WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 21 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/2433 E.  ,  2024/5319 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/193 Esas, 2023/239 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/704 E., 2020/705 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ile davalılardan ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... Yapı Denetim Ltd. Şti.’ne davalıların müteselsil kefaleti ile kullandırdığı kredilerin normal seyrini kaybetmesi üzerine kapatılarak ihtar gönderildiğini, buna rağmen borcun ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla kefiller aleyhine başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiğini, borcun aslına ve faiz oranına yönelik itirazın yerinde olmadığını ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesi sunmamış, yargılama sırasında; müvekkilinin imzaladığı sözleşmelerin takip ile bağlantılı olmadığını, ipoteğin paraya çevrilmesiyle fazlaya ilişkin bir hak ve alacağın kalmadığını, zanlarınca dosyaya bildirilmeyen ödemeler sebebiyle müvekkilinin borçlu göründüğünü, bilirkişi raporunda mahsubun yapılmadığını, takibin hangi kredi sözleşmesine ilişkin açıldığının belirlenmesinin gerektiğini, müvekkilinin maksimum 300.000,00 TL ile sınırlı sorumluluğunun bulunduğunu, bunun da ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla bittiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı bankanın Konya/ ... Şubesi ile dava dışı borçlu .... Yapı Denetim Ltd. Şti arasında diğer davalıların müteselsil kefaleti ile imzalanmış genel kredi ve teminat sözleşmesine istinaden çeşitli kredi hesapları açılıp kredi kullandırıldığı, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan 16.09.2015 tarihli 300.000,00 TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmesine davalılardan ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeye 300.000,00 TL limitle, 27.06.2016 tarihli 350.000,00 TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmesine davalı ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla 350.000,00 TL limitle imza attığı, 11.09.2017 tarihli 360.000,00 TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmesinde de davalılardan ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla 360.000,00 TL limitle imzasının bulunduğu, davaya ve takibe dayanak kredi 12.09.2017 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığından ve 12.09.2017 tarihli sözleşmede sadece ...'ın kefil olarak 360.000,00 TL limitle imzasının olması nedeniyle sadece bu davalı yönünden banka alacağının bulunduğu, diğer davalının sorumlu tutulamayacağı, dava konusu spot kredisi nedeniyle dava tarihinden sonra 28.01.2019 tarihinde 300.000,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödemenin infaz sırasında İcra Müdürlüğünce değerlendirilmesi gerektiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Konya 3.İcra Müdürlüğünün 2018/5631 E. sayılı dosyasından 360.220,90 TL asıl alacak, 52.448,16 TL işlemiş faiz, 2.622,41 TL BSMV, 889,82 TL noter masrafı olmak üzere toplam 416.181,29 TL alacağa yönelik davalı ...'ın itirazının iptali ile bu miktar üzerinden ve takip tarihi olan 11.06.2018 tarihinden itibaren asıl alacağa %62,40 oranında temerrüt faizi uygulanmak ve Konya 3. İcra Müdürlüğünün 2018/5635 E. sayılı dosyasından yapılan takip nedeniyle tahsilde tekerrüre esas olmamak suretiyle takibin devamına, kabul edilen 416.181,29 TL alacağın takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafından davadan sonra 28.01.2019 tarihinde yapılan 300.000,00 TL tutaındaki tahsilatın infaz sırasında İcra Müdürlüğünce değerlendirilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, diğer davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, borçluya kullandırılan ilk kredide firma ortağı olan ...