11. Hukuk Dairesi 2023/2474 E. , 2024/5039 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2294 Esas, 2023/38 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2012/382 E., 2019/39 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun . kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.06.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davanın dayanağını Kadıköy 3. İcra Müdürlüğünün 2006/149 E. sayılı icra takip dosyasında verilen kati aciz belgesinin oluşturduğunu, söz konusu kati aciz belgesinden sonra müşterek ve müteselsil borçlular tarafından yapılan ödemelerin davalı tarafından takip dosyasına gerçek miktarları ile bildirilmediğini, ödemeler nedeniyle müvekkilinin şifahen, dava dışı borçlu ...'ın ise yazılı şekilde ibra edildiğini, buna rağmen davalının Kadıköy 4.Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı 2011/448 E. sayılı davaya devam ettiğini, ibra müessesesinin mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda (818 sayılı Kanun) düzenlenmediğini, ancak yazılı şekilde yapılmasının da gerekmediğini, 6098 sayıl Türk Borçlar Kanunu'nda (6098 sayılı Kanun) ise ibra konusunda ayrı bir düzenlemeye yer verildiğini, yeni getirilen 166 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi sonrasında ibra edilen borçlunun iç ilişkideki katılma payı oranında borçtan kurtulacağını, ayrıca davalının, aciz belgesindeki alacağa ilişkin olarak müvekkilinden Sakarya ili, İncirlidere mevkindeki 274 parsel sayılı tarlayı bila bedel aldığını, bunun karşılığının 50.000,00 USD olarak belirlenerek davaya konu alacaktan düşülmesinin kararlaştırıldığını, ancak davalının icra dosyasına bu anlaşmaya aykırı olarak 24.951,52 TL tahsilat bildiriminde bulunduğunu, yapılacak keşifte taşınmazın değerinin anlaşılacağını, yine davacı müvekkiline ait Şişli ilçesi, Mecidiyeköy, 86 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölümün 90.000,00 TL'ye satılarak bu bedelden 55.000,00 TL'sinin davalıya ödenmesine rağmen davalının bu tahsilatı icra müdürlüğüne 32.000,00 TL olarak bildirdiğini, davacının kayınpederinin davalıya yaptığı 100.000,00 TL ödemenin ise davalı tarafından tam olarak dosyaya bildirildiğini, dava dışı borçlu ... ile davalının sulh ve ibraname sözleşmesi düzenlediğini, dava dışı borçlunun davalıya 95.000,00 USD ödeme yaptığını, bu ödemenin de Mayıs 2012'de icra dosyasına bildirildiğini, belirtilen bu ödemeler, davacının şifahi ibrası ile dava dışı ...'la yapılan sulh ve ibra sözleşmesi ile müvekkilinin kati aciz vesikasına konu borçtan sorumluluğunun kalmadığını, mahkemece davacının şifahen ibrası yeterli görülmez ise müşterek ve müteselsil borçlu ...'ın borcun tamamını ödemediği halde borç asıl ve ferilerinden ibra edildiğinden TBK'nın 166/3 maddesi gereğince kati aciz belgesine konu miktarın yarısından ibra edildiği anlamına geldiğini, dolayısı ile bu ibranın müvekkilini de ilgilendirdiğini, bu nedenle müvekkilinin kati aciz belgesine konu borcun ancak yarısından sorumluluğunun devam edeceğini, çünkü borcun tamamının müşterek müteselsil borçlulardan birisi tarafından ödendiği takdirde, ödeyen borçlunun diğer borçluya karşı ancak 1/2 nispetinde rücu hakkını kullanabileceğini ileri sürerek davacının Kadıköy 3. İcra Müdürlüğünün 2006/149 Esas sayılı icra takip dosyasında kati aciz vesikasına bağlanan 884.000,00 TL alacak ile borçlu bulunmadığının tespitine, aksi halde borçlu olduğu miktarın ne kadar olduğuna karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının aciz vesikasına bağlı borç sebebiyle talepte bulunduğunu, bu nedenle icra mahkemelerinin görevli olduğunu, davacının