11. Hukuk Dairesi 2023/2121 E. , 2024/4502 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/61 Esas, 2022/1680 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/276 E., 2020/231 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 25 yılı aşkın bir süredir Türkiye'de faaliyet gösterdiğini, dünyanın birçok ülkesinde de ayrıca faaliyet gösteren sektöründe oldukça tanınmış bir firma olduğunu, davalıya ait 2013/68107 sayılı "DERDEVICE" ibareli markanın tescilli bulunduğu 5. sınıfta kullanılmadığını, bu nedenle müvekkilinin "DERDEVICE" markasının istenen mallar için tescil edilemediğini, tescilli bir markanın, tescil edildiği tarihi takiben, marka sahibi tarafından tescil edilmiş olduğu mal veya hizmetlerde kanunen, usulünce kullanılması gerektiğini, markanın kullanılmaması ya da kullanımına kesintisiz 5 yıl boyunca ara verilmesi halinde ise bu markanın iptali için dava açılmasının mümkün olduğunu, davalıya ait 2013/68107 sayılı markanın 14.08.2014 tarihinde tescil edilmiş olup, söz konusu markanın kullanmama temelinde iptal edilebilir nitelikte olduğunu iddia ederek davalıya ait markanın kullanılmaması nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yanın ABD menşeli bir şirket olduğu açık olmakla Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48 inci maddesi uyarınca yabancılık teminatı sunması gerektiğini, eldeki davanın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) döneminde açıldığını, daha önce 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'de (556 sayılı KHK) yer alan düzenlemenin Anayasa Mahkemesi'nce iptal ettiğini, bu sebeple 5 yıllık sürenin 6769 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 10.01.2017 tarihinden itibaren uygulanması gerektiğini, dava tarihi itibariyle markanın iptali için gerekli en az 5 yıllık sürenin dolmadığını, müvekkilince iş bu dava konusu markanın kullanılmadığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili tarafından hükümsüzlüğü talep edilen markasına ait kullanım belgelerinin davacı yanın marka başvurusunun ilanına itiraz dosyasına sunulduğunu, markanın kullanıldığını bile bile bu davanın açılmasının tamamen kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi ile tescil tarihi arasında 5 yıl 2 ayı aşkın süre bulunduğu, dolayısıyla davacı tarafından açılan markanın kullanılmama nedeniyle iptali davasının dinlenebilir olduğu, davalının, davaya konu markasını dava tarihinden önceki son 5 yıl içerisinde ciddi surette kullandığını ispatlaması veya kullanmamasını haklı bir sebep ile ispatlaması gerektiği, ciddi surette kullanımdan bahsedebilmek için piyasadaki mal veya hizmete yönelik doğrudan veya ilişkili bir kullanımın olması gerektiği ve kullanımın belirli bir pazar yaratmaya ya da mevcut pazarı korumaya yönelik olması gerektiği, marka sahibinin amacının markasını gerçekten ticarî hayatta kullanmak olsa bile markanın piyasaya etkin şeklide sunulamaması, yeterli zaman geçmesine rağmen işaretin tüketici nezdinde kalıcı hâle gelmesinin sağlanamaması, bunun sonucu olarak da markanın, mal veya hizmetlerin kaynağını gösterme işlevini yerine getirememesi halinde markanın ciddi surette kullanıldığından bahsedilemeyeceği, somut olayda davalıya ait 15.12.2019, 10.09.2019, 08.12.2017 ve 18.10.2017 tarihli faturaların markanın kullanımına mesnet delil olarak gösterildiği, dava tarihi dikkate alındığında, dava tarihinden sonraki tarihli 15.12.2019 tarihli faturanın markanın ciddi surette kullanılmasına ilişkin savunma bakımından hükme esas delil niteliğinin bulunmadığı, 10.09.2019 tarihinde 100 litre "DERDEVICE" marka sprey yüzey dezenfektanı, 08.12.2017 tarihinde 100 litre "DERDEVICE" marka sprey yüzey dezenfektanı, 18.10.2017 tarihinde 50 litre "DERDEVICE" marka sprey yüzey dezenfektanının satıldığına ilişkin üç adet faturanın pazar payı yaratacak ve ciddi surette kullanım sayılacak niteliğinin bulunmadığı, dava konusu markanın en az 5 yıllık süre zarfı içinde sadece üç adet faturaya konu satış işleminin markanın ciddi kullanımı niteliğini oluşturmayacağı, yine davalının delilleri içerisinde yer alan Türkiye Halk Sağlığı Kurumunun cevabi yazıları ve bir takım görsel çıktıların da davalı markasının pazar payı oluşturacak şekilde, tescil edildiği emtia bakımından ciddi surette kullanıldığını ispatlamaktan uzak olduğu, davalının markasını ciddi surette kullanamamasının haklı bir sebebe dayandığını da ispat edemediği gerekçesi ile davanın kabulü ile davalıya ait 2013/68107 sayılı "Derdevice" ibareli markanın kullanmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda davacının merkezi Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan bir tüzel kişilik olduğunu, yabancılık teminatının yatırılması gerektiğini, mülga 556 sayılı KHK’nın 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve 14 üncü maddesi ile yürürlükte olan 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının somut olayda uygulanabilirliği hususundaki İlk Derece Mahkemesince yapılan belirlemelerin kendi içinde çelişmekle birlikte mesnetsiz olduğunu, müvekkilin markasına ait ürünlerinin satış tarihleri ve tek seferde yapılan satışların fazlalığı düşünülürse markanın müvekkili tarafından kullanıldığının anlaşılacağını, dava konusu olan ürünlerin her zaman ve çok sık satılan ürünler olmadığını, davacı yanın işbu davayı açmakta herhangi bir hukuki yararı bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesince talepler doğrultusunda dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmediğini, eksik incelemeye dayalı karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yabancılık teminatı yatırması gerekmediği, her ne kadar 6769 sayılı Kanun'da kullanmama nedeniyle iptal ve def’i haklarını düzenleyen maddelerin yürürlük tarihi konusunda özel bir düzenleme yapılmadığı için Resmi Gazete'de yayını tarihi itibariyle yürürlüğe girdiği anlaşılmakta ise de Kanun'un Resmi Gazete'de yayın tarihinin 10.01.2017, kabul tarihinin ise 22.12.2016 olduğu dikkate alındığında, Kanun Koyucunun asıl amacının geçmişe etkili olacak şekilde kullanmama sebebiyle markanın iptalini öngördüğünün kabulünün gerektiği, markanın kullanımından söz edilebilmesi için kullanımın ciddi bir kullanım olması gerektiği, yargılama konusu markayı kapsamında bulunan hizmetler için kullandığını ispat yükünün davalıda olduğu, davalı vekili tarafından sunulan delillerin tescil edildiği emtia bakımından ciddi surette kullanıldığını ispatlamaktan uzak olduğu, davalının markasını ciddi surette kullanamamasının haklı bir sebebe dayandığını da ispat edemediği, davacının da tescilli markanın kapsamıyla aynı alanda ticari faaliyette bulunması nedeniyle bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin markayı devraldıktan sonra gücünün yettiği ölçüde kullandığını, devirden önceki kullanımın taraflarınca bilinmediğini, ürünün niteliğine göre değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markanın kullanmama nedeni ile iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!