11. Hukuk Dairesi 2023/22 E. , 2024/3400 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1419 Esas, 2022/1533 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Şanlıurfa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/572 E., 2022/543 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tapuda müvekkilinin eşi ... adına kayıtlı bulunan ve aile konutu olarak kullanılan eve müvekkilinin açık rızası alınmadan eşi tarafından davalı bankadan alınan krediye istinaden banka lehine ipotek tesis edildiğini akabinde borç ödenmediğinden, taşınmazın cebri icra yolu ile satılarak müvekkilinin zarara uğratıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 13.04.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 275.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın muvazaalı olduğunu, davacının muvaffakati bulunduğunu, davacının kanunların kendisine verdiği hakkı kötüye kullandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının eşi dava dışı ...'ın davalı bankadan kullandığı kredinin teminatı olmak üzere aile konutu olan taşınmaz üzerine davalı banka yararına ipotek tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı banka tarafından başlatılan icra takibinde taşınmazın cebri icra ile kredi alacağına mahsuben davalı bankaya satıldığı sabit olduğu, dosya kapsamında alınan Aydın Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğince düzenlenen rapor ile söz konusu kredi sözleşmesinde yer alan imzanın davacı ... eli ürünü olmadığı, yine dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile davacı ile dava dışı eşine ait aile konutu niteliğindeki taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 275.000,00 TL olduğu, davalı bankanın tacir olduğu, basiretli davranma yükümlülükleri uyarınca en hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu, bu nedenle davalı bankanın ipotek tesisi sırasında ipotek tesis edilecek taşınmazın aile konutu vasfını taşıyıp taşımadığını araştırma, aile konutu niteliğindeki taşınmazlar yönünden malik olmayan eşin açık rızasını alma yükümlülüğü bulunmakta olduğu, somut olayda bu hususun usulünce yerine getirilmediği, davalı bankanın davacının uğramış olduğu zarardan sorumlu olduğu, zarar miktarının cebri icra yolu ile satılan taşınmazın dava tarihindeki değeri olduğu, davacının yolsuz tescile dayanarak söz konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescilini talep etme hakkı mevcut olduğu, tazminat talep etme hakkının da mevcut olduğu, somut olayda davacı yan tarafından yalnızca tazminat isteminde bulunulduğu, zarar miktarının alınan bilirkişi raporu ile 275.000,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili banka tarafından kullandırılan kredilere teminat olarak verilen taşınmaz için İpoteğin Paraya Çevrilmesi yolu ile yasal takip işlemleri başlatıldığını ve 05.01.2017 tarihindeki ikinci satışta başkaca alıcının çıkmaması üzerine taşınmazın müvekkili banka tarafından alacağına mahsuben alındığını, davacının işbu dava ile kötü niyetli hareket ettiğini, çünkü davacının ilgili taşınmaza ilişkin banka şubesine vermiş olduğu açık rızasını gösteren 01.09.2014 tarihli imzasını taşıyan Muvafakatnamesi olduğunu, davacının taşınmazın kredilere ipotek olarak verilmiş olduğunu bilmiyor olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkil banka tarafından taşınmazın değeri için taşınmazda ekspertiz yaptırıldığını, dava /dışı borçlu firma yetkilisi ve aynı zamanda davacının eşine kıymet takdir raporları ve satış ilanları tebliğ edildiğini, tüm bu işlemlerden davacının bilgisi olduğunu, yerel mahkeme imza incelemesi için dosyayı teknik açıdan yetersiz kuruma gönderdiğini, mahkeme dosyasına ibraz edilen bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, müvekkil kurum tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler üzerinde herhangi bir incele yapılmadığını, dosyanın Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesine gönderilerek imza incelemesinin yaptırılması gerektiğini, bilirkişi tarafından taşınmaza oldukça yüksek bir değer biçildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(4721 sayılı Kanun)'nun 194'üncü maddesi hükmü ile eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğünün "Aile birliğinin ve malik olmayan eşin barınma hakkınının