11. Hukuk Dairesi 2023/2185 E. , 2024/500 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret mahkemesi
SAYISI :2021/595 Esas, 2022/937 Karar
DAVACILAR : 1. ...
2. Mefa Trans Uluslararası Taşımacılık Tic. Ltd. Şti. vekilleri Avukat ...
DAVALILAR :1. Karmer Uluslararası Taşımacılık İnş. San. Dış. Tic. Ltd. Şti.
2. ... vekilleri Avukat ... ...
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM :Kısmen kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil ve davalı şirketin yurt içi-yurt dışı taşıma işleri ile uğraştığını, müvekkili şirketin taşıma kapasitesi taşıma için gerekli olan yetki belgesini almaya yeterli olmadığından bu ticari faaliyetini söz konusu yetki belgesini alma kapasitesine sahip olan davalı şirket üzerinden yürütmeyi planladığını, inançlı işlem anlaşması yapılarak müvekkili şirketin mülkiyetindeki iki adet dorse ile satın almayı planladığı iki adet çekicinin eşya taşımasında kullanılabilmesi için davalı şirketin filosu içerisinde yer alması suretiyle taşıma yapmasının kararlaştırıldığını, müvekkili şirket adına tescilli ... (eski plaka no ...) ve ... (eski plaka no ...) plakalı iki adet "Fauehuf" marka yarı römorkörün (dorse) toplam 29.800,00 TL tutarındaki 13.04.2007 tarihli iki adet fatura karşılığı davalı şirkete devredildiğini, noterde satışının yapıldığını, ancak inançlı işlem anlaşması gereği fatura bedellerinin ödenmediğini, müvekkili şirketin Koluman Şirketinden 2007 model, plaka numaralarının ... ve ... olan iki adet ...-Benz Axor 1840 LS tipi çekicinin davalı şirket adına ancak müvekkili şirket hesabına satın alındığını, söz konusu çekicilerin peşinatı olarak toplam 40.000,00 euronun müvekkili şirket tarafından Koluman Şirketine ödendiğini, bakiye satış bedeli olan 92.000,00 euronun ise finans kuruluşundan davalı şirket adına taşıt kredisi olarak çekilip satıcı Koluman Şirketine ödendiğini, bu kredinin geri ödemesinin aylık 2.312,45 euro olmak üzere 48 ay vadeli toplam 110.998,44 euro olarak yapıldığını, müvekkili şirketin söz konusu kredi sözleşmesinin müşterek borçlusu ve kefili olduğunu, kredi geri ödemelerinin tamamının müvekkili ... tarafından önce davalı şirketin ve şirket yetkilisi ve hissedarı davalı ...'nun hesaplarına bazen euro cinsinden bazen de TL olarak havale edildiğini, söz konusu taksitlerin davalı şirket tarafından kredi veren şirkete ödendiğini, euro cinsinden havalelerin genellikle ...'ın ... ... Şubesi'ndeki 9006972 numaralı euro hesabından, bazılarının ise aynı banka şubesindeki ...-... ... ortak hesabı olan 9089314 numaralı euro hesabından ... ... tarafından ... adına davalı şirketin ... Pınarbaşı İzmir Şubesindeki 9098272 numaralı euro hesabından yapıldığını, birkaç havalenin ... tarafından elden yapıldığını, TL cinsinden havalelerin ise genellikle (birkaç havale farklı hesaptan veya elden yapılmış) ...'ın ... ... Şubesindeki 6611096 nolu TL hesabına veya davalı şirket yetkilisi ...'nun aynı şubedeki 6691844 numaralı hesabına yapıldığını, bazı taksit tutarların ise dava konusu araçların ticari faaliyetleri ile ilgili fatura bedellerinin müşterilerce havale edildiği davalı şirketin ... ... Şubesi'ndeki 9087868 numaralı euro, 9087869 USD, 6297829 numaralı TL hesaplarından doğrudan kredi veren finans kuruluşuna ödendiğini, anlaşmaya konu dorse ve çekicilerle yapılan bütün ticari taşımaların faturasının davalı şirket tarafından düzenlendiğini, fatura bedellerinin ise adına fatura düzenlenen müşteriler tarafından davalı şirket adına ... ... Şubesi'nde açılmış bulunan bu hesaplara yatırıldığını, davalı şirketin bu hesabı kontrol etmesi ve paraları dilediği gibi kullanması için müvekkili şirket yetkilisi ...'a her yıl vekaletnameler verdiğini, vekaletnamelerle dava konusu dorseli çekicilerin ticari faaliyetleri ile ilgili bütün gelir ve giderlerin yapıldığını, yukarıdaki banka hesabındaki kontrolünde bulundurdukları araçların ticari faaliyetleri ile ilgili olarak her türlü harcamanın bu hesaplardan ve kendi şahsi hesaplarından yapıldığını, dava konusu ... ve ... plakalı iki adet yarı römorkörün davalı şirkete devrinden hemen sonra noter satış masrafı, kasko poliçe giderleri, C2 belgesi düzenleme giderleri, üzerlerine “Mefa” ibareli logo yazılım giderleri, Roder muayenesi ve bakım giderleri için ...'