yetkilisi olduğu şirketin borçlarını kümülatif borç belgesi ile garanti ettiğini, kısa süre içinde müvekkili şirketten 400.000,00 USD tutarında mal çekip bedellerini ödemediğini, alacaklarının tahsili amacıyla Kadıköy 3. İcra Müdürlüğünün 2006/149 E. sayılı icra takip dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davacının icra takibine itiraz ettiğini, taraflarınca açılan Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2006/83 E. sayılı itirazın iptali davasını kaybedeceğini anladığında üzerine kayıtlı taşınır, taşınmaz mallar ile araçları devretme, üzerine haciz koydurma gibi yollara tevessül ettiğini, müvekkili tarafından açılan Kadıköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/448 E. sayılı tasarrufun iptali davasında davacının oturduğu evi kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını, davacıdan yapılan tüm tahsilatların imza karşılığı yapıldığını, sadece Şişli’de bulunan taşınmazın satışı sırasında davacı yurt dışında olduğundan dolayı imza karşılığı tahsilat yapılamadığını, davacı ile aralarında sözlü ibra sözleşmesi kurulmadığını, ...’ın 95.000,00 USD karşılığı ibra edildiğini ancak davacı ve borçlu şirketin ...'ın ibra edilmesi nedeniyle mülga 818 sayılı Kanun'un 145 inci maddesine göre ...'ın ödediği miktar kadar borçtan kurtulabileceklerini, bakiye borç miktarından ise sorumlu olacaklarını, davacının Sapanca'da bulunan taşınmazının, davacının iddia ettiği gibi 50.000,00 USD karşılığı alınmadığını, taşınmazın geçmişten gelen vergiler ile alım satım harçlarının da taraflarınca ödendiğini, müvekkilinin yurt dışında oluşu nedeniyle kendi üzerine geçirildiğini, bilahare satılarak elde edilen bedelin müvekkiline gönderildiğini, ayrıca 02.04.2010 tarihinde icra dosyasına bildirildiğini, Şişli'deki daire için 55.000,00 TL alınmadığını, icra dosyasında yapılan kıymet takdirinde 80.000,00 TL değer biçildiğini, 48.000,00 TL açılış değerinden çıkılan 1.ihalede ve 32.000,00 TL açılış değerinden çıkılan 2.ihalede alıcı çıkmaması üzerine davacının bir müşteri bulduğunu beyan ederek 32.000,00 TL ödeme teklifinde bulunduğunu konuyu müvekkiline ilettiğini, hatta taşınmazı alacağa mahsuben alınması durumunda daha fazla bir fiyata satabileceklerini söylediğini ancak müvekkilinin ilgilenmemesi nedeniyle talimatları doğrultusunda 32.000,00 TL bedel alarak anlaştıklarını, davacının bu taşınmazı ne kadara sattığını bilmediğini, davacının kayınpederinden aldıkları 100.000,00 TL, Şişli’deki taşınmaz için 32.000,00 TL, Sapanca’daki taşınmaz için 25.000,00 TL, 2.700,00 TL menkul satışından olmak üzere davacıdan tahsilat yaptıklarını, sadece ...’dan tahsil edilen 95.000,00 USD’nin çok yeni tahsil edildiğinden ve o tarihte söz konusu edilmediğinden hesaba dahil edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki Kadıköy 3. İcra Müdürlüğü’nün 2006/149 E. sayılı icra takip dosyasında, davacının davalı/alacaklıya kati aciz vesikasının düzenlendiği 27.04.2011 tarihi itibariyle asıl alacak, faiz ve giderleri bakımından sorumluluğunun, Sapanca ilçesi Dibektaş Köyü, 274 sayılı parselin davayla devrinden dolayı takip dosyasına eksik bildirilen 33.153,48 TL aciz vesikasında belirlenen asıl borç, faiz ve giderleri 504.964,00 TL'den düşülerek 471.810,52 TL ile sınırlı olması gerektiği, 03.05.2012 tarihinde imzalanan ibra sözleşmesi ile müteselsil borçlu ...'dan tahsil edilen 95.000,00 USD'nin 03.05.2012 tarihli TCMB USD/TL Efektif Satış Kuru 1,7621 TL üzerinden 167.399,50-TL yaptığı, işbu miktarında asıl alacak faiz ve giderlerinden düşülmesi halinde davacının davalı/alacaklıya karşı asıl alacak ve ferilerinden