11. Hukuk Dairesi 2023/232 E. , 2024/3884 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1752 Esas, 2022/1694 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/208 E., 2021/478 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, davalı şirketten cari hesaptan kaynaklanan 3.226.139,68TL alacağı bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2018/138604E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibe davalı tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu, yapılan itirazın haksız ve müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, bu nedenlerle davalı şirketin taşınmaz ve araç kaydının sorgulanıp tüm taşınmaz ve araçlarının üzerine ve davalı şirketin banka hesapları üzerine de ihtiyati tedbir konulmasına, davalının Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2018/138604 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini t talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Taraflar arasında herhangi bir yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, taraflar arasında uzun zaman süren ve açık hesap olarak nitelendirilen ticari ilişki bulunduğunu, bu kapsamda bu davaya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 89 vd hükümlerin uygulanmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin 13.11.2015 tarihinde Gaziantep İli, Şahinbey İlçesi, Binevler Mah. 153 ada, 2 parselde kayıtlı 18 adet mesken ve 2 adet dükkan olmak üzere toplam 20 adet taşınmazı davacıya sattığını, taşınmaz satımı sebebi ile 13.11.2015 tarihli ve 2.201.105,00 TL bedelli fatura tanzim edildiği, davacı tarafın fatura bedeli kadar borçlu olduğunu, davacı tarafın taşınmaz alımından kaynaklı borcunu müvekkili şirkete menkul mal teslimi ile malen ödediğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinde belirtilen davalının davacıya yaptığı ödeme ve fatura karşılıkları da mahsup edildikten sonra davacının, davalıdan 2.393.325,68 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, öte yandan davalı vekili, müvekkili şirketin 3001147 seri numaralı 770.000,000 TL bedelli çekin davacı şirketin sigortalı çalışanına teslim edildiğini, daha sonra çek bedelinin elden ödendiğini ve çek aslının teslim alındığını beyan ettiği, bu hususun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200 üncü maddesi kapsamında yazılı belge ile ispatlanması gerekirken, bu şekilde herhangi bir delil sunulmadığından bu yöndeki savunmaya itibar edilmediği, yine [email protected] no.lu mail adresinden [email protected] adresine gönderilen mail ise, maili gönderen kişinin şirket temsilcisi olmadığı ve mailin içeriğine göre tek başına borcun miktarını ispatlayamayacağından hükme esas delil olarak değerlendirilemeyeceğine kanaat getirildiği, kabul edilen miktar yönünden davacının talepte bulunduğu, geçerli bir icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrine süresi içinde yapılmış geçerli bir itirazın bulunduğu, davanın süresi içerisinde açıldığı, ayrıca itirazın haksız ve alacağın likit olması nedeni ile davacı lehine %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesinin ikinci fıkrasında icra inkar tazminatının yanı sıra kötü niyet tazminatının da düzenlendiği, itirazın iptali davasında takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı aleyhine, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminata hükmedileceği, davacının, davalıya gönderdiği ve alacak isteminde bulunduğu 18.11.2015 tarihli Vakıfbank hesabından yapılan 35.000,00 TL tutarlı havalenin açıklama kısmında borç iade ibaresi, 29.01.2016 tarihli Halkbankası hesabından yapılan 30.000,00 TL tutarlı havalenin açıklama kısmında emanet alınan paranın iadesi ibaresinin bulunduğu, görüldüğü üzere bu havaleler açıkça alınan borcun ödenmesine yönelik gönderilmesine rağmen, davacı tarafça alacakmış gibi takibe ve davaya konu edildiğinden davacının bu havalelerin toplam tutarı olan 65.000,00 TL için takip başlatmasında kötü niyetli olduğuna kanaat getirildiği, gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2018/138604 E. sayılı dosyasında