WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/2478 E.  ,  2024/5408 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1153 Esas, 2022/1994 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahta 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/696 E., 2021/175 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkilleri aleyhine Kahta İcra Müdürlüğünün 2012/383, 2013/392 ve 2014/293 sayılı dosyaları ile icra takipleri başlatıldığını, takiplerin kesinleştiğini, taraflar arasındaki 08.09.2014 tarihli anlaşma ile dava konusu takip dosyalarından ve 2013/392 sayılı dosyadaki satıştan vazgeçileceği, müvekkil şirketi adına kayıtlı Atatürk Mh. 303 ada 9 parsel no.lu taşınmazın güvenilir insan olarak ... adlı şahsa satışı ile devrinin yapılacağı, takip konusu alacağın sözleşme tarihinden itibaren 14 ay içerisinde ödenmesi, borcun ödenmesi halinde müvekkili şirket adına kayıtlı Atatürk Mahallesi 303 ada 9 parsel no.lu taşınmazın ... tarafından müvekkillerine geri devri hususunda anlaşıldığını, 14 aylık süre içerisinde tarafların 13.10.2015 tarihinde tekrar bir araya geldiğini, görüşmeler sonucunda, müvekkillerinin, takip dosyalarındaki davalının tüm hak ve alacaklarına karşılık olmak üzere müvekkillerinin akrabaları adına tapuda kayıtlı Kahta ilçesi Çobanlı mahallesi 552 parsel no.lu 3274 m2'lik taşınmazın davalıya devri halinde icra takiplerine konu tüm alacak kalemlerine karşılık kabul ettiğini, davalının devir karşılığı tüm hacizleri kaldıracağını ve müvekkillerini ibra edeceğini, güvenilir kişi ... adına kayıtlı taşınmazın sahiplerine iade edilmesi yönünde anlaşıldığını, 552 no.lu parseldeki taşınmazın 13.10.2015 tarihinde davalı ...'e devredildiğini, davalının alacağına karşılık aldığı taşınmazı 16.10.2015 tarihinde üçüncü şahıs ... ... Saraçoğlu'na sattığını, davalının bahsedilen icra dosyalarındaki alacak dışında taraflardan ve 552 no.lu parsel sahiplerinden başkaca bir alacağının bulunmadığını, taraflar arasındaki 08.09.2014 tarihli anlaşmaya uygun olarak müvekillerinin takibe konu tüm alacak kalemlerine karşılık olmak üzere 552 parsel no.lu taşınmazı davalıya verdiğini, ancak borç ifa edildiği halde davalının müvekkili şirket adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki hacizleri kaldırmadığını, takiplere devam ettiğini, anlaşmaya aykırı davranıldığını, davalı hakkında hukuka aykırı işlemleri nedeniyle şikâyette bulunulduğunu, soruşturmanın derdest olduğunu, soruşturma dosyasındaki tanık beyanları ve diğer delillere göre davalının müvekkillerini dolandırmak kastıyla hareket ettiğini ortaya koyduğunu, icra takiplerine konu alacağın 552 parsel no.lu taşınmazın davalıya devri ile ödendiğini ileri sürerek mezkûr icra dosyalarından dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 2012,2013 ve 2014 yıllarında başlatılan takiplerden dolayı davacıların itiraz etmemelerinin, dava açmamalarının, davacı tarafın kötü niyetini ve takip dosyalarını sürüncemede bırakma niyetini ortaya koyduğunu, müvekkilinin 08.09.2014 tarihli protokole bir itirazının olmadığını, ancak bu protokol gereğinin yerine getirilmediğini, bahse konu protokolün sonuçsuz kaldığını, 13.10.2015 tarihli anlaşmanın ise davacı tarafça beyan edildiği şekilde olmadığını, 13.10.2015 tarihli anlaşma ile takip konusu 3 dosyadaki alacak miktarının 300.000,00 TL olması, ayrıca müvekkilinin davalılar için yapmış olduğu 107.652,00 TL'lik masraf olmak üzere toplam 407.652,00 TL'lik borcun ödenmesi, 552 parsel no.lu taşınmazın müvekkiline devri, taşınmazın satışından elde edilecek paranın yukarıda belirtilen alacak miktarını karşılamaması halinde kalanın davacılar tarafından müvekkiline ödenmesi, bakiye miktar varsa davacılara iadesi hususunda anlaşmaya varıldığını, bu anlaşma içeriğinin arabulucu M. Sırrı ...'in Kahta Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/2220 no.lu soruşma dosyasında ve Emniyette vermiş olduğu 09.12.2015 tarihli beyanı ile de sabit olduğunu, ancak müvekkiline tapusu verilen taşınmazın, müvekkilinin takip dosyalarındaki alacağını ve davacılar için yapmış olduğu masrafları