11. Hukuk Dairesi 2023/2142 E. , 2024/5411 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1283 Esas, 2022/1892 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/826 E., 2020/51 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın Büsan Sanayi/Konya Şubesi ile dava dışı ... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını ve sözleşmeye istinaden kredi kullandırıldığını, dava dışı ... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti tarafından müvekkili bankaya kredinin ödeme aracı olarak davalı ... Elektrik Tar. Mak. İnş. Elek. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti'nin keşide ettiği 30.08.2016 keşide tarihli 94.000,00 TL bedelli ve 30.10.2016 keşide tarihli 94.000,00 TL bedelli çeklerin ciro edildiğini, ... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti tarafından sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi üzerine kredi hesabının kat edilerek borçluya ihtarname gönderildiğini ve takip işlemlerine başlanıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi kapsamında çek bedellerinin davalıdan tahsili gerektiğini ileri sürerek çek bedelleri olan toplam 188.000,00 TL'nin ibraz tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı banka ile aralarında hiçbir sözleşme bulunmadığı gibi, davacı bankadan hiçbir zaman kredi de kullanmadığını, müvekkilinin dava konusu edilen çekleri ileri tarihli farklı çekler ile ... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti'ne ödediğini ki, bu çeklerin vadesi geldiğinde bankaya ibraz edilmediğini ve karşılıksız işlemi görmediğini, müvekkilinin ... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti'ne verdiği evraklar ile bu çeklerin kendisine iade edilmesi gerekirken iade edilmediğini, müvekkilinin ne ... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti'ne ne de davacı bankaya borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalının davaya konu çek bedellerini dava dışı şirkete ödediğini yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, bir başka deyişle davalının çekler nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispat etmek zorunda olduğu, dava dışı şirketin defterlerinin sunulmaması nedeniyle uyuşmazlık hakkında defterler üzerinde inceleme yapılmadığı, davalı defterlerinde ise davaya konu çeklerin kayıtlı olmadığı, bunun harcinde davalı tarafça toplam 180.000,00 TL tutarındaki çeklerin kaydedilerek alacak borç durumunun sona erdiği, bu durumun davaya konu çek bedellerinin ödendiği yönündeki iddianın ispatı için yeterli olmadığı, banka kayıtlarında çeklerle ilgili müşteriye iadeyi bekliyor ibaresinin de çek bedellerinin ödendiği iddiasının ispatı yönünden yeterli olmadığı, davalı tarafça davaya konu çekler nedeniyle sebepsiz zenginleşmediği savunmasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu çeklerin tahsil amacıyla değil teminat amacıyla davacı bankaya teslim edilmiş olması nedeniyle davacı bankanın yetkili hamil olmadığını ve bu nedenle aktif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, mahkemece alınan 27.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda çeklerin tahsil amacıyla değil teminat amacıyla davacı bankaya teslim edildiğinin rapor edildiğini ve davacı banka kayıtlarının da bu hususu teyit ettiğini, davacı tarafın rapora itiraz ve esas hakkındaki beyanlarını içeren dilekçesinde de dava konusu çeklerin teminat amacıyla davacı bankaya teslim edildiğinin davacı tarafça ikrar edildiğini, yetkili olmayan hamilin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, aktif husumet ehliyetinin re'sen nazara alınması gerektiğini ayrıca, her ne kadar mahkemece müvekkilinin sebepsiz zenginleşmediğinin müvekkili tarafından ispat edilmediğinden bahisle karar verilmiş ise de, 06.12.2019 havale tarihli bilirkişi raporu ile müvekkili açısından sebepsiz bir zenginleşmenin oluşmadığının tespit edildiğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinde çekin davacı bankaya kredinin tahsili amacıyla devredildiği iddia edilirken, banka kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile çeklerin kredi borcunun teminatı olarak alındığının tespit edildiği, özellikle davacı vekili tarafından ibraz edilen bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinden de görüleceği üzere, yargılama sırasında bizzat davacı tarafça da bu kapsamda beyanlarda bulunulduğu anlaşılmakla, çekte rehin cirosu geçerli olmadığından davacı bankanın işbu davayı açamayacağı ve bu kapsamda aktif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu çeklerin rehin cirosu ile müvekkili bankaya teslimine dair hiçbir ibare bulunmadığı, müvekkili bankanın çeklerin meşru hamili olduğunu belirterek dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1. Uyuşmazlık, keşidecisi davalı ... olan ve dava dışı ... Tarım Makineleri Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından davacı ... Vakıflar Bankası'na ciro edilen 30.08.2016 tarihli ve 94.000,00 TL bedelli ve 30.10.2016 tarihli ve 94.000,00 TL bedelli çeklerin davacı bankaya temlik cirosuyla mı, yoksa gizli (örtülü) rehin cirosuyla mı devredildiği, buradan varılacak sonuca göre davacı ... Vakıflar Bankası'nın meşru hamil olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2.Dava, 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi hükmü uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3.6102 sayılı Kanun'un 684, 689, 818 inci maddeleri.