ın banka hesabından davalı şirketin banka hesabına 14.05.2007 tarihinde 4.075,13 TL, 19.06.2007 tarihinde 8.966,00 TL olmak üzere toplam 13.041,13 TL havale yapıldığını, ayrıca dava konusu dorse ve çekiciler ile ilgili motorlu taşıt vergileri, sigorta poliçe primleri, çekicilerin şoförlerinin maaşları, her türlü işçilik hakları, araçların bakım ve onarım giderleri, C2 belgesinin harçları, trafik cezaları vs. araçlarla ilgili tüm giderlerin davacı ... tarafından ödendiğini, ... plakalı çekici için kesilen trafik cezasının müvekkili ... tarafından TEB Kozyatağı İstanbul Şubesi'ne ödendiğini, gerçekte davacıya ait olan dava konusu yarı römorkörlerin ve çekicilerin davalı şirketin unvanı altında ticari faaliyetler ile ilgili bütün gelir ve giderlerin davalı şirket tarafından verilen vekaletnameye dayanılarak müvekkili ... tarafından kontrol ve idare edildiğini, davalı şirkete anlatıldığı gibi müvekkilinin ticari faaliyette bulunma imkanı sunmasının bedeli olarak yurt dışı taşıması için her tır karnesi alımında 75,00 euro tutarında tır karnesi komisyonu, yurt içi nakliyede her servis başına 50,00 TL tutarında komisyon, her araç başına her ay 54,00 EURO tutarında CMR komisyonu ödendiğini, aylık 1.500,00-2.000,00 euro arasında davalıya ödemeler yapıldığını, ancak davalı şirketin Temmuz 2011 tarihinden bu yana araçları ticari işlerde (taşıma) kullanmaya son verdiğini, dava konusu 4 aracı da fiilen müvekkili ...'a teslim ettiğini, araçların halihazırda müvekkilleri tarafından İstanbul'da güvenli bir yerde muhafaza altında tutulduğunu, defalarca istendiği halde davalı tarafın, dava konusu araçların müvekkili şirkete resmi devir işlemlerini yapmaktan kaçındığını, ticari faaliyete son verilmiş olması nedeniyle aylık ortalama 7.500,00 TL kazançtan mahrum olunduğunu belirterek, dava konusu 4 adet aracın davalı adına olan tescillerinin iptal edilerek müvekkili şirket adına tescil edilmesine, bu isteğin kabul görmemesi durumunda dava konusu römorkörlerin fatura bedelleri, dava konusu çekicilerin satın alma bedeli olarak (peşinat ve kredi geri ödemesi taksitleri) müvekkilleri tarafından davalılara yapılan ödemeler, davalılara ödenen her türlü komisyon ile müvekkillerinin dava konusu araçlar için ödediği motorlu taşıtlar vergisi, sigorta poliçesi primleri, trafik cezaları, şoför maaşları, işçilik ödemeleri, araç bakım ve onarım giderleri, C2 belgesi harçları, noter satış masrafı, logo yazım gideri vs. her türlü giderin fatura tarihlerinden veya ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ... aleyhine bu davanın açılmasının mümkün bulunmadığını, araçların müvekkili şirket adına tescilli olduğunu, davanın hukuki menfaat yönünden reddi gerektiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 6 ncı maddesine göre müvekkili şirketin yerleşim yeri olan İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının soyut iddialarını ancak yazılı delil ile ispat edebileceğini, elinde yazılı bir belge bulunmadığını, inanç sözleşmesi yazılı belge ile kanıtlanamadığına göre davacının araçlarının tescilini ya da bedelini isteyemeyeceğini, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, iddiaların tamamının gerçeğe aykırı olduğunu, araçlar müvekkiline ait olup trafik kayıtlarının aksinin yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, davacının müvekkiline ait araçları kendi işlerinde kullandığını, davacının yaptığını iddia ettiği tüm masrafların müvekkiline ait araçları kullanmasından dolayı ortaya çıkan kimi giderleri ödemesinden ibaret olduğunu, uluslararası taşımacılık alanında şirketlerin birbirine bedeli karşılığında yük taşıtmalarının veya bir diğerinin aracını kullanmalarının bir çalışma yöntemi ve kiralama türü olduğunu, bu durumun ilgili piyasada normal bir durum olduğunu, yatırmış olduğu bir masraf veya ödeme varsa dahi müvekkilinin aracının davacının kendi işinde kullanmasından dolayı müvekkili adına yapılmış masraflar olduğunu, dava konusu araçlar müvekkiline ait iken halen davacının elinde bulunduğunu, davacının bu araçları tüm uyarılara rağmen halen müvekkiline iade etmediğini belirterek davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar
Mahkemece 14.11.2014 tarihli, 2014/805 E. ve 2014/521 K. sayılı kararı ile banka dekontları, noterlikle yapılan devir sözleşmesi ve faturalar incelendiğinde davalı şirket adına tescilli araçlar için davacı şirketin davalı şirkete 285.104,32 TL ödeme yaptığı, davacılardan ... ...'ın ise 29.000,00 TL’yi davalılardan ...'ya ödediği, davacının bu belgeler ile davalı adına tescilli olan araçların bedellerinin kendisi tarafından ödenmiş olduğunu ispat ettiği, araçlar davalı adına tescilli ise de ilk alım tarihinden itibaren davacı şirketin kullanımında bulunduğu, davalı taraf araçların davacıya kiralandığını iddia etmiş ise de; hangi sebeple halen kira bedellerinin alınmadığını, herhangi bir istekte bulunulmadığını açıklayamaması, herhangi bir belge sunamaması, davalı tarafça taşıma işi yapılmadığı halde asıl taşıma işi yapan davacı şirket yerine sanki davalı taraf taşıma yapmış gibi fatura düzenlenmiş olmasının aralarında bir kira ilişkisi olmadığının ispatı niteliğinde bulunduğu, C2 belgesi alamayacak durumda olan şirket taşıma işini davalı şirket üzerinden yaptığından davalı adına faturaların düzenlenmiş olduğu, davalı taraftan ödenen bedellerin istenebileceği sonucuna varıldığı, bu nedenle dava konusu olan ... ve ... plakalı yarı römorkörler ile ... ve ... plakalı çekiciler davalılara iade edilmek ... ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile, terditli açılan davada davacı taraf davayı alacak davası olarak yönelttiklerini açıklamış olduğundan alacak davasının kabulüne; 71.000,00 TL'lik kısmın dava tarihinden itibaren, bakiyesi 214.104,32 TL'si ıslah tarihi olan 01.07.2013 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmek üzere toplam 285.104,32 TL'nin davalı şirketten alınarak davacı şirkete verilmesine, 29.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı ... ...'a verilmesine (araçların davalı şirkete iade edilmesi ... ile) karar verilmiş, karar davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
B. (Birinci) Bozma Kararı
Dairemizin 24.12.2015 tarih, 2015/900 E. ve 2015/13882 K. sayılı kararıyla davanın inanç sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davacılar vekilinin sebepsiz zenginleşmeye dayalı bir talebi de bulunmadığı, inanç sözleşmelerinin kaynağını Borçlar Kanunu'nun 18 ... maddesi ile 05/02/1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararından aldığını, sözü edilen bu karar uyarınca inanç ilişkisi ancak yazılı delille kanıtlanabileceğini, bu yazılı delilin tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olması gerektiğini, kısaca inanç ilişkisinin varlığını kabul edebilmek için yazılı bir sözleşmenin, açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber, bunun vukuuna delalet edecek, karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin varlığının arandığını, yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge varsa 6100 sayılı Kanunun 202 ... maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebileceği, somut uyuşmazlıkta ise davacı tarafça inanç ilişkisinin ispatı için yazılı delil sunulamadığı ... olduğu, davacılar vekili tarafından sunulan ve mahkeme kararında davanın kabulü için dayanılan delillerin de yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge olmadığının açık olduğu, dolayısıyla davacı tarafça inanç ilişkisinin varlığı ispatlanadığı, davacılar vekilince sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine de dayanılmadığına göre, mahkemece açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gerekçesi ile davalılar yararına bozulmuş, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekilince karar düzeltme yoluna gidilmiştir.