başlatılan takibe davalı borçlu tarafından yapılan itirazın 2.393.325,68 TL asıl alacak yönünden iptali ile, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likid olduğundan, kabul edilen miktarın %20'si oranındaki icra inkâr tazminatının (478.665,13 TL) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen 832.814,00 TL'nin 65.000,00 TL'lik kısmı yönünden kötü niyet tazminatı şartları oluştuğundan bu miktarın %20'si oranındaki kötü niyet tazminatının (13.000,00 TL) davacıdan alınarak davalıya verilmesine, reddedilen bakiye kısım yönünden şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılamanın başından beri cevap dilekçesinin ilk paragrafında beyan etmiş oldukları hususların ilk derece mahkemesi tarafından ısrarla dikkate alınmadığını, sonraki aşamalardaki beyanlarının da aynı şekilde usul ve yasaya aykırı olarak dikkate alınmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/919 E-2019/886 K. sayılı ve 17.09.2019 tarihli ilamında detaylı bir şekilde açıklandığı üzere itirazın iptali davalarının icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalar olup takipte dayanılan belgeler dışında başka belgelere dayanılamayacağını, bu hususun yok sayılarak yapılacak yargılama, toplanacak delil, taraf beyanları ve başkaca hususların değerlendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olacağını, zira davanın bu kurala göre görülmesi ve karara bağlanmasının İİK gereğince zorunlu olduğunu, davacı tarafın icra takibini başlatırken, takip talebinin 8 inci maddesinde "CARİ HESAP ALACAĞI" olarak beyanda bulunduğunu ve haciz yolu ile takibe başlanmasını talep ettiğini, icra takibinin süresinde yapılan itirazları sonucunda durdurulduğunu ve işbu itirazın iptali davasının açıldığını, ancak ilk derece mahkemesince "itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı bir dava olduğunu" kabul edilmediğini, bunun yerine taraf şirketlerin ticari defterlerini bilirkişi marifeti ile incelenmesine karar verildiğini, rapor alındığını ancak bu raporlara da (raporları kabul anlamına gelmemek kaydı ile) itibar edilmediğini, tarafların şirketler arası kesilen faturalardan söz edildiğini, EFT/havale işlemlerine ilişkin açıklama yapıldığını ve davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, ilk derece mahkemesinin davayı itirazın iptali davası yerine alacak davası gibi düşündüğünü ve alacak davasına ilişkin yargılama yaptığını, davacı tarafın açmış olduğu itirazın iptali davasına konu alacaklarını usul ve yasaya uygun olarak ispat edemediğini, cari hesap sözleşmesi sunamadığını, işbu davanın hukuki işlem temelinin çöktüğünü, mail yazışmalarını inkar etmediğini, yine davacı tarafın cari hesap sözleşmesine dayandığını ancak taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, davacı tarafın da iddiasını ispat edemediğini, ilk derece mahkemesinin buna rağmen ispat yükünün değiştiğini gerekçe göstererek davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, davacı şirket tarafından müvekkil şirkete gönderilen mailin de dikkate alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu maile karşı davacı tarafın itiraz etmediğini, davacı tarafın cevaba cevap dilekçesinde, "şirket yetkilisinin oğlu tarafından gönderilen mail ekindeki belgede belirtilen 773.000 TL fark; kesinlikle cari hesabın sona erdiğine ve kapatıldığına dair yazılı bir mutabakat niteliğinde değildir." diyerek mailin şirket tarafından gönderildiğini ve içeriğini açıkça ikrar ettiğini, zira bu mailden sonraki tarihlerde şirketler arasında hiçbir alım-satım ve EFT/havale bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin, bu beyanı, bu konuda bildirmiş oldukları delilleri incelemek ve davacı şirketin davaya cevap dilekçesindeki işbu kabul beyanına itibar etmek yerine bu hususu görmezden geldiğini, mahkeme kararının bu sebeple dosya kapsamına da açıkça aykırı olduğunu, ayrıca ilk derece mahkemesince zamanaşımı def'ileri yönünden de olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporları, karar gerekçe içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!