11. Hukuk Dairesi 2023/2388 E. , 2024/5117 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI :2022/635 Esas, 2023/14 Karar
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2016/533 E. 2021/443 K.
Taraflar arasındaki asıl davada haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, giderilmesi karşı davada kar payı alacağı, patent ve marka vekilliğinden kaynaklanan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Somut olayda, davalı/karşı davacı açmış olduğu karşı davasında, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin tahsilini talep etmiş olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL'nin altında kalmaktadır.
Bu nedenle; davalı/karşı davacının temyiz dilekçesinin reddine, davacı/karşı davalının temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının davacı şirketin %25 ortağı aynı zamanda marka vekili ve müdürü olduğunu, 13.04.2015 tarihli ihtarname ile istifa ettiğini bildirdiğini, ancak bu talebinin kabul edilmeyerek belli koşullara bağlandığını, davalının şirkette ortak iken ... Uluslararası Dan. Hizm. Ltd. Şirketinde marka vekili olarak görev yapmaya başladığını, bu durumun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 613 ve 626 ıncı maddelerine aykırı olduğunu, davalının şirketten ayrıldığı tarihten itibaren, bağımlılık yükümlülüğüne ve rekabet yasağına aykırı hareket ettiğini, ... şirketinin müvekkili şirkette çalışan, diğer kardeş ... üzerine kayıtlı olduğunu, davalının küçük kardeşi ...'u da yanına alarak aile şirketinden ayrıldığını, şirket hesaplarına ait internet bankacılığı şifrelerinin yıllarca sadece davalı tarafından kullanıldığını, şirketten ayrıldığı tarihten sonra 62.435,00 TL'yi haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun olarak çektiğini, şirketi zarara uğrattığını, asgari ücret maaş ile çalışan ...'un maaşını arttırdığını ve kıdem tazminatı ödediğini, davalının şirketin içini boşaltarak maddi menfaati yeni şirkete kaydırdıklarını, davalı ve dava dışı kardeş ...'un şirketi sadece maddi olarak zarara uğratmakla kalmayıp şirket personelini de yanlarında götürerek müvekkili şirketi hizmet veremez hale getirdiklerini, tüm müşterileri de kendisi ile birlikte diğer şirkete geçmelerini sağladıklarını, uluslararası müşteri kaydının da diğer şirkete taşındığını, davalının, şirketten ayrılırken, şirket adına kayıtlı .... plakalı araca da el koyduğunu, aracın halen eşi Halis ... tarafından kendi işlerinde kullanıldığını, davalının 2008 yılına ait Muhasebe Kayıtları ile Şirketin Karar Defterini de yanında götürdüğünü, iade etmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 75.000,00 TL maddi tazminatın 13.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebini 13.04.2015 tarihinde dayandırması karşısında davanın zaman aşımına uğradığını, davacı şirketin ablası ...'la %50 ortak olarak 04.01.2001 tarihinde kurulduğunu, 01.02.2007 tarihinde kendisinin %25, ablasının ise %10 hissesini babasına devrettiğini, kendisinin marka ve patent vekili olarak hizmet veren olmasının yanı sıra ablası ile birlikte şirket müdürü ve ortağı olduğunu, diğer kardeşleri ile babası arasında mevcut sürtüşmeler nedeniyle iş yerinde ortamın huzursuz hale geldiğini, 13.04.2015 tarihli ihtarname ile 15.05.2015 tarihi itibariyle şirket müdürlüğü ve vekilliği görevinden ayrılacağını belirttiğini, ablasının 14.05.2015 tarihinde hissesinin bedelini istediğini, yaptığı hesabı 17.05.2015 tarihinde ablasına ilettiğini, ihtarnamede 15.05.2015 tarihini belirtse de fiilen 02.06.2015 tarihine kadar işinin başında kaldığını, kardeşi ...'un 31.05.2015 tarihinde çıkışının yapıldığını, müvekkilinin bilgisi ve ortaklar kararı olmadan 02.06.2015 tarihinde ... adlı bir vekilin şirkete atandığını, ablasının yeni vekil adına düzenlenmiş vekaletnameyi bilgi vermeden müşterilerine imzalatmaya çalışması nedeniyle müvekkil kayıplarının yaşanmaya başladığını, kardeşi ...'un işten ayrıldıktan sonra tek ortaklı olarak ... şirketini kurduğunu, müvekkillerin bir kısmının da bu şirketine geçtiğini, ablasının ise 01.06.2015 tarihinden itibaren hukuksuz bir şekilde şirketle irtibatını kestiğini, davacının, şirket müdürlüğü görevinden istifasını Ankara 50. Noterliğinin 02.06.2015 tarihli ihtarnamesi kabul ederek müdürlük yetkilerini iptal ettiğini, aynı zamanda şirkete yeni vekil atadığını, davacı ile arasında rekabet yasağı sözleşmesi olmadığı gibi şirket sözleşmesinde de bu yönde hüküm bulunmadığını, ablasının kendisine ait email hesaplarının şifresini değiştirmesi üzerine ayrılık mesajının tanımlandığını, sonrasında ablasının yine