki YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... ve ... şirketler grubuna dahil bir şirket olduğunu, 1982 yılında ticaret tesciline tescil edildiğini, "..." ibareli tanınmış markalarının bulunduğunu, davalı şirketin 2018/28143 no.lu "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itiraz üzerine marka kapsamından 35/5. alt grupta bulunan emtiaların çıkartıldığını, başvurudan çıkartılmayan emtialar için yaptıkları itirazın ise YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduklarını, bu benzerliğin markaların tüketiciler tarafından karıştırılmaya sebebiyet vereceğini, başvurunun tescilinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarına aykırılık teşkil edeceğini, tescilin müvekkilinin markalarının sulandırılmasına sebebiyet vereceğini ileri sürerek YİDK kararının iptaline ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin 20 yılı aşkın süredir metal işleme sektöründe faaliyet gösterdiğini, dava dışı Güney Kore ve İtalyan markalarının Türkiye temsilciğini yürütmekte olduğunu, “...” ibaresinin müvekkilinin Güney Kore ile bağlantısını göstermek için seçildiğini, ticaret unvanının çekirdek kısmı olan "..." ibaresini işbu dava konusu markadan önce 15.06.2012 tarihli 2012/54812 sayılı başvuru ile marka olarak tescil ettirildiğini, dava konusu markanın bahsedilen önceki markanın yenilenmesi niteliğinde olduğunu, davacının 2012/54812 no.lu markaya sessiz kalmışken, işbu dava konusu markaya itiraz edemeyeceğini, taraf şirketlerin işletme konularının ve markalarının farklı mal/hizmet sınıflarının ilişkin olduklarını, davacının tekstil ve dokumacılık alanında faaliyet gösterdiğini ve doğrudan tüketicilere hitap ettiğini, buna karşın davalının metal malzemelerin ve madenlerin işlenmesi, şekil verilmesi için makineler, takım tezgahları ve bu amaçla endüstriyel robotların tedariki konusunda faaliyet gösterdiğini ve doğrudan üretici kesime hitap ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 85/085509 sayılı “...”, 90/009196 sayılı “...”, 90/009203 sayılı “...”, 2001/13790 sayılı “... Z Şekil”, 2002/13018 sayılı “...” ve 2012/50635 sayılı “...” sayılı markaları ile davalının 2018/28143 sayılı marka başvurusunun benzer olduğu; ancak söz konusu taraf markalarına ilişkin mal/hizmetlerin aynı ya da benzer olmadığı, taraf markalarının 35. sınıfa ilişkin kesiştiği, davacının markalarının 35.5. alt sınıfa, davalının markasının ise 35.1 ila 4. alt sınıflara ilişkin olduğu, 35.5. alt sınıfın hangi tür malların elverişli bir şekilde görülmesi ve satın alınması için bir araya getirilme hizmeti sunuyorsa, söz konusu mallar ile benzer olacağı, dosya içeriğinde 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasının şartlarının oluştuğunu ispata uygun veri bulunmadığı, davalının kök marka olduğunu iddia ettiği 2012/54812 başvuru sayılı markasının 7. sınıfa tescilli olduğu, buna karşın dava konusu markanın 35. sınıfa ilişkin olduğu, bu itibarla davalının mükerrer markanın seri markası korumasına dayanamayacağı, davacının eski tarihli ticaret unvanı ile davalının yeni tarihli marka başvurusu farklı mal/hizmetlere ilişkin olduğundan, anılan Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası hükmünün uygulanamayacağı, davacının davalının benzer ticaret unvanını kullanmasına uzun süre sessiz kaldığı, YİDK kararının yerinde olduğu, davalı markasının hükümsüzlük ve terkin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasının uygulanabilmesi için yeterli delillerin dosyaya sunulduğunu, müvekkilinin markasının tanınmışlığı nedeniyle benzer bulunmayan emtialar açısından da tüketiciler tarafından karıştırılacağını, davalı markası nedeniyle müvekkilinin markasının ayırt ediciliğinin zarar göreceğini, daha önce Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından onanan 2009/210 E., 2010/274 K. sayılı kararında 35. sınıfın 1-5 nolu alt grupları ile aynı sınıfın 6 nolu alt grubunda bulunan emtiaların benzer bulunduğunu, davacının eski tarihli ticaret unvanı ile yeni tarihli marka başvurusunun farklı mal/hizmetlere ilişkin olduğundan anılan Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası hükmünün uygulanamayacağı yönündeki kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek Mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarının kapsamında kalan hizmetler değerlendirildiğinde davacının itiraza mesnet markaların kapsamındaki 35/5. alt gruptaki mağazacılık ve perakendecilik hizmetleri, mal satımını kapsadığı gibi davalının markası kapsamındaki 35/4. alt gruptaki açık artırma düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri de mal satımını hedefleyen hizmetlerden olduğundan her iki hizmetin birbirleriyle ilişkilendirilebilecek hizmetler olduklarının kabulü gerektiği, her davanın kendi şartları içinde değerlendirilmesi ilkesi gereğince 35. sınıfın 1-5. alt grubundaki hizmetlerle 6. alt grubundaki hizmetleri benzer bulan mahkeme kararını onayan Yargıtay ilamının somut uyuşmazlık bakımından emsal teşkil etmeyeceği, 35/4. sınıfta yer alan hizmetler bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile YİDK kararının 35. sınıftaki "Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri." yönünden iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı Şirket adına tescilli 2018/28143 nolu "..." ibareli markanın "Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri." yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tanınmışlık iddialarının kabulü gerektiğini, taraf markaları arasında yüksek düzeyde benzerlik olup emsal kararların ve benzerlik hususlarının Bölge Adliye Mahkemesince nazara alınmadığını, davalının markasının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası gereği hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı başvurusunda yer alan “Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri” ile davacı markalarının eşya listesinde yer alan “35/5. alt gruptaki mağazacılık ve perakendecilik hizmetlerinin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alındığında benzer ihtiyaçları gidermedikleri, dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olmadığı, ikame imkanlarının bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunmadığı, davalı ve davacı markasını bu farklı sınıftaki mallar üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurmayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
3.Davalı Şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; YİDK kararının 35. sınıftaki "Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri." yönünden iptaline karar verilmesinin hatalı olduğunu, "Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri." ile davacının eşya listesinde yer alan "35/5. Alt gruptaki mağazacılık ve perakendecilik hizmetleri"nin benzer ihtiyaçları gidermediğini, dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olmadığını, ikame alanlarının bulunmadığını, birbirlerini tamamlayıcı niteliğinin olmadığını, müvekkiline ait marka ile davacının markası arasında bu sınıflardaki mallar üzerinde ortalama bir tüketicinin markalar arasında bir bağlantı kuramayacağını, davacı ile müvekkilinin faaliyet alanlarının farklı olduğunu, sundukları mal ve hizmetlerin benzerliği olmadığını, davacı doğrudan tüketicilere yönelik üretim yaparken müvekkilinin üreticilere hitap ederek üretimde kullanılacak makinelerin tedarikini sağladığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!