‘ın kefaletinin olduğunu, 2015 yılında açılmış olan 250.000,00 TL spot kredinin 29.06.2016 tarihinde yapılandırma kredisi ile yapılandırıldığını, 3 kontratın da yapılandırma kredisi şeklinde açıldığını, ilk krediden gelen borca istinaden sürekli yapılandırma yapıldığını, ilk krediye ilişkin olarak da ...'ın kefaleti bulunduğunu, dolayısıyla bilirkişinin kredinin 12.09.2017 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı ve bu sebeple yerel mahkemenin ...'ın sorumlu tutulamayacağı şeklindeki tespitlerinin gerçeği yansıtmadığını, alacak miktarının yanlış hesaplandığını, bilirkişinin temerrüt tarihini yanlış belirlediğini, sözleşmeye göre, hesabın kat edilmesi ile herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın borçlunun mütemerrit olacağını, müvekkili bankanın hesabı 12.03.2018 tarihinde kat ettiğini, bu sebeple bu tarihten, takip tarihine kadar temerrüt faizi uygulanması gerektiğini, temerrüt tarihinin 12.03.2018 olarak belirlenmesi halinde faiz alacağı doğru şekilde 56.818,84 TL olarak çıktığını, faiz miktarı yanlış hesaplandığı için BSMV'nin de yanlış bulunduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin asıl borçlu değil kefil sıfatı taşıdığını, imzaladığı sözleşmelerin takip ile bağlantılı olmadığını, ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takipteki taşınmazın başkaca birine yüksek bir bedelle satıldığını, fazlaya ilişkin de bir hak ve alacak kalmadığını, dosyaya bildirilmeyen ödemeler nedeniyle müvekkilinin bilirkişi raporunda borçlu gözüktüğünü, icra dosyalarının ayrı ayrı incelenmediğini, mahsup edilecek tutarların bilirkişi raporunda mahsup edilmediğini, itirazlar dikkate alınmadan karar verildiğini, icra inkar tazminatı, vekalet ücreti ve tüm ferilerin yanlış hesaplandığını, müvekkilinin herhangi bir sorumluğunun olmadığını, bankanın tek bir kredi/ kefalet sözleşmesine imza alıp borçlunun sonraki kullanmış olduğu başka kredilere ilişkin müvekkilini sorumlu tutamayacağını, bilirkişi raporunda, dava konusu kredinin 12.09.2017 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı ve diğer davalının sorumlu tutulamayacağı yönünde görüş bildirildiğini, asıl borçlusu olmayan bir alacağın kefili olmanın ise hayatın olağan akışı ve hukuk mantığıyla örtüşmediğini, genel kredi sözleşmelerinde matbu olarak yer alan “kredi alanın doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatı olarak ... TL'ye kadar kefilim” şeklindeki maddenin hukuken geçerlilik taşımadığını, kefilin, sadece imzaladığı sözleşmeye istinaden geri ödemesi yapılmamış kredilerden sorumlu tutulabileceğini, dava konusu alacağın likit olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden; taraflar arasında 16.09.2015, 27.06.2016 ve 12.09.2017 tarihli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, icra takibine konu kredinin 12.09.2017 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığının anlaşıldığı, davalı ...'ın bu sözleşmede kefil olarak imzasının bulunmadığı, her ne kadar davacı 12.09.2017 tarihli kredi sözleşmesinin yeni bir kredi sözleşmesi olmadığını, söz konusu sözleşmenin önceki sözleşmelerden kaynaklanan kredi borcunun yapılandırılması niteliği taşıdığını ileri sürmekte ise de 12.09.2017 tarihli genel kredi sözleşmesinin ayrı bir sözleşme şeklinde düzenlendiği, içeriğinde sözleşmenin önceki sözleşmelerle bağlantılı olduğunu gösteren bir ibareye yer verilmediği, sözleşmede kefalet imzası bulunmayan davalı yönünden davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği, temerrüt faizi istenebilmesi için davalı taraflar arasında imzalanan sözleşmede hesap kat tarihinden itibaren temerrüt faizi istenebileceği yönünde bir hüküm bulunmadığı, davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı, davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden; davalı ...’