11. Hukuk Dairesi 2023/2441 E. , 2024/5139 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI :2020/2494 Esas, 2023/245 Karar
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ:Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2017/516 E., 2020/424 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı şirket ile davalı banka arasında 08.05.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, o tarihte dava dışı şirketin %0,33 oranında hissedarı olan müvekkilinin boş kredi sözleşmesine kefil sıfatıyla imza attığını, asıl borçlu şirketin bu sözleşmeye dayalı olarak 50.000,00 TL' lik ilk krediyi kullandığını ve bu kredi borcunu tamamen ödeyip borcu söndürdüğünü, adı geçen şirketin daha sonra davalı banka ile yeni kredi sözleşmeleri imzalayarak değişik tarihlerde bankadan krediler kullandığını, müvekkilinin 27.07.2011 tarihinde şirket ortaklığını devrederek ortaklıktan ayrıldığını, bu durumu bankaya bildirerek kefillikten çıkarılmasını talep ettiğini, boş kredi sözleşmesine davalı banka tarafından sonradan 500.000,00 TL limit yazıldığını ve bu limite göre bile belirtilen miktardaki kredilerin verilmesinin mümkün olmadığını, yeni kredi sözleşmelerinin imzalanmasının gerektiğini, 2012 yılından itibaren şirketin bankaya borçlarını ödemeye başlamaması nedeniyle 08.05.2008 tarihli kredi sözleşmesine dayalı olarak müvekkili aleyhine takibe girişildiğini, davalı bankanın dayandığı genel kredi sözleşmesindeki sorumluluk miktarının ve limitinin belli olmaması, yeni kredi sözleşmelerinde de müvekkilinin herhangi bir imzasının olmaması ve müvekkilinin imzasının olduğu belgelerin birbirine atıf yapmamış olması nedenleriyle şirket ortaklığından ayrılan müvekkilinin kefillikten de ayrılmış sayılmasının gerektiğini ileri sürerek müvekkilinin 08.05.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinden dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, Konya 3. İcra Müdürlüğünün 2012/1349 E. sayılı dosyası üzerinden müvekkilinden tahsil edilen miktarların istirdadına ve kötü niyetli davalının %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla ... Tarım Ürün. Ltd. Şti. 'ye 500.000,00 TL limit ile imza attığını, işbu kredi sözleşmesine dayalı olarak kullanılan kredinin ödenmemesi üzerine sözleşmenin kat edildiğini, tebliğe rağmen borç ödenmeyince asıl borçlu şirket ve davacı kefil ile dava dışı diğer kefiller aleyhine toplam 483.024,88 TL'nin tahsili için icra takibine giriştiklerini, davacı hakkındaki takibin itirazsız kesinleştiğini, 08.05.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinin çerçeve niteliğinde bir sözleşme olmakla sözleşmenin ve davacının kefaletinin de hukuken geçerli olduğunu savunarak davanın reddi ile davacının %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kredi sözleşmesindeki imzanın kendi eli ürünü olduğunu açıkça ikrar ettiği ve sözleşmedeki 500.000,00 TL'lik limitin sonradan doldurulduğunu ve sözleşmenin boş olarak imzalandığını yazılı delillerle ispatlamak zorunda olduğu, kredi sözleşmesinde kefalet limitinin 500.000,00 TL olduğu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, davacının asıl borçlu şirket lehine iki adet genel kredi sözleşmesi nedeniyle toplam 2.500.000,00 TL miktar/limit toplamı üzerinden müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, davacının 08.05.2008 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kefaletten rücu etmesinin davalı banka tarafından kabul edilmediği müddetçe sonuca etkisinin olmayacağı, yine şirket ortaklığından ayrılmanın da kefalete bir etkisinin olmayacağı, noter kat ihtarnamesi davacıya 16.02.2012 tarihinde tebliğ edilmişse de davalının icra takibine 14.02.2012 tarihinde girişmesi nedeniyle icra takibinin başlatıldığı 14.02.2012 tarihinde davacının temerrüte düştüğünün kabulünün gerektiği, Kredi Garanti Fonu tarafından davalı bankaya yapılmış olan 191.356,12 TL'lik kısmi ödemenin borçluların yaptığı bir ödeme olarak nazara alınmasının mümkün olmadığı, istirdat talebinin tamamen yasal dayanaktan yoksun olduğu, davalının kötü niyet tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin boş olarak imzalamış olduğu genel kredi sözleşmesinden dolayı davalıya borçlu olmadığını, müvekkilinin 08.05.2008 tarihli sözleşme nedeni ile hem sorumluluk miktarı belli olmadığından hem de kullandırılan yeni kredilere ilişkin imzalanan yeni sözleşmelerde imzası bulunmadığından ve yeni sözleşmelerde 08.05.2008 tarihli sözleşmeye atıf bulunmadığından dolayı davalı bankaya karşı sorumlu olmadığını, Yargıtayın görüş ve uygulamalarının bu yönde olduğunu, davalı banka ile dava dışı şirket arasında yeni sözleşmeler imzalanmakla müvekkilinin kefil olarak imzası bulunan 08.05.2008 tarihli sözleşmenin hükümsüz hale geldiğini, kaldı ki müvekkilinin davalı banka tarafından 27.07.2011 tarihinde şirket ortaklığından ayrılması sebebiyle sözleşmedeki kefaletinden çıkartıldığını, Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/8535 soruşturma sayılı dosyasında müvekkilinin davalı bankanın Ereğli/Konya Şubesi ve ilgilileri hakkında icra takibine ve davalarına konu 08.05.2008 tarihli genel kredi sözleşmedeki imzaların kendisine ait olup olmadığı hususunda şüpheye düştüğü gerekçesi ile yapmış olduğu şikayetin akıbetinin beklenilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının genel kredi sözleşmelerini kefil sıfatıyla imzaladığı, sözleşmede kefalet limiti kısmının boş bırakılarak sonradan doldurulduğuna ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, davacının açıkça kredi sözleşmesindeki imzasını inkar etmediği, banka tarafından kabul edilmediği sürece davacının kefilliğinin devam edeceği, dolayısıyla davacının kefil olarak sorumluluğunun devam ettiği, davacı yemin deliline dayanmışsa da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 226 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalara ilişkin yemin teklif edilemeyeceği, yemine konu hususun tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalardan olduğu, davacının ödeme iddiası vs. yeminle ispatı mümkün olacak bir iddiasının bulunmadığı, mahkemece yemin hakkının hatırlatılmamasında da usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, açıklanan nedenlerle davacı tarafından ileri sürülen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın reddine ilişkin kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının kefil sıfatı ile imzaladığı genel kredi sözleşmesi nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 226 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!