WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/210 E.  ,  2024/3829 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI :2021/65 Esas, 2022/1442 Karar
HÜKÜM :Kabul
İLK DERECE
MAHKEMESİ :Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2018/653 E., 2020/346 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tefecilik yapan davalıdan ilk olarak 23.12.2014 tarihinde 100.000,00 TL nakit aldığını, karşılığında 23.01.2015 vadeli 115.000,00 TL bedelli bono düzenlendiğini, bu bono bedelinin müvekkili tarafından vadesinde ödenememesi üzerine aynı borç için bu kez 23.02.2015 vadeli 130.000,00 TL bedelli bono düzenlendiğini, bu bononun da vadesinde ödenememesi üzerine yerine 23.03.2015 vadeli 150.000,00 TL bedelli bono düzenlendiğini, bu bono bedelinin de ödenememesi üzerine 23.04.2015 vadeli 190.000,00 TL bedelli bono düzenlendiğini, yine bu bono bedelinin de ödenememesi üzerine 23.06.2015 vadeli 250.000,00 TL bedelli bono düzenlendiğini, bunun da ödenememesi üzerine en son 23.07.2015 vadeli 285.000,00 TL bedelli bono düzenlendiğini önceki bonoların ise geri alındığını; müvekkilinin aldığı 100.000,00 TL'lik borca karşılık neticeten verdiği 285.000,00 TL bedelli bonoya karşılık davalıya 75.000,00 TL elden nakit olarak 44.000,00 TL 27.08.2015 tarihli belge karşılığında ve ayrıca 30.000,00 TL, 14.500,00 TL, 5.800,00 TL ve 4.800,00 TL olmak üzere toplamda 174.100,00 TL ödeme yapıldığını belirterek davalı tarafından müvekkili hakkında Antalya 1. İcra Müdürlüğünün 2015/9222 E. sayılı dosyası üzerinden girişilen takipten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve fazladan yapılan 74.100,00 TL'lik ödemenin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline ve %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan olan takip dayanağı edilmeyen 144.000,00 TL bedelli bonoya dayalı alacağı sebebiyle önce 75.000,00 TL ödeme yapıldığını kalan 65.000,00 TL için yeni bir bono düzenlendiğini, 55.100,00 TL'lik ödeme üzerine senet bedelinin 10.000,00 TL'ye düşürüldüğünü belirterek 75.000,00 TL, 30.000,00 TL, 14.500,00 TL, 5.800,00 TL ve 4.800,00 TL olmak üzere toplam 130.100,00 TL tahsilat yaptığı iddiasının doğru olduğunu ancak bu tahsilatın davacı hakkındaki takibe dayanak bonoya dayalı değil 144.000,00 TL bedelli başka bir senede dayalı tahsilatlar olduğunu, bu tahsilatlar üzerine 144.000,00 TL bedelli bononun imha edildiğini, davacının belirtilen ödemeler dışında toplamda yaptığını iddia ettiği 44.000,00 TL'lik ödemeye ilişkin belgede müvekkili adına tahsilat yaptığı anlaşılan ... 5.700,00 TL'lik belgedeki ..., 30.000,00 TL bedelli belgedeki ...'nın ve 15.000,00 TL bedelli belgedeki ... ve...'in müvekkili ile aralarında husumet bulunan kişiler olduğunu, davalının böyle bir para tahsilatının olmadığını belirterek davanın reddini ve tazminata karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının başka ilişkilerden dolayı tahsil ettiğini belirtmesine rağmen belirttiği ilişkilerin davalı tarafından açıkça ispatlanamaması karşısında belirtilen tüm ödemelerin bu takibe konu borç sebebiyle yapılmış ödemeler sayılması gerektiği, buna göre davacının 23.07.2015 ödeme tarihli 285.000,00 TL'lik bonoya karşılık 10.08.2015 tarihinde 15.000,00 TL, 14.08.2015 tarihinde 30.000,00 TL, 21.08.2015 tarihinde 5.800,00 TL, 27.08.2015 tarihinde 44.000,00 TL ve tarihi belirlenemeyen ancak takipten önce yapıldığı değerlendirilen 4.800,00 TL ve 75.000,00 TL ödemelerinin olduğunun kabulünün gerektiği, buna göre toplam ödemenin 174.600,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının hakkında Antalya 1. İcra Müdürlüğünün 2015/9222 E. sayılı dosyası üzerinden girişilen takibe dayanak 285.000,00 TL bedelli bonodan dolayı bono asıl alacağının 174.600,00 TL'sinden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının talebi alacağın likit, takibin kısmen haksız bulunması sebebiyle kabul olunan miktar itibarıyla %20 oranındaki 34.920,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağın likit, tedbir kararının fiilen uygulandığının anlaşılması sebebiyle reddedilen miktar üzerinden %20 oranındaki 22.080,00 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senedin tefecilik nedeni ile alındığını, borç ilişkisinin hükümsüz olduğunu, senedin geçersizliğine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca senet nedeni ile yapılan ödemelerin iadesine karar verilmesi gerektiğini, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya verdiği cevaplarını tekrarla birlikte mahkemenin somut olayı yanlış yorumladığını, davanın reddedilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu olan bononun kanunun emredici hükümlerine ve kamu düzenine aykırılık içerdiği sabit olduğundan hukuken geçerli kabul edilemeyeceği, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin senetten dolayı açılan menfi tespit davasının tam kabulüne karar vermesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya uygunluk bulunmadığının anlaşıldığı, diğer yandan her ne kadar davacı bu senet nedeni ile 100.000,00 TL borç aldığını ve borcunun üzerinde ödeme yaptığından bahisle fazladan ödediğini iddia ettiği 74.100,00 TL nin istirdatını talep ettiği, bu yönden yapılan incelemede, icra dosyasına yapılan ödeme bulunmadığı, yapılan ödemelerin icra takibinden önce yapıldığı, her ne kadar eldeki dava dilekçesinde davacı 2014 yılında davalıdan 100.000,00 TL nakit aldığını ve bu nedenle bono düzenlendiğini, daha sonra düzenlenen bononun iptal edilerek dava konusu bononun düzenlendiğini beyan etmiş ise de, davacının Antalya Cumhuriyet Savcılığının 2015/57158 soruşturma sayılı dosyasında 05.09.2015 tarihinde verdiği ifadesinde 2014 yılından 2015 tarihine kadar davalıdan çeşitli tarihlerde %10 ve %15 aralığında aylık haftalık olarak en düşüğü 50.000,00 TL olmak üzere çeşitli meblağlarda paralar aldığını, en son olarak iki ay önce nakit 150.000,00 TL para aldığını ve geçmişten kalan borçları ile davaya konu olan 285.000,00 TL'lik senedi düzenlediklerini beyan ettiği, bu şekilde davacının dava dilekçesindeki beyanları ile savcılık beyanları arasında çelişkinin oluştuğu, ayrıca ceza davası sonucu verilen karar içeriğinde de mahkemenin ''beyan ve savunmalardan birbirlerine ne kadar borçlu, ne kadar alacaklı oldukları net şekilde anlaşılamamış olup, müşteki ve sanığın çelişkili beyanda bulunduklarını'' kabul ettiği, davacının bu nedenle ne kadar borç alıp ne kadar ödediğinin usulüne uygun delillerle ispat edilemediği anlaşılmakla istirdat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, yine aynı gerekçe ile birlikte tefeciliğin suç olduğunu bilmesine rağmen davacının davalıdan para aldığı, tarafların birbirlerinden ne kadar alacaklı veya borçlu oldukları usulüne uygun delillerle ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davacının Antalya 1. İcra Müdürlüğünün 2015/9222 E. sayılı takip dosyasına konu 23.06.2015 keşide tarihli 23.07.2015 vade tarihli 285.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı ve istirdat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının daire ve araç satış sözleşmelerini, asılları davalıda olan 140.000,00 TL ve 65.000,00 TL'lik senetleri doğruladığını ve ikrar ettiğini, ancak ödemenin takibe konu 285.000,00 TL'lik senet için yapıldığını iddia ettiğini, davacının kabul ve ikrar ettiği 140.000,00 TL ve 65.000,00 TL senetleri yok sayıp bu senetler için yapılan ödemeleri de vehim ve tahmin yoluyla dava konusu senede bağlamasının hatalı olduğunu, davacının daire ve araç satış sözleşmelerini doğruladığını, 140.000,00 TL ve 65.000,00 TL senetleri doğruladığını, davalı da ısrarla 285.000,00 TL senet için ödeme almadığını ve diğer iki senedin ise 140.000,00 TL'lik daire ve Jetta Araç için yapıldığını beyan ettiğini, istinaf mahkemesi 115.000,00 TL ödeme iddiası için yazılı delil şartı ararken, 115.000,00 TL ve 65.000,00 TL ile 140.000,00 TL senetleri ikrar eden davacının senetlerin 285.000,00 TL de toplandığı iddiasında yazılı delil aramaması usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf mahkemesinin ödeme delillerinin yazılı delillere göre değil de yorum ve vehim yoluyla değerlendirdiğini, davalının kabul ettiği ödeme ve hukuki ilişki ilk olarak 140.000,00 TL'lik daire satış ilişkisi ile başlayan süreçte davalının kendisine daire satışı yapmaması nedeniyle 140.000,00 TL senet verdiğini ve bunun 75.000,00 TL'sini elden ödediğini, sonra senedi iade edip kalan 65.000,00 TL için senet verdiğini ve bu senedin de 30.000,00 TL ve 14.500,00 TL sini ... vasıtası ile kendisine ödediğini, 5.800,00 TL'sini ... vasıtası ile ödediğini, yine 4.800,00 TL'sini de Kuyumcudan aldığını kabul ettiğini, böylece 