ın söz konusu sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladığı, müteselsil kefilin kredi borcunun muaccel olduğu tarih itibariyle gerçekleşen kredi borcundan, kefalet sözleşmesinde yazılı kefalet limiti miktarınca sorumlu olduğu, vadeli kredi borçlarında vadenin sona erdiği tarih itibariyle vadesiz cari hesap şeklinde işleyen kredi borçlarında ise, cari hesabın kesildiği tarih itibariyle gerçekleşmiş olan borç tutarından kefalet limiti ile sınırlı olmak üzere sorumluğunun bulunduğu, kefilin kefalet limiti üzerinde sorumluluğunun ancak kendi temerrüdünden doğacağı, muaccel borçtan kefalet limiti miktarınca sorumlu kefil hakkında alacaklının keşide edeceği ihtar ile temerrüde düşürülmesi halinde, kefalet limitinin üzerinde ayrıca temerrüt faizi ile sorumlu tutulacağı, yerleşik uygulamalara göre itirazın iptali davası açıldıktan sonra yapılan kısmi ödemelerin icra müdürlüğü tarafından infaz sırasında dikkate alınması gerektiğinden İlk Derece Mahkemesince dava tarihinden sonra yapılan kısmi ödemenin infazda nazara alınmasına karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 12.09.2017 tarihli sözleşmenin ilk imzalanan genel kredi sözleşmesinden bağımsız olmadığını, ilk kredinin yapılandırılması amacıyla akdedildiğini, borçluya kullandırılan ilk kredide firma ortağı olan ...‘ın kefaletinin bulunduğunu, 2015 yılında açılan 250.000,00 TL spot kredinin 29.06.2016 tarihinde yapılandırma kredisi ile yapılandırıldığını, 3 kontratın da yapılandırma kredisi şeklinde açıldığını, ilk krediden gelen borca istinaden sürekli yapılandırma yapıldığını, ilk krediye ilişkin olarak da ...'ın kefaletinin bulunduğunu, bilirkişi raporunda müvekkilin alacağının yanlış hesaplandığını, temerrüt tarihinin yanlış belirlendiğini, sözleşmeye göre, hesabın kat edilmesi ile herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın borçlunun mütemerrit hale geleceğini, bankanın hesabı 12.03.2018 tarihinde kat ettiğini, bu tarihten, takip tarihine kadar temerrüt faizi uygulanması gerektiğini, temerrüt tarihinin 12.03.2018 olarak belirlenmesi halinde faiz alacağının doğru şekilde 56.818,84 TL çıktığını, faiz miktarı yanlış hesaplandığı için BSMV’nin de yanlış bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin asıl borçlu değil kefil sıfatı taşıdığını, takip ile bağlantılı olmayan kredi sözleşmelerini imzaladığını, ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takipteki taşınmazın yüksek bedelle satıldığını, fazlaya ilişkin bir hak ve alacağın kalmadığını, zanlarınca dosyaya bildirilmeyen ödemeler nedeniyle müvekkilinin bilirkişi raporunda borçlu gözüktüğünü, icra dosyalarının ayrı ayrı incelenmediğini, mahsup edilecek tutarların raporda mahsup edilmediğini, itirazlarının dikkate alınmadığını, 300.000,00 TL ödemeye rağmen 416.181,29 TL üzerinden karar verildiğini, icra inkar tazminatı, vekalet ücreti ve tüm ferilerin yanlış hesaplandığını, müvekkilin herhangi bir sorumluğunun bulunmadığını, bankanın tek bir kredi/ kefalet sözleşmesine imza alıp borçlunun sonraki kullandığı başka kredilere ilişkin müvekkilini sorumlu tutamayacağını, asıl borçlusu olmayan bir alacağın kefili olmanın hayatın olağan akışı ve hukuk mantığıyla örtüşmediğini, kefilin sadece kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ve kefalet limiti ile sorumlu tutulabileceğini, sözleşmelerde matbu olarak yer alan “kredi alanın doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatı olarak ... TL'ye kadar kefilim” maddelerinin hukuken geçersiz olduğunu, kefilin sözleşme dışında başkaca herhangi bir borçtan sorumlu tutulamayacağını, icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, müvekkilinin sorumlu olmadığı bir kredi sözleşmesinin tutarını bilemeyeceğini, 300.000,00 TL mahsuba rağmen 416.181,29 TL üzerinden icra inkar tazminatı kararının hukuka aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ile davalı ... vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.