sorumluluğunun 471.810,52 TL - 167.399,50 TL = 304.411,02 TL olduğu, davacının davalı/alacaklıya karşı Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.04.2008 tarih 2006/83 E. ve 2008/208 K. sayılı ilamından doğan ve icra dairesince kati aciz vesikasında 883.321,66 TL - 504.964,00 TL = 378.357,66 TL olarak aciz vesikasına bağlanan kısım için sorumluluğunun ilamda müteselsil sorumluluğa ilişkin hüküm bulunmamakla eşit oranda olmasından ve davalı sayısının üç olmasından dolayı 378.357,66 TL/3 = 126.119.22 TL olduğu, söz konusu borçların davacı açısından kati aciz vesikasına bağlanmasından dolayı faiz istenemeyeceğinden, dava tarihi olan 22.10.2012 tarihi itibariyle davacının, davalıya Kadıköy 3. icra Dairesi'nin 2006/149 E. sayılı icra takip dosyasında verilen 27.04.2011 tarihli borç ödemeden aciz vesikası'ndan doğan borcunun, asıl alacak, faiz ve giderleri bakımından 304.411.02 TL, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.04.2008 tarih 2006/83 E. ve 2008/208 K. sayılı ilamından doğan borç ve ferileri bakımından 126.119,22 TL olmak üzere toplam 430.530.24 TL olduğu, hesap bilirkişisi Coşkun Demir tarafından dosyaya sunulan 16.11.2017 tarihli kök rapor ile 20.03.2018 tarihli ek rapordaki hesaplamalar da dikkate alındığında dosya kapsamına uygun, hükme ve denetime elverişli olduğundan hükme esas alınmak suretiyle davacının aciz vesikasına bağlanan 883.321,66 TL'den, borçlu olmadığı tespit edilen 430.530.24 TL düşüldüğünde davacının, İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğünün 2006/149 E. (Eski Kadıköy 3.İcra Müdürlüğünün 2006/149 E.) sayılı takip dosyasında 452.791,42 TL yönünden davalıya borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğünün 2006/149 E. (Eski Kadıköy 3.İcra Müdürlüğünün 2006/149 E.) sayılı takip dosyasında 452.791,42 TL yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya dair isteminin reddine karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kati aciz belgesinin miktarının hatalı olması sebebiyle ve yapılan ödemelerin tam olarak dosyaya yansıtılmaması sebebiyle eldeki davanın açıldığını, bilirkişi kök ve ek raporlarına itirazlarının bildirildiğini, ancak mahkemece bunların nazara alınmadığını, itirazın iptali davasında verilen mahkeme ilamında davalının asıl alacağının 436.288,00TL olduğunu, davanın 10.02.2006 tarihinde açıldığını, bu tarihten aciz belgesinin alındığı 27.04.2011 tarihine kadar 5 yıl 2 ay 17 gün geçtiğini, uygulanan faizin yıllık 9 olduğu, 436.288,00 TL alacağın 5 yıllık faizinin 196.200,00 TL, 2 aylık faizinin 6.540,00 TL, 17 günlük faizinin ise 1.827,62 TL olduğunu, toplam faizin 204.567,62 TL olduğunu, bu durumda asıl alacağın faizi ile birlikte 436.288,00 TL + 204.567,62 TL toplamı 640.855,62 TL olduğunu, bu dosya borcuna karşılık davalı alacaklıya toplam 100.000,00 TL+ 24.951,00TL +32.000,00 TL olmak üzere toplam 156.951,00TL ödeme yapıldığını, asıl alacak ve faiz toplamının 640.855,62 TL olduğundan, ödenen miktar olan 156,951,00TL'nin mahsubu ile kalan borç miktarının 483.904,62 TL olacağını, diğer borçlu ...'ın 03.05.2012 tarihinde 95.000 USD ödemesi olduğunu, bunun TL karşılığının 167.399,50 TL olduğunu, mahsubu ile kalan borcun 316.505,12 TL olduğunu, alacaklı vekilinin bu ödemeleri icra dosyasına yansıtmaması sebebiyle alacağın aciz belgesine konu borç miktarının 883.321,66 TL olarak gösterildiğini, müvekkilinin Sapanca'daki taşınmazının keşif ile belirlenen 113.750,00 TL'lik bedeli yerine 50.000 USD yönündeki beyanları esas alınarak bunun karşılığı olan 58.105,00 TL kabul edilerek mahsup yapılmasının hatalı olduğunu, bu durumda 316.505,12 TL olan borcun 227.706,70 TL'ye düşeceğini ve aslın aciz vesikası miktarının da bu olacağını, ek raporda feri alacakların (itirazın iptali ilamına ilişkin) 323.184,89 TL olarak belirtilmesine rağmen aciz vesikasında 378.357,66 TL olarak belirtildiğini, bu miktardan mahkeme kararında müteselsil sorumluluk tesis edilmediğinden davacının 1/3 oranında yani 107.728,29 TL sorumluluğu bulunduğunu, bu durumda aciz vesikasına konu tüm kalemlerin 227.706,70 TL +107.728,29 TL =335.434,99 TL olması gerektiğini, ...'