WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/2125 E.  ,  2024/5759 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1138 Esas, 2022/1703 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/306 E., 2021/306 K.

Taraflar arasındaki eser sahipliğinden kaynaklı mali hakların izinsiz kullanımı nedeniyle tazminat istemli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket adına Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü nezdinde tescilli "Maden Cevherlerinin Rezerv ve Kütlesel Verilerini Saptamakta Kullanılan 3 Boyutlu Mobil Görüntüleme Sistemi Madencilik Yazılımı" adlı eserin bulunduğunu, eserin tescil tarihinin 08.03.2010 olduğunu, söz konusu yazılımın, jeolojik verileri yorumlayarak, maden rezervlerinin koordinatlarını, miktarını ve kalitesini öngörebildiğini, madencilik alanında faaliyet gösteren yerli ve yabancı firmalarla müzakerelerde bulunulduğunu ve davalılar ile ortaklık yapılmasına karar verildiğini, taraflar arasında 12.03.2010 tarihinde “Patent Hakkı Devir Sözleşmesi Mutabakat Tutanağı” imzalandığını, eserden doğan hakların taraflarca müştereken kurulacak YILDIZSAM unvanlı bir şirkete devredilmesinin, kurulacak Şirketin, Yıldızlar SSS Holdinge ait maden sahalarında ortakların mutabık kalacakları ve yazılı olarak kararlaştıracakları bedel karşılığında arama, rezerv tespiti, tenör tespiti etütlerinin ve teknolojik çalışmalarının yapılmasının, üçüncü kişilere ait maden sahalarındaki arama bulma, rezerv ve tenör tespitlerinin ücret mukabilinde yapılmasının, arama ve bulma çalışmaları sonucu tespit edilen yeni maden sahalarının şirket adına ruhsatlandırılarak işletilmesi işlerini yapmasının kararlaştırıldığını, şirketin kuruluşunu takiben yazılımın, madencilikle ilgili kısmının, bu şirkete devir ve tescil edileceğini, şirketin kurulduğunu, saha tespit çalışmaları sonucunda, 1232 adet altın verisi alınmış saha, 366 adet gümüş verisi alınmış saha, 260 adet bakır verisi alınmış saha ve 227 adet kömür verisi alınmış saha tespit edildiğini, bu sahalardan yalnızca 131 adedinin YILDIZSAM A.Ş. adına ruhsatlandırıldığını, bir kısmının davalıların yakınları ve başka şirketleri adına ruhsatlandırıldığını, diğer rezervlerin akıbetinin belli olmadığını, müvekkili şirket adına kayıtlı olan ve yer altı kültür varlıklarının tespitini kolaylaştıran "3 Boyutlu Mikrodalga/Elektromanyetik Mobil Görüntüleme Sistemi Yazılımı"nın da ortaklığa dahil edilmesine karar verildiğini, 16.06.2010 tarihinde imzalanan “Telif Hakkı Devir Sözleşmesi” imzalandığını, esere ait mali hakları, tasarruf hakları saklı kalmak kaydıyla tam ruhsat kapsamında devrettiğini, müvekkili ... ve kurduğu ekip tarafından 6 ayı aşkın bir süre saha incelemelerinin yapıldığını, süreç içerisinde doğan anlaşmazlıklar neticesinde tarafların 28.10.2010 tarihinde imzaladıkları "Taraflar Arasındaki Sözleşmelerin Sonlandırılması" başlıklı sözleşmeyle ilişkinin devamı veya sonlanmasına ilişkin yeni kararlar alındığını, 28.12.2010 tarihinde ise 22.10.2010 tarihli sözleşmenin eki mahiyetinde bir sözleşme daha imzalanarak, aralarındaki sözleşmeleri sona erdirme kararı aldıklarını, 12.09.2012 tarihinde imzalanan dört taraflı sulh anlaşması ile de ... ve SAMAŞ İç ve Dış Tic. A.Ş.nin ibrasına, 22.12.2010 tarihli sözleşmedeki maden hakları ve ruhsatlar dışındaki yükümlülüklerin karşılıklı olarak sona ermesine ve tarafların birbirlerini ibrasına karar verildiği, davalılarca yazılımların işe yaramadığı iddiasıyla sözleşmeler sona erdirilmeye çalışıldığı halde 22.12.2010 tarihinden sonra da maden sahası ruhsat başvuruları yapılmaya yoğun olarak devam edildiğini, gerek yazılımlara ait telif haklarının gerekse yazılımlara ait her türlü dokümanın derhal iadesi kararlaştırıldığı halde, bu edimin de yerine getirilmediğini, müvekkiline kendisinin tespit ettiği sahaların 3D Rezerv görüntülerinin de verilmediğini, YILDIZSAM A.