email hesabının bilgilerini alarak ve şirkete hizmet vermediğini gizleyerek işler yürütülmeye ve email yazışmaları yapmaya devam ettiğini, ... şirketinin ortağı veya müdürü olmadığını sadece Temmuz 2016 yılında Patent vekili olarak hizmet akdine dayalı hizmet verdiğini, adının geçtiği belgelerinde bu vekilliğe yönelik olduğunu, ancak bunun da şirketten ayrıldıktan sonraki tarihli olduğunu, kaldı ki bu belgelerde marka vekili olarak ...'un ve dava dışı ... şirketinin geçtiğini, ortada rekabet yasağı nedeniyle doğmuş bir zarar bulunmadığını, zararın davacı şirketin diğer müdürünün fiilinden kaynaklandığını, davacının istifasını kabul etmesine rağmen bu davayı ikame ettiğini, rekabet yasağını kabul etmemekle birlikte faizin ancak dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddini istemiş, karşı dava dilekçesinde marka ve patent vekili olarak iki ayrı yetki belgesinin bulunduğunu, davacı şirketin kurucu ortağı olduğunu, ortaklık sıfatının halen devam ettiğini, davacı şirketin 02.06.2015 tarihine kadar müdürü olduğunu, şirketi yetkili tek marka ve tek patent vekili olarak görevini 02.06.2015 tarihine kadar sürdürdüğünü, davacı şirkette ortaklar kararı bulunmamasına rağmen hizmet versin ya da vermesin her ay ortaklara belli bir miktar ödeme yapıldığını, Haziran 2015 tarihinden bugüne kadar ödemelerinin yapılmadığını, ortak sıfatı nedeniyle alması gereken ortaklık kar payı alacağının işbu davanın karar tarihine kadar belirlenerek tarafına ödenmesi gerektiğini, aynı zamanda marka ve patent vekili olarak sunmuş olduğu hizmet nedeniyle herhangi bir ücret almadığı gibi her yılda şirketi temsile yetkili marka vekili ve patent vekili olarak atandığını, bu mesleği yürütmesi dolayısıyla alması gereken ücretin aile şirketi olmaları nedeniyle kendisine ödeneceğini düşündüğünü bunun için davacıya 12.05.2016 tarihinde ihtarname gönderdiğini, herhangi bir cevap alamadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının alacağının mevcut bulunduğu sonucuna varılması durumunda takas definde bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 1.000,00 TL kar payı alacağı ve 9.000,00 TL marka ve patent vekilliği hizmetinden alacağı olmak üzere toplam 10.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte asıl davacıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı il edavacı şirketin %50 ... ..., %50 ... ortaklığı ile kurulduğu, 05.01.2005 tarihli sicil gazetesi ile ... ... ve ...'a 20 yıllığına münferiden ve müştereken şirketi temsil ve ilzam yetkisi verildiği, 01.02.2007 tarihinde ortakların paylarının bir kısmını babaları ...'a devrettikleri ve ortaklık paylarının %40 ... ..., %25 ... ve %35 ... şeklinde oluştuğu, 2010 yılında şirket ortağı ve müdürünün soyadının ... olduğunun ilan edildiği, 2011 yılında diğer ortak ve müdürün soyadı ... olarak değiştiğinin ilan edildiği, 11.09.2015 tarihli sicil gazetesi ile ...'nın müdürlük görevinin ve imza yetkisinin 08.09.2015 tarihli olağan genel kurul kararı ile iptal edildiğinin ilan edildiği, 24.04.2017 tarihinde ortaklardan....'un hissesinin tamamını ...'a devredilmesine ilişkin gündemin ilan edildiği, dava dışı ... Uluslararası Danışmanlık Hizmetleri Limited Şirketi'nin 03.06.2015 tarihinde tescil edildiği ve bu tescilin 08.06.2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği şirketin tek ortağının ve kurucusunun ... olduğu, davacının, davalı ... ...'nın müdürlük görevini veya marka ve patent vekilliği görevini ifa ederken rakip şirketi kurduğunu veya bu şirketin gizli ortağı olduğunu veya rakip şirkette çalıştığını ispat edemediği, davalı/karşı davacının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin bulunmadığı anlaşıldığından asıl davada davanın reddine, davalı karşı davacının yaklaşık 10 yıl şirket müdürlüğü, yaklaşık 9 yıl kadar ise marka ve patent vekilliği yaptığı, karşı davacı marka patent vekilliği yaptığı dönem için ücret almadığını, her ay şirketten aldığı maaşın şirket müdürü olması nedeniyle verildiğini beyan etmiş ise de, bu maaşın sadece müdürlük maaşı mı yoksa hem müdürlük hem de marka ve patent vekilli maaşı mı olduğunun şirket kayıtlarında belirsiz olduğu, dosya kapsamına ve görev yapmış olduğu süre dikkate alındığında; davalı/karşı davacının şirketten almış olduğu maaşın hem müdürlük hem de marka ve patent vekilli görevleri karşılığı olduğu, marka ve patent vekilliğinden kaynaklı ücret alacağının bulunmadığı, karşı davacının marka ve patent vekilliğinden kaynaklı ücret alacağı talebinin yerinde olmadığı, TTK'nın 6161/e maddesinde, "Yılsonu finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun onaylanması, kâr payı hakkında karar verilmesi, kazanç paylarının belirlenmesi.", şirket genel kurulunun devredilmez yetkileri arasında sayılmış olup, somut olayda şirket karının dağıtımınına ilişkin genel kurul karan bulunmadığından karşı davacının kar payı alacağı talebinin de yerinde olmadığı kanaatine varıldığından karşı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı/karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin kararının asıl dava yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının müvekkili şirketteki marka ve patent vekilliği yaparken bağımlılık yükümlülüğüne aykırı hareket ederek müvekkili şirkete zarar vermek kastıyla hareket ettiğini, tüm müşterilerini ... Uluslararası Dan. Hizm. Ltd. Şti.'ne aktardığını, davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin apaçık belli olduğunu, tanık ...'nın da davalının şirket kurmuş olabileceği yönündeki beyanlarının dikkate alınmadığını, davalının müvekkili şirketle aynı görevi ifa eden ve aynı hizmet tanımına sahip ... Uluslararası Dan. Hizm. Ltd. Şti'ni kız kardeşinin üzerine yapıldığını, davalının aynı zamanda müvekkili şirkette ortak olması nedeniyle şirket hesaplarına ait internet bankacılığı şifrelerini yıllarca sadece kendisi tarafından kullanıldığını, şirketteki işinden ayrılmasından sonra şirketten dayanaksız olarak para çektiğini, kardeşi olan .....'un şirketten istifası üzerine hesabına 3.800,00 TL aktardığını, ayrıca 14.605,15 TL kıdem tazminatı ödemesi yaptığını, müvekkili şirketin marka ve patent danışmanlık hizmeti verdiğini, davalının bağımlılık yükümüne aykırı ve zarar verme kastıyla hareket etmesinden ötüre tüm müşterilerin .... Uluslararası Dan. Hizm. Ltd. Şti.'nden hizmet almaya başladıklarını, dosyaya bu yönde belge sunduklarını, davalının tüm müşterilerine e-mail yoluyla müvekkili şirketten ayrıldığına yönelik e-mail attığını, diğer e-maillerin görülemediğini, davalı şirketten ayrılırken şirket adına kayıtlı ....plakalı araca da el koyduğunu, aracı teslim etmediğini, davalının şirkette ki görevinden istifa ettiğinden 2008 yılına ait muhasebe kayıtları ile şirketin karar defterini yanında götürdüğünü, tüm bildirimlere rağmen iade etmediğini, bu nedenle müvekkili şirketin kesmesi gereken faturalar kesilemediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini ve ayrıca davalı karşı davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı/karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin kararının karşı dava yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin aldığı maaşın sadece müdürlük maaşı olduğunu, 2003 yılında müvekkilinin şirket müdürlüğü yanında patent ve marka vekili olarak da görev üstlendiğini, bu görevden ötürü kendisine maaş ödenmediğini, mahkemenin bu hususu dikkate almadığını, mahkemenin şirket müdürü maaşına herhangi bir itirazı olmadığı yönündeki değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, hem şirket müdürlüğü hem de patent vekilliğinden ötürü 3.500,00 TL maaş almasının yapılan işler kapsamında yeterli olmadığının açık olduğunu, müvekkili tarafından Ankara 64. Noterliğinden 12.05.2016 tarihinde çekilen patent ve marka vekilliği alacağına yönelik ihtara karşı tarafın herhangi bir itirazının bulunmadığının mahkemece dikkate alınmadığını, ayrıca şirket karının dağıtımına ilişkin genel kurul kararı bulunmadığından kar payına yönelik alacak talebinin reddine yönelik karar hatalı olduğundan bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini ve ayrıca davacı karşı davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/karşı davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı/karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile haksız rekabetten kaynaklanan tazminat istemine, karşı dava, şirket kar payı alacağı, marka ve patent vekilliği hizmetinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davalı-karşı davacı açmış olduğu karşı davasında, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin tahsilini talep etmiş olup Mahkemece talep edilen miktarın dahi reddine karar verilmiş olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL'nin altında kalmaktadır. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-karşı davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Karşı dava yönünden davalı/karşı davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2.Asıl dava yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı karşı davalıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalı karşı davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!