ın 95.000 USD ödemesi ve tüm borçtan ibrası ile müvekkilinin de 6098 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre 1/2 oranında borçtan kurtulacağını, bu durumda ... ödemesinin karşılığı olan 167.399,00 TL'nin borçtan tenzili yerine davacının 1/2 borçtan kurtulması sebebiyle borcun 483.904,62 TL/2= 241.952,31 TL olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, buna rağmen mahkemece 818 sayılı Kanun'un hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğunu, oysa ki temerrüt, sona erme, tasfiye halinde yeni TBK hükümlerinin uygulanması gerektiğini, itirazın iptali davasında alınan ilamın tazminata, vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin kısmının tahsil hükmü niteliğinde olduğunu, somut olayda mahkemece bu kalemlerden borçluların müteselsil sorumluluğuna hükmedilmediğinden müvekkilinin ve diğer davalı borçluların eşit paylarla sorumlu olduklarını, nitekim bilirkişi raporunda da bu doğrultuda görüş bildirildiğini, yasal düzenleme nazara alınarak taleplerinin değerledirilmesi gerektiğini, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu 3.İcra Müdürlüğünün 2006/149 E. sayılı takip dosyasında davacının aciz vesikasına bağlanan 883.321,66 TL'nin 625.710,48 TL'si yönünden davalıya borçlu olmadığının, 257.611,18 yönünden borçlu bulunduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının itirazın iptali davası kararındaki borcun fer’ilerinden 1/3 oranında değil tamamından sorumlu olduğunu, davacının İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/1023 E. sayılı dosyası ile açtığı bir davada Kadıköy 2. Ticaret Mahkemesinin 2006/83 E. sayılı davasında davacı mahkeme ferilerinden müşterek ve müteselsilen mi borçlu olacak yoksa 1/3 oranında mı sorumlu olacağı ayrıntılı biçimde tartışıldığını ve müşterek müteselsilen sorumlu olduğunun tespit edildiğini, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin fazla olduğunu, müvekkiline hükmedilenin ise eksik olduğunu, dava dilekçesinde 884.000,00 TL borçlu olmadığının tespitinin talep edildiğini, aciz vesikası tarihinin 27.04.2011 olduğunu, ... tarafından yapılan ödemenin 31.05.2012 tarihinde Kartal 3. İcra Müdürlüğü vasıtası ile icra dosyasına bildirildiğini, bu beyanın dosyaya girmediği görülünce 06.09.2012 tarihinde bir kez daha davacı davayı açarken ...’ın 95.000,00 USD (167.399,50 TL) tutarındaki ödemesini bilmesine rağmen bu yönden borçlu olmadığının tespitini talep etmesinde hukuki yararı bulunmadığını, ... ödemelerinin icra takibindeki borçtan değil hem icra takibindeki hem de mahkeme kararındaki faiz ve yargılama giderlerinden (yani ...’ın 1/3’ünden sorumlu olduğu miktardan) mahsup edilmesi gerektiğini, itirazın iptali davası icra takibinin ayrılmaz bir parçası olduğunu, icra takibinde kısmi ödemelerin BK'nın 84 ncü maddesi gereğince (yeni BK 100) faiz, yargılama giderlerinden mahsup edileceğinin açık olduğunu, bilirkişi incelemesinde mahkeme ilamında tarafların 1/3 oranındaki sorumluluklarına esas değer 378.357,66 TL olarak hesaplandığını, üçte birinin 126.119,22 TL olduğunu, BK'nın 100.maddesindeki mahsup kuralına göre ...’