C. Karar Düzeltme Talebine ilişkin Karar:
Dairemizin 28.09.2017 tarih, 2016/5943 E. ve 2017/4838 K. sayılı kararıyla davacılar vekilinin davada sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine de dayandığının kabulü gerektiği,avalı şirket defterleri incelenmeksizin düzenlenen ve davalı vekilince itiraza uğrayan rapora itibar edilerek karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olup taraflara ticari defter ve kayıtlarını ibraz için usulüne uygun süre verilip davalı vekilinin 30.05.2014 tarihli bilirkişi raporuna itirazlarını karşılayacak ek rapor ya da ... bir heyetten rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmadığından kararın bu gerekçelerle bozulması gerekirken, yazılı gerekçeyle bozulmasının yerinde görülmediği gerekçesi ile davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile bozma kararının kaldırılarak mahkeme kararının açıklanan bu nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece (Birinci) Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 10.05.2019 tarihli, 2017/1294 E. ve 2019/574 K. sayılı kararı ile davacı şirketin C2 belgesi alamayacak durumda olması nedeniyle taşıma işini davalı şirket üzerinden yaptığı, bu nedenle de faturaların davalı adına düzenlendiği, araçlar davalı şirket adına kayıtlı ise de alındıkları tarihten itibaren davacı şirketin kullanımında olduğu, davalı tarafın savunmasının aksine taraflar arasında bir kira ilişkisinin varlığından söz edilemeyeceği, zira asıl taşıma işi yapanın davacı şirket olduğu ve sanki davalı taraf taşıma işini yapmışcasına fatura düzenlenmiş olmasının da bunun ispatı niteliğinde olduğu, davaya konu olan römorklar ile çekicilerin davalı adına tescilinin yapıldığı, alım bedellerinin ise davacı şirket tarafından banka yolu ile davalı şirketin hesabına gönderildiğinin belirlendiği, davalı şirket adına tescilli olan araçlar için davacı şirketin davalı şirkete 285.026,76 TL ödeme yaptığı, 96.902,90 euro alacağın dava tarihi olan 11.10.2011 tarihindeki (efektif satış ... üzerinden 1 Euro'nun karşılığı 2.5092 TL üzerinden hesap edilerek) Türk Lirası karşılığı 243.148,76 TL ile 70.878.000 TL'nin toplamı olan 314.026,76 TL'den davacı ...'ın davalı ...'ya ödediği 29.000,00 TL düşüldükten sonra kalan 285.026,76 TL'nin davacı şirket alacağı olduğu ve davalı şirketten istenebileceği, sunulan banka dekontlarına göre davacılardan ... ...'ın ise davalı ...'ya toplam 29.000,00 TL tutarında para havalesi yaptığı, davacı ...'ın araçlar için 29.000,00 TL’yi davalı ...'ya göndermesi nedeniyle davacı ...'ın bu bedeli davalı ...'dan isteyebileceğinin anlaşıldığı, davacılar vekilinin 19.06.2014 tarihli dilekçesi ile "30.05.2014 tarihli raporun davadaki iddialarını destekler nitelikte olduğunu, rapora karşı bir itirazlarının olmadığını, asli istekleri yerine öncelikle fer'i isteklerinin 01.07.2013 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda kabul edilmesini" istedikleri, 23.09.2014 tarihli duruşmada da "asli isteklerinden feragat ettiklerini" bildirdikleri, bu çerçevede; davacıların "sebepsiz zenginleşme" hukuki sebebine dayandıkları anlaşıldığından, davalılara yaptıkları ödemeleri sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istemelerinin mümkün olduğunun kabul edildiği, davacılar vekilinin dava dilekçesi ile birlikte tercihini Türk Lirası'ndan yana kullandığı, somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83 üncü maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk Parası ile ödenmesini isteyebileceği, buna göre dava dilekçesinde Türk Lirası üzerinden istekte bulunan davacılar vekilinin bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesi ile euro cinsinden istekte bulunmasının mümkün olmadığının kabul edildiği gerekçesi ile davacı ...’ın davalı ... hakkında açtığı davanın 29.000,00 TL üzerinden kısmen kabulü ile bu miktarın davalı ...'dan alınarak, davacı ...'a verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteğinin reddine, davacı ...'