4.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/11-589 E., 2024/212 K. ve 24.04.2024 tarihli kararı.
3. Değerlendirme
1.... yazılı senetlerin devredilmesinde söz konusu olan ciro, yapılış amacı yönünden temlik, tahsil ve rehin cirosu olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Amaç senedin mülkiyetini ve senette mündemiç alacak hakkını devretmek ise "temlik cirosu" söz konusudur. 6102 sayılı Kanun'un 684/1 inci maddesi; "ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün haklar devrolunur" hükmünü haizdir. Buna göre temlik cirosu ile senedin mülkiyetinin ve senedin içerdiği hakkın devri için ciro işlemi yanında taraflar arasında devir sözleşmesinin bulunması ve senet zilyetliğinin geçirilmesi gerekir. Temlik cirosu ile ciranta artık senedin nihai alacaklısı sıfatını kaybeder ve ciro yaptığı şahsa ve ondan sonra gelecek olanlara karşı sorumlu olur. Ciro şerhinden aksi anlaşılmadıkça her ciro, kural olarak temlik cirosu hükmündedir.
2.Rehin cirosu, poliçeye ilişkin hükümler kapsamında 6102 sayılı Kanun'un 689 uncu maddesinde düzenlenmiştir. Bononun niteliğine aykırı düşmemek koşuluyla uygulanacak poliçe hükümlerinin sayıldığı 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinde aynı Kanun'un 689 uncu maddesine atıfta bulunulduğu için bononun da rehin cirosuyla devri mümkündür. Buna karşılık çeke uygulanacak poliçe hükümlerinin sayıldığı 6102 sayılı Kanun'un 818 inci maddesinde aynı Kanun'un 689 uncu maddesine atıfta bulunulmadığı için çekte rehin cirosu mümkün değildir. Bunun en önemli nedeni görüldüğünde ödenmesi gereken ve kısa ibraz sürelerine tâbi olan çekin bir ödeme aracı olmasıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2021 tarihli ve 2017/(19)11-831 E., 2021/1622 K. sayılı kararı).
3.Çekte açık veya gizli (örtülü) rehin cirosu geçersizdir. Buna karşılık diğer kambiyo senetlerinde olduğu gibi çekte de teminat amacıyla inançlı temlik cirosu yapılabilir. Bu itibarla her ikisi de görünüşte temlik cirosu olarak yapıldığından bu cironun teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu yoksa gizli (örtülü) rehin cirosu mu olarak nitelendirileceği önemli bir husustur. Başka bir deyişle görünüşte temlik cirosu şeklinde olan bir cironun gizli (örtülü) rehin cirosu mu yoksa teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu olduğunu tespit etmek, ekonomik işlevleri aynı olmakla birlikte özellikle çeklerde bu ciroların hukuki sonuçlarının çok farklı olması göz önüne alındığında büyük önem taşıdığı ortadadır. Gerçekten de çeklerde yapılan cironun gizli (örtülü) rehin cirosu kabul edilmesi hâlinde ciro geçersiz olurken; teminat amacıyla inançlı temlik cirosu olarak kabul edilmesi hâlinde ise geçerli bir cironun varlığından söz edilecektir. Her ikisi de teminat vermek amacıyla yapılan ve birbiriyle karıştırılma ihtimali yüksek olan bu iki tür ciroyu birbirinden ayırmak için tarafların iradesine bakılmalıdır. Tarafların kullandığı "rehin" ve "teminat" sözcüklerinde gizli (örtülü) rehin cirosunun, "temlik" sözcüğünden ise teminat amaçlı inançlı temlik cirosunun varlığı sonucu çıkarılmamalıdır. Bu kapsamda bankaların kredi müşterileri ile düzenledikleri çek tevdi bordroları da tek başına çekin rehin cirosu olduğunu göstermemektedir. Zira 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince; bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Gerçekten de uygulamada çoğu zaman yapılan ciroya ilişkin terimlerin seçiminde özen gösterilmemekte ve bu terimler yanlışlıkla birbirlerinin yerine kullanılabilmektedir.
