WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/2427 E.  ,  2024/493 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/523 Esas, 2022/814 Karar
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının İstikbal, Bellona, Mondi marka ürünleri üretici Boytaş A.Ş.’den alarak Ege Bölgesi’nde bayileri aracığı ile pazarlayan Ege Bölgesi bayisi olduğunu, dava dışı borçlu Fors Mobilya Dayanıklı Tüketim Malları İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin davacı şirketten aldığı Bellona marka mobilya ürünleri Karşıyaka ve Çiğli’deki mağazalarında sattığını, taraflar arasında varılan mutabakat gereği davalı ...’in üzerine kayıtlı Donanmacı Mahallesi 78 ada 8 parselde kayıtlı mesken niteliğindeki 5 no.lu bağımsız bölüm taşınmazı üzerine dava dışı Fors Mobilya Dayanıklı Tüketim Malları İnşaat Taahhüt San. ve Ticaret Ltd. Şti.'nin davacıdan aldığı ve alacağı ticari emtia cari hesabının teminatı olmak üzere ipotek konulduğunu, borçlu ve dava dışı şirketin keşide ettiği çekleri ve cari hesap borcunu ödeyemez duruma düştüğünü, ipotekli taşınmaz maliki davalıya tebliğ edilen temerrüt ve ödeme ihtarına rağmen borcun ödenmemesi üzerine davacı tarafından alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu ipoteğin yasada öngörülen kurucu unsurlara uygun olarak tesis edilmediğinden geçersiz olduğunu, ipotek 05.03.2013 tarihinde tesis edilirken eşinin rızasının alınmadığını, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğü giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesi uyarınca eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızası ile kefil olabileceğini, 603 üncü maddesi uyarınca kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümlerin, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulandığını, taşınmazını ipotek veren kişi ile borçlunun farklı olması durumunda, taşınmazını ipotek veren kişinin kişisel olarak bir başkasının borcu için taşınmazı güvence verdiği açık olduğundan eşin rızasının alınması gerektiğini, davalının kendisi ya da ortağı veya yöneticisi olduğu bir tüzel kişinin borcuna teminat olarak ipotek vermediğinden 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü madde hükmünde getirilen istisnaların uygulanamayacağını, ipotek konusu taşınmazın davalının sahip olduğu tek taşınmaz olduğunu, ailesi ile birlikte oturabileceği tek konut olduğundan aile konutu niteliğinde olduğunu, davalının davacı ile dava dışı borçlu şirket arasında varsa cari hesap ilişkisini, davacının gerçekten alacaklı olup olmadığını bilmesinin mümkün olmadığını, davacının ipotekli taşınmazın paraya çevrilmesini talep edebilmesi için öncelikle dava dışı borçlu şirketten alacaklı olduğunu kesin olarak ispatlamasının zorunlu olduğunu, davacının icra inkâr tazminatı talebinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddine, %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.12.2018 tarih, 2018/436 E. ve 2018/599 K. sayılı kararıyla; ipotek akdinde yer alan davalının kefaletine ilişkin açıklamaların, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü ve 584 üncü maddelerinde yer alan kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarını taşımadığı gözetilerek, kefalet sözleşmesi nedeniyle davalının borçlu olmadığı gerekçesiyle davacının itirazın iptali davasının reddine, davacı tarafından takibe sırf kötü niyetle girişildiği kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin17.09.2019 tarih, 2019/1981 E. ve 2019/1640 K. sayılı kararıyla; ipotek tesis tarihi itibariyle eşin rızası olmadan ipoteğin kurulduğu bu durumda ipoteğin yasal zorunlu olan kurucu unsurunu taşımadığı, bu durumun da kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle herkes tarafından ileri sürülebileceği, aksinin yorumu halinde eşin rızasının aranması yönündeki kamu düzeni ve kamu yararı amacının olası kötü niyetli ipotek tesislerinin yolunu açma ihtimali gündeme geleceğini, bu hususun da yasanın kuruluş amacına aykırılık teşkil edeceğini, basiretli tacir olması gereken ipotek alacaklısının öyle bir durumdan zarar görmemesi için de başlangıçta basiretli davranması gerektiğini, bu nedenle davacının davayı açanın sıfatı yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı, dava esastan reddedilmiş olduğundan nispi harç verilmesinin yerinde olmadığı şeklindeki istinaf nedeninin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı tarafı kötü niyet tazminatı verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de dosya kapsamından, davalının kötü niyetli olduğu yönünden uygun bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 01.06.2021 tarih, 2020/4534 E. ve 2021/4649 K. sayılı kararıyla ''...TMK'nun 194. maddesinde ancak ipotek edilen taşınmazın aile konutu olması halinde eşin rızasının alınması gerektiği düzenlemesi bulunmaktadır. TBK’nun 603. maddesinde ise kefalet benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, ipotek tesisi aynî bir güvence olduğundan TBK'nun 603. maddesinin ipotek tesisinde uygulanma imkânı olmadığı gibi, bu madde aile konutunun korunmasına ilişkin TMK’nun 194. maddesini aile konutu olmayan taşınmazlara yönelik genişletmesine de imkân vermemektedir.Bu sebeple mahkemece ipotek tesis edilen taşınmazın aile konutu olup olmadığının araştırılarak aile konutu olmaması halinde taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilmesi için eş rızası alınmasının zorunlu olmaması gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir...'' gerekçesiyle bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile dava dışı şirket arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davalının dava dışı şirketin davacı ile olan ticari ilişkisi kapsamında davacı yararına 200.000,00 TL bedelli üst sınır ipoteği tesis ettiği, davalının aile konutu iddiası nedeni ile ipoteğin geçersiz olduğu yönündeki iddialarının yerinde olmadığı, davalının verilen ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu yönündeki iddialarının ise yerinde olduğu, bu hususta da Karşıyaka 1. İcra Hukuk Mahkemesince verilen kararın kesinleşmiş olduğu, yapılan bilirkişi incelemesi çerçevesinde davacının dava dışı şirketten 2.316.688,06 TL alacaklı ve bu borçtan davalının üst sınır ipoteği kapsamında 200.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın aile konutu niteliğine sahip olmadığına yönelik tespitin hukuka aykırı olduğunu, taşınmazın, davalının sahip olduğu tek taşınmaz ve ailesi ile birlikte oturabileceği tek konut olmakla birlikte aile konutu niteliğinde olduğunu, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine eşin rızası alınmadan tesis edilen ipotek geçersiz olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin üst sınır ipoteği niteliğinde olduğuna, bu nedenle alacağının mevcut olduğunun alacaklı olduğunu iddia eden tarafından kesin olarak kanıtlanması gerektiğine aksi takdirde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip yapılmayacağına yönelik savunmalarının İlk Derece Mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını, haksız ve kötü niyetli olan davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini talep ettiklerini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine
gönderilmesine,

22.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.