11. Hukuk Dairesi 2023/2349 E. , 2024/5200 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2239 Esas, 2022/2892 Karar
HÜKÜM : Davanın usulden reddi(Yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2021/469 E., 2022/143 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun süre yönünden reddine, davalı vekilinin başvursunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının, diş hekimi olduğunu, diş tedavisi için kendisine gelen hastalarına hile ile hasta ve tedavi formları adı altında boş senet imzalatarak yüksek meblağlar ile doldurup icra takibine koyduğunu, senetler üzerinde oynama ve tahrifat yaptığı, hastalarından parasını aldığı halde tedavileri yarım bıraktığını, hatalı tedavi işlemleri yaptığını, haksız ve hukuka aykırı kazanç elde etmeye çalıştığını, dolandırıcılık, sahtecilik v.b. iddialarla hakkında birçok dava, soruşturma ve kovuşturma dosyası açıldığını, bu hususta hem basında hem de sosyal medya da haber olduğunu, yine bu iddialarla alakalı onlarca icra dosyasında taraf olan biri olduğunu, müvekkillerinin de bu şekilde mağdur edildiğini, müvekkilleri aleyhine İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün 2021/26850 E. ve 2021/26851 E. sayılı dosyalarından icra takibi başlatıldığını, müvekkillerinin borcunun bulunmadığını belirterek davanın kabulü ile müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin görevli olmadığını, müvekkilinin uzun yıllardır mesleğini icra eden başarılı biri olduğunu, davacılar tarafından dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmadan dava açıldığını, takiplere konu alacaklarının kesin delil niteliğinde olan kambiyo senedi vasfındaki bonolarla ispatlandığını, bonoların veriliş sebebinin hasta hekim ilişkisine dayanmadığını, davacılara borç para verdiğini, davacıların bu durumun aksini aynı kuvette olan kesin delil niteliğindeki deliller ile ispat etmesi gerekirken davacılar tarafından kesin yahut ispata elverişli hiçbir delil sunulamadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüketici tarafından menfi tespit talebi ile 17.11.2021 tarihinde dava açılmış olmakla, 7251 sayılı Kanunun 59 uncu maddesiyle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a (6502 sayılı Kanun) eklenen 73/A maddesi hükmünün 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe girdiği, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A-2 maddesindeki "Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir" ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (6502 sayılı Kanun) 73/A maddesi düzenlemesi nedeniyle, iş bu davanın söz konusu yasa değişikliğinin yürürlük tarihinden sonra arabulucuya başvurulmadan açıldığı ve kanunda sınırlı olarak sayılan arabuluculuk müessesesine başvuru hususunun aranmadığı istisnai davalardan olmadığı gerekçesiyle zorunlu özel dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın menfi tespit davası olduğunu, bu nedenle arabuluculuk dava şartının bu dava yönünden bulunmadığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesine rağmen davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmediğini, davanın görevsiz mahkemece görüldüğünü, bu nedenle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekili tarafından 2 haftalık istinaf süresi geçtikten sonra katılma yoluyla istinaf talebinde bulunulduğu, davacıların katılma yoluyla istinaf dilekçesinin süresinde verilmediğinden reddine karar verilmesi gerektiği, davalının istinaf başvurusuna gelince; davanın reddine karar verilmesi nedeniyle davalının yaptığı yargılama gideri varsa yargılama giderine, ayrıca kendini vekille temsil ettiren davalı yönünden maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususta karar verilmediği, karara davalı lehine vekalet ücreti eklenmesi gerektiği gerekçesiyle, davacıların katılma yoluyla istinaf dilekçesinin süresinde verilmediğinden reddine, davalının istinafının başvurusunun kabulü ile karar kaldırılarak yeniden esas hakkında; açılan davanın zorunlu özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; görev hususunun incelenmediğini, davaya konu bonoların hasta hekim ilişkisi nedeniyle değil davacılara ayrı ayrı verdiği borçlar nedeniyle düzenlendiğini, uyuşmazlığın çözümünde asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde hangi mahkemelerin görevli olduğu noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun(6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi.
3. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!