4.Çek üzerine yapılan görünüşte temlik cirosunun gizli (örtülü) rehin cirosu mu yoksa teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu olduğu hususunun tam olarak belirlenememesi hâlinde, sırf rehinde borçlunun durumunun daha avantajlı olduğu hususuna bakılarak değil, uygulamada (özellikle bankacılık uygulamasında) hangi işlemin tercih edilmekte olduğuna ağırlık verilerek karara varmak gerekir. Örneğin kambiyo senedi üzerinde tam bir hak sağlaması ve alacağın rehne göre daha kolay elde edilebilmesi sebebiyle bankalar tarafından kredi işlemlerinde, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu tercih edilmektedir. Dolayısıyla bankacılık uygulaması kapsamında taraflar arasında yapılan teminat işleminin rehin mi yoksa inançlı temlik mi olduğu hususunda ihtilaf çıkması hâlinde, inançlı temlik lehine fiili bir karine bulunmaktadır (Fahrettin Aral, "Topyekün Temlik", Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 42/1, 1992, s. 98).
5.Çekte rehin cirosu geçersiz olduğundan bir çeki rehin cirosuyla devralan kişinin yetkili hamil olmadığı hususu düzenleyen tarafından mutlak def'i kapsamında ileri sürülebilecek bir konudur. Ancak teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda devreden (inanan) ile devralan (inanılan) arasındaki inanç anlaşmasına konu olan teminat hususu, inanç anlaşmasının taraflarını ilgilendirdiğinden düzenleyen tarafından hamile karşı ileri sürülemez. Başka bir deyişle teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda senet borçlusu, devreden ile devralan arasındaki teminata ilişkin inanç anlaşmasına konu teminat hususuna dayanamaz. Zira teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda inanç anlaşması sadece devreden ve devralanın dayanabileceği bir kişisel def'idir ve hatta senet borçlusu devreden ile olan kişisel def'ilerini devralana karşı ileri süremez. Gerçekten de çekler için de uygulanacak olan 6102 sayılı Kanun'un 687 nci maddesi; "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun" hükmünü haizdir. Buna göre düzenleyen, lehtar tarafından teminat amacıyla inançlı temlik cirosu ile devredilen çeke ilişkin olarak lehtar ile olan kişisel def'ilerini iyi niyetli hamile karşı ileri süremeyecektir.
6.Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; takibe dayanak olan süresinde bankaya ibraz edilmeyen çekte davalı keşideci, davacı ise hamildir. Davacı, dava konusu çeklerin dava dışı ... Tarım Makineleri Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından kullanılan kredinin ödeme aracı olarak bankaya ciro edildiğini ileri sürerek davaya konu iki(2) adet çeke dayanarak 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi kapsamında sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca çek bedellerinin davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı ise davaya konu çeklerin tahsil amacıyla değil teminat amacıyla davacı bankaya verildiğini, davacı bankanın yetkili hamil olmadığını, çeklerin bedellerini dava dışı ... Ltd. Şti.'ye farklı çekler vermek suretiyle ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece mahkemesince ispat yükü kendisinde olan davalı tarafından davaya konu çekler nedeniyle sebepsiz zenginleşmediği savunmasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacı banka kayıtlarında çeklerin kredi borcunun teminatı olarak alındığının tespit edildiği, çekte rehin cirosu geçerli olmadığından davacı bankanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
7.Dosya kapsamından dava dışı ... Tarım Makineleri Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile davacı banka arasında kredi sözleşmesi bulunduğu ve kredi borcu nedeniyle dava konusu çeklerin davacıya ciro edildiği, çek üzerinde çekin davacı bankaya rehin cirosu ile devredildiğine ilişkin herhangi bir açıklamanın bulunmadığı anlaşılmaktadır.
8.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden dava konusu çeklerin gizli (örtülü) rehin cirosuyla değil, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu ile devredildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla dava konusu çekin dava dışı ... Tarım Makineleri Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin kredi borcuna teminat olarak alınmasının tek başına rehin cirosuna meydan vermeyeceği gözetildiğinde davacı bankanın dava konusu çekleri teminat amacıyla inançlı temlik cirosuyla devralarak hamil olduğu ve bu davada aktif husumet ehliyeti bulunduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!