11. Hukuk Dairesi 2023/2318 E. , 2024/5430 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1271 Esas, 2023/187 Karar
HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/343 E., 2021/324 K.
Taraflar arasındaki icra takibine konu alacağın zamanaşımına uğramadığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılar arasındaki ticari satım sözleşmesi kapsamında verilen çekin İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün 2008/29515 E. sayılı dosyasında takibe konu edildiğini ve takibin kesinleştiğini, davalılar aleyhine gerçekleştirilen haciz işlemlerinde borcun tahsilini sağlamaya yönelik haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmadığının tespit edilmesi üzerine icra dairesince borçlular için geçici aciz vesikası düzenlendiğini, bu aciz belgesine dayalı olarak yapılan tasarrufların iptalinin talep edildiğini, müvekkilince açılan bir kısım tasarrufun iptali davasında lehe karar verildiğini, müvekkilinin dava konusu taşınmazların satışı aşamasına geçtiği sırada, borçlularca İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1005 E. sayılı dosyası ile icranın geri bırakılmasının talep edildiğini, mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen kararın kanun yolundan geçerek kesinleştiğini, bu nedenle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 33/a maddesi gereğince alacağın zamanaşımına uğramadığının tespitinin istendiğini, dava konusu icra takibinde müvekkilince gerçekleştirilen işlemler değerlendirildiğinde, alacağın zamanaşımına uğramadığının sabit olduğunu, müvekkilince davalılar aleyhine dava açılması ve davalıların, borçlu olduklarını kabul etmesiyle zamanaşımının kesildiğini, alacağın satış sözleşmesine dayanması nedeniyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, alacağın takibine ilişkin her işlem sonrası zamanaşımının yeniden başlayacağını, alacağın zamanaşımına uğramadığını ileri sürerek, alacağının zamanaşımına uğramadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davada üç adet kambiyo senedinin zamanaşımına uğramadığının iddia edildiğinden zamanaşımı iddiasının kambiyo hukuku çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, 6 aylık zamanaşımını kesecek şekilde icra dosyasında işlem yapılmadığını, İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 2018/2047 E. sayılı dosyası ile çeklerin zamanaşımına uğradığına dair verilen kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2018/15269 E. sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini, davacının 6 ayda bir işlem yaptığı iddiasının kesin hüküm nedeniyle geçersiz bir itiraz olduğunu, davacı tarafından açılan herhangi bir alacak davası bulunmadığını, dava dilekçesinde İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi ile İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinde 3 adet dava açıldığının beyan edildiğini, ancak bu davaların zamanaşımını kesen dava türlerinden olmadığını, esasen bu tartışmaların icra mahkemesi ile kanun yolları mahkemelerinde de yapıldığını, davacı tarafça aciz vesikası alınmadığını, alacağın satış sözleşmesine dayandığına ilişkin iddiaların kambiyo hukuku çerçevesinde yasal dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çek hakkındaki zamanaşımı süresi ibraz süresinin bitmesi ile başlayacağından çekin ibraz süresinin sona erdiği tarihte geçerli olan zamanaşımı süresinin nazara alınması gerektiği, somut olayda, takibe dayanak kambiyo senedi niteliğini taşıyan çeklerin keşide tarihlerinin 2008 yılına ait olduğu ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 726 ncı maddesini değiştiren 6273 sayılı Kanun'un 7 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 03.02.2012 tarihinden önce ibraz süresi dolan çeklerin altı aylık zamanaşımı süresine tabi olduğu, icra dosyasında 10.05.2012- 09.05.2013 tarihleri arasında alacaklının icra takibini sürdürme iradesini gösteren zamanaşımını kesen bir takip işlemine rastlanılmadığı, takip dayanağı çeklerin ibraz sürelerinin dolduğu tarih itibariyle uygulanması gereken 6762 sayılı Kanun'un 662 ncı maddesinde zamanaşımını kesen sebeplerin sınırlı olarak sayıldığı ve yasadaki dava tabirinden maksat eda davaları olduğu, bu nitelikte olmayan tasarrufun iptali davasının zamanaşımını kesmesi veya durdurmasının söz konusu olmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 726 ıncı maddesinde yazılı 6 aylık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacağın zamanaşımına uğramadığı sabit olmakla mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, 6273 sayılı Kanun ile 6762 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikle çeklerde zamanaşımı süresinin 3 yıla çıkarıldığını, Yargıtay kararlarında söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce ibraz süresi dolan çeklerde zamanaşımı süresinin 6 ay olacağı, ibraz süresi bu tarihten sonra dolan çeklerde ise 3 yıl olacağının belirtildiğini, bu durumda takip konusu çeklerin ibraz tarihi gereğince zamanaşımı süresinin 6 ay olduğunu ve alacaklı tarafça söz konusu Yasa'nın yürürlüğe girdiği 03.02.2012 tarihine kadar dosyada 6 ay aralıklar ile işlem yapıldığını, müvekkilince haklarında aciz vesikası alınan davalılar aleyhine tasarrufun iptali davaları açıldığını, davalıların borçlu olduklarını kabul ettiklerini, bu nedenle zamanaşımının kesildiğini, takip işlemleri sonucu borçluların haczi kabil mal varlığı bulunmaması nedeniyle aciz vesikası alındığını ve borçluların mal kaçırmak kastıyla yaptığı tasarruflara ilişkin olarak genel mahkemelerde iptal davaları açıldığını, bu kapsamda 20.11.2008 tarihinde İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/260 E. sayılı, 03.12.2008 tarihinde İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/43 E. sayılı ve 09.01.2009 tarihinde İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/777 E. sayılı tasarrufun iptali davalarının açıldığını, İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/260 E. sayılı dosyadında verilen kararla borçlu adına kayıtlı Beykoz'da kain taşınmazına ilişkin iptal kararı verilmesinden sonra icra takip dosyasında satış işlemlerine başlandığını, İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/193 E. sayılı davasında mahkemece, Yargıtay bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulü ile dava konusu taşınmazlardan Milas'taki taşınmaz bakımından tasarrufun iptaline karar verildiğini, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtayca, tasarrufun iptali bakımından icra takibi üzerinden alacaklıya yetki verilmekle icranın geri bırakılması durumunun mevcut olmaması gerektiğinin belirtildiğini, davacı tarafından icranın geri bırakılması kararına karşı genel mahkeme nezdinde dava açılmış olması halinde sonucunun beklenmesine karar verildiğini, buna bağlı olarak İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesince bu davanın bekletici mesele yapıldığını, bu davanın davanın halen derdest olduğu göz önüne alındığında, işbu dava tarihlerinden itibaren zamanaşımı sürelerinin durduğunun kabulü gerektiğini, 6762 sayılı Kanun'un 662 ncı maddesinde, davanın açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesinin zamanaşımını keseceğinin düzenlendiğini, borcun ikrar edilmesi halinde zamanaşımının kesileceği ve yeni zamanaşımının her halde 10 yıl olacağının kabul edildiğini, tüm bu hususlar değerlendirildiğinde alacağın zamanaşımına uğramadığının sabit olduğunu, mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında, davacının takip tarihi itibarıyla 6.339.415,48 TL alacaklı olduğunun belirlendiğini, alacak ilişkisinin 10 yıllık zamanaşımına uğradığını, alacağın zamanaşımına uğradığının tespiti halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece her bir müvekkili lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 2004 sayılı Kanun'un 33/a maddesine dayalı olarak icra takibine konu alacağın zamanaşımına uğramadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 33/a maddesi.
3. 6762 sayılı Kanun'un 662 ve 726 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!