Ş.'nin yüzde otuzluk hissesinin, bakiye borcunun teminatı olarak emaneten davalılara verildiğini ve borç, taşınmaz devri yoluyla tasfiye edildiği halde, hisselerin, müvekkiline iade edilmediğini, yazılım haklarını resmi olarak devretmedikleri gibi eski elemanı ile ortaklıklar kurulup yazılımların kullanıldığını, davalıların müvekkilinin yazılı iznini almaksızın eseri işlemeye devam ettiklerini, bu durumun müvekkilinin eser sahipliğinden kaynaklanan mali haklarının ihlali niteliğinde bulunduğunu, bunun haksız fiil yaratacak şekilde, çalışanları vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri, çalıştıranın veya müvekkillerinin üretim veya ticaret sırlarını ele geçirmelerini sağlamak için aldatmak suretiyle kusurla gerçekleştiğini, tarafların 28.10.2010’dan önceki durumlarına döneceklerini kabul etmek gerektiğini, ibra kaydının 22.12.2010 tarihli sözleşmede yazılı yükümlülükleri kapsaması ve bu sözleşmenin de tarafların karşılıklı olarak aldıklarını geri verme esaslarını düzenlemesi nedeniyle, haksız rekabet hükmüne uyma zorunluluklarını ortadan kaldırmayacağının ortada olduğunu, 12.09.2012 tarihli anlaşmada, maden hakları ve ruhsatlar dışındaki yükümlülüklerin ibrasına karar verildiğinden müvekkilinin maden haklarına bağlı telif ücreti talep hakkına ilişkin bir ibradan söz edilemeyeceğini ileri sürerek, her iki yazılımın telif haklarından doğacak alacaklar zımnında 140.000,00 USD ve teminat olarak devredilen şirketin %30 hissesinin reel değeri zımnında 10.000,00 USD olmak üzere toplam 150.000,00 USD'nin tahsili talep edilmiştir.

2. Mahkemenin talebi üzerine davacılar vekili sunduğu 22.12.2015 tarihli dilekçesi ile taleplerine açıklık getirmiş ve davalıların dava konusu yazılımları sözleşme dönemi içerisinde kullanmış olması karşısında doğacak telif hakkı ücreti ve sözleşme sonrasında da kullanmaya devam etmesi sebebiyle doğacak telif hakkı ücretine karşılık olarak 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 68 inci maddesi uyarınca sözleşmede öngörülen bedelin 3 kat fazlasıyla telif tazminatı olarak ödenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davaya konu hukuki ilişkinin, .... ile Samaş İç ve Dış Tic. A.Ş. arasında olduğunu, ... ile ... arasında böyle bir hukuki ilişkinin olmadığını, bu nedenle gerçek şahıslar yönünden aktif ve pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkili şirketin, maden bulan, onun tüm vasıflarını ölçen, cinsini belirleyen, rezervini ölçen bir bilgisayar programı olduğu konusunda davacı tarafça ikna edildiğini, müvekkili şirketin de bu nedenle anlaşma yaptığını, bu nedenle davacı tarafa çekler verdiğini, maden ve define olduğu belirtilerek kısa zamanda müvekkiline onlarca saha kapattırıldığını, arkasından müvekkilinin maden arama ruhsatı aldığını, bir müddet sonra bu sahaların boş olduğunun, hiçbir maden izine rastlanmadığının, sadece taş toprak olduğunun görüldüğünü, bu şekilde müvekkilinin kandırıldığını, ancak verilen paraları geri almasının mümkün olmadığını, bunun üzerine müvekkilinin verdiği çekleri istediğini, davacılardan ...’ın, bu çeklerin çoğunu başkalarına ciro ettiğini söyleyerek, elinde kalan bir kısmını iade ettiğini, söz konusu bilgisayar programının iddia edildiği gibi nitelikli bir netice veren konumda olmadığını, yapılan araştırmalarda maden olmadığı görülünce sahaların çoğunun terk edildiğini, bir kısmının da arama yapılmadan bekletildiğini, bu bilgisayar programından dolayı herhangi bir somut maden bulunmayıp bu şekli ile davacının herhangi bir somut zararının da oluşmadığını, telif hakkının ihlal edildiği gerekçesi ile açılan davanın haksız ve hukuka aykırı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanın Patent Hakkı Devir Mutabakat Metni ile sermaye taahhüdü olarak Yıldızsam’a devretmeyi taahhüt ettiği telif hakkının, 22.12.2010 tarihli sözleşme ile %30 oranına düşürülen davacı hissesi karşılığı olarak mer’i kalmaya devam ettiği, 12.09.2012 tarihli Sulh Sözleşmesi ile de maden hakları ve ruhsatlar dışındaki diğer hususlardan dolayı tarafların birbirlerini ibra