140.000,00 TL ve 65.000,00 TL bedelli senetler için 75.000,00 TL+55.000,00 =130.000,00 TL ödeme aldığını kabul ettiğini, davalı 140.000,00 TL ve 65.000,00 TL senetlerin dava konusu 285.000,00 TL senette toplandığı iddiasını kabul etmediği gibi 285.000,00 TL bedelli senedin ikinci bir taşınmaz satış sözleşmesine dayandığını iddia ettiğini, davacının da davalının iddia ettiği ilk iki senedi (140.000,00 TL+65.000,00 TL) duruşmada imzanın kendisine ait olduğunu doğruladığı, bu senetler kısmen ödenerek dava konusu senedi verdiğini iddia ettiği, tarafların ceza yargılamasındaki beyanları dikkate alındığında aslında 140.000,00 TL senet için 130.000,00 TL ödeme yapıldığı ve bu senedin icra takibine konu edilmediğinin sabit olduğu, ikinci olarak dava konusu 285.000,00 TL bedelli senet verildiğinin de sabit olduğunu, dava konusu senedin ödendiğine ilişkin davalının hiç bir ikrar ve kabulü olmadığını, davacı ise diğer senetlerin bu senet içinde toplandığını iddia etmiş ancak yazılı delil sunamadığını, istinaf mahkemesi kararında tarafların iddiası için yazılı delil şartı ararken ve davacının bağlantılı birleşik ikrarına rağmen hukuki ilişkiyi sadece dava konusu senede bağlaması hukuka aykırı olduğunu, istinaf mahkemesinin davacının hiç bir yazılı delil sunamadığı 44.000,00 TL (savcılık beyanında belge almadığını söylemiş ve dava sırasında 27.08.2015 tarihli ... belgesini sunmuş ancak davalının imzası yoktur) halde davalının ... vasıtası ile yapılan 30.000,00 TL ödemeyi kabul ettiğini ve bu ödemenin de yapıldığını yorum ve vehim yoluyla ödemeye dahil etmiştir ki esasta ve yorumda hataya düştüğünü, mahkeme ödeme için davalının ikrarı ve yazılı belge şartını ararken bu ödeme yönünden yorumla sonuca gitmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının ödeme dekontu olarak sunduğu 44.000,00 TL için savcılıkta hiç bir şekilde belge almadığını iddia ettiği halde mahkemeye delil sunduğunu, bu durumda sonradan düzenlenen belge davalı açısından sahte olup sahte delile dayalı hüküm kurulduğunu, ayrıca müvekkil ... ve ... vasıtası ile ödeme aldığını ancak mahkemeye sunulan belgeleri kabul etmediğini ve bu belgelerde imzası olmadığını davanın başından beri itiraz ettiğini, davalının beyanında; ...'nın kendisine sadece 14.500,00 TL (ki mahkeme gerekçesinde bunu 15.000,00 TL olarak yazmıştır) ve 30.000,00 TL elden para getirdiğini kabul etmiş olup, yine 5.800,00 TL ... tarafından kendisine teslim edildiğini ancak bu ödemelerin 140.000,00 TL daire satışından kalan 65.000,00 TL'lik senet için tahsil ettiğini beyan ettiğini, İlk Derece Mahkemesi bu ödemeleri hatalı olarak dava konusu senede bağlarken aynı zamanda belgesiz ödemeyi vehim ve yorumla ve tahminle ödeme sayması hukuka aykırı olduğunu, davacının ikrarı (140.000,00 TL daire satışı ve karşılığında alınan 140.000,00 TL ve sonradan alınan 65.000,00 TL bond) ile sabit olduğu üzere taraflar arası iki hukuki sözleşme ilişkisi olduğunu, ilk sözleşme ve senet ilişkisi 140.000,00 TL ve 65.000,00 TL senet ilişkisi olup, ikinci sözleşme ilişkisi ise 285.000,00 TL dava konusu senet ve 3 daire sözleşmesi ilişkisi olduğunu, taraflar arası sözleşme ilişkisi olmasına rağmen, davacı taraf, müvekkilin tefecilikten hüküm giymesini fırsat bilerek hukuken borçlu olduğu senetlerden kurtulmaya yönelik iftira attığını, dosyaya davacı tarafından ibraz edilen ödeme belgelerinin tamamında davalının imzasının olmadığını, bu belgelerin tamamı müvekkilin husumetli olduğu kişilerce sonradan düzenlenen ve davalı açısından sahte belgeler olduğunu, istinaf mahkemesi kararı ve gerekçesinin hatalı olduğunu, davacı dava dilekçesinde 100.000,00 TL aldığı ikrarı, savcılıktaki beyanında 150.000,00 TL borç aldığı ikrarı karşısında toplam 250.000,00 TL para aldığını ikrar eden davacının bu parayı geri ödediğini yazılı delille ispatlayamadığı, buna rağmen alacağın olmadığı yönündeki istinaf kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf mahkemesi her ne kadar ceza mahkemesi kararını gerekçe göstermiş ise de ceza kararında dava konusu senetler tefecilikten dolayı alındığına ilişkin kesin bir delil ve gerekçenin olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit ve alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 68 ve 72 nci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.