ın davalı şirket hakkında açtığı davanın reddine, davacı şirketin davalı ... hakkında açtığı davanın reddine, davacı şirketin davalı şirket hakkında açtığı davanın kısmen kabulü ile, ... (eski plakası ...) ve ... (eski plakası ...) plakalı dorseler ile ... ve ... plakalı çekicilerin davacı şirketçe davalı şirkete iade edilmesi ... ile; 285.026,76 TL’nin davalı şirketten alınarak, davacı şirkete verilmesine, bu miktarın 71.000,00 TL’sine dava tarihinden itibaren, kalan 214.026,76 TL’sine ise 01.07.2013 ıslah tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine karar verilmiş, kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E. (İkinci) Bozma Kararı
Dairemizin 17.06.2021 tarih, 2019/5175 E. ve 2021/5170 K. sayılı kararıyla mahkemece davayı, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirilmediği, davanın temelinin davalı şirkete ait ve onun adına kayıtlı araçların davacı şirkete ait olduğu iddiası olmasına rağmen, davacı ... kişinin talepleri ve talep kapsamındaki miktarlar açıklattırılmadan davaya devam olunması ve hükmedilen parsal sonuca ne şekilde varıldığının belirtilmemesi doğru olmadığı, davacının ıslahta bir miktar euro alacağının döviz faizi ile ve bir miktar TL alacağının avans faizi ile tahsilini istediği, dilekçesinin ... bölümünde ise harca esas değeri gösterdiği, bu bakımdan mahkemece davacının dava dilekçesi ile tercihi Türk Lirası'ndan yana kullandığı ve bu tercihinden dönemeyeceği şeklindeki gerekçesinde isabet bulunmadığı gibi, dava dilekçesinde miktar belirtilmemiş olup, mahkemece gerekçesi dosya içeriği ile de uyumlu olmayıp, açıklanan gerekçelerle hükmün davacı yararına bozulması gerektiği, kabule göre de, davacının zilyetliğinde bulunan araçların zilyetliğinin davalıya devri şartı ile tahsil kararı verilmesi doğru ise de; davalı yandan tahsil edilecek paraya dava ve ıslah tarihnden itibaren faiz işletilmesi yerinde olmadığı, zira, davacı zilyetliğinde bulunan aracın zilyetliğini davalı sahibine iade ettiği anda davalıya ödediği parayı talep edebileceğinden, davalı bu anda temerrüde düşeceği ve faizden sorumlu olacağı, ayrıca davalılar vekili temyiz dilekçesinde araçların zilyetliğinin kendilerine devredildiğini ileri sürdüğüne göre, mahkemece verilecek ... hükümde araçların teslim tarihi saptanıp, o tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, işin tahsiline hükmedilen para miktarının saptanmasına gelince, dosyada mevcut bilirkişi raporu denetime elverişli ve yeteri kadar açık olmadığı, davacının zilyetliği kendisinde bulunan araçların işletilmesi için gerekli giderleri davalı şirketten istemesi mümkün olmayıp, ıslahta iki aracın satın alma bedelinin finansmanı için dava dışı satıcıya ve davalıya yapılan ödemelerin talep edildiği, bunların da nasıl yapıldıysa öyle iadesi gerektiği, yani TL yapılan ödemelerin TL, euro yapılan ödemelerin ise euro olarak iadesinin gerektiği, bilirkişi raporunda bunların detaylı şekilde gösterilmesi gerektiği, ayrıca yukarıda işaret edildiği gibi davacı ... kişinin yaptığı ödemelerin kime yapıldığı ve dava konusu olayla ilgili olup olmadığı, bunları şirket adına yapmışsa kendi adına isteyip isteyemeyeceği, davalı ... kişinin sorumluluğunun neye dayandığı, davalının şirket adına ödeme kabul ettiği kabul ediliyorsa neden şahsen sorumlu tutulduğunun açıklanması gerektiği gerekçesi ile bozulmuş, tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