ettikleri, bu durumda dava konusu yazılımların teliflerinden dolayı davalı taraftan bir talepte bulunulamayacağı, davacı yanın %30 oranındaki şirket hisselerini, teminat olarak davalı ...’a devrettiği yönündeki iddiasını tevsik edici bir kayda rastlanılmadığı gibi 22.12.2010 tarihli sözleşmede böyle bir hükme yer verilmediği davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarına itibar edilemeyeceğini, yazılımların eser olduğunun farkında olmadıklarını, arama çalışmasının yazılımla yapıldığına dair bilgi bulunmadığı sonuca varılamayacağını, gerekçesiyle iddianın kanıtlanamadığı sonucuna ulaştıklarını, mahkemece, müvekkilinin YILDIZSAM A.Ş.'deki hissesi nedeniyle telif hakkı isteyemeyeceğinin kabul edildiğini, oysa müvekkillerinin anılan şirkette hisselerinin bulunmadığını, 22.12.2010 tarihli sözleşmeyle YILDIZSAM A.Ş.nin teliften yararlanma hakkının da sona erdiğini, şirketin sadece yazılımlarla tespit edilerek sözleşme dönemi içinde ruhsata bağlanan sahaların işletilmesiyle sınırlı faaliyet yürüteceğini, telif haklarının ise müvekkili şirkete iade edileceğini, ibra hükümlerinin müvekkilinin telif hakkı talep etmesine engel olmadığını, davacının YILDIZSAM A.Ş.'deki %30 hissesini teminat olarak davalıya devrettiği iddiasını tevsik edici bir kayda rastlanmadığı yönündeki mahkeme gerekçesinin de doğru olmadığını, zira tarafların 22.12.2010 tarihli sözleşmeyle aralarındaki borç ilişkisini sona erdirdiklerini ve aldıklarını karşılıklı iade etmeyi kararlaştırdıklarını, müvekkillerinin, telif bedellerinin büyük bir kısmını çek teslim tutanaklarıyla iade ettiklerini, 9.023.000,00 TL bakiye borç kaldığını, bakiye borcun teminatı olarak davalılara, bir adet taşınmaz ipoteği ile müvekkilinin YILDIZSAM A.Ş.'deki %30'luk payını vermesinin kararlaştırıldığını, davalıların diğer şeyler gibi bu %30'luk hisseyi de devretmediklerini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarıyla tartışmalı hale gelen hususlardan birisinin de yazılımların, sözleşmenin feshinden sonra kullanıldığının davalılara ait bilgisayarlar üzerinde inceleme yapılarak ispatlanması gerektiği görüşü olduğunu, bu ispat önerisinin, marka ve telif hakkı ihlallerinde makul bir çözüm olmakla birlikte, uyuşmazlığın karakterine uygun olmadığını, yazılımların hususiyetlerine, davalı holdingdeki bilgisayar sayılarının çokluğuna ve dava dışı şirketlerde inceleme yapılmasının usul hukukuna ilişkin zorluğuna dair itirazları üzerine fiziki imkânsızlık ve uyuşmazlığın çözümüne katkısı olmayacağı sebebiyle bu tespitten sarfınazar edildiğini, diğer yandan uyuşmazlığın düğümlendiği yerin, yazılımın davalılara ait bilgisayarlarda hala kurulu bulunup bulunmadığının olmadığını, yazılımlara ait telif haklarının ve yazılımlarla elde edilen verilerin iade edilmeyerek müvekkilinin eserinden yararlanma hakkının engellenmesi halinin ve davalının işlenmiş verilerden sözleşmeden sonra da yararlanmayı sürdürmesinin tespit edilmesi gerektiğini, yazılımların iade edilmediğinin sabit olduğunu, davalıların, sözleşmenin feshinden sonra bu verileri kullanıp kullanmadıkları, yani eserin semerelerinden yararlanıp yararlanmadıklarını tespit için de MİGEM kayıtlarına başvurulduğunu, 28.10.2010 tarihli sözleşmedeki koruyucu hükümlerin mahkemece görmezden gelindiğini, yazılımların müvekkiline iade edilmesinin, tek başına müvekkilinin uğradığı zararı gidermeyeceğini, davalıların yazılımla elde edilen menfaatlerden yararlanmaya son vermelerinin de gerektiğini, dosyaya sundukları hukuki mütalaanın dikkate alınmamasının, bilirkişi raporlarıyla arasındaki çelişkilerin giderilmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilince 22.12.2015 tarihli dilekçe ile dava dilekçesinin açıklandığı, davanın, eser sahipliğinden kaynaklanan hakların ihlal edildiği iddiasına dayalı telif tazminatı istemine ilişkin olduğu, davacının dava dışı şirketteki hisse bedeline ilişkin bir talebi olmayıp, şirket hisse bedelinin davalı tarafça izinsiz olarak kullanıldığı ileri sürülen yazılımların, rayiç bedellerinin tespitinde dikkate alınmasının talep edildiği, işbu davada talep edilen telif tazminatının ibra kapsamında kaldığının da söylenemeyeceği, davacıların YILDIZSAM A.