karşılamadığını, müvekkilinin işbu taşınmazı alırken özellikle takip dosyalarındaki alacağından ziyade öncelikle takip dosyaları haricinde davacı için yapmış olduğu 107.000,00 TL civarındaki masraflarına karşılık aldığını, satış bedelinden öncelikle müvekkilinin davacılar için yapmış masrafların sonrasında artan birşey olursa takip dosyalarındaki alacağına mahsup edilmek kaydıyla taşınmazın alındığını, 552 parsel no.lu taşınmazın müvekkiline devri ile müvekkilinin tüm hak ve alacağının alındığı anlamına gelmediğini, 552 parsel no.lu taşınmazın müstakil taşınmazmış gibi gösterildiğini ancak elliden fazla ortak bulunduğunu, taşınmazın ifraz, taksiminin yapılamadığını, davacıların, her iki anlaşmanın da gereğini yerine getirmediklerini, tapusu verilen taşınmazın müvekkilinin tüm alacağına karşılık verildiğini iddia etmenin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, kısmi ödeme karşılığı olarak taşınmazın verildiğini, taşınmaz satılacak olursa borcun kısmen ödenmiş olacağını savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılardan ... ...'ın, davacı şirketin yetkilisi olduğu dönemde davalı ...'den farklı tarihlerde ve farklı miktarlarda aldığı nakit para karşılığı davalıya 80.000,00 TL, 100.000,00 TL ve 187.000,00 TL tutarında üç adet kıymetli verdiği, 187.000,00 TL tutarındaki bonoya davacılardan ...'ın avalist olduğu, davalı tarafça iş bu bonolara dayanılarak takipler başlatıldıktan sonra taraflar ve dava dışı ... arasında 08.09.2014 tarihinde uzlaşmaya varıldığı, bu uzlaşma metninden anlaşıldığı üzere alacaklı-davalının davacı-borçlulara süre tanıdığı, bu süre zarfında hacizli taşınmaz olan Kahta ilçesi 303 ada, 9 no.lu parselde kain otel binasının güvenilir şahıs ...'a devri yönünde uzlaşıldığı, mezkur anlaşma sürecinde davacı-borçluların verilen sürede borcu ödeyemedikleri, bu kez Sırrı ... isimli şahsın aracılığıyla fer'i müdahil ...'ın da taraf olduğu sözlü şekilde uzlaştıkları, buna göre davalı-alacaklının esas borç olan 367.000,00 TL ye karşılık 300.000,00 TL'yi kabul ettiği, kendisine devredilen taşınmazı 330.000,00 TL'ye sattığının davalı vekilinin 03.03.2016 tarihli cevap dilekçesi ve 13.12.2018 tarihli celsede davalının Mahkeme huzurunda alınan beyanından anlaşıldığı, bu halin davalının ikrarından sayılacağı ve ikrarın da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 188 inci maddesinde hüküm altına alınan kesin delillerden olduğu, kıymetli evraktan kaynaklı takiplerden ötürü talep olunan menfi tespit davasında, ceza mahkemesinde görülen "tefecilik" suçu ile ilgili davanın sonucunun işbu davada borcun mevcut olduğundan farklı bir neticeye ulaşmasını sağlayacak şekilde esasa etkili olmamasından dolayı ceza davasının bekletici mesele yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama aşamasında yapılan keşfin ne amaçla yapıldığının belirsiz olduğunu, 13.10.2015 tarihli anlaşma ile üç takip dosyasındaki alacak miktarının 300.000,00 TL olmasının kararlaştırıldığını ancak bu sözlü anlaşmaya diğer tarafın uymadığını, gerek dava öncesi gerek yargılama aşamasında müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, 300.000,00 TL karşılığı müvekkilinin alacağının tamamen bittiğine dair bir ikrarı bulunmadığını, mahkemece harici ve sözlü bir anlaşmaya dayanılarak karar verilemeyeceğini, takip dosyalarında kapak hesabı yapılarak hesap edilen borcun tamamen ödenip ödenmediği araştırılması gerekirken bu yönde bir inceleme yapılmadığını, 552 parsel no.lu taşınmaz müvekkili alacağına mahsuben alınmış olsa bile taşınmazın satış tarihi itibarı ile değeri belirlenerek kapak hesabına göre değerlendirme yapılması gerektiğini, mahkemece ikrar konusunda hata yapıldığını, müvekkilinin davacı iddialarını kabul ve ikrar eder mahiyette dosyada bir bilgi belgenin bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı tarafça davalıya verilen bonolardan dolayı başlatılan icra takiplerine konu borcun taraflar arasındaki anlaşma ile ödendiği iddiasıyla takiplerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 188, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.