WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 20 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/2149 E.  ,  2024/4998 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/293 Esas, 2023/69 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorlu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/400 E., 2019/137 K.

Taraflar arasındaki tanıma ve tenfiz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; İtalya Devletinde, Monza Mahkemesi, Milano İstinaf Mahkemesi ve Monza Olağan Mahkemesi 1. Sulh Hukuk Dairesince verilen ve kesinleşen, davacının ve davalının taraf bulunduğu kararların Türkiye'de infaz edilebilmesi için tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tenfiz koşullarının oluşmadığını, İtalyan Mahkemesi kararlarında kamu düzenine aykırılık bulunduğunu, dava konusu uyuşmazlığın arabuluculuk dava şartına tabi olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde; İtalya ile Türkiye Cumhuriyeti arasında, 16.02.l929 tarih ve 1394 sayılı Kanunla onaylanan ve 03.03.l929 gün ve 1133 (III.Tertip. 10.c.362 (222)s) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak l5.05.l931 tarihinde yürürlüğe giren 1926 tarihli “Türkiye ile İtalya Arasında Adlî Himaye Adlî Makamların Hukuk ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Müzahereti ve Adlî Kararların Tenfizi Mukavelenamesi” bulunduğu, tanınması ve tenfizi istenen kararın anlaşmada öngörülen adli kararların tenfizi kapsamında bulunduğu, kararın aslı, yetkili makamlarca onanmış aslına uygun karar örneğinin noter onaylı Türkçe tercümesi, kararın onanmış kesinleşme şerhinin dosyaya sunulduğu, tanınması ve tenfizi istenen kararın kesinleştiği, davalı tarafın kendisini İtalya Mahkemelerinde temsil ettirdiği, verilen kararda kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir durum bulunmadığı anlaşılmakla tanıma ve tenfiz koşullarının oluştuğu saptanmıştır. Bu nedenlerle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu İtalya Cumhuriyeti Monza Mahkemesinin 8582/2015 kayıt numaralı ödeme emrinin infaz kararı, Monza Olağan Mahkemesi Birinci Sulh Hukuk Dairesinin 952/2016 dava dosyası numaralı, 25.07.2017 tarihli kararı ve Milano İstinaf Mahkemesinin 4903/2017 dava dosyası numaralı, 17.04.2018 tarihli, 29.08.2018 kesinleşme tarihli kararlarının tanınmasına ve tenfizine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tanıma ve tenfiz kararı verilmiş olmasına rağmen infazda tereddüt yaratır şekilde kararın niteliğinin rakamsal olarak belirtilmediğini, özellikle İtalyan Mahkeme kararlarının Türkiye Cumhuriyeti'nde kullanılan hüküm şekline uymadığından kafa karıştırıcı olduğunu, mahkeme harçlarının yanlış hesaplandığını ve yanlış ödendiğini, harç ödenmeden yapılan işlemlerin geçersiz olduğunu, davacının harca esas bir değer belirttiğini, harcı yatırmadan dava açtığını, mahkemenin ön inceleme celsesinde kesin süre verdiğini, kesin süre içerisinde yatırılan harcı yeterli gördüğünü oysa döviz kurunun farklı olduğunu, davacının yatırması gereken harç miktarının 9.231,00 TL iken 9.064,55 TL yatırdığını, davanın usulden reddi gerektiğini, tarafların İtalyan Mahkemelerinde görülen bir davada taraf bilirkişisi sıfatıyla görev yapması üzerine anlaştıklarını, davacının İtalyan Mahkemesinde bilirkişilik görevini yerine getirdiğini, davacı tarafın iddiası olan danışmanlık sıfatını aşan bu görevinde bizzat mahkemelere dilekçeler sunduğunu yargısal faaliyete katıldığını, İtalyan Usul Hukukunda üçlü bir bilirkişi sistemi kullanıldığını, tarafların birer bilirkişi gösterdiğini, mahkemenin ise bir bilirkişiyi görevlendirdiğini, bu açıdan davacının talebinin İtalyan Mahkemelerinde yaptığı göreve dair saatlik ücret olduğunu, bu ücret talebinde de çeşitli haksız talepler olmak üzere tenfizi istenen kararın tenfiz ve tanınması talebinin reddini gerektiren kamu düzenine aykırılık olduğunu, davacının görevini kötüye kullanarak İtalyan Mahkemesinin görevlendirmesiyle turist gibi kendisini göstererek Türkiye'ye geldiğini, bir keşfe katıldığını, yargısal faaliyet sürdürdüğünü, bilirkişi raporu verdiğini, davalının davacı ile Türkiye'de böyle bir faaliyet yapması için anlaşmadığını, davacının davalıyı kandırdığını, hatta davalıya bunun İtalyan Mahkemesinin bir görevlendirmesi olduğunu söylemediğini, bunun Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik haklarına yargısal alanına tecavüz olduğunu, bu işleme bizzat bilirkişinin itiraz etmesi gerekir iken davalının davacı ile iş ilişkisini öğrenir öğrenmez sona erdirdiğini, bundan başka 01.11.2017 tarihli dilekçe ile Adalet Bakanlığına başvurarak İtalyan Devleti'nin protesto edilmesinin davalı tarafından istendiğini, davacının ise İtalya'da bir alacak takibinde bulunduğunu, İtalyan Mahkemelerinin yapılan tüm itirazlara rağmen İtalya Devletinin Mahkemelerinin Türkiye Cumhuriyeti sınırlarını aşan ve egemenliğini çiğneyen şekilde davacının Türkiye sınırları içerisinde İtalyan Mahkemesi göndermesiyle keşif ve bilirkişilik yapmasının norma kabul edildiğini, İtalya'nın böyle bir görevlendirme yapabileceği gerekçesiyle alacağın kanuni olduğuna hükmettiğini, yok anlamında olan bir işlemin yapıldığı iddiasıyla alacak iddiasının dinlenemeyeceğini, kamu hukukuna dair olan itirazlarının incelenmediğini ve gerekçede bu konuda bir açıklamaya yer verilmediğini, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça, davacının İtalyan Mahkemeleri tarafından görevlendirilerek davalı iş yerine gelip inceleme yaptığına dair husus ispat edilemediğinden ve davalı tarafın aksine iddiaları dosya kapsamına uygun düşmediğinden, tenfiz talebine konu hükmün kamu düzenine aykırı olduğuna dair istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, dava tarihi itibariyle yapılan hesaplama sonucunda alınması gereken nispi harcın peşin kısmının davacı tarafça mahkemenin verdiği önel sonucunda mahkeme veznesine yatırıldığı, söz konusu yatırılan meblağın nispi tarifeye uygun olduğu, davalının buna yönelik aksine iddialarının yerinde olmadığı, kendisinin de istinaf kanun yoluna başvururken aynı miktarda istinaf harcını karşılamış olduğu infazda teretdüt oluşturabileceği gerekçesi ile yabancı mahkeme kararına ayrıntılı yer verilerek hüküm tesisi, yasal düzenlemeye ve yasanın amacına uymayacağını belirterek davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Türk kamu hukukuna aykırı kararı olduğunu, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, delillerin usulüne uygun toplanmadığını, davacının kendisine verilen kesin süre içerisinde dava dilekçesinde belirtilen yabancı para birimi üzerinden harcı tamamlamadığını, bahse konu mahkeme kararının dayandığı bilirkişi incelemesinin yapıldığı mahkeme kararı İtalyan Yüksek Mahkemesinde halen derdest olduğu ve bekletici mesele yapılmasını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tanıma ve tenfiz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 5718 sayılı Kanun'un 50 ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.