Ş.'de hisselerinin de kalmadığı dolayısıyla İlk Derece Mahkemesinin davayı ret gerekçesinin yerinde olmadığı, davaya dayanak yapılan yazılımların, ilim ve edebiyat eseri niteliğinde bulundukları, eserlerin yaratıcısının davacı gerçek kişi olduğu, diğer davacının ise eser üzerindeki mali hakları kullanma yetkisinin bulunduğu, taraflar arasındaki anlaşmalar uyarınca eserlerin dava dışı şirket adına kaydedildiği, dava dışı şirket adına programların tesciline ilişkin sözleşmelerin taraflarca ortadan kaldırıldığı, dolayısıyla davacı tarafın aktif husumet ehliyetine sahip olduğu, işbu davanın konusunun, maden sahalarının bulunması ya da işletilmesi değil, taraflar arasındaki sözleşmeler kapsamında davalıya kullanım izni verilen yazılımların, taraflar arasındaki sözleşmeler sona erdirilmesine ve hak sahibi olan davacıların rızası ortadan kalkmasına rağmen, söz konusu yazılımların davacıya iade edilmeyip, izinsiz biçimde davalılarca kullanıldığı iddiası olduğu, davacıların çoğaltma haklarının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesi gerektiği, davacı tarafın hak sahibi olduğu yazılımların, davalı tarafça sözleşme süresinden sonra izinsiz biçimde bilgisayarlarına kurulduğu ya da daha önce kurulan programların, sözleşmenin sona ermesinden sonra kullanıldığı ispat edilemediğinden, davacının çoğaltma hakkının ihlal edildiğinin ispat edilemediği, öte yandan davalıların, taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesinden sonra yeni maden sahası bulmaları ya da maden ruhsatı almalarının da, davacı yazılımlarının kullanıldığının kabulü için yeterli olmadığı, yine dosyada mevcut bilirkişi raporlarında, dava konusu yazılımların kullanılması suretiyle maden ve kültür varlıkları bulmanın mümkün olmadığının açıklandığı da gözetildiğinde, davalının yeni maden sahası bulması ya da ruhsatlandırılmasının tek başına davacı tarafa ait yazılımların kullanıldığını göstermeyeceği, bu durumda davacı tarafın hak sahibi olduğu yazılımdan kaynaklanan mali haklarının davalı tarafça ihlal edildiğini ispat edemediğinden bir tazminat talep edemeyeceği; bir an için davacının, taraflar arasındaki sözleşmelerin geriye dönük olarak sonlandırdığı ve bu sözleşmeler kapsamında aldığı parayı iade ettiği, bu nedenle de söz konusu yazılımların bedelini talep ettiği kabul edilse dahi, bu durumda da geriye dönük olarak ortadan kaldırılan sözleşmeler nedeniyle tarafların ancak verdiklerini geri isteyebilecekleri, nitekim bu kapsamda davacının aldığı parayı iade ettiği gözetildiğinde, davacının ancak söz konusu yazılımların iadesini talep edebileceği, ancak, davacının böyle bir talebi bulunmadığı, öte yandan, davalının söz konusu yazılımları kullanmak suretiyle elde ettiği bir menfaatin varlığının da ispat edilemediği, davacının bu nedenle bir bedel talep etmesinin de mümkün olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmeler geriye dönük olarak sona erdirildiğinden artık sözleşmede belirlenen bedel de talep edilemeyeceği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararının kaldırılmasına, açıklanan bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar etmiş ve kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesine dayalı telif tazminatı istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmelerle kurulan ilişkinin sona erdirilmesi sonrasında tarafların edimlerini iade edip etmediği, sözleşmelere konu yazılım programlarının sözleşme dönemi ve sonrasında davalılarca kullanılıp kullanılmadığı, davacıların mali haklarının ihlal edilip edilmediği, davacıların telif tazminatı isteme haklarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5846 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 inci ve 68 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.