ın 167.399,50 TL ödemesinin 126.119,22 TL'sinin dava yargılama giderlerinden mahsup edilmesi gerektiğini, bu durumda asıl alacağın bu kadar yükseleceğini, eğer mahkemenin gerekçesi ile hareket edilirse bilirkişi hesaplamasına göre 27.04.2011 tarihi itibarı ile takip ferileri, faiz toplamının 138.799 TL olduğunu, buna Sapanca farkı eklenirse (33.153 TL) bu farkın 105.646 TL'ye ineceğini, bu durumda 167.399 TL'lik ödemenin 105.646 TL'nin icra dosyasındaki borçtan, kalanı olan 61.753 TL’nin itirazın iptali davasının yargılama giderleri, avukatlık ücreti ve faizinden mahsup edilmesi gerektiğini, kaldı ki bu ödemede ... ile yapılan anlaşmada pek çok davadaki yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin de olduğunu, ancak yapılan ödemenin haksız olarak tamamının buradaki borçtan mahsup edildiğini, bunların hiç birinin değerlendirilmediğini, kısmi ödemelerin işleyecek faiz, takip masrafı ve vekalet ücretinden ilk olarak mahsup edilmesi gerektiğini, buna icra takibinin devamı niteliğinde olan mahkeme tarafından verilen kararda yer alan faiz, takip masrafı ve vekalet ücretinin de dahil olacağını, Sermet Kuntman ödemesinin tamamının bu borçtan düşülmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dışı Sermet Kuntman aleyhine Kadıköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2008/153 E. sayılı tasarrufun iptali davasında Sermet Kuntman 8.702,50 TL avukatlık ücreti, 1060,80 TL harç, 661,74 TL bilirkişi ücreti ve keşif yolluğu, 89.574,96 TL de asıl alacak yatırdığını, bu avukatlık ücreti için 15.09.2010 tarihinde KDV dahil 8.702,50 TL tutarında 9259 sıra numaralı serbest meslek makbuzu kesildiğini, ancak mahkemece davacının borcundan 89.574,96 TL değil 100.000,00 TL eksiltildiğini, oysa ödenen paranın bir bölümünün Kadıköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2008/153 E. sayılı tasarrufun iptali davası ile ilgili olduğunu, bu durumun 23.02.2011 tarihli taleple de icra dairesine bildirildiğini, mahkemece Sapanca'daki satışın olduğundan daha yüksek bedelli olduğu tespitinin hatalı olduğunu, davacı vekili dilekçesinde Sapanca’daki satışın 58.105,00 TL karşılığı Amerikan doları ile yapıldığını dava dilekçesinde iddia etmiş şimdi de aslında daha fazla paraya satıldığını belirttiğini, bu taşınmazın 31.000,00 TL'ye satıldığını, yemin delili ile bunun ispatlandığını, davacı aleyhine Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış tasarrufun iptali davasının eldeki davayı beklediğini, icra takip tarihinden itibaren bugüne kadar 14 sene geçtiğini, menfi tespit davalarında alacaklı lehine tazminat düzenlemesindeki amaç alacağın geç tahsili olduğunu, tasarrufun iptali davalarının sürüncemede kaldığını, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden hüküm verilmesine bu doğrultuda; davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğünün (Kadıköy Eski 3.İcra Müdürlüğünün 2006/149 E.) 2006/149 E. sayılı icra dosyasında düzenlenen 27.04.2011 tarihli kesin aciz belgesinde belirtilen alacağın 188.008,42 TL'lik kısmı yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine; fazlaya ilişkin menfi tespit talebinin reddine, koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek ayrıca davalı lehine yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 24.04.2011 tarihli kesin aciz belgesinde yer alan miktar kadar borçlu olunmadığının tespiti istemiyle açılmış bir menfi tespit davasıdır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Alınmadığı anlaşılan 427,60 TL temyiz ilam harcı ile 2.107,80 TL temyiz başvuru harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!