F. Mahkemece (İkinci) Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda belirtilen tarih ve esas karar sayılı kararı ile davacı şirketin C2 belgesi alamayacak durumda olması nedeniyle taşıma işini davalı şirket üzerinden yaptığı, bu nedenle de faturaların davalı adına düzenlendiği, araçlar davalı şirket adına kayıtlı ise de alındıkları tarihten itibaren davacı şirketin kullanımında olduğu, davalı tarafın savunmasının aksine taraflar arasında bir kira ilişkisinin varlığından söz edilemeyeceği, zira; asıl taşıma işi yapanın davacı şirket olduğu ve sanki davalı tarafın taşıma işini yapmışçasına fatura düzenlenmiş olmasının da bunun ispatı niteliğinde olduğu, davaya konu olan römorklar ile çekicilerin davalı adına tescilinin yapıldığı, alım bedellerinin ise davacı şirket tarafından banka yolu ile davalı şirketin hesabına gönderildiği, davalı şirket adına tescilli olan araçlar için davacı şirketin davalı şirkete 96.902,90 euro ve 70.878.000,00 TL tutarında ödeme yaptığı; bozulan kararda 29.000,00 TL ödemenin davacı ... tarafından yapıldığına karar verilmiş ise de; davacılar vekilinin 15.06.2022 tarihli dilekçesinde "16.978,00 TL’nin araçların satın alma-finansman gideri olarak gönderildiğini, yapılan ödemelerin davacı şirket adına yapıldığını, 29.000,00 TL’nin davacı ... tarafından çekicilerin borcuna, borç kapatma, çekici ödemesi açıklamalarıyla ödendiğini, bu ödemelerin çekicilerin finansmanı için yapılan ödemeler olduğunu" bildirdiği, dolayısıyla asıl ilişkinin davacı şirket ile davalı şirket arasında olduğu, davacı ve davalı ... kişilerin birbirleriyle ve diğer taraf şirketlerle bir ticari ilişkilerinin bulunmadığı, yani davacı ... tarafından yapılan ödemenin şirket adına yapılmış ödeme olduğu, bu nedenle kendisi adına istenemeyeceği, davalı ... tarafından kabul edilen ödemenin de davalı şirket adına alınmış bir ödeme olduğu, davacı ve davalı ... kişiler arasında esasen bir ticari ilişkinin bulunmadığı, defter kayıtlarına göre yapılan ödemelerin iki adet araçla ilgili işletme giderlerine ilişkin değil, satın alma bedellerinin finansmanına ilişkin olduğu, çekicilerin davalı şirkete 16.01.2015 tarihinde teslim edildiği gerekçesi ile davacı ...’ın davalı ... hakkında açtığı davanın reddine; davacı ...’ın davalı şirket hakkında açtığı davanın reddine; davacı şirketin davalı ... hakkında açtığı davanın reddine; davacı şirketin davalı şirket hakkında açtığı davanın ise kabulü ile 96.902,92 euronun çekicilerin teslim edildiği tarih olan 16.01.2015 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4-a maddesi gereğince Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki ...'nın döviz satış ... üzerinden TL karşılığının davalı şirketten alınarak, davacı şirkete verilmesine, 70.878,00 TL’nin çekicilerin teslim edildiği tarih olan 16.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacı şirkete verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; şirket müvekkil yönünden ıslah dilekçelerinde belirtilen taleplere uygun karar verildiği, diğer müvekkil ...'ın herhangi bir alacağının çıkmaması nedeniyle reddedildiğini, ancak her iki müvekkilin davalılara eşi olarak 46.974,60 TL vekalet ücreti ödenmesine karar verildiğini, davacı Mefatrans yönünden davalı şirket aleyhindeki taleplerinin tamamının ıslah dilekçelerine uygun olarak kabul edildiğini, yargılama sırasında davalı ...'ya husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığının ortaya çıktığı, bu durumda husumet yokluğundan davanın reddine karar verilip maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken esastan reddederek nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkil ... yönünden, müvekkilin davalı ...'ya 29.0000,00 TL ödeme yaptığını, bu ve diğer ödemelerin müvekkil şirketin name ve hesabına davalı şirkete yapıldığının bilirkişi raporları ile ... olduğunu, müvekkili ...'ın müvekkil şirketin hissedarı ve yetkilisi olduğunu, ... ...'ın ise kardeşi olduğunu, onların ortak hesabından davalı şirkete yapılan ödemelerin tamamının davacı şirketin ... ve hesabına yapıldığını, mahkemece de bu hususun kabul edilerek karar verildiğini, yargılama sırasında toplanan delillerden müvekkil ...'