11. Hukuk Dairesi 2023/2498 E. , 2024/5118 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI :2021/1109 Esas, 2022/1950 Karar
HÜKÜM :Kararın kaldırılması
İLK DERECE MAHKEMESİ :Nizip 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI :2019/3 E., 2020/358 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı tarafından Nizip İcra Müdürlüğünün 2014/1480 E. ve 2015/2165 E. sayılı dosyaları ile icra takibine maruz kaldığını, 2014/1480 E. sayılı dosyada 10.06.2014 tanzim, 05.10.2014 vade 150.000,00 TL bedelli, alacaklısı Mehmez Bozkurt, keşidecisi ..., 2015/2165 E. sayılı dosyada ise 09.10.2014 tanzim, 01.02.2015 vade 150.000,00 TL tutarlı, alacaklısı ... keşidecisi ...'in yazıldığını, icra takiplerinin dayanağının kambiyo senedi olduğunu, imzaların müvekkiline ait olmadığı gibi müvekkilinin borcunun olmadığını, davalı hakkında Nizip Cumhuriyet Başsavcılığına icra dosyalarına konu senetlerden dolayı sahte senet tanzimi ve tefecilikten dolayı suç duyurusunda bulunduklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Nizip İcra Müdürlüğünün 2014/1480 E., 2015/2165 E. sayılı dosyalarında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, takiplerin ve dayanakların iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli takipten dolayı %20 oranında icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;davacı ile 15.03.2006 tarihinde dini nikah ile evlendiklerini, kendisine güvenmedikleri için davalıdan açık senet, altın ve başlık parası aldıklarını, kendisinin de güvence isteyerek altının ve senedin karşılığında 2 adet senet aldığını, davacı tarafın asılsız beyanda bulunduğunu, açılan davayı kabul etmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava menfi tespit davası olup, taraflar arasında nikahsız bir ilişki olduğunun sabit olduğu, bu ilişkiye istinaden davacı davalıya takibe konu bonoyu keşide ederek verdiği, davalı da terk edildiğinden bahisle bu bonoya dayanarak takip başlattığı, gayrimeşru bir maksadın elde edilmesi amacıyla verilmiş para veya bono nedeniyle hukuk nazarında hak elde edilemeyeceği, bononun bu nedenle geçersiz olduğu, taraflar arasında geçerli bir borç ilişkisinin bulunmadığı, davacı vekilinin 13.03.2019 tarihli dilekçesi ile davalarını 2015/2165 takip sayılı dosyası ile bu dosyadaki 09.10.2014 tanzim, 01.02.2015 vade tarihli, 150.000,00 TL miktarlı alacaklısı ..., keşidecisi ... yazılı senede hasrettiklerini, davayı yalnızca bu senede indirgediklerini harcı da buna göre yatıracaklarını bildirdikleri, bu şekilde taleplerini daralttıklarını, talebin daraltılması bu kısım yönünden davadan feragat anlamına geldiğini, bu nedenle Nizip İcra Müdürlüğü 2014/1480 E. sayılı takibe konu bono yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerektiğini, İcra İflas Kanunu'nun 72/5 inci maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekli olduğu, takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerinde olduğu, somut olayda taraflar arasında bu tür karşılıklı bonoların, para ve malların verildiği, davalı tarafça bononun takibe konulmasının icra takibinde kötü niyetli olduğunu göstermediği, zira davalının, bonoyu icraya koymakta aralarındaki meselelerden kaynaklı kendine göre haklılık sebeplerinin mevcut olduğu, kötü niyetli olarak takip başlatmadığı anlaşılmakla davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmediği gerekçesi ile Nizip İcra Müdürlüğünün 2014/1480 E. sayılı takibe konu bono yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, Nizip İcra Müdürlüğünün 2015/2165 E. sayılı takibe konu bono yönünden davanın kabulü ile Nizip İcra Müdürlüğünün 2015/2165 E. sayılı takibe konu 09.10.2014 keşide tarihli 01.02.2015 vade tarihli 150.000,00 TL bedelli bonunun hukuka, ahlaka ve adaba aykırı bir sonucun elde edilmesini temin amacıyla verildiği anlaşıldığından takibe konu bono nedeniyle davacının, davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı yönünden Nizip İcra Müdürlüğünün 2015/2165 E. sayılı icra takibinin ve dayanak bononun iptaline, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece Nizip İcra Müdürlüğünün 2014/1480 takip sayılı dosyasına yönelik olarak verdikleri 13.03.2019 tarihli dilekçelerinin feragat olarak değerlendirilmesinin hukuka uygun olmadığını, 13.03.2019 tarihli dilekçede müvekkilinin harcı yatırmada sıkıntı çektiğinden davanın Nizip İcra Müdürlüğünün 2015/2165 takip sayılı dosyası ile bu dosyadaki 09.10.2014 tanzim, 01.02.2015 vade, 150.000,00 TL miktarlı senede hasrediyoruz denildiğini, bu beyanlarının feragat olarak değerlendirilmesinin hukuki imkanı olmadığını, mahkemece 13.03.2019 tarihli dilekçede muğlak görmüş ise HMK'nın 31 inci maddesi gereği duruşmada soru yönelterek veya bu konuda süre vererek netleştirilmesinin istenilmesinin gerektiğini, takipsiz bıraktıkları Nizip İcra Müdürlüğünün 2014/1480 takip sayılı dosyası ile ilgili talepleri ile ilgili olarak davalı tarafın başlangıçta vekil tayin etmediğini, dosyanın müracaata bırakılma tarihi olan 19.03.2019 tarihinden 3 ay