korunması" amacıyla sınırlandırıldığı, malik olmayan eşin ayni değil şahsi hakkı bulunduğu ve bu hak kapsamında ancak ipoteğin tesisine ilişkin sözleşmenin geçersizliğinin kanıtlanması halinde iptalini talep edebileceği, taşınmazın değerini talep hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki beyanlarla, davanın reddi kararının Yargıtayın yerleşik kararlarına aykırı olduğunu, emsal kararlarda olduğunu gibi taşınmazın dava tarihindeki değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, aile konutu olarak kullanılan ev ile ilgili eşin açık rızası alınmadan diğer eşin davalı bankadan alınan krediye istinaden banka lehine ipotek tesis edilmesi ve taşınmazın cebri icra yolu ile satılması sonucunda rızası alınmayan eşin taşınmazın değerini talep hakkı bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 194'üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dava, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine davalı banka tarafından davacı eşin açık rızası alınmaksızın konan ipotek uyarınca yapılan icra takibi neticesinde ipotekli taşınmazın satılmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/2-2056 Esas, 2015/1201 Karar ve 15.04.2015 günlü kararında da açıklandığı üzere, 4721 sayılı Kanun'un 194'üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu şerhi “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki fiil ehliyetleri sınırlandırılmıştır. Sınırlandırma aile konutu şerhi konulduğu için değil, zaten var olduğu için getirilmiştir. Bu nedenle, aile konutu şerhi konulduğunda, konulan şerh “kurucu” değil “açıklayıcı” şerh özelliğini taşımaktadır. Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, “emredici” niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak “belirli olan” bir işlem için verilebilir.
2. 4721 sayılı Kanun'un 193'üncü hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte aynı Kanun'un 194'üncü maddesi hükmü ile eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, “aile birliğinin korunması” amacıyla sınırlandırılmıştır. Aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun ipotek edilmesi gibi “tek başına” bir ayni hakla sınırlandıramaz. Bu sınırlandırma “ancak diğer eşin açık rızası alınarak” yapılabilir.
Her ne kadar ipotek doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin kötüniyetli ve muvazaalı işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle ipotek işlemine diğer eşin “açık rızası” şarttır. Eş söyleyişle eşin “açık rızası alınmadan” yapılan işlemin “geçersiz olduğunu” kabul etmek zorunludur.
3. Somut olayda, mahkemenin kabulünde de olduğu üzere Şanlıurfa .... .... mahallesinde kain, ... ada 2 parseldeki, 1. kat 8 nolu bağımsız bölüm taşınmazın aile konutu olduğu, dava dışı eş ...'ın davalı bankadan kullandığı kredinin teminatı olmak üzere bu taşınmaz üzerine davalı banka yararına ipotek tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı banka tarafından başlatılan icra takibinde taşınmazın cebri icra ile kredi alacağına mahsuben davalı bankaya satıldığı sabittir. Bankalar tacir olup basiretli davranma yükümlülükleri uyarınca en hafif kusurlarından dahi sorumludur. Bu nedenle davalı bankanın ipotek tesisi sırasında yukarda açıklanan yasa hükmü uyarınca ipotek tesis edilecek taşınmazın aile konutu vasfını taşıyıp taşımadığını araştırma, aile konutu niteliğindeki taşınmazlar yönünden malik olmayan eşin açık rızasını alma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Davalı Banka tarafından davacının ipotek tesisine açık muvafakatının bulunduğu hususu ispatlanamadığı gibi, bankanın bu yükümlülüğünden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırır nitelikte bir delil de sunulamamıştır. İpotekli taşınmazın cebri icra ile satışı öncesinde davacı tarafından taşınmazın aile konutu olduğu iddiasıyla dava açılmasına karşın davalı tarafından icra takibine devam edilip taşınmazın satılmasına da vesile olunmuştur. Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin geçersiz olduğu, geçersiz ipotek uyarınca yapılan takip ile davacının zararına sebebiyet verilecek şekilde taşınmazın cebri icra ile satışına sebebiyet verildiği gözetildiğinde mahkemenin davanın reddine ilişkin gerekçesi yerinde olmayıp bu nedenle kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!