ın her iki davalıya husumet yöneltme ehliyetinin olmadığının ortaya çıktığını, bu durumda adı geçen davacı müvekkil yönünden husumet yokluğundan reddedip maktu vekalet ücretine hükmetmesi gerektiğini, esastan ret ve nispi vekalet ücretine dair kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kabulüne karar verilen alacak kalemi açısından hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, asıl alacaklı olan tarafın müvekkil şirket olduğunu, taraflar arasında kira sözleşmesi olduğunu ve çekicilerin 90 gün boyunca davacının uhdesinde kaldığı için müvekkil şirkete ödemesi gereken kira bedellerinin olduğunu, yapılan ödemelerin müvekkile ait araçların davacı tarafça kullanılmasından kaynaklandığını, davacıların kabulünde olduğu gibi ... bir çekicinin aylık kira bedelinin 7.500,00 TL olduğunu, ve 2 çekiciye ait aylık kira bedelinin 15.000,00 TL olduğunu, bu ödemelerin kira bedeli olmadığının kabulü halinde davacının 90 aydır çekicilerden aylık 15.000,00 TL üzerinden elde ettiği ticari kazancın, müvekkil şirketin davacıya ödeyeceği alacak miktarından düşülerek hesaplanmasına dair araştırma yapılmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sadece hesaplar üzerinde yapılan incelemede davacılar ve dava dışı ... ... hesabından müvekkiller hesabına girişlerin incelendiğini, bu eksik inceleme ile hüküm kurulmasının mümkün olmadığını, davanın başından beri talep ettikleri müvekkil şirket firmasının ... ... şubesindeki, davacıya vekalet vermek suretiyle davacı tarafından kullanılan 9087868 nolu euro, 9087869 USD, 6297829 TL nolu hesaplarından doğrudan kredi veren finans kuruluşuna ödendiği dolayısıyla bu hesaba aktarılan paraların geldiği yerlerin tespiti ve özellikle hesaba yatırılan bedellerin dikkate alınması, söz konusu hesaptan çekilen paraların kimin tarafından çekildiğinin tespitinin gerektiğini, davacı Mefatrans yönünden ise, bu şirketin davalılardan ne şirkete ne de ...'dan alacağı bulunmadığını, incelenen hesaplarda parayı gönderen kişinin davacı ... olduğu dikkate alındığında, davacı şirketin dosyada mevcut önceki raporlarda ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde davacı şirketin davalılardan bir alacağının bulunmadığının tespit edildiği, 16.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda da davacı şirket hesabından müvekkil davalılar hesabında gönderilen bir paranın olmadığının ... olduğunu, ...'ın dosyada davacı olduğunu, bu sebeple davacı ...'ın müvekkil şirkete yapmış olduğu ödemeleri davacı şirket adına yapılmış olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığını, şirketin malvarlığında bir eksilme olmadığından müvekkil şirketin davacı şirket aleyhine sebepsiz zenginleştiğini kabul etmenin mümkün olmadığını, bu nedenle davacı şirket aleyhine davanın reddi gerektiğini, dava dışı ... ...'ın ödediği 9.286,00 euronun dava konusu olamayacağını, kendi ... ve hesabından ödenen bedelin kendi adına istenebileceğinin hukuken tartışmasız olduğunu, bu sebeple bilirkişilerce hesaplamaya dahil edilmemesi gerektiğini, Mefatrans-Karmer ortak hesabından dava dışı Koluman Şirketine yapılan 40.000,00 euro ödemenin davacılar tarafından talep edilmesinin mümkün olmadığını, bu ödemenin müvekkil şirketin ticari defterlerine işlenmiş olup bilirkişi raporu ile de ... olduğunu, bu ödemenin müvekkil tarafından yapılması sebebiyle bu yöndeki talebin reddinin gerektiğini, kabul anlamında gelmemek kaydıyla dava tarihinde davacının 01.07.2013 ıslah tarihinde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre taleplerinin zaman aşımına uğradığını belirterek kararın tümden bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inançlı işlem sözleşmesi kapsamında verilen araçların iadesi, bunun mümkün olmaması halinde ise araç bedellerinin masrafları ile iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 202 ... maddesi.
2. 818 sayılı Türk Borçlar Kanunun 18 ... ve 61 ... maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Alınmadığı anlaşılan 21.456,47 TL temyiz ilam harcı ile 2.107,80 TL temyiz başvuru harcının temyiz eden davalı şirketten alınmasına,
Aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
22.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!