geçtikten ve dosya hukuken açılmamış sayılması gerektiği tarih olan 19.06.2019 tarihinden sonra vekilin tayin edildiğini, dosyanın açılmamış sayılması gerektiği tarihten sonra tayin edilen vekil ücretinin hak etmesine hukuken imkan olmadığını, Nizip İcra Müdürlüğünün 2015/2165 takip sayılı dosyası ile ilgili olarak davalının senedin borç senedi olmadığı borç senedi olmadığından icraya verilmesinin imkanı olmadığının bilindiğini, bildiğini de cevap dilekçesindeki beyanlarında, mahkeme huzurundaki beyanlarında ve savcılıktaki beyanları ile açık olduğunu, bilerek ve isteyerek kötü niyetli olarak hareket ederek müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, müvekkilinin mağdur olduğundan icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin 2015/2165 takip sayılı dosyası yönünden icra takibinin ve dayanak bononun iptaline karar verdiğini, mahkemenin bu davanın kabulü kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın daha önce Nizip 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/121 E. sayılı davada bu dosyanın iptaline konu Nizip İcra Müdürlüğünün 2015/2165 E. sayılı dosyasına yönelik menfi tespit davasını açtığını, bu dosyanın halen derdest olduğunu, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili Hukuk Dairesinde istinaf incelenmesinde olduğunu, müvekkilinin yerel mahkemenin iddia ettiği gibi gayri meşru bir birliktelik için senedi vermediğini, müvekkilinin davacı ile dini nikah ile evlendiğini, davacının kendisi müvekkiline ilerde beni terk edersen ben ne yapacağım demesi üzerine müvekkilinin davacının kendisine güvenmesi için davacıya 300.000,00 TL değerinde altın ve fıstık verdiğini, müvekkilinin bunun üzerine vermiş olduğu 300.000,00 TL değerindeki altın ve fıstıkları güvence altına almak için davacıdan senet aldığını, yerel mahkemenin iddiası gibi müvekkilinin gayri meşru amaçla davacıdan senet almadığını, müvekkilinin sadece davalıya teminat olarak verdiği 300.000,00 TL değerindeki altın ve fıstığı teminat altına almak için davacıdan senet aldığını, yerel mahkemenin inceleme sınırlarını aşarak taleple bağlılık ilkesine aykırı bir karar verdiğini, davacı tarafın sadece senet altında imzaların kendisine ait olmadığını iddia ettiğini, mahkemenin ise borç ilişkisinin esasına girdiğini, kambiyo senetlerinde mücerret borç ilişkisi doğuran evraklar olduğunu, bu senetlerin esas borç ilişkisinden bağımsız olduklarını, ispat külfetinin senette imzası bulunan keşidecide olduğunu, yargılama sırasında davacı tarafın senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiğini, alınan ATK raporunda imzaların davacı ...'in el ürünü olduğunun belirtildiğini, dolayısıyla davacı tarafın kendisine düşen ispat külfetini yerine getiremediğini, davasını ispat edemediğini, davaya konu kambiyo senedi olan bononun Türk Ticaret Kanununda düzenlendiğini, mutlak ticari davalar olduğunu, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davaya bakmaya devam etmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, mahkemece davacı taraf lehine nisbi vekalet ücreti takdir etmiş ise de davanın niteliği gereği kabul anlamına gelmemek üzere maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava açarken davacı tarafın adli yardım talebinde bulunduğu, yatırılması gereken yargı harçlarını bu nedenle yatırmadığı, adli yardım talebi reddedilen davacının 13.03.2019 tarihli dilekçesi ile davalarını Nizip İcra Müdürlüğünün 2015/2165 E. sayılı takip dosyası ile bu takibe konu 09.10.2014 tanzim, 01.02.2015 vade tarihli 150.000,00 TL bedelli bonoya hasrettiklerini beyan ederek bu miktar üzerinden harç yatırdığı, İlk Derece Mahkemesi tarafından talebin daraltılmasının bu kısım yönünden feragat niteliğinde olduğunun değerlendirildiği, netice-i talebin daraltılmasının her zaman mümkün olduğu, bu konuda davalının muvafakatı aranmayacağı gibi, bunun ıslah ile yapılmasına da gerek olmadığı, mahkemeye verilen bir dilekçe ile veya duruşma sırasında zabta geçecek imzalı bir beyan ile yapılabileceği, ancak; harcı tamamlanmamış bir davadan feragat mümkün bulunmadığından bu halde feragat nedeniyle davanın kısmen reddine karar verilmeyip, davanın bu bölümü ile ilgili olarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, taraf vekillerinin diğer istinaf nedenleri değerlendirildiğinde; mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,Nizip İcra Müdürlüğünün 2014/1480 E. sayılı takibe konu 10.06.2014 tanzim, 05.10.2014 vade tarihli, 150.000,00 TL bedelli bono yönünden davanın açılmamış sayılmasına, Nizip İcra Müdürlüğünün 2015/2165 E. sayılı takibe konu bono yönünden davanın kabulü ile Nizip İcra Müdürlüğünün 2015/2165 E. sayılı takibe konu 09.10.2014 keşide tarihli 01.02.2015 vade tarihli 150.000,00 TL bedelli bonunun hukuka, ahlaka ve adaba aykırı bir sonucun elde edilmesini temin amacıyla verildiği anlaşıldığından takibe konu bono ve Nizip İcra Müdürlüğünün 2015/2165 E. sayılı icra takibi nedeniyle davacının, davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!